Üyelik tarihi: Jun 2008 |
Nerden: Mardin |
|
Mesajlar: 1.470
|
|
Üye No: 599
|
Tecrübe Puanı: 518
| Rep Puanı : 51562
| |
|
| |
|
KENDİNİ ÖLDÜRME
Hegesias dermiş ki: Yaşamanın yolu gibi ölmenin yolunu da
kendimiz seçmeliyiz. Diogenes, filozof Speusippos'a rastlamış.
Tutulduğu iyileşmez fil hastalığından ötürü kendini sedyeyle gezdirten
Speusippos: Selam sana, Diogenes, demiş. Sana selam yok, diye
karşılık vermiş Diogenes, sen ki bu halinle yaşamaya katlanıyorsun
hala. Bir zaman sonra filozof öylesine zor yaşamaktan sıkılarak
kendini öldürmüş.
Bunun tersi düşünceler de yok değil. Birçoklarına göre de bu dünya
kışlasını, bizi oraya koyanın buyruğu olmadan bırakıp gidemeyiz.
Tanrı bizi yalnız kendimiz için değil, ona ve başka insanlara hizmet
etmek için yollamış; onun izniyle gidebiliriz ancak, kendi iznimizle
değil. Doğuşumuz bizden çok ülkemiz içindir. Yasalar kendi çıkarları
için hesap sorarlar bizden; bizi öldürme hakkı onlarındır;
görevimizden kaçtığımız için hem bu dünyada, hem ötekinde
cezalanırız.
Bizi bağlayan zinciri taşımak onu kırmaktan daha fazla yürek ister ve
yurdu için bütün cefalara katlanan Regulus, kendini öldüren Cato'dan
daha üstün bir yılmazlık sınavı vermiştir. Gözü kararma ve
sabırsızlanmadır bizi ölüme koşturan. Dinç erdem hiçbir belaya sırtını
çevirmez; dertleri ve acıyı arar, yiyeceğini arar gibi zalimlerin
korkutmaları, işkenceler, cellatlar diriltir, dinçleştirir onu;
Duris ut ilex tonsa bipennibus
Nigra feraci frodis in Algido
Per damna, pen cades, ab ipso
Ducis opes animumque ferro. (Horatius)
Karanlık ormanında Algido'nun
Dalları baltayla budanan meşe gibi
Bu belalar, bu cefalar, bu zincirler
Yiğitliğine yiğitlik katar onun.
Bir başkası da şöyle der:
Non est ut putas virtus, pater,
Timere vitam, sed malis ingentibus
Obstare, nec se vertere ac retro dare. (Seneka)
Erdem yaşamaktan korkmakta değil, baba,
Belalara karşı koyup diretmekte
Yolundan dönmemektedir.
Bir başkası da şöyle:
Rebus in adversis facile est contemnere mortem;
Fortius ille facit qui miser esse potest. (Martialis)
Kolaydır ölümü küçümsemek başımız dertteyken,
Daha yiğittir başına gelene katlanan.
Yigitlere değil korkaklara yaraşır feleğin sillesinden kaçmak için bir
çukura, ağır mezar taşları altına büzülmek. Fırtına ne kadar sert olursa
olsun, yiğit olan şaşmaz yolundan yordamından.
Si fractur illabatur orbis,
Imparidam ferient ruina. (Horatius)
Dünya parçalanıp yerle bir olsa
Yiğitçe katlanır yrkılmasına.
Başka dertlerden kaçmaktır en çok bizi ölmeye iten; o kadar ki,
ölümden kaçmak kimi zaman ölüme koşturur bizi.
Hic, rogo, non furor rest, ne moriare, mori? (Martialis)
Delilik değil midir, sorarım, ölüm korkusundan ölmek?
Uçurum korkusuyla kendi kendilerini uçuruma atar kimi insanlar.
Usque adeo, morits formidine,vitae
Precipit humanos odium, lucisque videndae,
Ut sibi consciscant maerenti pectore lethum,
Obliti fontem curarum hunc timorem. (Lucretius)
Ölüm korkusuyla insanlar
Bıkarlar yaşamaktan, ışıktan;
Atılırlar ölüme, ölümden korkmanın
Dertlerin kaynağı olduğunu unutarak.
Platon yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendisini
öldürenin onursuzca gömülmesini ister, eğer bu işi kamu yargısıyla,
kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir
utanç yüzünden değil de, korkaklığından, ürkek bir ruhun
güçsüzlüğünden ötürü yapmışsa. Yaşamımızı horgörmek de gülünç bir
düşüncedir aslında; çünkü yaşam bizim varımız yoğumuz, her
şeyimizdir. Daha soylu, daha zengin bir varlığı olan şeyler bizimkini
kötüleyebilir; ama bizim kendimizi hor görüp hiçe saymamız doğaya
aykırıdır; başka hiçbir yaratıkta görülmeyen özel bir hastalıktır
kendinden nefret etmek, yüz çevirmek. Olduğumuzdan başka olmayı
dilemek gibi bir saçmalıktır bu. Bu dilek yerine gelse bile bize bir şey
kazandırmaz. İnsanken melek oluvermeyi isteyen kendi için bir şey
yapmaz, olduğundan daha iyi olmaz; çünkü kendisi ortada kalmayınca
kim tadacak, değerlendirecek bu değişmeyi onun yerine? (Kitap 2,
bölüm 3)
Kendiliğinden doğuveren halk şiirinin öyle saf ve yalın güzellikleri
oluyor ki en olgun şiir ustalığının ulaştığı başlıca güzellikle
kıyaslayabiliriz: Gaskonyalıların türkülerinde, hiç bilimden, okur
yazarlıktan haberi olmayan kimi ulusların türkülerindeki şiir gibi. Bu
iki şiirin arasında kalan orta halli şiiri ise küçümser, beğenmez,
tutmayız. (Kitap 1, bölüm 56)
__________________
|