Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-17-2008, 03:10 PM   #24 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

HASTA GÖRÜNMENİN ZARARLARI ÜSTÜNE

Martialis'in bir taşlaması vardır ki, iyilerindendir; çünkü türlü türlüsü
vardır onda taşlamanın. Bunda, Caelius'un başına geleni anlatır hoşça.
Caelius Roma'da büyüklere dalkavukluk etmekten, sabah akşam
yanlarında bulunup arkalarında dolaşmaktan kurtulmak için nekris
hastalığına tutulmuş gibi göstermiş kendini; herkesi inandırmak için
de bacaklarını ovduruyor, sardırıyor ve nekrisli bir hastanın bütün
hallerini takınıyormuş; sonunda talih gerçek bir nekris ikram etmiş
ona:

Tantum cura potest et ars doloris

Desüt fingere Caelius podagram. (Martialis)

Öyle başardı hasta görünme sanatını ki

Gerçekten nekrise tutuldu Caelius

Appianus'da okudum sanıyorum: Adamın biri Roma triumvir'lerinin
cezalarından kaçmak, ardına düşenlerce tanınmamak için saklanıp
kılık değiştirmiş; işi daha da sağlama bağlamak için de tek gözlü
gösteriyormuş kendini. Biraz daha özgür yaşamaya başlayıp da uzun
süre gözüne yapışık kalan bezi çıkarınca bakmış o güzü görmüyor
artık. Belki görme duyusu uzun zaman kullanmamakla uyuşmuş ve
tüm görme gücü öteki göze geçmiştir çünkü, hep farkına
varmamışlardır, kapalı tuttuğumuz göz, etkisinin bir kısmını
arkadaşına yollar, bu yüzden de açık kalan göz büyür ve şişkinleşir.
Martialis'in nekrislisi de hareketsizliğiyle, ovmalarla, merhemlerle
hastalığı yaratan iç etkenleri çağırmış olabilir.

Froissard'ın anlattığı bir sürü İngiliz soylusu da Fransa'ya geçip
bizlere karşı kahramanlıklar gösterecekleri güne kadar bir gözlerini
kapalı tutmaya yemin ederler. Şu düşünce gıdıkladı beni: İster misin
bu şövalyeler de hastalık oynayanların kötü sonuna uğramış,
uğurlarında kahramanlık ettikleri sevgililerinin yanına bir gözleri kör
olarak dönmüş olsunlar!

Çocuklar tek gözlüleri, topalları, şaşıları ve daha başka sakatları taklit
ettikleri zaman anaları onları azarlamakta haklıdır; çünkü, o yaştaki
tazeliğiyle bedenin kötü bir yana eğilebilmesi bir tarafa, talih de bizi
oynadığımız oyuna düşürmekten hoşlanıyor gibi gelir bana. Çok
duymuşumdur hastalık oynarken yataklara düşenleri.

Ben de öteden beri, at üstünde ve yürürken, elimde bir değnek ya da
bir baston tutmaya alışmış, bunda bir zariflik göstermeye, yapmacık
hallerle bastona dayanmaya kadar varmışımdır. Çokları korkutmak
istemiştir beni, bu gösteriş günün birinde zorunluluk olur diye.
Bundan çıkarıyorum ki soyumda ilk nekrisli ben olacağım.
Ama bu bölümü uzatıp başka renk katalım ona, körlük üstüne. Plinius
der ki adamın biri düşünde kör olmuş gördü kendini ve hiçbir hastalığı
yokken sabah kör olarak uyandı. Hayal gücü buna neden olabilir,
başka yerde söylediğim gibi, Plinius da öyle düşünüyor gibidir; akla
daha uygun gelen şu; beden, görme gücünü yok eden birtakım
gelişmeleri (ki hekimler isterlerse nedenini bulabilirler) için için
duymuş ve adamın öyle bir düş görmesine yol açmıştır.

Seneca'nın bir mektubunda anlattığı buna yakın bir hikayeyi de
ekleyelim: Bilirsin, diye yazıyor Lucilius'a, Harpasta, karımın
soytarısı o deli kadın, babadan kalma göreviyle kalmıştır evimde;
çünkü ben bu korkunç yaratıklara düşmanımdır; kaldı ki canım bir
deliye gülmek isterse, hiç uzağa gitmeden, kendi kendime gülebilirim.
Çok garip, ama gerçek sana anlatmak istediğim: Bu deli kadın kör
olduğunu anlamıyor ve benim evimin karanlık olduğunu ileri sürerek,
kendisini başka yere götürmesini istiyor yöneticisinden ikide bir.
Onun bu durumuna gülüyoruz; ama inan bana ki hepimizin düştüğü
bir durumdur bu: Kimse cimri olduğunu, kıskanç olduğunu kabul
etmez. Körler hiç olmazsa bir yol gösterici isterler; biz kendi
kendimizi sokarız yanlış yollara. Benim yükseklerde gözüm yoktur,
ama Roma'da başka türlü yaşanmaz, deriz; öfkeliysem, güvenli bir
hayat kuramadıysam suç bende değil, gençlikte deriz. Dışımızda
aramayalım kötülüğü, içimizdedir o; ciğerimize işlemiştir. Hasta
olduğumuzu bilmemek de iyileşmemizi daha zorlaştırır. Kendimizi
erkenden bilmeye başlamazsak, nasıl başederiz bunca dertlerle, bunca
kötülüklerle? Oysa felsefe gibi çok tatlı bir ilacımız da var. Öteki
ilaçları ancak bizi iyileştirirlerse hoş buluruz; felsefe ise hem
hoşlandırır, hem iyileştirir bizi.

İşte Seneca'nın beni konumdan uzaklaştıran sözleri; ama yararsız da
sayılmaz bu uzaklaşma. (Kitap 2, bölüm 25)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla