Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05-06-2008, 03:48 PM   #1 (permalink)
Serhıldan
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 180
Üye No: 18
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
Serhıldan is on a distinguished road


Standart Mezopotamya’nın siyasal tarihi

Suat Gökalp’ın ‘Mezopotamya Siyasal Tarihi’ kitabı, Kürtler acaba hangi kültür grubuna dayanmaktadır? Kürtler nasıl bir toplumsal arka plana sahipti? Mezopotamya’daki diğer kültür grupları ile Kürtlerin ilişki ve çelişkilerinin temeli neydi? sorularına cevap aramakta.

Tarih bilgisinden yoksun belleksiz insan, geçmişi ve geleceği olmayan, iktidarların boyunduruğu altında ‘şimdi’nin içinde esaretini yaşayan bir canlıdır. Tarih, insanlığın barbarlığa ve barbarlara karşı özgürlük arayışının ve mücadelesinin belleğidir. İnsanın içinde bulunduğu andır ve özgür bir gelecek tasarımıdır. Bu yüzden tarihi doğru noktadan başlatamamış özgürlük mücadeleleri ve halklar bugün kendini küresellik olarak dayatan barbarlık karşısında yenilmeye mahkumdur.

Modern tarih anlayışı Batı uygarlığı ile bir tutulsa da, gerçekte genel olarak insanlık tarihi, barbarlıklar ve özgürlükler mücadelesidir. Bugünün tarih anlayışında ise Batı uygarlığının dayatması olarak günceli her şey, geçmişi ise hiçbir şey sayan bir yaklaşım söz konusudur. İktidarların boyunduruğu altında tutulan insanlık, geçmişinden, özgürlük arayışından koparılıp belleksizleştirilerek güncelin esiri duruma düşürülmek isteniyor. Bu bakımdan tarihi doğru noktadan başlatarak, doğru okumak, insanlığın bugünü ve geleceği açısından son derece önemlidir.

Coğrafyadaki Kürt gerçekliği

Belge yayınları tarafından geçtiğimiz aylarda yayımlanan Mezopotamya Siyasal Tarih adlı kitabında Suat Gökalp, tarihi, insanlığın iktidarlara karşı özgürlük mücadeleleri çerçevesinde ele alıyor. Gökalp kitapta, tarihi doğru noktadan başlatmanın önemine dikkat çekmekle birlikte, Batı uygarlığının ilk adımlarının Doğu’da atıldığını, bu nedenle insanlığın bugününü kavramak için uygarlıkların beşiği olan Mezopotamya tarihini bilmenin önemini vurguluyor ve bu coğrafyadaki Kürt gerçekliğini inceliyor. Tarihin başlangıcının doğru belirlenmesinin öneminin farkında olan yazar, günümüzde Kürtlerin özgürlük mücadelesinin doğru kavranması için de Mezopotamya tarihi içerisinde Kürtlerin kültürel ve siyasal konumunun belirlenmesinin önemini vurguluyor ve Mezopotamya topraklarındaki Kürt tarihiyle ilgili okura tarihsel bilgiler sunuyor.

Mezopotamya uygarlığı içinde Kürtlerin hangi kültür grubuna dayandığını, zamansal ve mekansal olarak Kürtlerin tarihsel geçmişlerini irdeleyen Gökalp, tarih bilgisi ve tarih biliminin insanlığın özgürlük mücadeleleri içindeki önemine dikkat çekiyor. İktidarların ve devletçi toplumların ortaya çıkışının, insanlığın doğal gelişimi içinde oluştuğu şeklindeki yaygın tarih anlayışını reddeden yazar, devletçi toplumların insanlığın doğal gelişiminden bir sapma olduğunu Mezopotamya tarihi içinde ortaya koyuyor.

‘Tarih nedir?’ soruna da yanıt arıyor

Tarihin yazıyla ortaya çıkmasından hareketle, tarihi Sümer’den başlatan yazar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tarih konusundaki saptamaları ve görüşleri ışında, ‘Tarih nedir?’ soruna da yanıt arıyor. Gökalp, dört bölüme ayırdığı kitabında ilk olarak toplumsal tarihin doğuşunu inceliyor. Öcalan’ın Kürtler ve Mezopotamya halkları için savunmalarının tarihe ışık tutun derinliğine dikkat çeken yazar, Öcalan’ın objektif ve bilimsel temelde yaratıcı görüşlerinin eşliğinde, Mezopotamya’da ilk kültürel oluşumlar ve Kürt tarihinin izlerini sürüyor.

Ortadoğu’da köleci toplumun gelişimini incelediği üçüncü bölümde ise yazar, köleciğin gelişimini, Mezopotamya uygarlıklarındaki dinsel inançlarla birlikte ele alıyor. Köleci sistemin Sümer’de MÖ. 3500’lü yıllarda başladığına dikkat çeken yazar, bu dönemdeki proto-Kürt kabileleri de inceliyor. Kadının tarihsel süreç içinde nasıl köleleştirildiğini de inceleyen Gökalp kitabında, özellikle Hamurabi döneminde insanlığın anaerkil toplumdan, ataerkil bir topluma geçişinin tarihsel izlerini sürüyor. Marks’ın, “Tarih bir hiçtir; hiçbir zenginliği yoktur; savaşları yapmamaktadır. Tersine her şeyi gerçekleştiren, büyük bir zenginliğe sahip olan, tüm savaşları yapan, gerçek ve yaşayan insandır” sözlerine de göndermede bulunan Gökalp, tarihin eylemci insanların eseri olduğunu ve iktidarlar ve barbarlıklar karşısında direnişlerin tahirin itici gücü olduğunu vurguluyor. Güncelin esiri durumuna düşmemek, iktidarların boyunduruğu altına girip esaret içinde yaşamamak için insanlık tarihini ve bu tarihin gerçekte barbarlıklara karşı bir özgürlük mücadelesi tarihi olduğunu kavramak gerekiyor.

alıntı
__________________
Serhıldan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin 2 Kişi Serhıldan Kullanıcısına Teşekkür Etti:
*rojda* (05-06-2008), Şerwanen Azadiye (05-06-2008)