Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-03-2008, 03:34 PM   #5 (permalink)
Bydigi
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 182
Üye No: 1
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100045
Rep Derecesi
Bydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond reputeBydigi has a reputation beyond repute


Standart

Özel Eğitim Dosyası

Her çocuk bir diğerinden farklıdır. Her çocuğun kendine özgü bedensel,bilişsel,sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. Bazı çocuklar bilişsel davranışlarda,duyuşsal özelliklerde,iletişim becerilerinde ve motor işlevlerde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir ya da birden fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Gelişim alanlarındaki yetersizliklerinden dolayı olumsuz yönde etkilenen çocuklarda genel eğitim hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eğitim hizmetlerine gereksinim duyulmaktadır.
Özel Eğitim, ortalama öğrenci özelliklerinden önemli derecede farklılaşan öğrencilere sağlanan bireysel olarak planlanmış ve bireyin bağımsız yaşama olasılığını en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen eğitim hizmetlerinin bir bütünü olarak ifade edilmektedir. Özel eğitim gerektiren, bir başka deyişle özel gereksinimli öğrenciler, zihin engelliler,öğrenme güçlüğü olanlar,duygusal ve davranış bozukluğu olanlar,bedensel yetersizliği olanlar,duygusal ve davranış bozukluğu olanlar,konuşma ve dil sorunlular,işitme engelliler,üstün zekalılar ve üstün yeteneği olan öğrenciler şeklinde gruplara ayrılmaktadır.
Zihin engelli çocuklar,engelli çocuklar içerisinde en popüler gruptur. Bununla birlikte bu çocukların toplum tarafından yeterince tanındığı söylenemez. Hatta bu çocuklara ilişkin bazı gerçek dışı ön yargı ve inançlar vardır. Genellikle toplum içerisinde zihin engelli çocuklar homojen bir grup olarak düşünülmektedir. Üstelik zihin engelli denilince akla ağır vakalar gelmektedir. Oysa zihin engelli çocuklar doğuştan getirdikleri kalıtsal özelliklere,sağlanan tıbbi tedavi,eğitim ve çevre olanaklarına bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar gösterirler. Bu farklılıklar içerisinde zihin engellilerin büyük bir bölümünü yaşıtlarından hafif derecede gerilik gösteren çocuk ve gençler oluşturmaktadır. Bunlar kolaylıkla farkına varılamazlar. Bu durumda gereksinim duydukları özel hizmet ve eğitim olanaklarından yararlanamazlar. Bu nedenle zihin engellilik durumunun tanımlanması önemli olmaktadır. Zihin engelliliğinin ne demek olduğunu incelersek AAMR (American Assocation Mental Retardation) olarak bilinen komitenin “gerizekalılık” terimini kullanarak yaptığı tanım ön plana çıkmaktadır; Gerizekalılık halihazırdaki işlevlerde önemli sınırlılıklar göstermektir. Bu zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı, bunu yanı sıra zihinsel işlevlerle ilişkili uyumsal beceri alanlarından (iletişim,özbakım,ev yaşamı,sosyal beceriler,toplumsal yararlılık,kendini yönetme,sağlık ve güvenlik,işlevsel akademik beceriler,boş zaman ve iş) iki ya da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur. Gerizekalılık 18 yaşından önce ortaya çıkmaktadır.”
Tanımdan da anlaşıldığı gibi zihin engelli bireylerin özel eğitim ihtiyaçları işlevsel akademik beceriler ve bağımsız yaşam becerileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. İşlevsel akademik becerilerde işlevsellikten amaçlanan öğretilecek bilgi ve becerilerin birey için günlük yaşamda,evde,toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanılabilir olmasıdır. Bağımsız yaşam becerileri ise bireyin başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürmesi için gerekli olan becerileri içermektedir.
Günlük yaşam becerileri, bağımsız yaşam becerileri kapsamında yer alan bireyin kendisi ve çevresi ile ilgili becerilerden oluşmaktadır. Günlük yaşam becerileri yiyecek hazırlama,depolama,yerleştirme,temizlik yapma,yemek pişirme,bulaşık yıkama,elbise yıkama,ütüleme,dikme,seyahat etme,satın alma,doktora gitme,marketten yararlanma gibi yaşamı sürdürebilmek için gerekli olan bütün işlevler ve ayrıca postane,banka gibi toplum kaynaklarını kullanmayı içermektedir. Zihin engelli birey, içinde yaşadığı toplumda sürekli etkileşim içerisindedir. Zihin engelli birey kendisini ifade edebildiği ve kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak karşılayabildiği düzeyde toplum içerisinde bağımsız olarak yaşayabilmesi ve kabul görmesi söz konusudur. Bunun, için bireyin günlük yaşam becerilerini kazanabilmesi gerekmektedir.
Normal çocuklar, anne-baba gibi modeller ya da onlara tanınan fırsatlar aracılığıyla gelişim evreleri içinde günlük yaşam becerilerini kazanabilmektedir. Buna karşın zihin engelli çocuklar, genellikle normal çocuklara tanınan fırsatlara sahip bulunamamaktadır. Çünkü aileler zihin engelli çocuğun günlük yaşam becerilerini nasıl kazanabileceğine ilişkin yeterli bilgiye sahip değildirler. Aileler zihin engelli çocukların bu tür becerileri yapmaları yerine genellikle onlar için kendileri yapmaktadır. Zihinsel yetersizlik kadar anne-baba ve çevrenin olumsuz tutumları ve sistemli yaşantıların sağlanamaması,zihin engelli çocukların günlük yaşam becerilerini kazanabilmelerini etkileyebilmekte ve geciktirebilmektedir.Bu yüzden zihin engelli çocukların günlük yaşam becerilerini kazanabilmeleri özel birtakım düzenlemeleri gerektirmektedir.

Zihin Engelli Çocuklar Ve Özellikleri

Zihin engellilik, gelişimsel dönemde ortaya çıkan, uyumsal davranışlarda görülen yetersizliğe ilaveten genel zeka fonksiyonları açısından normalin altında olma durumudur. Zihinsel engellilikte, gelişimsel dönem olarak kastedilen dönem 18 yaşına kadar olan süreçtir. Zeka fonksiyonlarında normalin altında olma durumu ise zeka testlerinde elde edilen zeka bölüm puanının belirlenen zeka bölüm puanından aşağıda olma durumudur. Zihinsel engelli çocuklarda uyumsal davranışlarda görülen yetersizlik ise çocuğun kendi yaşından beklenen ve içinde bulunduğu toplumun bireylerinden beklediği sosyal davranışları gösterememe durumudur.Zihinsel engellilik hastalıkların tıbbi sınıflanmasında yer almakla birlikte tıbbi bir hastalık değildir. Psikiyatrik bir bozukluk olarak sınıflandırılabilmekle birlikte ruhsal bir bozukluk değildir. Zihinsel engellilik çocukluk döneminde başlayan işlevlerdeki belirli bir durumu tanımlamaktadır.Bu durum zekadaki sınırlılıklar ile bununla birlikte görülen uyumsal becerilerdeki sınırlılıklardır.

Zihinsel engelli çocukların gelişimi hangi düzeyde olursa olsunlar normal çocuklardan farklıdırlar. Ancak bu çocukların gelişim ihtiyaçları onlarınkinden farklı değildir. Bu çocuklarda yemeğe,içmeye,sevilmeye,başarmaya,kabul edilmeye ve toplumun bir üyesi gibi yaşamaya gereksinimleri vardır. Zihinsel engelli bireylerin sosyal çevrede yaşamlarını sürdürmeleri için gereken kişilik olgunluğuna erişmeleri sözü edilen ihtiyaçların karşılanması ile mümkündür.

Zihinsel engelli çocukların fiziksel görünümleri ve sağlık durumları engelin ağırlık derecesine göre değişmektedir. Hafif derecede zihinsel engelli olan çocukların görünüş ve motor becerileri genelde normal yaşıtlarından farklı değildir.Orta ve ağır derecede zihinsel engelli olan çocuklarda ise bu durum farklı olabilir.Zihinsel engelli çocuklar, yaşıtlarına oranla daha sık hasta olurlar.Kendilerini korumayı normaller gibi bilemezler.Zihinsel engelli çocuklarda psiko-devinimsel alanlarda belirli derecede gerilik gösterirler. Büyük ve küçük kaslarını kullanmada yetersizlik gösterirler.El-göz koordinasyonunu sağlamada zorluk çekerler.Görme ve işitme gibi ek bedeni özürlere daha sık rastlanmaktadır.Zihinsel engelli çocukların konuşma ve dil gelişimleri normal yaşıtlarınkine benzer aşamaları izlemektedir.Konuşmayı normal çocuklar gibi öğrenirler,ancak zihinsel yetersizliğe bağlı olarak konuşmaları daha geç gelişmekte ve daha fazla konuşmada bozukluk göstermektedirler.Zihinsel yetersizlik arttıkça dil ve konuşma problemleri de artmaktadır.Dikkat süreleri kısa ve dağınıktır.Devamlı izleme,ödül ve değişiklik isterler.Kısa süreli bellekteki bilgileri uzun süreli belleğe aktarmada çeşitli güçlükleri vardır. Zihinsel engelli çocuklarda pek çok beceriyi normal yaşıtları gibi öğrenir.Ancak öğrenmeleri daha yavaş ve güç olmaktadır. Zihinsel engelin ağırlık derecesi arttıkça öğrenmeleri yavaşlamakta ve zorlaşmaktadır.Soyut terim,tanım ve kavramları çok güç anlamakta ve kavramaktadırlar.Somut kavramları daha kolay ve iyi kavrarlar.Kavramların somutlaştırılması bu çocukların anlamalarını kolaylaştırmaktadır.Hafif derecede zihinsel engelliler grubuna çocukların okuma-yazma,matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebilecekleri kabul edilmektedir.Orta derecede zihinsel engelliler grubuna giren çocukların ise; akademik becerilerde eğitilemezlerse de,gündelik yaşamın gerektirdiği sosyal uyum,pratik iletişim ve özbakım becerileri (giyinme,yemek yeme,kişisel temizlik becerileri vb.)gibi becerileri öğrenebilecekleri beklenmektedir.Ağır ve çok ağır derecede zihinsel engelli çocuklar ise yaşamları boyunca sürekli bakım ve yardıma gereksinim duymaktadırlar.Zihinsel engelli çocuklar sosyal hayatın gereklerini yerine getirmede yetersiz beceriler sergilerler(kendilerini ifade etme,sosyal uyumluluk,sosyal ihtiyaçlarını karşılama).Okul ve meslek yaşamlarında sık sık başarısız yaşantılar yaşamaktadırlar.Oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler.Kuralları güç oyunlara ve sosyal faaliyetlere katılamazlar.Kendilerinden küçükler ile ilişki kurmayı ve oynamayı tercih ederler.

Zihinsel engelli çocukları yetersizliklerinin ağırlıklarına göre hafif,orta,ağır ya da buna paralel olarak eğitilebilir,öğretilebilir,ağır ve çok ağır şeklinde sınıflandırabileceğimiz gibi zihin engelli çocukların gereksinim duydukları yardımın yoğunluk düzeylerine göre de sınıflandırabiliriz. Zihin engelli çocukların sınıflandırılması çocuğun eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi,bu gereksinimleri en iyi ve uygun şekilde karşılayacak şekilde eğitim programlarının hazırlanması ve çocuk için en uygun eğitim ortamının bulunması amacıyla yapılmaktadır.

Zihinsel Engelliliğe Neden Olan Bazı Etmenler

Tüm engellilerin onda birini zihinsel engellilerin oluşturduğu kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalar toplumun (saptanabildiği kadarıyla) %1’inin, hafif olgularla beraber en az %3’ünün zihinsel engelli olduğunu göstermektedir.Tüm dünya üzerinde zihinsel engelliler grubu incelendiğinde zihinsel engelli bireylerin dörtte üçünün gelişmekte olan ülkelerde bulunduğu tahmin edilmektedir.Çünkü gelişmekte olan ülkelerde nüfus artış hızının fazla olması bunda etken olduğu düşünülmektedir.
Günümüzde zihinsel engelliliğin 250’den fazla nedeni vardır. Ancak çoğu zihinsel engellilik durumunda kesin neden ya da nedenler bilinmemektedir. A.B.D’de yapılan bir çalışmaya göre hafif derecede zihinsel engellilerin yarısında, ağır derecede zihinsel engellilerin %30’unda neden bilinmemektedir.Bu durumun başlıca nedeni, insan organizmasının meydana gelişinin ve gelişiminin son derece karmaşık olmasıdır.
Zihinsel engelliliğin nedenleri engel durumuna göre değişebilir ve çok çeşitlidir. Bazı durumlarda engelliliğin oluşum nedenleri bilinmemekle birlikte genel olarak bilinen nedenler doğum öncesi,doğum sırası ve doğum sonrası oluşan nedenler olmak üzere üç ana başlık altında toplayabiliriz;
Doğum Öncesi Oluşan Nedenler; Annenin yaşı,beslenmesi,hamilelikte kullandığı ilaçlar,içki-sigara-uyuşturucu gibi alışkanlıkları,radyasyona maruz kalma,psikolojik sorunları,akraba evliliği,geçirdiği hastalıklar(özellikle hamilelikte),kazalar,travmalar,çocuk-anne arasındaki kan uyuşmazlığı,genetik olarak aileden geçen bazı özelliklerin taşınması gibi bazı nedenler sayılabilir.
Doğum Sırası Oluşan Nedenler; Erken-geç doğum,kordon dolanması,güç ve riskli doğum,doğum sırası kazalar (bebeği düşürme gibi),vakum-forseps gibi aletlerin özelikle uzman olmayan kişilerce kullanılması,doğumun hijenik olmayan ortamlarda yapılması,doktor hataları gibi nedenler sayılabilir.
Doğum Sonrası Oluşan Nedenler; Enfeksiyona maruz kalma,çocuğun geçirdiği ateşli hastalıklar,hastalıklarda yanlış ve geç müdahale,beslenme bozuklukları (yetersiz ve dengesiz beslenme),kazalar-travmalar, çok yetersiz çevre koşularını sayabiliriz.
Doğum öncesinde hamile annenin geçirdiği rubella(kızamıkçık),frengi ve toksoplazma gibi bulaşıcı hastalıkların doğrudan ya da dolaylı olarak beyni etkilemesi durumunda,beyinde hasar ya da incinmeler ağırlık derecesine ve beyinde etkin olduğu bölgeye göre, zihinsel işlevlerde geriliklere,işitme ve görme duyularında,bedensel hareketlerin kontrolünde çeşitli bozukluklara neden olabilmektedir.Aynı şekilde,çocuğun doğum sonrasında geçirdiği menenjit,beyin iltihabı(encephalitis) gibi bulaşıcı hastalıklar ve zehirlenmeler beyinde çeşitli hasarlara neden olabilmektedir.Günümüzde zihinsel engellilik durumuyla çağrışan en önemli zehir maddesi kurşun alışımlı boyalardır.Zarar etkileri belirlendikten sonra kullanımı yasaklanan bu boyalar,bazı eski mobilya ve oyuncakların hala üzerindedir.Çocuk tarafından yüksek miktarda alınan kurşun,hayati tehlikesi yanında zihinsel engelliliğe de neden olabilmektedir.
Doğum anında çocuğun oksijensiz kalması(anoxia),zor ve araçlı doğumlar, ender de olsa beyinde hasara neden olabilmektedir.Doğum anında çocuğun normal süre içersinde hava ile karşılaşması sonucunda beyindeki sinir hücreleri oksijensiz kalmaktadır.Bu durumda havasız kalma süresinin uzunluğuna göre ölüm ya da beyinde çeşitli hasarlar meydana gelmektedir.
Sağlıklı bireylerde alınan besin maddeleri vücutta belirli bir biçim ve sıra içerisinde çeşitli değişikliklere uğramaktadır.Metabolizma bozukları olarak adlandırılan bu süreç bazı bireylerde çeşitli nedenlerle sağlıklı olarak işlememektedir. Bu durumda ortaya çıkan zehirli maddeler tüm vücudun olduğu gibi beynin gelişimini engellemektedir.Günümüzde bilinen metabolizma bozukluklarının en yaygın olarak bilineni PKU(Fenilketonüri) ve endoktrin bozukluğudur(hipotiroid).
Zihinsel engellilerin %80-85’ini hafif derecede geri olanlar oluşturmaktadır.Bunların çoğunluğunda herhangi bir organik nedene rastlanamamaktadır.Bu gibi durumlarda neden olarak psikososyal dezavantaj gösterilmektedir.Psikososyal dezavantaj genellikle erken çocukluk döneminde yaşanılan yoksul sosyal ve kültürel çevreyi tanımlamaktadır.
Zihinsel engellilik nedenlerini bilmenin iki önemli yararı vardır. Birincisi nedenleri bilirsek en azından zihinsel engelliğin bir bölümünü önleyebiliriz,topluma koruyucu önlemler konusunda bazı ipuçları verebiliriz. İkincisi, neden ya da nedenlerin bilinmesi bize eğitim konusunda bazı ipuçları vermektedir.

