Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-20-2008, 11:17 AM   #9 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

ıÜüSOKRATES’ İN KİŞİLİĞİ

Sokrat, hiç seyahat etmemiştir. Yalnız Eflatun' un ifadesine göre. bir kez Corint berzahına dek gitmiştir. Şehirden dışarıya çıkışı bile çoğu kez kendisine karşın olurdu. Atina kırlarına çıkışı âdeta rastlantı ve kendi alışkanlıklarına aykırı nadir hareketlerdendi (Phedon). Onun için her şey insandan ibaretti. Tüm yaşamını insanları ve kendini incelemekle geçirdiği için dış âleme karşı derin bir ilgi duyamıyordu. O, hayatını, peygamber ve havarilerde görülen güçlü bir iman ve feragatla geçirmiştir. Yetiştiği dönemde, Atina her bakımdan alçalmıştı. Akın akın Atina' ya gelen köylüler, çalışmanın adiliğini, zevk ve sefahatin lezzetini öğreniyor; eski geleneklerinden uzaklaşmış olan halk, her çeşit ahlaksal bağları kırmış, bir çeşit tinsel anarşi içinde yaşıyorlardı. Aristophan, güldürücü şiirlerinde Tanrılarla alay ediyor; örneğin. Kuşlar adlı eserinde Baküs' ü bir geveze ve Plutus adlı kitabında ise Merkür'ü imansız ve aç gözlü bir obur olarak betimliyordu. Siyasal hayatta da eski dayanıklılık (****net) kalmamış, sofistlerin şarlatanlıkları, çıkarcı art düşünceleri, halkın ve gençliğin doğru bir yolda ilerleyebilmesine engel oluyordu. Bütün bu durumlar karşısında ciddî bir üzüntü duyan Sokrat, kendisinde bir üstat otoritesinin geliştiğini hissettiği gün, Delph tapınağının kâhininden, Atina' da en Bilge (Sage) olan birinin var olup olmadığını sorduğu zaman, tanrıların buna olumsuz yanıt verdiklerini öğrendi. Bundan sonra Sokrat, kendisini Apollon' un emri altında saydı; bu karşılığın nedenini aramak ödevini üzerine aldı. O, kendisinde hiç bir çeşit Bilgelik (Sagesse) hissetmiyordu. Bu nedenden Bilge denilen insanlar, kim olurlarsa olsunlar, onları incelemeye koyuldu. Bu araştırmadan sonra, kendisinin onlardan daha üstün olduğunu öğrendi; bunun biricik kanıtı, kendisinin diğerlerinden farklı olarak, bilgisizliğini kabul etmiş olmasıdır. O, başkalarında da bu eleştirimci düşünceyi geliştirmeye çalıştı. Zira, insan ruhu, düşünmeden kabul edilmiş olan birtakım dağınık ve adi düşüncelerden ancak bu suretle kurtulabilirdi. Ona göre, kendini oluşturmak için, önce kendini bilmek gerekti. Sokrat, bu amacı anlatabilmek için, "kendi ruhuna özen göstermek" sözünü kullanıyordu.

Bu nedenden o, resmi işlerle uğraşmamış, çoğu kez eski filozofların bu çeşit işlerden uzaklaşmayı öneren özdeyişlerini yineleyip durmuştur. O, insanları ıslah etmeyi üzerine alan bir adamın eğer bir süre yaşamak istiyorsa, devlet işlerinden tamamen uzaklaşması gerektiğine inanmıştı. Bununla birlikte Sokrat, askerlik yapmış, Alcibiades' i Potide savaşında, Xenophon' u Delium' da ölümden kurtarmıştı. Potide' deyken, en şiddetli bir kış mevsiminde, "hiç kimsenin sokağa çıkamadığı, yahut hiç olmazsa en ısıtan şeyler giyip ayaklarını koyun derileriyle sararak gezebildikleri bir zamanda o, yine büyük ve bol mantosuyla, yalın ayak buzlar üzerinde dolaşırdı. Askerler onu, kendilerine cesaret vermek için böyle yapıyor sanarak sinirlenirlerdi". Alcibiades de der ki: "O, Delium' da sanki Atina sokaklarındaymış gibi sükûn içinde gezer ve düşmanlarına çekinmeksizin bakardı".
Askerlik yaparken meydana gelen savaşlara kahramanca katıldı; savaşta aynı soğukkanlılığı korudu ve özellikle o zamanlar bozulmuş olan askerlik hayatının her türlü sefahat ve rezilliğine kayıtsız kaldı. Beşyüzler Senatosu' nu kuşatmaya çağrılmış, Prytane Komisyonu' na üye olmuş ve Meclis, Arginus adalarının asi generallerini —ölülerini gömdürmüş olmakla suçlandırarak— idama mahkûm etmişken, halkın arzusuna ve bu karara karşın haksız olan bu hükmün oy' a konulmasına yalnız başına itiraz etmişti (406).


Oligarji yönetimindeyken de ayni cesaret ve tarafsızlığı koruduğu gibi, yaptığı tartışmalarda, Atina demokrasisinin büyük kurucularından olan Themistokles ve Perikles' i yurttaşlarına erdem aşkını telkin etmemekle suçladı ve sürekli bir egemenliğin ancak erdemle mümkün olabileceğini ileri sürerek döneminin tüm kötülüklerini sergileyip eleştirmekten çekinmedi. O, Atina'nın en Bilge olana güven duymasını istiyordu. Otuz tiranın önünde herkes titreyip dururken Sokrat, Salaminli Leon adlı masum bir adamın tutuklanıp idamını isteyen Kritias' ın emrini reddetti.
Demokratlar yönetim başına gelince, bunlar, Sokrat'ın Otuz tiran yönetimindeki yüksek kişiliğini unuttular; yalnız, onun kendi aralarından bazılarıyla olan ilişkisini, demokrasinin eşitlik ve kur' ayla olan seçme sisteminin O vakit ki şekilleri aleyhinde yaptığı eleştirileri anımsadılar. Özet olarak o, adaleti ve gerçeği "tüm iktidarlara, halk ve müstebitlere karşı savunmaktan asla çekinmedi. Siyasal hayatın entrikalarını bilmeyen Sokrat' ın hayatında ne okulu, ne de kitabı vardır. Nerede bir kalabalık görürse oraya sokulur, onlarla konuşmaya başlardı. O, insanları seviyor, insanları arıyor, herkesle her konuda konuşuyordu ve tüm konuşmalarına ahlaksal bir yön veriyordu. Dargınları barıştırmak, ebeveynine itaat etmeyenleri saygıya ve itaate davet etmek; fakir insanlara servet ve çalışma kaynakları göstermek, onun sürekli işlerinden sayılırdı
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)