Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-17-2008, 03:25 PM   #91 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

ÖLÜME HAZIRLANMA

Çoğu zaman ölüme hazırlanma ölümün kendisinden daha fazla azap
vermiştir insana. Eskilerden biri, hem de akıllılarından biri söyler
bunu:

Minus afficit sensus fatigatio quam cogitatio (Quintilianus)

Duymak düşünmekten daha az üzer bizi.

Ölümü yanı başımızda duymak kimi zaman birden, kaçınılmaz bir
şeyden kaçınmama kararını verdirir bize. Eski zamanda gladyatörler
görülmüştür ki, korka korka çarpıştıktan sonra ölümü yiğitçe
karşılamış, gırtlaklarını düşmanın kılıcına uzatıp ölümü kendileri
istemişlerdir. Uzağımızdaki ölümü düşünmek daha sürekli, dolayısıyla
daha zor katlanma çabası ister. Ölmesini bilmiyorsanız, hiç
tasalanmayın; doğa hemen gereğince ve yeterince öğretir size; bu
işinizi o görüleceği gibi görür siz yormayın kendinizi.

Incertam frustra, mortales, funeris horam

Quaritis, et qua sit mors aditura via. (Propertius)

Boşuna bilmek istiyorsunuz, ölümlüler

Ölüm saatinizin ne zaman, ne yoldan geleceğini.

Paena minor certam cubito preferre ruinam

Quod timeas gravius sustinuisse diu. (Ciallus)

Kaçınılmaz bir belaya birden katlanmak

Uzun süre korku azapları çekmekten yeğdir.

Yaşamayı ölüm kaygısıyla, ölümü de yaşama kaygısıyla
bulandırıyoruz. Biri dertlendiriyor, öteki korkutuyor bizi.

Ölümün kendisine karşı hazırlanıyor değiliz aslında. Çarçabuk olup
biten bir şey bu. Çeyrek saatlik, uzantısız, zararsız bir azap için ayrıca
uzun boylu kafa yormalara değmez. Doğrusunu isterseniz, ölüm
hazırlıklarına karşı hazırlanıyoruz. Filozofi bize ölümü hep göz
önünde tutmamızı, vaktinden önce görüp üstünde düşünmemizi
buyuruyor, sonra da bu öngörüp düşünmelerin bizi üzmemesi için
alacağımız tedbirleri, uyacağımız kuralları öğretiyor. Hekimler de öyle
yapmıyorlar mı?

Bizi hastalıklar içine atıyorlar ki üstümüzde ilaçlarını ve sanatlarını
kullansınlar. Yaşamasını bilmemişsek bize ölmesini öğretmek
yersizdir. Dayanaklı olarak, iç rahatlığıyla yaşamasmı bilmişsek aynı
biçimde ölmesini biliriz.; Bırakalım onlar diledikleri kadar
övünsünler.

Tota filosoforum vita commentatio morts est. (Cicero)

Filozofların bütün hayatı ölüm üstüne düşünmedir.

Bana sorarsanız, ölüm yaşamın ucudur, ama amacı değil; sonu,
bitimidir, ama konusu değil. Yaşamın gözlerini dikeceği şey kendi
kendisi olmalıdır. Ona gerekli olan çaba kendini düzenlemek,
yönetmek, kendi kendisine katlanmaktır. Yaşama biliminin bu genel
ve başlıca bölümünün içerdiği daha birçok işler arasında ölmesini
bilme de vardır; ve bu iş, korkunun ona verdiği ağırlık olmasa, en
hafiflerindendir.

Yararlılık ve yalın gerçeklik bakımından basit insanların bize verdiği
dersler, bilimin tam ters yönde verdiği dersleri hiç de aratmazlar.
İnsanların zevkleri ve güçleri değişiktir onları kendilerine göre,
değişik yollardan yönetmek gerekir.

Quo me comque rapit tempestas, deferor hospes (Horatius)

Fırtına nereye atsa beni, orda bir yer vardır yaşanacak.

Çevremdeki köylülerden hiçbirinin son saatlerini nasıl bir tutum, nasıl
bir yürekle geçireceği üstüne düşündüğünü görmedim. Doğa ona
ölümü yalnız öleceği zaman düşünmesini öğretmiştir. Ölümü
Aristoteles'ten daha güzel bir davranışla karşılar çünkü. Aristoteles
hem ölümün hem de uzun bir hazırlanmanın çifte baskısı altındadır.
Oysa Caesar'a göre de en az düşünülmüş olan ölüm, en mutlu ve en
ağırlıksız ölümdür.

Plus dolet quam messes est, qui ante dolet quam messe est. (Seneka)

Gereğinden önce dertlenmek, gereğinden fazla dertlenmektir.

Ölüm düşüncesinin acılığı bizim onu kurcalamamızdan geliyor.
Doğanın gerektirdiklerini ondan önce düşünüp yönetmeye kalkmak
yüzünden hep başımızı derde sokarız böyle. Yalnız bilginlerdir sapa
sağlamken ağız tadıyla yemek yiyemeyen ve ölüm düşüncesiyle
kasılıp kaşlarını çatanlar. Basit insan yalnız iş başına geldiği zaman
çare ve avuntu arar ve ne kadar duygulanıyorsa o kadar da düşünür.
Hep demez miyiz ki kaba halkın, başına gelenlere, sabırla katlanması,
gelebilecek korkunç belalarıysa hiç aklından geçirmemesi
kafasızlığından, sersemliğinden gelir; ruhları kalın ve katı olduğu için
etkilenmesi, sarsılması daha zordur. Eh, öyleyse biz de artık sersemlik
okulunda yetiştirelim kendimizi. Bilimlerin bize vaadettikleri son
mutluluk budur ve sersemlik ne rahatlıkla götürüyor ona öğrencilerini.
(Kitap 3, bölüm 12)

Gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgardan hayır gelmez. (Kitap 2,
bölüm 2)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla