İNSANIN GÜÇSÜZLÜĞÜ
Bir filozofu, ince çelik tellerden örülmüş sağlam bir kafes içine
koysalar ve kafesi Paris'in Notre-Dame katedralinin kulelerinden
birinin tepesine assalar filozof akıl yoluyla oradan düşmesi tehlikesi
olmadığını açıkça bilecek, ama yine de (dam aktarma işlerinde
çalışmamışsa) bu kadar yükseklerden aşağı bakar bakmaz korkuyla
ürpermekten kendini alamayacaktır. Çan kulelerinin yüksek
yerlerinde, korkuluklar kafesli oldu mu bu kafesler taştan da olsa,
korka korka dolaşırız. Böyle yerlerde dolaşmanın düşüncesine bile
dayanamayan insanlar vardır. İki kule arasına, üstünde rahatça
gezilebilecek kalınlıkta bir direk uzatsalar, hiçbir felsefi olgunluk, ne
kadar sarsılmaz olursa olsun bize orada yerde yürür gibi yürümek
cesaretini veremez. Ben bunu bizim tarafın dağlarında çok denedim.
Yükseklerden öyle pek fazla korkanlardan da olmadığın halde, o
sonsuz derinlikler karşısında bacaklarım titremeye başlardı. Hem öyle
yerlerde ki uçurumun kenarında boyumdan fazla yer vardı, bile bile
kenara gitmedikçe düşme olasılığı da yoktu... Hekimlerin anlattığına
göre bazı sesler ve çalgılar kimi insanları çıldırma hallerine sokarmış.
Ben kendim masalarının altında bir köpeğin kemik kemirmesini
duyunca deliye dönen kimseler gördüm. Demirin eğelenirken
çıkardığı keskin sese pek az kimse dayanabilir. Boğazında veya
burnunda tıkanıklık olan birinin konuşmasını dinlerken öfkeye, nefrete
kapılan insanlar çoktur. Graechus'ün bir flütçüsü varmış. Efendisi
Roma meydanlarında nutuk verirken bu flütçü arkadan flütüyle onun
sesini yükseltir, alçaltır düzenlemiş. Burada flütün gördüğü iş
dinleyicilerin heyecanını artıran, düşüncelerini değiştiren bazı ses
tonlarını ve hareketlerini bulmaktan başka ne işe yarayabilirdi?
Doğrusu, bir üfürüğün titreyiş ve iniş çıkışlarıyla halden hale giren,
çekilen tarafa giden şu bizim mübarek insanoğlunun sağlamlığına
büyüklüğüne hiç diyecek yok. (Kitap 2, bölüm 12)
__________________
|