Tekil Mesaj gösterimi
Alt 08-11-2008, 10:04 PM   #1 (permalink)
*rojda*
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow Yaşam Üzerine...

Çevremizde olup bitenlerin ne kadar bilincindeyiz acaba etrafımızda yaşanan olaylara ne derece duyarlıyız?Diğer bir ifadeyle nefes alırken yaşamı da iyisi ve kötüsüyle içimize çektiğimizin farkında mıyız?Bu sorular kimi zaman sorulardan oluşan sorunlar üzerinde oturup düşünelim.

Kaçımız sabahları apartmanımızdaki komşumuza “günaydın” diyor ya da tatlı bir tebessümle karşılıyoruz?Sanırım çok azımız ya da en son kime karşılık beklemeden yardım ettiniz?Zorda kalan insanın çaresizliğini ekmeği bölüşür gibi paylaşıp,acılarını hafiflettiniz?Kiminiz “evet ben bu yazdıklarınızı yapıyorum zaten” dediğini duyar gibiyim.Bravo size!Ne mutlu ki sizin bir ayrıcalığınız var diğerlerinden,hepimiz eşitiz eşit olmasına ama herkes insani özelliklere ne yazık ki sahip değil.

Etrafında gelişen olayların bilincinde olan,yaşamın anlamını da keşfetmiş,at gözlükleri takmamış demektir ve bu büyük bir erdemdir.

Bir de hiçbir şeyin;baharda açan birbirinden güzel ve mis kokulu rengârenk çiçeklerin,yağan yağmurun ya da yaza “elveda” dercesine uzak diyârlara kanat çırpan kuşların ,hatta yüreğindeki sesin farkında olmadan ömrünü noktalayan insanlar var.Ne yazık!

Bizi diğer canlılardan ayıran özelliğimiz nedir diye sorulduğunda,demez miyiz:”Düşüncelerimiz,duygularımız ve olaylara karşı verdiğimiz tepkilerimiz”.Peki tepkisiz bir insan düşünebiliyor musunuz?Ne kadar doğru olur?Gün gelir kendi içimizdeki çocuğun bile sesini duyamayız.Hayır! Aslında yaşanan bir çok şeyin farkında olmadan;gördüğümüzü,duyduğumuzu zannederek bize sunulan bir fincanlık kahve gibi yaşamı da kolayca tüketiyoruz.

Herkes kaçar,korkar olmuş insanlardan halbuki kendinden.Hep büyük bir felaket mi gelmesi lazım,birilerine yardım eli uzatmamız için?Maziyi yoklayalım 17 Ağustos gecesinden önce,yaşamı en iyi şekilde yaşıyorum zannedenler;başkalarını göremeyecek kadar zevk-i sefa içinde olanlar,ertesi gün hayatın soğuk ve gerçek diğer yüzüyle karşılaştılar.Bu acı, hem bedenlerini hem de hem de yüreklerini pişmanlık ateşiyle yaktı. Neden? Size soruyorum aslında hayat sanıldığı kadar uzun mu?

Kelebeğin ömrü kadar kısa olan bu ömürde artık kendimizin ötesinde;hissederek,duyarak ve görerek yaşamayı neden denemiyoruz?İşte o zaman insan olduğumuzun ve çevremizdekilerin farkına varacağız.

Çok geç değil!Kabuğuna saklanmış kaplumbağa gibi olmaktansa,birbirinin derdiyle üzülmeli,sevinciyle mutlu olmalıyız. Hem kendi hem de çevresi için çalışan arı misali yaşayalım.Bize sunulan ve çok değerli olan yaşamı içimize sindirerek,paylaşarak tüketelim.

Unutmayalım ki, kederler paylaştıkça azalır ,mutluluklar bölündükçe çoğalır.


alıntı..


__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla