EFENDİLER VE UŞAKLAR
Platon'un bir öğütü hiç hoşuma gitmez: Kadın olsun, erkek olsun
hizmetçilerinizle şakalaşmadan, senli benli olmadan, hep bir efendi
ağzıyla konuşmalıymışız. Benim aklım buna ermedikten başka, servet
üstünlüğüne öylesine önem vermek hiç de insanca ve haklı bir
davranış değil. Uşaklarla efendiler arasındaki ayrılığın daha az göze
battığı yerde daha adaletli bir düzen vardır bence. (Kitap 3, bölüm 3)
PEŞİN VE KESİN YARGILARA KARŞI
Ben ağır anlayışlı, biraz da elle tutulur, olağan şeylerden yanayımdır;
onun için de eskilerin şu dedikleri bana dokunmaz:
Majorem fidem homines adhibent üs quae non intelligunt.
İnsanlar anlamadıklarına daha çok inanırlar.
Cupidine humani, ingenii libentius obcura creduntur. (Tacitus)
İnsan kafası öyledir ki kendisine karanlık gelene daha kolay inanır.
Biliyorum kızıyorlar bana; şüphe etmemi yasaklıyor, şüphe edersem
ağır küfürler savuruyorlar. İnandırmanın yeni bir yolu da bu. Ama,
Tanrıya şükür, benim inancım yumrukla değiştirilecek cinsten
değildir. Görüşlerini yanlış olmakla suçlayanlara çatsınlar. Ben
görüşlerini sadece anlaşılması zor ve cüretli olmakla suçluyorum.
Karşı görüşü ise, onlar kadar azgınlığa varmadan ben de tutmuyorum.
Videantur sane, ne affirmentur modo (Cicero)
Olabilir desinler, ama olur demesinler.
Düşüncelerini kafa tutarak, buyruklar vererek ortaya koyanlar
akıldan yana güçsüz olduklarını belli ediyorlar. (Kitap 3, bölüm 11)
__________________
|