Üyelik tarihi: Jun 2008 |
Nerden: Mardin |
|
Mesajlar: 1.470
|
|
Üye No: 599
|
Tecrübe Puanı: 518
| Rep Puanı : 51562
| |
|
| |
|
SOKRATES’ İN YARGILANMASI
Düşmanı olan Aristophan, onunla alay için, kendisinin bir okulu bulunduğunu ve oradan nasıl para aldığını, nasıl ders verdiğini 'anlatırsa da, bunlar tamamıyle iftiradır. Onun ne özel bir okulu vardı; ne de verdiği derslerden para alırdı. Çoğu kez gençlere rastladığı Palestr' i ziyaret etmediği zaman, Lyce jimnaterinin bulunduğu yeri tercih ederdi. Yoğrulmak bilmeden sorar, karşısındakileri, bir gerçeği arama işinde birlikte çalıştırır, gerektiğinde uzun söylevler verir; ve ozanların metinlerini açıklar ve kıraat şeklinde okur ve ,okuturdu.
O, bir üstat değildi; ve üstat olmayı da istememişti. Philozof deyimini mağrur sofistlere karşı Bilgeliği seven anlamında olmak üzere alçak gönüllülükle kabul etmiş; kendisine, pek candan bağlı bir ortam yaratmıştı.
Kendisiyle daima birlikte dolaşmayanlar bile, uzaktan onun ilkelerine bağlı bulunurlardı. Onu dinleyenler arasında çeşit çeşit yönelişlere sahip olan insanlar vardı; kendi mesleğine bağlı olanlar arasında, Öklide, Antistenes, Aristip, Phedon, Eflatun, Eschin... gibi tanınmış kimseler vardı. Onun meclisine böyle tamamıyle gelişmiş olanlardan başka, diğer bazı filozoflara bağlı olanlarla, giysi, servet ya da ün peşinde koşan insanlar da devam ederdi. Sokrat. ülküsüne o denli bağlıydı ki, çevresinde uyandırdığı tepkileri görmüyor ve görmek istemiyordu. Ona, önce sofistler düşman oldular. Ozanlar, kendisini ne yaptığını bilmemekle suçladılar; politika adamları ona, Atina' nın mahvolmasına çalışmak suçunu sürdüler. Halk ise, bu büyük adamın savunduğu düşünceleri anlayacak seviye ve ruhta değildi. Aristophan, hem halkı eğlendirmek, hem de kendisiyle alay etmek için onu, ‘’Buluşlar’’ adlı eserine koydu. Sokrat' ın düşünceleri bazı heykel satıcılarının çıkarına da uygun gelmiyordu. Çünkü o, soyut bir tanrıya inanıyordu.
Özet olarak, Sokrat'ı düşmanları, dinsizlikle, gençlerin ahlâkını bozmakla, Atina tanrılarını inkâr edip, yerine yeni tanrılar getirmekle, nihayet Atina' nın tüm geleneksel kurumlarına düşman olmakla suçlandırdılar. Hatta, Voltaire' in deyimiyle, "bir tanrıdan başka tanrı yoktur!" diyen bu büyük adamın bir tanrı tanımaz olduğunu iddia ederek kendisini kur' a ile seçilen 500 bilgisiz üyesi olup, adına Heliast denilen mahkemeye verdiler. Bu suçlamaları yapan düşmanları arasında şu üçü özellikle, kendisinin idamında önemli bir rol oynadılar.
Ozan Melitus, iyi bir hatip olan Lycon; zengin bir derici olan Anytus... Bunlar, onu idam ettirmekle, demokrasiyi ve halk inançlarını kuvvetlendireceklerini tasarlamışlardı. Eflatun üç eserinde (Apoloji, Kriton, Phedon) onun kendisini nasıl savunduğunu, yurdunun kanunlarına itaat etmek için, kaçmayı nasıl reddettiğini ve ölümüne dek hapishanede geçen hayatının inceliklerini betimler. Sokrat, kendisini kaçırmak isteyen Kriton' a düşünde, tanrılığın kendi ölümünün ne şekilde olacağı hakkında bilgi verdiğini ve bu öncel (ezelî) takdirden kaçamayacağını ve bir yetmiş yıl daha yaşayamayacak olan ihtiyar Sokrat’ ın gençlere, yurdunun kanunlarına karşı gelmiş bir hain ve ahlâksız izlenimini bırakmak istemediğini anlattı.
Kendisini savunurken de, özgür faaliyetleri sırasında yaptığı sert ve kaba, halkın anlayabileceği örnek ve karşılaştırmalarla dolu. hatta alaycı ve şakacı konuşmasını bırakmamış, bu tehlikeli zamanlarda bile çocukluğundan beri içinden duyduğu Tanrısal sesin telkinlerini yinelemekten çekinmemiştir. Ona, zamanın âdetine göre, kendi cezasını yine kendisinin saptaması önerildiği zaman, Sokrat:
"Benim lâyık olduğum şey mi? Fakat bu, bir ödülden başka bir şey olamaz. Size iyilik yapan ve sizin mutluluğunuzu sağlamaya çalışmak için bir konuta ihtiyacı olan bu yoksul adamın lâyık olduğu şey, sadece bir ödüldür. Ben ölünceye dek, Prytane' de devlet hesabına beslenmemi isterim!".
Bu vakur anlatım karşısında şaşıran ve kızan hakim' er küçük bir çoğunlukla onu ölüme mahkûm ettiler. Fakat onun ölümden de korkusu yoktu. Nitekim, mahkemede:
"Eğer siz bana, araştırmalarımdan ve felsefe yapmaktan vazgeçmek koşuluyle. Anytus' ün düşüncelerine katılmayacağız, seni beraat ettireceğiz, fakat bu koşulun aksini yaparsan öldüreceğiz, demiş olsaydınız, size tereddüt etmeksizin derdim ki: Ey Atinalılar, sizi seviyor, size karşı saygı duyuyorum. Bende bir tek nefes kalıncaya dek ve bir tek nefes alacak gücüm bulundukça felsefe yapmaktan vazgeçmeyeceğim. Size daima iyilikler ve öğütler vermek için gelecek, hor gün kullandığım dille, dostum, sen Atinalısın; sen kudret ve ünde en büyük bir şehirdensin... Oysaki sen sadece servetler edinmekten, onur ve itibar kazanmaktan başka bir şey düşünmüyorsun ! Ruhun gerçeklik ve güzelliği hakkında ise, ne saygı duyuyor, ne de ufacık endişe hissediyorsun... İşte ben. yoluma çıkan genç, ihtiyar yurttaş ve yabancı olan her insanla ve özellikle sizlerle böyle konuşacağım!.. Zira ey Atinalılar, siz beni pek derinden üzüyorsunuz... Anytus' ün sizden istediklerini ister yapınız, ister yapmayınız... Beni ister salıveriniz, ister tutuklayınız. Bin kez ölmek zorunda olsam da tuttuğum yolu hiç bir zaman değiştirmeyeceğim!".
__________________
|