Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-20-2008, 11:46 PM   #1 (permalink)
Sümeyye
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 57
Üye No: 83
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 24
Rep Derecesi
Sümeyye is on a distinguished road


Standart ‘United Colors of Benetton’ ‘Trajedinin Renkleri’

NEWAL BİLGE

Günümüzde, kelimeler kadar artık fotoğraf da sloganlaşmıştır ve görüntü sözü çoktan aşmıştır. Sanırım zihnimiz gördüğü resimi kabul ederse, sloganı da benimsiyor.

“United Colors”, dünyanın en tanınmış hazır giyim markalarından biri olan Benetton’ın sloganıdır. Benetton kendisine ‘Dünya Renkleri’ derken, reklamlarında özellikle, siyah ve beyaz ırka ilişkin fotoğraf karelerini; hem insan tenini, hem de trajedilerini kullanır.

.....

İlginçtir, insan trajedilerini anlatan bu bilboardların yanından geçip gittikten sonra genellikle aklınızda, gördüğünüz görüntünün yalnızca tonları kalıyor. Zihniniz trajediye biraz daha alışıyor, tonları kaydediyor ve Benetton’ın dünya renkleri olduğunu kabul ediyorsunuz. Az ötede ise size gösterilen trajediyi unutup, yalnızca tonlarla kalıyorsunuz.

Dikkatlice, tepki almayacak bir tarzla kullanılan ve bize dünya renkleri diye sunulan bu afişlerin bir kısmında, aslında Benetton, ‘dünya insanı’nın acılarının da iyi bir istismarını yapıyor:

2 ile 4 yaşları arasında, tuğlaların arasında (bu afişte seçtiği renk tuğla rengidir), tuğla taşıyan üç inşaat işçisi çocuk...

Kadına uygulanan fiziksel şiddetin ele alındığı, yüzlerinde darp izleri olan iki kadın görüntüsü. Ve “Colors of Domestic Violence” (Ev içi şiddetin renkleri) yazısı. Bir başkasında, dudağında ve gözlerinin etrafındaki mor renge ‘uyumlu bulunmuş’ mor bir kazak. Ve yine aynı slogan.

Yeşil bir toprağın üzerinde, onlarca haç başlığıyla mezarlar. Slogan, ‘Dünya Renkleri Benetton’.

Onlarca siyah kadın ve çocuğun arasında kalmış, beyaz ırktan birisi. Beyaz olan, düşünceli ve endişeli.

Kucağında oyuncak bebeği, bir felaketin ortasında yalnız ve umutsuz bakışlarıyla kalmış bir kız çocuğu.

Amerikan bayrağına sarılmış bir tabut. Usul usul, terörün Amerikalıları vurduğunu aklınıza getirir.

...

Bunlar, öyle çok anlam içerebilecek görüntülerdir ki, hem bir trajediye ‘Olmasın artık’ da dedirtebilir; ama hem de gizliden gizliye ‘ırk, din, dil’ vb. ayrımcılığını körükleyebilir.

...

Bu afişleri görünce, “Benetton ticaret mi, yoksa siyaset mi yapıyor”, gibisinden bir soruyu kendime sormadan edemiyorum. Bazı fotolar ırkların kardeşliğine vurgu yapabilecekken (aynı fotoda tersini de düşünebilir insan!); ama birçoğu da ırkçılığa destek sunabilir. Bir kısım fotoda ise zaten; direk şiddetin istismarını yapmaktadır. Bunca, ırk, din, vb. ayrımının olması ve bunca felaket Benetton’ın işine yaramıştır. ‘Dünya renkleri’ diye afişlere taşıdığı tüm dramlar, kesinlikle Benotton’a iyi para kazandırmaktadır.

...

Bu görüntülerden, benim en çok dikkatimi çeken ve “İstismarın bu kadarı da olmaz!” dedirten bir tanesini hiç unutamam. Geçenlerde dinlediğim bir hikaye ise bilboardlarda gördüğüm ve yıllardır asla unutamadığım o Benetton afişini aklıma geldi:

Arnavutluk kıyılarına (sanırım o ülkeydi... nedense aklımda orası kalmış) ulaşmaya çalışan ve aşırı yüklendiği insan yükünden dolayı, artık batmak üzere olan bir göç gemisi... Resim beta tonlarında. Çünkü geminin taşıdığı insanların renkleri Afrika, Ortadoğu ve Asya tonlarında. Erkek, kadın, çocuk... Her yaş ve cins, dünya insanı taşınıyor bu trajedide. Kahverenginin, açıktan koyuya, hemen hemen tüm tonlarının hakim olduğu bir dram. Ve işte korkunç an, gemi batıyor. Korkunç ve sizin birşey yapamayacağınız o an: Tüm bir güverteden, denize bir çarşaf gibi dökülen göç insanları. Dökülen insanlar... erkek, kadın, çocuk... Yaşları, olabilecek tüm yaşlar... Sonrası... Sonrası yok... Sonrasını Benetton vermemiş. Onun için önemli olan tonlar ve doların yeşil rengi...

Sonrasını geçen hafta dinledim: Bir Kürt kadını... Gemiye binerken 5 çocuklu, gemiden inerken 2... Bu görüntüden sonrası, batan geminin içine gömüldüğü denizin kaybettiği insan ve çocuklardan yalnızca 3 tanesi... Ve aylarca akıl hastanesinde yatan... çıldıran... yıllarca rüyalarında 3 çocuğunu haykırarak arayan... ve hala çocuklarının kaybolduğunu ‘anlayamayan’ bir kadın... Bir Kürt kadını... Çocuklarını denizin sularına değil, okul sıralarına bıraktığını sanan bir kadın... Ama hep arayan bir kadın...

Benetton trajedilerden sonrasını vermez ama dinlesek, yalnızca bir tanesinde bile, vicdanımız ayak bileklerimizden saçlarımıza kadar ürperir.

...

Benetton bu görüntüleri istismar ede dursun; şu bir gerçektir ki, “Acının karanlığının, yaşandığı tondaki boyutunun resmi” hiçbir zaman, sanırım hiç kimse ve özellikle yaşamayanlar tarafından yapılamayacak.
Sümeyye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla