Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-20-2008, 11:18 AM   #12 (permalink)
Asur-Banipal
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

VE ÖLÜMÜ….

Sokrat, sahte bir ülkücü değildi. O, ulusuna karsı yapmakla görevli olduğu işi o denli açıkça biliyor ve ona o denli ciddiyetle inanıyordu ki, nihayet, kendi imanının bu gücüne Tanrısal bir kaynak arıyor; ve nihayet bu görevi Tanrı' dan aldığını sanıyordu. Onun bu tanrısına. "Sokrat'ın şeytanı" adı verilir ki, o bunun sesini işitmiş, en dar zamanlarında bile bu sesin ilham ettiği düşüncelerle, her çeşit zorlukları çözmeyi başarmıştı; bu imandır ki, kendisini kaçırmak isteyenlere: "Bırakınız, Tanrı bizi nereye yöneltiyorsa oraya gidelim, korkmayalım!" demişti. Tüm dâhilerde ve peygamberlerde görülen bu sarsılmaz enerji ve ülküler, hep ilhamlarını Sokrat' ın tattığı kaynaktan almışlardır.

Sokrat, baldıran otu içerek bir çeşit intihara mahkûm edilmişti. Fakat o, bu hükümden sonra bir ay daha tutuklu olarak yaşadı. Xenophon der ki: Olaylar onun yargılanmasından sonra otuz gün daha yaşamasını istedi. Zira, Delos bayramı bu ay içindeydi ve kanunda tören olarak Delos' a gitmiş olan küçük gemi geri dönmeden kimsenin idam edilmemesi yazılıydı. İşte tüm bu süre sırasında Sokrat, arkadaşlarının gözleri önünde tıpkı eskiden olduğu gibi yaşadı. Çoluk çocuğunu çağırarak sükûnet ve ciddiyetle onlara veda etti. Çevresindekilere ruhun ebediliği hakkında bir sohbet yaptıktan sonra, zehir çanağını bir hamlede içti. Ve etrafında ağlayanlara: "İnsan tatlılıkla ölmelidir. Ağlamayınız!" dedi. Ve Kriton' a, belki de Yunan tanrılarına bir saldırı olarak, belki de kendini hayatın acılarından kurtardıkları için. Hekimlik tanrısı "Eskülap'a bir horoz adamıştım, bu borcu ödemevi unutma!" demişti.

Böylece, çağının bilgisizlik ve ahlâksızlığına kurban giden Sokrat için, Xenophon, son satır olarak: "Tüm insanların en bilgesi, en doğrusu iste böyle öldü" der (M.Ö. 399).

Sokrat hiç bir eser yazmamıştır. Düşüncelerini Öğrencilerinin eserlerinden anlıyoruz. Eflatun, diyaloglarında kendi düşüncelerini, pek hayran olduğu üstadının ağzından söylemiştir. Yalnız, Xenophon kendi eserlerinde (Memorables, Apologie, Banquet), Sokrat' ın düşüncelerini daha doğru olarak nakleder. Aristo ise, ondan ancak dolayısıyle söz eder.

SOKRATES’ LE İLGİLİ ANLATILANLAR

Düşündüklerine ve inandıkları düşüncelere uygun bir surette yaşamış olan eski Yunan filozofları, her şeyi öğrenmek istiyorlardı; âlemi ve âlemin kaynaklarını, mukadderatını açıklamaya çalışıyorlardı. Yani, felsefeyi tümel ve evrensel bir bilim sayıyorlardı. Sokrat ise, insanın eşyayla uğraşacak yerde, kendisiyle meşgul olmasını istiyor, yani Çiceron' un deyimiyle, "felsefeyi gökten yere indiriyordu". Çok sevdiği gençliğe, kuramsal (teorik) olmaktan çok, pratik ahlâk telkinlerinde bulunuyordu. Zira, amacı, Atina'nın istikbalini kurtarmaktı; ve o, bu işin, yurdunda ahlaksal ve dinsel bir reform yapmak suretiyle sağlanabileceğini sanıyordu. Böylece, Yunanistan' ın erdem kazanacağını, erdemin ise, kuvvet ve büyüklük yaratacağını iddia ediyor ve buna inanıyordu. O, hiç bir zaman kuşkucu ve hatta doğmacı değildi. Diyebiliriz ki Sokrat, Fisagor' dan sonra gelen ülkü adamlarının, bilim ve din kahramanlarının örnek tuttukları en büyük şehitlerden biridir.

Sokrat'ın kişiliğini açıklama bakımından Diogene Laerce' in vermiş olduğu şu notlan nakletmekte yarar ummaktayız:

Sokrat, Öripides' Ie birlikte çalışmış ve Eflatun' un Phedon diyaloğunda anlattığına göre, Protagoras' m kitaplarını okumuş, fizikçi Archelaus' un derslerini izlemiştir. Diogene Laerce, onun önce köle olduğunu, sonra taş yontucusu olarak Akropol' daki ‘'Giyinmiş Latifler'’ i (les grâces vetues) onun yaratmış olduğunu anlatırsa da, bunun başka bir Sokrat'a ait olduğu sanılmaktadır. Retorikte usta olan Sokrat' ın retorik (hatiplik sanatı) okutmasını Otuzlar yasaklamıştır. Hatip Echin, onun öğrencisi olmuştur. Yaşama sanatı hakkında ilk kez söylev veren Sokrat' mış. Diogene Laerce, Aristoxen' den naklederek, onun ticaretle ve vurgunculukla da uğraştığını, kumar oynadığını, çok para kazandığını ve bunu pek çabuk sarf ettiğini anlatır. Fakat Kriton, onun ruhsal değerlerinden hoşlanarak eğitimine hizmet etmek için kendisini atelyesine almış ve Sokrat, âlemi incelemenin hiç bir yararı olmayacağını anlayınca, fizikten vazgeçerek ahlâkı incelemeye koyulmuştur. O, pek heyecanlı konuşur, düşündüklerini, yumruklarını ileriye uzatarak ve kendi saçlarını yolarak anlatır ve çevresindekilerin gülmelerine aldırmazmış. Birisi, kendisine bir çitme atmış; kızmadığını görenler, bunun nedenini sorunca, "beni çitmeleyen bir eşekse, onun hakkında bir dava mı açmalıyım?" demiş. Güya bir gün, Öripides, kendisine okusun diye, Heraklit' in eserlerini vermiş, sonra bunlar hakkında ne düşündüğünü sormuş; Sokrat da, "Bu eserden anladığın» şeyler bana dâhice görünmektedir, geriye kalan anlayamadığım kısımların da öyle olduğunu sanıyorum; fakat ben yorumlamak için Delos' un iyi bir yüzücüsüne muhtacım" demiş. Alçak gönüllü ve vakur olan Sokrat' a bir gün Alcibiades, bir ev yapması için büyük bir arazi vermiş; Sokrat ona, "ayakkabılara ihtiyacım olsaydı, sen de bana bunları kendim yapmam için deri vermiş olsaydın ve ben de bunu kabul etmiş olsaydım gülünç olmaz mıydım sanırsınız?" demiş. O. hemen daima satılmakta olan şeyleri gördükçe, kendi kendine, "ne kadar da çok ihtiyacım olmayan şeyler!" der ve durmadan şu beyti yinelermiş: "Süsler, gümüş ve sırmalar, hayata değil, tiyatroya hizmet ederler!".

Sokrat'ın iki karısı varmış: Biri Xantip ki, bundan Lamprokles adındaki oğlu dünyaya gelmiş; diğeri de Myrto'dur ki, bununla ceyizsiz evlenmiş ve bu kadından Sophronisk ile Menexen adında iki oğlu olmuş. Sokrat, alay edenlerden nefret eder, kanaatkarlıkla övünür, kimseden para istemezdi. "Pek acıkmış olan bir adam, salça var mı diye incelemez, pek susamış olan ise, kendisine suyu başkasının getirmesini beklemez ve gereksiz şeylerden vazgeçmeyi bilenler, Tanrılara daha çok yaklaşırlar'’ derdi. Aristophan, Bulutlar adlı piyesinin bir beytinde, onun hakkında, "Müthiş adam!.. Açlıktan ölürken bile dalkavukluk yapamaz!" der. Sokrat, kıyafetine ve temizliğine dikkat etmezmiş; fakat bir zafer gününü kutlamak için hazırlanan şölene, yıkanmış ve sandallarını giymiş olarak geldiğini hayretle görenlere, "Bunun nedeni, demiş, akşam yemeğini Agaton' un evinde yiyeceğim için kendimi güzelleştirdim; zira, bir güzel adamın evine giderken, güzelleşmek gerektir". Onun için tek hayır, bilgi; tek şer, bilgisizlikti; zenginlik ve soyluluk da bir onur değil, bir şerdi. Bir köle olan Phedon' un fena yerlerde dolaştığını anlayınca, onu efendisi olan Kriton' dan satın alarak filozof yapmıştır. Sokrat, ileri bir yaştayken lir çalmayı öğrenmiş ve "insanın bilmediğini öğrenmesi pek doğaldır" demiş. Çoğu kez sıhhati için yararlıdır, diyerek sık sık dans eden Sokrat, bir gün, Öripides' in Oges adlı piyesi oynanırken, sahnede erdemden bahseden sanatçı, "en iyisi, onu terk etmektir'' deyince Sokrat, "İnsan, kaybolan bir kölesini aramak için bir hayli eziyet çekerken erdemin böyle öldürülmesi gülünçtür" diyerek tiyatroyu hemen terk etmiş. O, gençlere, sık sık aynaya bakmalarını salık verir, "eğer güzelseniz, güzelliğe lâyık olmaya çalışınız; çirkinseniz, bilginiz sayesinde çirkinliğinizi unutturunuz" derdi. Bir gün evine bazı zengin adamları davet etmiş; yemek için hazırlığı olmayan Xantip şaşırıp kalmış. Bunun üzerine Sokrat, "boşuna şaşırma; onlar kanaatkar iseler, memnuniyetle sofraya oturacaklardır; fena insanlar ise, tasalanmaya gerek yoktur; zira, zahmete değmez" demiş. "Herkes yemek için yaşıyor, ben ise yaşamak için yiyorum" diyen Sokrat' a baş vuran Echin, "ben fakirim,hiç bir şeyim yok; size bizzat kendimi veriyorum" deyince, büyük filozof: "Bunu bana verdiğin sunakların en büyüğü olduğunu hissetmiyor musun?" demiş. Ölüme mahkûm edildiği zaman karısı, "haksız yere mahkûm edilmiş olduğundan" ağlayarak şikâyet edince, Sokrat, "haklı olarak mahkûm edilmemi mi istiyordun?" demiş. Baldıran otunu içeceği zaman, Apollodor, filozofa giyinmesi için bir güzel manto hediye etmek isrer; Sokrat, "yaşadığım zaman, eski mantom iyiydi, ölürken de o daha uygun değil mi?" diyerek reddetmiş. Güldürü yazarlarının kendisini eleştirip sergilemelerinin gerekli olduğunu kabul eder, "eğer onlar, gerçekten bende olan kusurlardan söz ediyorlarsa, beni tashih ediyorlar demektir; değilse, bana ne?" dermiş. Bir gün karısı Xantip, ona kızarak, üzerine bir kova su dökünce, "Ben daha önce bu kadar gök gürültüsünden sonra yağmur yağar, dememiş miydim?" diyen Sokrat' a, Alcibiades, bu kadının çekilmez bir yaratık olduğunu söyleyince, filozof: "Ben ona, kazların bağırışmalarını dinliyormuşum gibi alıştım; nitekim, sen de kazlarının yaygaralarına dayanmıyor musun?" deyince, Aleibiades, "Evet ama, kazlarım bana yumurta ve palazlar veriyor, onun için katlanıyorum karşılığını verir; bunun üzerine Sokrat, Benimki de öyle, karım da bana çocuklar veriyor! demiş. O, çoğu kez. azgın atlar gibi, zaptedilemez kadınların da var olduğunu söyler ve bunları zaptedebilen süvarilerin diğerlerini yola getirmekte hiç zorluk çekmeyeçeklerini anlatır ve, bende karımla geçinmeyi bilirsem, başka kimselerle kolayca geçinebilirim!" dermiş (Zeiler, Yunanlıların Tarihi' nde, cilt II. Yazar. Xantip' in huysuzluklarına, kocasının hırçın karakterinin neden olduğunu anlatır).

Diogene Laerce, Sokrat hakkında bu öykülerin bir kısmını anlattığı halde, onun düşüncelerine hiç değinmemiştir. Onun gerçek çehresi, Eflatun' un Şölen' inde görülür. Aristophan' ın şiddetli eleştirileri ve Xenophon' un vermiş komutanı olduğu bilgiler, onun nasıl bir adam olduğunu anlamamıza yetişmez. Eflatun, diyaloglarında hocasının düşünceleriyle bunlardan pek farklı olan kendi düşüncelerini karıştırır. Aristo ise Sokrat' a yeter derecede önem vermiş değildir.

__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin Asur-Banipal Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (07-20-2008)