Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-17-2008, 03:20 PM   #61 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

KİTAPLARIN DEĞERİ

Bir insanın değerini anlamak istedim mi, kendinden ne kadar
memnun olduğunu, söylediklerini, yaptıklarını kendini ne dereceye
kadar beğendiğini sorarım. Şu türlü özürleri pek dinlemek istemem:
Bu işi laf olsun diye, şakacıktan yaptım;

Ablatum medüs opus est incudibus istud. (Ovidius)

İşi daha bitmeden çıktı tezgahtan.

bir saat bile durmadım üstünde; yaptıktan sonra bir daha gözden
geçirmedim. Öyleyse, derim, bırakın bu işleri de hangi eseriniz sizi
tam veriyorsa, değerinizin hangisiyle ölçülmesini istiyorsanız onu
gösterin bana. Sonra şunu sorarım: Eserinizde en güzel bulduğunuz
nedir? Şu parça mı, bu parça mı? Onda da beğendiğiniz yapısındaki
hoşluk mu, kullandığınız malzeme mi, bir buluş, bir düşünce, bir bilgi
mi? Hep görüyorum çünkü, insan başkasının işi kadar kendi işini
değerlendirmekte de aldanıyor, yalnızca araya duygu karıştığı için
değil, asıl değeri bilmediği, ayırdedemediği için. Bu eser, kendi gücü
ve talihiyle onu yapmanın buluş ve bilgi gücünü aşabilir. Ben kendi
hesabıma en az kendi eserimin değerini kestirebiliyorum: Denemeler'i
bir batırır, bir çıkarırken hep kararsızlık ve kuşku içindeyim.

Kimi kitaplar vardır, salt konularıyla yararlı olurlar değerlerinde
yazarın payı yoktur. Üstelik öyle iyi kitaplar, öyle yararlı işler vardır
ki insan yapmış olduğuna utanır.

Örneğin ben şimdi tutsam istemeye istemeye bizim ülkenin
yemeklerini, kıyafetlerini yazsam, zamanımızdaki kralların
fermanlarını, halkın eline geçen mektuplarını toplasam; güzel bir
kitabın özetini çıkarsam (ki güzel bir kitabın her türlü özeti saçma bir
özet olur ya!) ve o kitap sonradan kaybolsa, buna benzer daha başka
işlere girişsem. Elbette gelecek kuşaklar bu yazılarımdan eni konu
yararlanabilir; ama ben o zaman talihimden başka neyimle
övünebilirim? Nice ünlü kitaplar, böylesi kitaplardır.

Birkaç yıl önce Philippe de Commines'i okuyordum.
Çok iyi bir yazardır kuşkusuz Commines. Kitabında şu yabana
atılmaz söz gözüme çarpmıştı: İnsanın efendisine ettiği hizmet
onun bu hizmete verebileceği karşılığı aşmamalı. Meğer bu
sözün değeri yazarda değil salt kendindeymiş. Aynı söze
geçenlerde Tacitus'ta rasladım: İyilikler insana, karşılığını
verebileceğini sandığı sürece hoş gelir. Bu ölçüyü aştılar
mı onları minnetle değil kinle karşılarız. Seneka aynı şeyi
daha kuvvetle söylüyor: İnsan karşılık veremediğinden utandı mı
karşılık verecek kimsesi olmasını istemez. Cicero da, biraz daha
gevşek: Memnun edemeyeceğini sanan, kimsenin dostu olamaz, diyor.

Bir konu, cinsine göre, bir adamı bilgili, zengin bellekli
gösterebilir. En kişisel, en değerli tarafını, ruhunun asıl gücünü ve
güzelliğini anlayabilmek için, kendinden olanla olmayanı ayırdetmek,
kendinden olmayan şeyleri de nasıl seçtiğine, düzenlediğine, nasıl bir
şekil ve dil kullandığına bakmak gerek. Başka türlü olur mu? Ya
söylediğini başka yerden almış ve daha kötü bir şekle sokmuşsa?
Çoğu kez böyle oluyor. Kitaplarla alışverişim azsa yeni bir şairde
gördüğüm güzel bir buluşu övmeye cesaret edemem; önce bilen
birinin bana o parçanın şairin kendi malı olup olmadığımı söylemesi
gerek. O zamana kadar dilimi tutarım, neme gerek. (Kitap 3, bölüm
7)

Yılların elimizden çekip aldığı yaşama zevklerini dişimiz
tırnağımızla savunmalıyız. (Kitap 1, bölüm 39)

Derler ki, uzun süren hayat, hayatların en iyisi değildir, uzun
sürmeyen ölümse ölümlerin en iyisidir. (Kitap 3, bölüm 9)

Ah bir dost! Eskiler dostluğun sudan ve ateşten daha zorunlu ve daha
tatlı olduğunu söylerler, ne doğru. (Kitap 3, bölüm 9)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla