Üyelik tarihi: May 2008 |
Nerden: TaяîYé WéLaT... |
|
Mesajlar: 1.472
|
|
Üye No: 51
|
Tecrübe Puanı: 1018
| Rep Puanı : 101561
| |
|
| |
|
İnsanın Sanatla İlişkisi...
Sanat kelimesi Arapça'da amel, iş yapma anlamlarını veren "san'a" kökünden gelmektedir. Bu kelime Arapça'da, insanın akıl ve zekâsını kullanarak yaptığı işleri anlatır.
Sanat, insanların duygu ve düşüncelerini ifade ediş biçimidir.. Bunun için ses, söz, renk, biçim gibi unsurlardan faydalanılır ve bunlar kişisel ve etkileyici bir biçimde ortaya konur. Sanatın bir diğer anlamı da "Bir şey yapmada gösterilen ustalık" tır.
Sanat, insanlık tarihinin her döneminde var olan bir olgudur. İnsanlığın geçirdiği evreler; yaşama biçimlerini, yaşama bakışlarını, sanat biçimlerini ve sanata bakışlarını değiştirmiş, her dönemde ve her toplumda, sanat farklı görünümlerde ortaya çıkmıştır.
Mutlaka sanatı bilmemiz ve öneminin farkına varmamız gerekiyor. Sanat, bir hobi ya da zaman geçirilmesi gereken bir oyun değildir. Tanık olduğumuz çağa düşüncelerimizle iz bırakmaktır, topluma yol göstermektir. Nitekim sanatın maddi hayattan daha üstün bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk, insani bir sorumluluktur. Ve insanı ilgilendiren bu sorumluluk, insanın ilgi alanına girmektedir. Sanatla uğraşmak isteniliyorsa öncelikle insanı tanımak gerekiyor. İnsanı tanımadan sanatın güzelliğinden bahsetmek söz konusu olmaz…
Sanat çok ciddi bir çalışma istiyor. Ve bu çalışma üzerinde ciddiyetle durmak, yoğunlaşmak gerekiyor. Aksi halde hak edilen konuma kavuşamaz sanat. Her çalışmada olduğu gibi sanatta da emek, uğraş, kararlılık vs. olması şarttır.
Sanat, insanın iç aleminin dış alemine yansımasıdır. İnsanın hayatında olması gereken bir olgudur. Eğer insanın yaşantısında sanat ölüyse, sönükse, hayatı da o denli sönük ve ölü olur. Kendini yalnızlık içerisinde bulan insan, sanat vesilesiyle, dünya ile gökyüzü ya da aynı türde olmayan nesneler arasında bir ilişki oluşturur. Onlara his katarak, yakın alaka içerisinde kılar insanı.
İnsan hissetme ve icat yeteneğine sahip bir varlıktır. Bu yeteneklerle sanatsal olma yolunda güzel gelişimler ortaya koyabilir. İnsanın hayat felsefesinde sanatın olması, insanı kendisine tanıtmaktadır.
Yüce Allah'ın hem insanı ve hem de kâinatı yaratmasında mükemmel bir sanatı vardır. İnsana düşen bu mükemmel yaratılışı görüp, ona göre bir yol izlemesidir. Bununla birlikte Allah insanoğluna sanatı bir yetenek olarak bahşetmiştir. Aklıyla ön planda olan insan, ona verilen sanatsal yeteneği doğru ve yerinde kullanmalıdır. Sahip olduğu bu sanatsal yeteneği onu azdırmamalıdır. Ve her zaman bu yeteneği bir nimet olarak görüp, hem kendisine hem toplumuna ve hem de insanlığa faydalı, yararlı olacak şekilde kullanmalıdır. Öylece bu nimetin hakkını vermiş olacaktır. "Sanat; düşünebilen, gerçeği görebilen, toplumu anlayabilen insanların işidir." diyor Tolstoy.
Sanatın yelpazesi geniş olup, hayatın birçok alanını kapsamaktadır. Bunu geliştirmek de, bu işe soyunan ve kendini adayan insanların işidir. Aslında sanat yapma adına ortada duran birçok geveze insanın, sanatla yakından-uzaktan bir ilişkisi yoktur. Sanatın hakkının verilmesi için insanın yapısı, kişiliği, karakteri içinde sanatsal bir cevher bulunmalıdır. İşte böyle insanların derinliklerinden ortaya çıkan eserler, sanat eseri niteliği taşıyabilirler ve bu tür eserler diğer insanların da dünyasını etkileyip şekillendirebilir.
Diğer bir husus ise, dinin sanatla derin bir akrabalık bağının olmasıdır. Bugünün dünyasına, sanatı dinden uzak göstermeye çalışan bir düşünce egemendir. Mensup olduğumuz İslam dininde sanata verilen önem büyüktür. Hatta bundan dolayıdır ki İslam'ın yönlendirmesiyle, birçok sanatçı ve sanat eseri ortaya konmuş ve insanlığa kazandırılmıştır. İslam, hem bir ekol, hem bir uygarlık ve hem de bir kültür olarak, sanata ve sanatın tecelli ettiği/yansıdığı her şeye değer verir. İslam toplumunun olmazsa olmazıdır sanat. Kur'an'ın yapısında bile o sanatsal olgu had noktadadır. Okuyuşundan tutun ta özüne kadar sanatsal nağmeler vardır. "Kur'an'ı tertil ile oku." (Müzemmil, 4) Resulullah (S.A.V.), Bilal'in sahip olduğu güzel sese binaen onu kendine müezzin seçmiştir. İslam medeniyeti, sanatın güzellikleriyle oluşan değerler ile iç içedir.
Sanatın yapısında, yapıcı özelliği olduğu kadar yıkıcı yönü de vardır. Eğer sanat, art niyet güden, hayırsız insanların tekelindeyse, o vakit sanatın kötü yönü ortaya çıkmış olacaktır. Ki buna da sanat denemez. Yani sanatın iyisi de kötüsü de insanın elinde. Ancak insan fıtratı her zaman insanın huzurunu isteyen eserler arzulamaktadır. Hayırsız insanların tekelinde olan sanat; çağımızda büyük bir yozlaşma meydana getirmiştir. İnsani erdemleri köreltmiştir. Modern sanat, gerçeklerden kopuk zihinsel olgular, yalancı, bozuk ve sapık duygular, yapay kişilikler, dertler, istekler meydana getirmiştir. Sanat düşmanları, sanatın kendi içerisinde barındırdığı o ihtişamlı gücünü; tüm insani değerlerin çöküşü için kullanmaktadır.
Özellikle 20. yüzyılın o dar kalıplı ve haddi hesabı olmayan "sanat sanat içindir" anlayışının öncüleri, sanatın o büyüleyici gücünü, toplumun çöküşü için kullandılar. Bir ekol olarak sanatı farklı bir kılıfa büründürerek, o dönemin insanlarına empoze ettiler. Diğer tarafta batılılar, sanat adı altında adeta çığırından çıkmış bir anlayış geliştirerek, büyük bir yozlaşmaya gittiler. Sonuçta insanın yararına olan sanatı, kötü emellerine ulaşmak için kullanan kişiler, büyük tahribatlara neden oldular.
Tarihsel süreçte sanat ne zaman özgürce ifadesini bulmuşsa, sanatsal ürün de o derece hayat bulmuştur. Tamamıyla özüne uygun bir seyir ortaya çıkarmıştır. Muhatabı insan olan sanat, geçmiş gelecek tüm zamanların en önemli silahıdır. Allah tarafından insana sunulan bu içsel yeteneği, insanlığın duyularına, yaşam ve düşünce dünyasına etkin, sağlam ve kararlı bir zırh olarak kullanmalı…
alıntı..
__________________
|