Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-20-2008, 11:17 AM   #10 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

SOKRATES’ İ TANIMAK

Parhasium’ la resim, Kliton' la heykel, Aspasia ile retorik hakkında tanışmalar yapar, hatta Theodora adını taşıyan, döneminin ünlü bir hayat kadınına haz vermek ve haz almak sanatını öğretmekten çekinmezdi. Onu daima zeki ve meraklı (mütecessis) gençler kuşatır; o da büyük bir aşk ve heyecanla onlara yeni bir ahlâk ve yeni bir din telkinine uğraşırdı. Ona göre, adalet ve merhametin esası, ebeveynine saygı ve itaatle başladığı için, annesinin pek büyük ve haksız saldırılarına uğrayan kendi büyük oğlu Lamprokles' e, bu düşünceleri aşılamaya çalıştı.

Sokrat. aşktan çok söz etmiş, bir Yunanlı artist gibi organsal güzelliklere karşı da duyarlık göstermiş ise de, ahlaksal güzelliği her şeyden üstün tutmuş ve kendini saran seçkin gençlere üstün bir duygudaşlıkla bağlanmıştı. Eflatun, "derslerindeki yüksek başarıyı, duyduğu bu duygudaşlığa borçludur" der (Thages).

İnsanlık tarihinde, bu denli metin ve orijinal bir kişilik yoktur, denebilir. Atina'nın, özellikle o donemde pek fazla incelmiş olan kibar ve zarif hayatı içinde o, âdeta doğa ve ilkelliğe dönmek isteyen bir adam manzarasını gösterir. Genel olarak bir büyük manto giyer; yaz ve kış Atina sokaklarında yalın ayak gezerdi. Sabır ve kanaatinde eşi bulunmaz bir iradeye, ****net ve cesarette görülmemiş bir güce sahipti. Sabaha dek kadeh çarpıştırılan büyük şölenlerde şarabın etkisiyle konuklar uyukladığı zaman, o, bir kenara çekilir; güneş çıkıncaya dek düşünürdü. Hiç bir çalışma ve yorgunluk, onun gürbüz vücudunu sarsmazdı.

Eflatun, hocasının Atina' yı ahlâk ve zihin bakımından yüceltmek için askersel görevleri, gerekli hatiplikleri, hatta evinin işlerini bile ihmal ettiğini anlatır. Atina' yı düşündürmek ve ıslah etmek görevini Tanrı' dan aldığını sanan Sokrat, ancak otuz yaşını geçtikten sonra bu sitenin sokaklarında görünmeye başladı. Ve bir büyük kardeş gibi yurttaşlarına, hatta yabancılara sokulduğu, onlarla gevezelik ve iyilik hakkında tartışmalara giriştiği görüldü. Politikacıları, ozanları, artistleri ziyaret ediyor, onlarda gerçek erdemi uyandırmaya çalışıyor, girdiği dükkânlarda, aklın meskeni olan ruhun bedenden sonsuz bir surette yüce olduğunu tanıtlamak için usanmadan açıklamalarda bulunuyordu.

Ağır başlı, kaba yapılı ve ustaca konuşmasını bilen Sokrat, tüm sofistlerle başa çıkıyor; ve gençleri etkileyebilecek olan her çeşit belagat ve nezaket oyunlarını pek güzel deneyip uygulayabiliyordu. O, hem bir diyalektikçi,' hem de bir alaycıydı (müstehzi). Bir evliya gibi, bir peygamber gibi mistik bir ruha da sahipti: "Bildiğim bir küçük bilim vardır. O da: Aşk bilimidir" diyordu. Kendi içinde her zaman Tanrının sesini işittiğini zanneden bu büyük adamın konuşurken sesinin tonuna ve mantığının gücüne dayanılmazdı.

Sokrat, pek çirkindi. Yassı alınlı, basık burunlu, her tarafı görebilen "öküz bakışlı" gözleri vardı. Onu sevenler bile, kendisini bir kutsal maymuna benzetirlerdi. Eflatun, Şölen' inde: "Sokrat, der, heykeltraşın atelyesinde sergilenen Silenc'icre (kutsal bir maymun) benzer ki. içini açacak olursanız, kendisinde tanrılıkların hapsedilmiş olduğunu görürsünüz". Bu çirkin zarfın içinde, "en parlak ve saf güzellikler gizlidir".
Geleneklere göre, Sokrat, çok fena yönelişlerle doğmuştur. Döneminin ünlü fizyonomi bilginlerinden Zophvs, bir gün ona, gençlerle konuşurken rastlamış; yüzündeki çirkin çizgileri inceledikten sonra Sokrat'ın çok çirkin yönsemeleri bulunduğunu ilân etmiş, öğrenciler, bu garip teşhise gülünce Sokrat, onları susturmuş, Zophys' in doğru söylediğini, kendi doğuştan sahip olduğu fena tutkuları, iradesiyle yendiğini itiraf etmiştir.

__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)