Zihinsel Engelli Çocukların Eğitim Gereksinimleri

Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi zihin engelli çocukların eğitiminde de, onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Zihin engelli birey, içinde yaşadığı tolumda sürekli etkileşim ve iletişim içerisindedir. Zihin engelli birey kendisini ifade edebildiği ve kendi ihtiyaçlarını bağımsız olarak karşılayabildiği düzeyde toplum içerisinde kabul görmesi beklenmektedir. Zihin engelli yetişkinlerin aile üyesi, işçi, öğrenci, boş zaman etkinliklerine katılımcı olma, tüketicilik ve vatandaşlık gibi toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için tam bağımsızlıklarını kazanmaları gerekmektedir. Bu amaca ulaşılması, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Zihin engelli çocukların eğitim gereksinimleri onların bazı özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Zihin engelliler homojen bir grup olmadığından, çeşitli özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar göstermektedirler. Bu farklılıklar, onların toplum yaşamına hazırlanmalarında gerekli olan birçok beceriyi öğrenmede başkalarının yardımına daha fazla gereksinim duymalarına yol açabilmektedir. Özellikle, diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri birçok beceriyi zihin engelli çocuklar kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler. Birçok zihin engelli birey bağımsız yaşamaya adaydır. Birçoğu kendi bakımını sağlamaya, ev işlerini yapmaya, evlenip aile kurmaya, evdeki eşya ve cihazları kullanmaya, temizliğe, yiyecek hazırlamaya, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürmeye gereksinim duyacaktır.

Zihin engelli çocukların eğitimlerinin temel amacı, bu çocukların, yaşamlarını bağımsız olarak devam ettirebilmeleri için gerekli olan becerileri kazandırmaktır. Bu amaçla, zihin engelli çocuklara okul öncesi dönemden başlayarak güvenli ve bağımsız yaşam becerileri kazandırmaya yönelik eğitsel birtakım düzenlemelere yer verilmelidir.

Bağımsız yaşam becerileri, bireyin doğumundan başlayarak yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan beslenme, barınma ve sevgi gibi birincil gereksinimleri dışındaki tüm gereksinimlerini karşılamaya dönük geniş kapsamlı bir kavramdır. Bağımsız yaşam becerilerini uyumsal beceriler,toplumsal beceriler ve mesleki beceriler olarak sınıflandırabiliriz. Uyumsal beceri alanları iletişim,özbakım,ev yaşamı,sosyal beceriler,toplumsal yararlılık,kendini yönetme,sağlık ve güvenlik,işlevsel akademik beceriler,boş zaman ve iş vb. gibi becerilerdir. Günlük yaşam becerileri, bağımsız yaşam becerileri kapsamında yer alan bireyin kendisi ve yakın çevresi ile ilgili becerilerden oluşmaktadır. Günlük yaşam becerileri; yiyecek hazırlama,depolama,yerleştirme,temizlik yapma,yemek pişirme,bulaşık ıkama,elbise yıkama,ütüleme,düğme dikme,seyahat etme,satın alma,doktora gitme,marketten yararlanma gibi yaşamı sürdürebilmek için gerekli olan bütün işlevler ve ayrıca postane;banka gibi toplum kaynaklarını kullanmayı içermektedir.Bu beceri alanları da başarılı bir yaşam sürdürmenin temelinde yer almaktadır. Zihin engelli çocukların özel gereksinimlerinin bir kısmını bu beceri alanları oluşturmaktadır.

Zihin engelli çocukların özel eğitim ihtiyaçları işlevsel akademik beceriler ve bağımsız yaşam becerileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. İşlevsel akademik becerilerde işlevsellikten amaçlanan öğretilecek bilgi ve becerilerin birey için günlük yaşamda,evde,toplumda ve çevrede işe yarar olması ve kullanabilir olmasıdır. Bağımsız yaşam becerileri ise bireyin başkalarına bağımlı olmadan, yaşamını sürdürmesi için gerekli olan becerileri içermektedir. Normal çocuklar, anne-baba gibi modeller ya da onlara tanınan fırsatlar aracılığıyla gelişim evreleri içinde bağımsız yaşam becerilerini kazanabilmektedirler. Buna karşın zihin engelli çocuklar, genellikle normal çocuklara tanınan fırsatlara sahip değildirler. Çünkü aileler zihin engelli çocuğun bağımsız yaşam becerilerini nasıl kazanacaklarına ilişkin yeterli bilgiye sahip değildirler. Aileler zihin engelli çocukların bu tür becerileri yapmaları yerine bu tür becerileri genellikle onlar için kendileri yapmaktadırlar. Zihinsel yetersizlik kadar anne-baba ve çevrenin olumsuz tutumları ve sistemli yaşantıların sağlanamaması,zihin engelli çocukların bağımsız yaşam becerilerini kazanabilmelerini geciktirebilmektedir. Bu yüzden zihin engelli çocuğun bağımsız yaşam becerilerini kazanabilmeleri özel bir takım düzenlemeleri gerektirmektedir

Engelli Çocuk ve Aile

Ailede engelli bir çocuğun varlığı , bir bütün olarak ailenin yapısında, işleyişinde, aile üyelerinin rollerinde önemli değişiklikler yapabilmekte;aile üyelerinin yaşamlarını, duygu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkileyebilen ek bir stres kaynağı oluşturmaktadır. Engelli bir çocuğa sahip olunduğunda anne-babalar ilk olarak hayal kırıklıkları yaşamaktadırlar. Nedenler ve niçinler birbirlerini izlemektedir. Olmaması gereken bir şey olmuştur. Çocuklarına ne olduğunu bilemediklerinden aile büyük bir endişe yaşamaktadır. Özellikle anne, ne yapacağını bilmemenin vermiş olduğu tedirginlikle geçirir ilk aylarını. Daha sonra ise kendilerini, eş ve yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar. Çocuklarının durumunun ne olduğunu kabul etme, birkaç ay veya yılları alabilmektedir. Birçok aile ise çocuklarının engelli olmasını kabul edemezler. Bununla birlikte gelen engelli çocuğu reddetme, ondan utanç duyma, nefret etme, aşağılama ve bir birey olarak yok sayma eğilimleri göstermektedirler. Zaten engelli çocuk ise, bu gibi durumlar karşısında iyice kendine yönelmekte, içe kapanık bir ruh haliyle yaşamını sürdürmeye başlamaktadır. Böyle bir yaşam sürecindeki çocuk, gelişim seyrindeki basamakları düzenli bir şekilde tamamlayamadığından yaşıtlarına göre geri kalacak ve bu düzensizlikleri birbirini takip edecektir. Konuşmasından,iletişimine,temizliğinden,giyimine, okuma-yazma gibi temel bilişsel becerilerinden, her türlü özbakım becerilerine ve toplumsal alandaki diğer tüm becerilerine kadar kendini gösterecektir.

Engelli bir çocuğun durumu yalnızca o bireyi etkileyip kalmayıp, aile yaşamının etkileşimsel doğasına bağlı olarak, zaman zaman eşlerin evlilik ilişkisini, anne/baba/çocuk ilişkilerini ve kardeşler arası ilişkileri de olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Engelli bir çocuğun durumu anne-babada yarattığı duygular, yakın çevrenin (büyükanneler,babalar,arkadaşlar) tepkileriyle çok yakından ilişkilidir.Onların durumu olumsuz ve çaresizlik içinde algılaması anne-babanın da benzer duygular içine girmesine neden olmaktadır. Her çocuğun doğumu ailede birçok yeniliğe ve değişikliğe yol açmaktadır. Bu ailenin gelişimsel aşamalarıyla paralel olarak düşünülebilir. Çocuğun okul yaşına gelmesi ile birlikte ailenin okul hazırlıklarına başlaması gibi. Ancak engelli çocuğun doğumu, gelişimleri ailelerde kişilik özellikleri, birbirlerinden, hayattan, mesleklerinden,yakın çevreden ve toplumdan beklentileri de farklılaşmaktadır.Bu farklılıklar aileden aileye değişmekle birlikte anne-babaların kişilik özellikleri,eşlerin birbirlerine ne ölçüde yakın çevrenin ve toplumun tepkileri ve desteği bu değişikliklerin niteliğini ve niceliğini etkilemektedir. Genelde aileler, çocuklarının engelinin kısa zamanda değişme ve gelişme göstermesini istemekte, bundan sonuç alamayıp bu tedavinin çok uzun zaman ve sabır gerektirdiği gerçeği ile karşılaşınca da hayal kırıklığına uğramaları sonucu bu, çocuklarının tedavi ve rehabilitasyonunda olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle de birçok engelli çocuk ailesi, çocuklarını Rehabilitasyon Merkezlerine getirmek istememektedirler.

Engelli çocuğun gelişme süreci içerisinde eğitim ile ilgili bilgileri zamanında doğru ve basit olarak alabilmesi, aile içinde engelli bir çocuğa sahip olmanın getirdiği psiko--sosyal sorunların ilerlemeden çözülebilmesi için ailenin toplumsal ilişkiler, toplumun yapısı ve özürlülük hakkında bilgisinin yeterli olması gerekir. Engelli çocuğu olan ailelerin bu konuda neler yapabilecekleri ve bu konuda tutum ve davranışlarının öğretilmesi gerekmektedir. Öncelikle bu gruba yönelik toplum eğitimi gerekmektedir. Engelli çocuğa sahip annelerin eğitim düzeyleri düşük olması nedeni ile çocukların engeli hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip değildirler. Bu nedenle çocuğun engeli hakkında yanlış anlama ve değerlendirmeler sonucu çocukların engeli hakkında hata yapma riskleri taşımaktadırlar. Engelli çocuk günlük yaşama, kent yaşamına ve toplum yaşamına çok sınırlı ölçüde katılabilmektedir. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan, kültür ve sanata, spor ve kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve sosyal desteğe, bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakıma kadar çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır. Ailelerin tüm beklentilerinin; engelli olmanın bir hastalık olmadığı, asıl amacın özürlü çocuğun olabildiğince bağımsız olması için kendi kendine yeterli duruma gelmesi olduğu, tarzında bir mantıkla karşılanmasına önem verilmeli, bu amaca uygun olarak aile psikolojik ve sosyolojik olarak hazırlanmalıdır.

Zihin Engelli Çocuklar ve Özbakım Becerileri

Normal çocuğun yaşamında erken yaşta başlayan özbakım becerilerinin gelişimi anne-babalardan bağımsızlığın başlangıcını gösterir. Yetersizliği olan çocuklar için bu bağımsızlık, çevresel beklentiler kadar zihinsel, fiziksel ve davranışsal yetersizliklerin bu temel becerilerini yavaşlatma, sınırlama ya da süresiz olarak ertelenmesine rağmen eşit önemdedir. Tuvalet eğitimi, yemek yeme ve giyinme becerileri en temel özbakım becerileridir. Bu becerileri el-yüz yıkama, diş fırçalama, burun temizliği ve banyo yapma becerileri izler. Bu sürekliliğin sonunda tırnak bakımı, cilt bakımı, kozmetik ürünlerin kullanımı, saç bakımı ve cinsel organların temizliği gelir. Ayrıca günlük yaşam işlerini yerine getirme yeteneği özbakımın niteliğini etkiler. Elbise satın alma ve bakımı (basit tamir, seçim, renk ve biçim eş güdümü,ütüleme,temizlik ve koruma) yaşa ve havaya uygun giyinme, ilaçların kullanımı, sağlıklı yemek yeme alışkanlıkları ve cinsel davranış (cinsel farklılıkların farkına varma, gizliliğe saygı ve kadın-erkek sosyal ilişkileri)ileri düzeydeki özbakım becerileridir.

Zihinsel yetersizliğin dışında pek çok neden, engelli çocuğun öz bakım becerilerini kazanmalarını geciktirebilir. Bunlardan bazıları büyük kas becerilerindeki yetersizlikler (kol ve bacak kaslarındaki), görme yetersizliği, el-göz eş güdümündeki yetersizlik, manipülatif becerilerdeki yetersizlik, yemek yeme becerileri ile ilgili olarak ağız ve ağız içindeki bölümlerde şekil bozukluğu ya da tam gelişmemiş olmasıdır. Eğer bir çocuğun küçük kas gelişimleri tam olarak gelişmemişse düğmelerini iliklemede, sert yiyecekleri ısırmada, fermuarını ve kemerini sıkıca kapamada zorluk çekebilir. Zihin engelli bir çocuk görsel dikkat, hareketleri taklit, basit emir ve cümleleri anlama gibi temel bilişsel becerilerin bazılarını öğrenememişse, bu durumda, öz bakım becerilerinin kazanılmasını geciktirir.

Küçük kas becerilerinin gelişimindeki yetersizlikler, sinir sistemiyle ilgili yetersizlikler, ağız boşluğu ve kas yapısındaki bozukluklar (tavşan dudak, yarık damak, vb.) ve diyet yapmayı gerektiren durumlar, yemek yeme becerilerinin kazanılmamasına ya da geç kazanılmasına yol açabilmektedir. Görme ya da işitmedeki yetersizlikler ve uygun olmayan öğrenme çevreleri de (aşırı koruyucu ebeveynler, niteliksiz öğretmenler vb.) yemek yeme becerilerinin kazanılmasını olumsuz etkileyebilir.

Giyinme becerileri, engelli ya da normal olsun tüm çocuklar için soyunmayla ilgili becerilerden daha zordur. Bu nedenle, çocuk giysileri çıkarmayı beceremiyorsa, öncelikle bu becerilerin öğretilmesi gerekir. Giyinme ile ilgili öğretim ise, daha sonra yer alır. Düğme açma, kapama, çıt çıt takma, fermuar açma-çekme, düğüm ve fiyonk yapma el-göz eş güdümü ve parmakla ilgili tam bir gelişme gerektirir. Temel giyinme becerileri kazanıldıktan sonra, uygun giysi seçimi ve giysi bakımı ile ilgili becerilerin zihin engelli çocuklara kazandırılması gerekir. Engelli birey rengi ve biçimi uyumlu olan ve aynı zamanda yapacağı etkinliğe ve hava şartlarına uygun olan giysiyi seçebilmelidir. Engelli olan bireyin yaşına uygun etkinliklere katılması ne kadar önemli ise, yaşına uygun giysiler giymesi de o kadar önemlidir. Zihin engelli olan bazı bireylerde büyüme gecikebilmektedir. Böyle bir durumdaki engelli bireyin çocuk giysileri ile dolaştığı görülebilmektedir. Oysa, bu bireyin yaşına uygun giyinmesi onun toplumda yaşıtlarının arasına katılmasını kolaylaştıracaktır.

Çocuk gelişiminin en önemli parçalarından olan tuvalet becerisi, sinirsel ve psikolojik olgunlaşma sonucu genellikle yaşamın ilk beş yılında öğrenilmektedir. Tuvalet becerisinin öğrenilmesinden önce bağırsak ve mesane kontrolü için olgunlaşmanın gerçekleşmiş olması gerekir. Normal gelişim gösteren çocuklar öncelikle mesane, daha sonra bağırsak kontrolü ve son olarak gece kontrolünü kazanırlar. Zihin engelli çocuk ve ailesi için ise tuvalet becerisinin öğrenilmesi genelde sorunlar içerir. Zihin engelli çocuğun, bağırsak ve mesane kontrolünün oluşması normal gelişim gösteren bir çocuktan oldukça yavaş ve geçtir. Bu nedenle orta ve ağır derecede zihin engelli çocukların ergenlik-yetişkinlik çağına kadar tuvalet becerilerini öğrenemedikleri görülmektedir. Ayrıca pek çok engel türünde duyusal bozukluklar, dikkat, kas kontrolü, algılama-anlama sorunları tuvalet becerilerinin öğretimini aksatan etkenlerdir. Zihin engelli çocuklar, bu etken ve özelliklerinden dolayı özel eğitim yöntemleri olmadan tuvalet becerisini kazanamamaktadır.

Özbakım becerileri (tuvalet eğitimi, temizlik ve yeme alışkanlığı vb.)doğuştan getirilmeyen sonradan öğrenilerek kazanılan davranışlardır. Özbakım becerileri , zihin engelli çocukların toplum içinde bağımsız birey\kişilik kazanabilmeleri amacıyla kazandırılan becerilerdir. Zira kendi özel ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin bağımsızlıklarından söz etmek mümkün değildir. Normal çocuklar, anne-baba gibi modeller ya da onlara tanınan fırsatlar aracılıyla gelişim evreleri içinde özbakım becerilerini kazanabilmektedir. Buna karşın zihin engelli çocuklar, genellikle normal çocuklara tanınan fırsatlara sahip bulunamamaktadır. Çünkü aileler zihin engelli çocuğun özbakım becerilerini nasıl kazanacağına ilişkin yeterli bilgiye sahip değildirler. Aileler zihin engelli çocukların bu tür becerileri yapmaları yerine bu tür becerileri genellikle onlar için kendileri yapmaktadırlar. Zihinsel yetersizlik kadar anne-baba ve çevrenin olumsuz tutumları ve sistemli yaşantıların sağlanamaması, zihin engelli çocukların özbakım becerilerini kazanabilmelerini etkileyebilmekte ve geciktirebilmektedir. Bu yüzden zihin engelli çocuğun özbakım becerilerini kazanabilmeleri özel birtakım düzenlemeleri gerektirmektedir.

Zihin Engelli Çocuk ve Kaynaştırma Eğitimi

Zihin engelli çocukların toplum tarafından kabul edilen beceri ve davranışları kazanıp, toplumun birer parçası olarak yaşayabilmeleri büyük ölçüde aldıkları eğitim ile mümkündür. Bu çocukların eğitimine yönelik düzenlemeler çeşitlilik göstermekle birlikte, zihin engelli çocukların toplumsal değerleri kazanabilmeleri ve yaşadığı çevreyle uyumlu bir yaşam sürmelerine olanak sağlayacak eğitsel düzenlemelerden biri de kaynaştırmadır.

Kaynaştırma, gerektiğinde sınıf öğretmenine ve/veya engelli öğrenciye destek özel eğitim hizmetleri sağlanması koşulu ile engelli öğrencilerin normal eğitim ortamlarında eğitilmesidir. Kaynaştırma eğitsel bir kavramdır ve özel gereksinimli çocukların uygun öğretim desteğiyle normal sınıf ortamlarına yerleştirme uygulamasıdır. Kaynaştırma eğitiminde önemli olan, kaynaştırmanın engelli çocuğun yerleştirilme yeri olmasından çok, engelli çocuğun gereksinimlerinin karşılanacağı ve bu amaca yönelik olarak düzenlenecek ortam olmasıdır.

Kaynaştırma uygulamalarının temelinde, kaynaştırmanın normal ve zihin engelli çocukların arkadaşlık ilişkilerini geliştirdiği, eğitim ve öğrenme ortamlarını zenginleştirdiği varsayım yatmaktadır. Ayrıca, iyi düzenlenmiş bir sosyal çevre de kaynaştırmanın avantajlarından biri olarak görülmektedir. Kaynaştırma eğitiminin gerekliliğini savunanların normal eğitim ortamının yeğlenmesine gerekçe olarak ise, ayrı eğitim ortamlarındaki engelli çocukların sadece birlikte eğitimden menedilmiş olmaları değil, aynı zamanda kendi yaşıtlarından da soyutlanmış olmaları göstermektedirler. Engelli olsun ya da olmasın, her çocuğun kendine özgü özelliklere sahip olmaları nedeniyle, her bir çocuğun gelişiminin kendi içinde değerlendirilmesi gerekliliği, engelli çocukların normal eğitim ortamlarında eğitim alabilmeleri için bir başka neden olarak gösterilmektedir.

Engelli çocukların normal eğitim ortamlarında eğitim almaları demek, bu çocuklara da engelli olmayan çocuklarla eşit eğitim fırsatı vermek demektir. Eşit eğitim fırsatı ise her çocuğun, engelli-engelsiz diye ayrılmaksızın, aynı eğitsel deneyime ulaşabilmesini sağlamaktır.

Kaynaştırma uygulamalarının sağlayacağı sosyal ortamlar, zihin engelli çocukların önemli sosyal becerileri kazanmalarına ve toplum tarafından kabul edilen davranışların öğrenilmesine fırsat sağlamakta ve olumlu sosyal değişimleri açığa çıkarmaktadır. Bu açıdan iyi düzenlenmiş kaynaştırma sınıfları, zihin engelli çocukların sosyal değişmelerinde ve gelişimlerinde önemli bir fırsat olarak görülmektedir. Ancak tüm bunların olabilmesi, iyi düzenlenmiş kaynaştırma uygulamaları ile sınıf öğretmeninin ve normal akranlarının zihin engelli öğrenciyi kabul etmesi ve onunla etkileşimde bulunması ile mümkündür. Aksi takdirde zihin engelli öğrencilerin kaynaştırma sınıflarına yerleştirilmesi ile bu çocuklar sınıfta fiziksel olarak kaynaşabilir fakat bu durum normallerle engelli çocuklar arasında sosyal kaynaşmanın olacağı ve engelli çocukların normal akranları tarafından sosyal kabul göreceği anlamına gelmemektedir.

Gerek iyi düzenlenmemiş kaynaştırma uygulamaları, gerekse zihin engelli çocukların akranları ile sosyal etkileşimlerindeki yetersizlikleri ve yaşına uygun olmayan davranışları yalnızca engelli olmayı zorlaştırmamakta, aynı zamanda normal akranlarıyla etkileşim fırsatlarını da zorlaştırmaktadır. Bu durum zihin engelli öğrencilerin kaynaştırma sınıflarında sıklıkla sosyal problemler yaşamalarına neden olmaktadır.

Kaynaştırma sınıflarına devam eden zihin engelli öğrencilerin bu sınıflarda yaşadıkları problemlere ilişkin olarak yapılan araştırmalar incelendiğinde, zihin engelli öğrencilerle akranları arasında ciddi problemler bulunduğu, normal akranları tarafından red edildiği, alay edildiği, izole edildiği (ayrıştırıldığı) ve sosyal aktivitelerden dışlandığı, sosyal kabul düzeylerinin diğer öğrencilerden daha düşük, red edilme düzeylerinin ise daha yüksek olduğu, sınıftaki sosyal ağ içerisindeki yerlerinin uç noktalarda olduğu görülmektedir. Ayrıca bu öğrenciler normal sınıf arkadaşlarıyla grup grup karşılaştırıldıklarında , grup olarak da normal akranlarına göre daha düşük bir statüye sahip oldukları görülmektedir. Öte yandan, normal öğrencilerde, zihin öğrencilerle girdikleri sosyal etkileşimlerde bu çocuklara karşı daha çok yetişkin rolleri sergilemekte, bu durumda zihin engelli öğrenci ile normal akranı arasında çocuk-çocuğa etkileşimin meydana gelmesini engellemektedir. Oysa iyi düzenlenmiş kaynaştırma uygulamalarının engelli bireyler kadar normal akranlarına da hoş görülü olma,bireysel farklılıkları kolay kabul etme, kendisine ve çevresine karşı daha hoşgörülü olma düşünceleri geliştirme gibi çeşitli faydaları bulunmaktadır.

Alıntıdır...
Bydigi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla