DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kadın, Sağlık, Yemek, Astroloji, Tıp > Alternatif Tıp
Anasayfa Kayıt ol

Alternatif Tıp Tıbbın çözümlerinin tükendiği yerde devreye giren alternatif tıp teknikleri burada.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-12-2008, 08:41 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow Müzikler Tedavi..

Müzikle Sakinleşin


İsveç'te Müzikle Tedavi Denemesi
İsveç'teki Örebro Üniversite Hastanesi'nde, hastalara tedavi amacıyla radyodan müzik yayınına başlandı.

Dr. Ulrica Nilsson, dakikada 60-80 nota vuruşunun bulunduğu müzik türlerinin, hastaların tedavisinde başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.

'Müzik dinlettiğimiz hastalar, ameliyattan önce ve sonra daha az ağrı kesici alıyor' açıklamasında da bulunan Dr. Nilsson, üniversitede düzenlenen basın toplantısında yöntemi anlattı.

Müziğin sakinleştirici etkisi bulunduğunu vurgulayan Dr. Nilsson, araştırmasında ameliyat olan hastalarına ameliyat öncesi ve sonrası klasik müzik dinlettiğini kaydetti.

"Hızlı müzik türleri strese sokuyor"

Araştırma çalışmasının sonucunda, müziğin acıyı dindirdiği sonucuna vardığını açıklayan Dr. Nilsson, 'çok hızlı müzik türleriyse insanı strese sokuyor. Yani, ani ritim değişikliğindeki müzik türleri tedavide iyi sonuç vermiyor' dedi.

İsveçli Dr. Nilson, tedavide kullanılan müzik türlerinin ağır monotonda ve dakikada 60-80 nota vuruşlu müzik türleri olduğunu da açıkladı:

'Dinlenmek, uyumak, kendine gelmek, stresi ve kaygıyı azaltmak için hastalara müzik dinletiyoruz.

Özellikle bunama olan yaşlıların tedavisinde neşelendirici, hatıraları canlandırma, yaşlıların kendilerini iyi hissetmelerinde müziğin çok büyük rolü oluyor.

Ayrıca bazı çocuk hastalıklarının ve psikolojik hastalıkların tedavisinde de müzikten yararlanılıyor."
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 05-12-2008, 08:44 PM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute
Standart




Müzikle Terapi Farkını Yaşayanlar



40 Gün 40 Gece Sema ve Müzik, Şifa Niyetine


Mesafeler, farklı kültürler, hatta dinler bile onları Mevlana gölgesinde buluşturmaya mani olmadı. Sema ayinlerini düzenleyen TÜMATA, ‘müzikle terapi’ konusunda da önemli bir boşluğu dolduruyor.

Günde sadece iki saat uyuyor Kanadalı Cennet Hanım. Çok az yemek yiyor, bu vakitler dışında saatlerce sema ediyor. Onun gibi dünyanın farklı coğrafyalarından gelen onlarca insan var bu mekânda. 24 saat icra edilen musiki eşliğinde aşka geldikçe semaya kalkıyorlar. Bazıları Müslüman olmasalar bile abdest alıp zikrullaha katılıyor. Onları aynı dairenin etrafında buluşturan daha çok Allah sevgisi; Hz. İbrahim’in (as) yolunda birleştikleri inancındalar. Mevlana ise hepsini aynı ovaya sevk eden bir kanal gibi. Bir araya gelme sebepleri onun ‘gel’ çağrısına cevap niteliğinde, 40 gün 40 gece sema yapmak.

Burası Yalova… Ve modern bir dergâhtayız; Rasim Mutlu Kültür Merkezi’nde... Kurucusu nam-ı diğer ‘Mutlu Baba’ yani Rasim Mutlu, klasik dergâh yapısına göre inşa ettirmiş mekânı. ‘40 gün 40 gece sema’ programı için yüzlerce insan buradan gelmiş geçmiş. Binaya girmeden önce dışarıda ilk önce çadırlar göze çarpıyor. Gelenlerin bir kısmı çadırlarda kalmayı tercih ederken, bazıları da pansiyon ya da kültür merkezindeki kadınlara ve erkeklere ayrılan yerlerde konaklamayı tercih ediyor.

SEMA HİÇ DURMUYOR

Kalabalığa rağmen sakin bir ortam var kültür merkezinde. Biz tam yemek faslında içeriye giriyoruz. Yiyecekler de ortam kadar enteresan. Farklı bitkilerle tatlandırılmış, mütevazı bir menü. Daha çok yabancılar gelmiş ‘40 gün 40 gece sema’ yapmaya. Türklerin işleri nedeniyle daha çok hafta sonları katıldıklarını öğreniyoruz. Kimsenin özel bir görevi yok burada; fakat her an yemek pişiren, servis eden ya da ortamı temizleyen birileri mevcut. Herkes gönüllü çalışıyor ve bir şekilde sessiz sedasız zaruri ihtiyaçlar karşılanıyor. Üst katta ise sema hiç durmuyor. Kadın-erkek aynı ortamda sema yapılmasını ya da kıyafetlerdeki rahatlığı başta yadırgasak da zamanla bu programın içeriğinin sadece semadan ibaret olmadığını anlıyoruz. Dans, müzikle terapi, müzik, sema, ibadet, muhabbet velhasıl her şey var bu buluşmada. Kimi zaman zikrullah, Kur’an tilaveti ya da sufi caz eşliğinde!...

TÜMATA’nın (Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu) kurucusu Yard. Doç. Dr. Oruç Rahmi Güvenç bu organizasyonun ilk olmadığını anlatıyor. Daha önce ilk kez Zürih’te yine farklı coğrafyalardan insanlarla 3 gün 3 gece sema yapılmış. Bu niyetlerinde muvaffak olduktan sonra İsviçre, Almanya, Avusturya, İspanya ve Türkiye’de farklı zamanlarda 16 defa bu tekrarlanmış. Geçen yıl ise ilk defa Türkiye’de 40 gün 40 gece sema yapmak üzere niyet edilmiş ve Yalova’da TÜMATA’nın üyeleri buluşmuş. Birkaç yüz insanın gelip geçtiği bu seremonide Avusturya, Almanya, İsviçre, Norveç, İngiltere, İsrail ve Filistin’den katılanlar olmuş. Bu yılki programa ise ilaveten İsveç, Moğolistan, Kore ve Belçika’dan iştirak var.

Oruç Rahmi Güvenç, ‘40 gün 40 gece sema’ fikrinde Ahmet Eflaki’nin ‘Menakıbül-Arifin’ kitabından esinlendiklerini söylüyor. Eserde Mevlana’nın sayısız defa üç gün üç gece, yedi gün yedi gece, bazen 16 gün 16 gece ve üç kez de 40 gün 40 gece sema yaptığı aktarılıyor. Gelenekleri yaşatmayı amaç edinen TÜMATA, bu âdetin de yok olmasına göz yummak istememiş.

İSLAM’I SEÇENLER ÇOK

Rasim Mutlu Kültür Merkezi’ndeki sema ayininde alışılmışın dışında görüntüler hâkim. Oruç Güvenç, şimdiki ayinlerin Mevlana’nın vefatından 100 yıl sonra Adil Çelebi’ye yakaza halinde göründükten sonra şekillendiğini ve Hz. Mevlana döneminde semanın farklı yapıldığını anlatıyor: “Hz. Mevlana zamanındaki sema cezbeye dayalı, doğaçlama ve anlık duygularla örülü idi; insanı yücelten, sonsuz hürriyet duygusu veren bir ibadetti. Bizim ortamımızda da isteyen istediği zaman semaya girer ve dilediği kadar yapar. Biz meydanı açtık, 40 gün 40 gece isteyenler sema yapsın diye."

Kuralları yok bu semanın, içinden geldiği gibi dönüyor insanlar. Peki, İslamiyet’ten bağımsız düşünülmeyecek olan semada Müslümanlar ile gayrimüslimler nasıl bir uyum sergiliyor? Merkeze gelenlerin altyapısının varlığına değiniyor Güvenç. TÜMATA’nın düzenlediği daha önceki sema ya da seminerlere katılmış çoğu. Bunların haricindekiler, internetteki çağrıdan yola çıkanlar ise yine Mevlana’yı tanıyan, Kur’an-ı Kerim’i bilen insanlar. Hz. Mevlana’nın tebliğ ettiği İslam’ı kendi inanışları ile birleştiren kişiler. Güvenç, çağrılarına kulak veren herkese kapılarının açık olduğunun altını çiziyor. Bu ortamdan etkilenip de Müslümanlığı tercih edenlerin de çok olduğunu ekliyor.

İLK DERS: MÜZİKLE TERAPİ

Bu insanları bir araya getiren TÜMATA bir kurumdan ziyade fikir. Oruç Güvenç’in kurucusu olduğu TÜMATA, 1976 yılında meydana çıkmış. Asıl çalışma alanı Türk musikisinin tarihî derinliklerinden bugüne gelmiş olan değerleri araştırmak, uygulamak ve bozmadan, geliştirerek geleceğe aktarabilmek. Başlangıçta 4-5 kişi iken şu an yüzlerce insan var TÜMATA bünyesinde. İspanya, Avusturya, İsviçre, Almanya ve İtalya’da merkezleri var. Türk musikisinin özelliklerini dünya ile paylaşmak adına farklı ülkelerde çok sayıda konserler verilmiş, seminerler düzenlenmiş. Seminerlere katılan öğrencilerin ilk vazifesi; repertuara çalışmak, rebab, ney, ud, tanbur, çeng, kanun gibi enstrümanları kullanmayı öğrenmek. Daha sonra ise sıra konserlere katılmaya geliyor. Böylece Türkiye’deki konserlerin aynıları farklı ülkelerde de düzenlenerek, kültür mirasımız bütün dünyada bir nefes gibi dolaşıyor.

Oruç Güvenç, özellikle gençler arasında rağbet gören elektronik ve rock müziğin zararlarına değiniyor: “Yüksek desibelli müzik türleri insan sağlığını ciddi manada tehdit ediyor. Biz bunlara alternatif olarak ecdadımızın tedavi amacıyla kullandığı ve insan sağlığını iyileştirici ve beraberinde tedavi edici özellikleri taşıyan musikiyi öneriyoruz."

KOMADAN MÜZİK DİNLEYEREK ÇIKIYORLAR

Sadece önermekle kalmayıp öğretiyorlar da. Oruç Güvenç, farklı ülkelerdeki merkezlerinde yılda 4-5 defa müzikle tedavi üzerine kurslar düzenliyor. Yetiştirilen öğrenciler ile uygulamalı dersler yapılıyor. Yıllardır yapılan eğitimlerin ürünleri çoktan alınmaya başlamış. Viyana’daki kliniklerden birinde çok sayıda araştırma devam ediyor; kanser, kalp, yaşlılık psikiyatrisi, bağışıklık sistemi, nöroloji projesi gibi. Bunlar arasında ilginç sonuçlar da edinilmiş. Mesela komadaki hastalar üzerinde yapılan araştırmalarda müzikle tedavinin çok etkili olduğu görülmüş. Beyinlerindeki alfa ve teta dalgalarında ciddi bir değişim görülen hastalar arasında komadan çıkan çok olmuş. Güvenç, müzikle tedavinin etki alanının beyindeki limbik sistem olduğunu söylüyor, bu bölge duyuların da kaynağı aynı zamanda. Müzik bu sisteme doğrudan etki ediyor ve hormonlar üzerinde yapılan ölçümler bu değişimleri test etme imkânı sunuyor. Güvenç ve arkadaşlarının Gazi Üniversitesi’nde yaptığı çalışmalarda da ciddi sonuçlar edinilmiş bugüne kadar. İki ay önce ağır kronik ağrı çeken 20 hasta üzerinde müzikle tedavi uygulanmış. Tıbbın çare bulamadığı bu hastalara 2,5 saatlik bir seans uygulandıktan sonra kan ölçümleri yapılmış. Ağrıya sebep olan hormon seviyelerinde düşme görülmüş. Gazi Üniversitesi’nde şimdi de otistik çocuklar üzerinde çalışmalar yapılıyor.

DOĞUMU KOLAYLAŞTIRAN MAKAM

Müzikle tedavi iki türlü uygulanıyor: aktif ve pasif terapi. Aktif müzik terapide Kazak, Kırgız, Altay Türklerine ait bir dans yapılıyor. Pasif terapi ise Selçuklu ve Osmanlı dönemindeki şifahanelerden miras. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde Edirne Şifahanesinde uygulanan tedaviler detaylı bir şekilde anlatılıyor. O dönemdeki gibi bu tedavi yönteminde de rebap, kopuz, çeng, ney gibi enstrümanlar kullanılıyor. Önce hastanın ihtiyacına göre hangi makamın dinletileceğine karar veriliyor. Eser icra edilirken hasta istirahat pozisyonuna alınıyor.

Uygulanan tedavi yöntemleri tamamen eski kaynaklardan beslenerek şekillenmiş. Fakat klasik eserlerde ancak sınırlı tarifler var. Müzik terapide hangi aletler ya da makamların kullanıldığı belirtilse de repertuara dair bilgi yok. Bu durumda Abdulkadir Meragi gibi farklı kaynaklardan o dönemdeki repertuarlar inceleniyor, yetersiz kalınan yerlerde ise doğaçlama müziğe başvuruluyor. Bu şekilde farklı rahatsızlıklara merhem olan makamlar da tespit edilmiş. Acemaşiran makamına geçmişte kullanılan müzikle terapi literatüründe pek rastlanmıyor. Yapılan çalışmalar sonucunda bu makamın ağrılara iyi geldiği, doğumu kolaylaştırdığı, ana karnındaki yanlış pozisyondaki çocuğun duruşunu düzelttiği gözlemlenmiş. Farklı enstrümanların tedavide uygulanabilirliği konusunda da araştırmalar devam ediyor.

500 MAKAMIN SADECE 40’I BİLİNİYOR

Oruç Güvenç, Türk musikisinde 500’e yakın makamın var olduğunu ve bunların ancak 40’ının müzikle tedavi literatüründe yer aldığını söylüyor. Bu 40 makam hakkında da sınırlı bilgiler mevcut. Her makam ayrı bir çalışmayı gerektirse de bu konuda ne çalışacak yeterli eleman ne de imkân var. Güvenç’in en büyük sıkıntısı tıp camiasının ve rektörlüklerin bu yöntemlere sahip çıkmaması. Her ne kadar geçmişte Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde şimdi de Gazi Üniversitesi’nde araştırmaları için imkân sunulsa da bunlar kâfi değil. Akademik ortamda insan yetiştirmedikçe çalışmalar her açıdan sınırlı kalıyor.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi ile Gazi Üniversitesi şimdilik Türkiye’deki uygulamaların yapıldığı yerler. Oruç Güvenç, sürekli yurt dışındaki merkezlerde de eğitim seminerleri vermeye gidiyor. Oralarda da Türk musikisi ile tedaviye ciddi rağbet var. Türk musikisi farklı kültürden insanlara da şifa oluyor. Güvenç, elinde bulunan ‘Haşim Bey Mecmuası’ndan bahsediyor. Farabi ve İbni Sina’dan gelen bilgilere haiz yaklaşık bin yıllık bu eserde; insan vücudu ve makamlar hakkında ilginç bilgiler var. Bu kaynaktan da istifade ederek TÜMATA müzik CD’leri oluşturmuş. Güvenç, Avusturyalı bir arkadaşı ile 25 Alman denek üzerinde hazırladıkları müzikleri uyguladıklarını anlatıyor: “Bin yıl önceki sonuçlar ile elde ettiklerimiz aynıydı bu tetkikte. Almanya’da komadaki hastalara artık Türk musikisi dinletiliyor. Böylece müziğimiz evrensel bir boyut kazanıyor. Bu, bizi tevhide götürecek unsurlardan birinin de musiki olduğunun göstergesi aynı zamanda."

TÜRK MÜZİĞİ NİYE ŞİFA?

“Ecdadımız musikinin zarafetinden istifade etmiş." diyor Güvenç. Türk musikisinin bu etkisi, büyük ölçüde, onun düşük desibelinden kaynaklanıyor. Tıbbi verilere göre 85 desibelin üzerindeki sesler, insanlarda kişilik bozukluklarına ve beyinde nöron kaybına sebep oluyor ki bu nöronlar kendilerini yenileyemiyor. Kalp ritimlerine de etki ediyor müzik. Eğer 60-80 olan kalp ritmi 130-140’a çıkarsa şahsiyet değişiklikleri ortaya çıkıyor. ‘Yabancılaşma’ semptomu ortaya çıktığı takdirde, kişinin ortama uyum sağlaması güçleşiyor. Kendini çevresinden izole eden, içe kapanık, intihara ve uyuşturucuya meyilli bir karakter baş gösteriyor zamanla.

Yapılan araştırmalar, yüksek tondaki müziklerin insan üzerindeki etkisini de gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar üzerinde yapılan deneyler, bu tür müziklerin iradeye ambargo koyarak kişiyi olumsuz mecralara ittiğini gösteriyor. Bitkiler ve su molekülleri üzerindeki müzikli uygulamalarda da benzer sonuçlar elde edildiği biliniyor. Bu nebze, bitkiler ve cansızlar bile ‘güzel’ olana böylesine yöneliyorsa, insan nasıl kendini ‘çirkin’e mecbur ediyor sorusunu getiriyor. TÜMATA ise ‘güzel’e ulaşmak ve ulaştırmak için semaya ellerini kaldırmış ‘40 gün 40 gece’ dönüyor; birlik, beraberlik ve şifa niyetine…



SEMA VE MÜZİKLİ TERAPİDE BULUŞANLAR

Alman bir bilim adamı “Trans hali insanın ihtiyacıdır, eğer normal yollarla bu karşılanmazsa insan anormal yollara başvurur." diyor. Bu sözün örneklemesi rock konserlerinde kendinden geçen gençleri hatırlatıyor. TÜMATA farklı ülkelerde müziğin aşındıran değil de onaran yanını insanlara takdim etmeyi kendine vazife edinmiş. Bu amaçla yola çıkan Türk, yabancı, Müslüman, gayrimüslim çok sayıda gönüllüsü var. Bunların hemen hepsinin bir araya geldiği nadir ortamlardan biri ‘40 gün 40 gece sema’ programı. İnternette gördüğü bir çağrının peşine düşenler de var burada, TÜMATA’ya yıllardır hizmet eden müzik terapistleri de. Avusturyalı Gernof Galib Stanfel bunlardan biri. 19 yıl önce Oruç Rahmi Güvenç ile tanışmış ve eğitim görmüş. Şimdi bütün işi müzikle tedavi uygulamak. Viyana ve çevresinde dokuz ayrı enstitüde down sendromlulara, koma hâlindekilere ve otistik vakalara terapi düzenliyor. Stanfel’in bir de müzik grubu var. Kendisi hemen her enstrümanı çalabiliyor ve grubuyla Türk musikisi icra ediyor. 40 gün 40 gece semaya gelince, “Mevlana’nın izdüşümü bence buradaki buluşma. Ben bu birlikteliğin dünyaya huzur, barış ve sevgi getirdiğine inanıyorum." diyor. Geçen yıl olduğu gibi bu sene de programın tamamına katılıyor.

Avusturya’dan gelen diğer bir isim Enis Mete. Onun annesi Avusturyalı, babası Türk. İslam kültürü ile tanışması 17 yaşında Türkiye’ye geldiği döneme rastlıyor. Oruç Güvenç o dönem bir yol gösterici olmuş Mete’ye. Viyana’da beş yıl önce ‘Makamname’ adında bir dernek kurmuş. Orada sürekli makamları icra ediyorlar. “Bence müzisyenlerin en yüksek mertebesi Allah’a insanları yaklaştıranlar."diyor Enis Mete. O da müzikle tedavi üzerine çalışıyor, bir yandan da ressamlığa devam ediyor.



KARAR VERMEDEN MÜSLÜMAN OLDU!

Azize Hanım, dergâhtaki ilginç simalardan. Oruç Güvenç’in eşi aynı zamanda. Sürekli hareket halinde. İkram yaparken, musiki icra ederken, sema esnasında her an karşınıza çıkabiliyor. 1994 yılında Almanya’da tasavvuf musikisi ile tanışması hayatında dönüm noktası olmuş. O yıllarda işi ‘meşguliyet terapisi’ yapmakmış. Konserden sonra, uzaktan gelen bir sesin nasıl bu derece kendisini etkilediğini kavrayamamış. Mevlana’nın Fîhi Mâ Fîh’ini açtığında da benzer duygular yaşamış. Başlarda Müslümanlara karşı önyargılı olsa da Oruç Güvenç’in seminerlerine katıldıkça fikirleri değişmiş. Kendisinin Müslümanlığa karar vermediğini, bunun otomatikman gerçekleştiğini anlatıyor.



HER BURCA FARKLI MAKAMLA TEDAVİ

TÜMATA'nın klasik eserlerden yola çıkarak derlediği bilgilere göre bazı makamlar, dönemine göre bazı burçlar üzerinde daha tesirli:

Nihavend Oğlak burcu

Rast Koç burcu

Rehavi Terazi burcu

Hüseyni Akrep ve kova

Hicaz Yay burcu

Uşşak Balık burcu

Isfahan İkizler ve yengeç

Neva Kova ve oğlak

Irak Boğa burcu

Büzürk Aslan burcu

Zirefkend Yengeç burcu

Zengule Başak ve terazi



__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-12-2008, 08:46 PM   #3 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute
Standart




Müzikle Terapinin Etkili Olduğu Hastalıklar
Müzik ve Dansla Terapi
Medical Park Bahçelievler Hastanesi'nde basına Medical Park Sağlık Grubu Müzikle Terapi Projesi tanıtıldı. Medical Park Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta ve Müzikle Terapi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Oruç Güvenç'in katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda, Medical Park Bahçelievler Hastanesi'nde fizik tedavi ve rehabilitasyondan nörolojiye, kalp-damar cerrahisinden onkolojik bilimlere kadar birçok branşta hastalara Müzikle Terapi'nin ücretsiz uygulanacağı belirtildi. Yrd. Doç. Dr. Oruç Güvenç'in kurucusu olduğu Türk Müziğini Araştırma Grubu (TÜMATA) tarafından Müzikle Terapi seansları uygulanacak. Müzikle Terapi Seansları ney, ud, rebap, çeng gibi otantik Türk müziği çalgılarıyla icra ediliyor. Bin yıl önce Orta Asya'da temelleri atılan Müzikle Terapi uygulanırken su sesinin rahatlatıcı etkisinden de faydalanılıyor. Aktif ve pasif olmak üzere iki aşamadan oluşan Müzikle Terapi seansları yaklaşık iki saat sürüyor.
Medical Park Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta, “Müzikle Terapi Projesi”ni başlatıyoruz. Müzik ve dansın içice olduğu terapiler ile ameliyat ve anestezi korkusu duyan hastaları rahatlatmayı, doğum ve ameliyat sonrasında yaşanan ağrıların dindirilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz” dedi.

Otisitik çocuklara rast makamı

Berlin'de Urban Hastanesi başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde hastalara Müzikle Terapi uygulayan Yrd. Doç. Dr. Oruç Güvenç, her makamın hastalar üzerinde farklı etkisi olduğunu belirtti: “Müzikle terapide bilinen 400’den fazla makamdan 15’inden yararlanılıyor. Neşe ve huzur veren rast makamı, kemik ve kas sistemine karşı etkilidir. Spazm çözücü özelliği nedeniyle spastik ve otistik çocuklara dinlettiriliyor. Gerilim tipi baş ağrısı çekenlere gevşemeleri için öneriliyor. Hüseyni makamı, sükunet ve rahatlık hissi veriyor. Kalp, karaciğer ve mide hastalarının müzikle terapisinde kullanılıyor.” Almanya’da Berlin ve Manhaym, İsviçre’de Zürih, İspanya’da Barselona ve Madrid’te Müzikle Terapi Kursları’nda eğitmenlik yapan Güvenç'in CD'lerini dünyaca ünlü Kalp-Damar Cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz de Columbia Üniversitesi Presbyterian Tıp Merkezi'nde ameliyata hazırladığı hastalarına dinlettiriyor.

Dans terapisi de uygulanıyor

Oruç Güvenç, müzikle terapinin aktif ve pasif olmak üzere iki şekilde uygulandığını anlattı: “Orta Asya hekimleri müzik ve dansı, tedavide kullanılıyorlardı. Kazakistan, Kırgızistan, Altay, Moğolistan ve Sibirya bölgelerinde halen devam eden bu dans terapisinde kol, omuz ve baş hareketleriyle faaliyete geçen ruhi enerjinin bütün vücudu sarması ile elde edilen trans hali sonucu hastaların rahatlaması amaçlanıyor. Yaklaşık bin yıl önce Orta Asya’da, Horasan ve Uygur bölgelerinde gelişerek yayılan makam musikisiyle yapılan pasif müzikle terapi Amasya, Sivas, Kayseri, Manisa, Bursa, İstanbul (Fatih Külliyesi) ve Edirne şifahanelerinde de 100 yıl öncesine kadar uygulanmıştır. Pasif Müzikle Terapide hastalar, yere serilen minderlere uzanıyorlar. Sağlık sorununa göre seçilen makam eşliğinde 45 dakika ile bir saat arasında dinleniyorlar. Bu terapideki amaç, duygu durumlarını değiştirerek hastaları rahatlatmak ve kendilerine güvenlerini kazanmalarına yardımcı olmak.”

Uşşak makamı neşe, zirgüle makamı uyku veriyor

Oruç Güvenç, makamların etkisi hakkında bilgi verdi:


-Rast Makamı: Neşe ve huzur verir. Kemik-kas sistemine, başa ve göze karşı etkilidir. Spazm çözücü özelliği nedeniyle spastik ve otistik çocuklara dinlettiriliyor. Gerilim tipi baş ağrısı çekenlere gevşemeleri için öneriliyor..
-Hüseyni Makamı: Sükunet ve rahatlık hissi. Kalp, karaciğer ve mide hastalarının müzikle terapisinde kullanılıyor.
-Rehavi Makamı: Sonsuzluk hissi,
-Küçek Makamı: Hassasiyet,
-Neva Makamı: Ferahlık ve lezzet,
-Uşşak Makamı: Gülme arzusu ve neşe,
-Zirgüle Makamı: Rahatlık ve uyku,
-Buselik Makamı: Kuvvet.,
-Hicaz Makamı: Alçakgönüllülük duygusunun makamıdır.

Müzikle terapinin etkili olduğu hastalıklar

Yapılan araştırmalara göre; Müzikle Terapinin onkoloji, kardiyoloji, kalp cerrahisi, nöroloji, geriatri, onkoloji ve psikiyatri hastalarında olumlu etkisi var. Müzikle terapinin çözümüne yardımcı olduğu sağlık sorunları:

-Kalp ameliyatı olacak hastalarda ameliyat stresinin ortadan kaldırılması,
-Herhangi bir nedenle cerrahi müdahale geçirecek hastalarda ameliyat ve anestezi korkusunun üstesinden gelinmesi,
-Strese bağlı baş, boyun ve bel ağrıları,
-Normal doğumun daha kolay gerçekleşmesi,
-Doğum sonrasındaki ağrılarının hafifletilmesi,
-Ameliyat sonrasındaki ağrılarının dindirilmesi,
-Otistik çocukların
-Sinirlilik, stres, uykusuzluk, fobi, panik atak gibi sorunlara karşı,
-Yoğun bakım hastaları,
-Kanser hastalarının psikolojik sorunlara karşı etkili olarak bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesi,
-Kanser ağrılarının hafifletilmesine karşı uygulanabiliyor.
__________________

Konu *rojda* tarafından (05-12-2008 Saat 09:02 PM ) değiştirilmiştir..
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-12-2008, 08:48 PM   #4 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute
Standart



Müzikle Terapinin Tarihten Taşıdığı Tedavi Gücü
Müzik Sadece Ruhun Gıdası Değil
Yüzyıllardır özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan müzik, birçok tıbbi çalışmanın ve araştırmanın önemli adımlarından biri. Müzikoterapiyle ilgili son haber İsveç `ten geldi. İsveç `teki Örobro Üniversite Hastanesi `nde müzik dinlettirilen hastaların ameliyattan önce ve sonra ağrı kesiciye daha az ihtiyaç duydukları gözlendi. Müzikle tedaviyi ve müziğin koruyucu tıptaki rolünü hekim müzisyenlerden Prof. Dr. Selahattin İçli ‘yle konuştuk...Hem hastalıkların tedavisinde hem de koruyucu tıp yöntemleri arasında yer alan müzikoterapinin özü, müziğin sakinleştirici etkisinden kaynaklanıyor. Yapılan bir araştırmada, ameliyata girecek hastaların bir kısmına klasik müzik dinlettirilerek hastaların ağrıya verdiği tepki gözlendi. Klasik müzik dinleyen hastaların ameliyattan önce ve sonra ağrı kesicilere daha az ihtiyaç duydukları belirlendi. İsveçli bilimadamları, araştırma sonucunda müziğin acıyı dindirici ya da azaltıcı etkisi olduğu sonucuna vardı. Bilimsel olarak müziğin insan beyni ve bedeni üzerindeki etkisinden bahseder misiniz, müzik insan psikolojisini nasıl etkiliyor ?

Prof. Dr. Selahattin İçli : Tarih içinde müzikle tedavi konusunun gelişimini biliyoruz. 8.yüzyıldan beri insanların ilgisini çekmiş ve müzikle tedaviye girmişler, daha çok da ruh hastalarını müzikle tedavi etmişler. Özellikle Türkler bu konuya çok büyük önem vererek şifahaneler kurmuşlardır. Kayseri `de, Edirne `de, Haseki `de bu şifahaneler var. Çünkü Türk müziğinin insana denge ve sükunet veren bir etkisi var. Biz de müziği klinik içine alarak orada ruh hastalarını tedavi etmişiz. Batı tıbbı da bu konunun üzerine çok gitmiş ve bununla ilgili sayısız bilimsel çalışma yapılmıştır ve yapılmaya da devam edilmektedir. Örneğin prematüre yani erken doğmuş çocuklar üzerinde de çalışmalar var. Acaba prematüre çocuklara belirli müzikler verilse gelişimi hızlanabilir mi diye bir çalışma yapılıyor. Çünkü biliyorsunuz çocuk ana rahmindeyken her türlü sesi algılar. Dolayısıyla müziği de algılıyor. Anne karnındaki çocuğun annenin duyduğu müzikten nasıl etkilendiğine yönelik çalışmalar var ancak biz bunun prematüreler üzerindeki rolünü araştırıyoruz.


‘MÜZİK İNEKLERİN SÜT VERİMİNİ BİLE ETKİLİYOR `
Evinde çicek yetiştirenlere onlara müzik dinletmeleri önerilir. Böylece çiçeklerin daha sağlıklı olacağı, yapraklarının daha parlak ve canlı olacağı söylenir. Yani müziğin sadece insanları değil diğer canlıları da etkilediğini söyleyebilir miyiz? S.İ.: Çok doğru. Bırakın insanları, Avrupa `da ineklerin daha fazla süt vermesini sağlamak amacıyla müzikten yararlanılıyor ve ineklere müzik dinletilerek verimlilikleri artırılıyor. Çünkü ineğin verdiği süt, ortamın ışığına, hayvanlara dinlettirilen müziğin türüne göre değişiklik gösteriyor. Yine aynı şekilde müziğin bitkileri nasıl etkilediği yönünde de araştırmalar devam ediyor.

Peki müzikoterapi daha çok hangi hastalıklarda kullanılıyor ; özellikle tercih edildiği bir hasta grubundan söz etmek mümkün mü?

S.İ.: Daha çok ruhsal hastalıklarda kullanılıyor . Ancak hem Türkiye `de hem de dünyada bütün hastalıkların tedavisinde kullanılması için çalışmalar devam ediyor. Özellikle kronik hastalığı olan hastalarda müziğin daha etkin kullanılması için yoğun bir çalışma yapılıyor. Çünkü her hastalıkta ve her ruh halinde insanların tepkileri farklıdır. Kanser, kalp hastalığı, diyabet gibi kronik hastalıklarda da hastanın moralinin yüksek olması büyük önem taşıyor. İşte müzikle tedavide biz bunu sağlamaya çalışıyoruz yani hastaya yüksek moral vermede müziği kullanıyoruz. ‘MÜZİK RUHUN GIDASIDIR` Artık günümüzde tedavi edici uygulamalardan çok koruyucu tıp uygulamaları önem kazanmış durumda. Yani önemli olan hastalıklar oluşmadan gereken tedbirleri alabilmek ve sağlığı koruyabilmek. Müzik günlük hayatın koşuşturması içindeki günümüz insanına dinlenme, stresle mücadele etme, kaygılardan kurtulma ve sıkıntılarından uzaklaşma konularında yardımcı oluyor. Kısacası ‘müzik ruhun gıdasıdır` sözü koruyucu tıp açısından önemli bir anlam ifade ediyor. S.İ.: Hiçbir zaman saat 12 hizasında bir insan bulamazsınız. Yani çeşitli ruh tepkileri var. İnsanın bir tarafı depresif ise bir tarafı da maniktir. Her insanın ömrü boyunca ya manik tarafı ağır basar ya da depresif tarafı. Yani insanlar gezinen ruh haline sahiptir. Bir bakarsınız bir dönem çok neşelidir, bir bakarsınız karalar bağlamıştır. İşte bu noktalarda insanların hayatlarındaki faktörler ruh halinde etkili oluyor. Müzik de bu faktörlerden biridir. İnsanın kendisini iyi hissetmesini sağlayan müzik bu noktada önem kazanır.

Müziğin iki ana unsurunun melodi ve ritim olduğunu belirten Prof. Dr. Selahattin İçli , müzikoterapide Türk musikisinin çok önemli bir rolü olduğunu vurguluyor. İsveçli bilim adamlarının ‘Çok hızlı müzik türleri insanı strese sokuyor. Yani ani ritm değişikliğindeki müzik türleri tedavide iyi sonuç vermiyor` şeklindeki sözleri de müzikoterapide daha çok dinlendirici ve huzur verici ritmlerin etkili olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Selahattin İçli kimdir? •1949 yılında İstanbul T ıp Fakültesi `ni bitirdi. İç hastalıklar ı doktoru olarak birçok sağlık kuruluşunda görev yaptı. •1981 yılında İstanbul Devlet Türk Musikisi Konservatuarı`nda sanatçı-öğretim görevlisi ve Ba şkan Yard ımc ısı oldu. •1998 yılında devlet sanatçısı olan İçli, çalışmalarını halen İstanbul Teknik Üniversitesi `nde sürdürüyor.
__________________

Konu *rojda* tarafından (05-12-2008 Saat 09:03 PM ) değiştirilmiştir..
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-12-2008, 08:50 PM   #5 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute
Standart




Otizm ve müzik
Otizm dünyasına bir kapı açın
Müzik etkilidir. Çünkü o iletişim sözlü olmayan biçimidir. O doğal bir güçlendiricidir, o anında etkindir ve müzikle ilgisi olmayan yetenekleri pratik yapmak için motivasyon sağlar. En önemlisi başarılı bir şifacıdır.Çünkü hemen hemen herkes en azından bir müziğe pozitif tepki verir.
Müzik Terapi, özellikle konuşmadan ve korkutmadan, doğal bir medyum olması nedeniyle otistik çocuklar için yararlıdır. Paralel müzik aktiviteleri, çocuğun nesnel unsurlarını desteklemek için terapisti, ailesi, öğretmeni veya diğer bir yetkili tarafından dizayn edilir. Müzik terapisti gözlem yapmalıdır. Örneğin, çocuğun diğer insanlarla sosyal aktivitede bulunma gereksinimini; müziğe göre bir topu ileri veya ileri hareket ettirmesi veya diğer insanlarla birlikte zilleri çalması gibi müzikle ilgili oyunlar bu aktiviteleri teşvik etmek için kullanılabilir. Göz teması, gözünün önünde bir aleti çalmak suretiyle dikkatini odaklamak veya gözünün önünde el çırpmak suretiyle sağlanabilir. Tercih edilen müzik bir çember oluşturmuş veya sandalyede oturan çocukların sosyal davranışlarındaki işbirliğinde geniş bir çeşitlilik olması için raslantısal olarak kullanılabilir.
Müzik Terapi, özellikle ses meditasyonunda ve gelişmesinde etkilidir. Otistik çocuklar arasında gözlenen iletişimdeki birkaç eksik kişisel olmayan veya hiç olmayan sesleri kapsar. Ses, homurdanmak, ağlamak, çığlık atmak, gırtlaktan çıkartılan sesler ve uğuldamaktan ibarettir. Anlaşılmayan yabancı kelimeler gibi gözüken veya zor anlaşılan kelime veya sesler ile araya karışan karmaşık anlaşılmayan sözlerin birleşmesi tonlama olmadan aynı sesler kullanılarak seslendirilir. Yüksek düzeyde otistik sesleri, bazı çocukların anlamlı olmayan veya monoton seslerle, deyimler, cümleler veya daha uzun cümleler kurarken, anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması veya zamiri tersine çevirmesini ihtiva eder. Otistik çocuklar normal olarak okulda müzik sınıfında ders görmeye başladığında, öğretmen müziğin otistik çocuğun diline yardım ettiğini görebilir.

Otistik çocukların müziğe karşı görülmedik bir duyarlılıkları olduğunun ispat edildiğine dikkat çekilmiştir. Ender olarakta olsa bir enstrüman çalarken, bazıları mükemmel bir şekilde müzik aletini tam notasında çalar. Bu görülmedik heves nedeniyle, müzik terapistleri geleneksel olarak otistik çocuklarla çalışır. Bazı çocuklar sadece belirli seslere duyarlıdır. Bir çocuk ksilofon çaldıktan sonra, esas gamına uygun olarak harmonik seriyi kendiliğinden söyleyebilir. Dikkatli bir incelemede, heceler harmonik şarkısı ile çiftlenerek birleşti ve çocuk sesindeki sesli ve sessiz harfleri birleştirmeye başladı. Yakın bir zaman sonra terapistin söylediği daha karmaşık bir melodi ksilofon ile basit 2-3 nota ile çalındı ve çocuk kademeli olarak onları taklit etmeye başladı.

Otistik çocuklar bazen konuşmazlar ama şarkı söylerler, müzik terapistleri ve müzik eğitmenleri, ağızla söylenen müzik aktiviteleri ile sesler üzerinde sistematik çalışabilir. Müzik sınıflarında basit kelimeler ile şarkılar, tekrarlanabilen kelimeler ve hatta tekrarlanan saçma heceler otistik çocuğun lisanına yardım edebilir. Anlamlı kelimeler, görsel ve dokunularak oluşan şarkı kompozisyonları ayrıca bu işleme kolaylık sağlayabilir. 6 yaşındaki anlamsız sözleri tekrar eden bir çocuk, terapist-öğretmenin harmonik akompaniman ve tamamıyla ritmik olarak bir melodiyi basit soru cevaplarla söylemesiyle konuşmayı öğrendi. Çocuk şarkı söylerken nesneleri tuttu;

Bir elma yiyebilirmiyim? Evet, evet
Bir elma yiyebilirmiyim? Evet, evet
Bir elma yiyebilirmiyim? Evet, evet
Evet, evet, evet

ve

Bir kalem yiyebilirmisin? Hayır, hayır
Bir kalem yiyebilirmisin? Hayır, hayır
Bir kalem yiyebilirmisin? Hayır, hayır
Hayır, hayır, hayır

Diğer bir otistik çocuk isimleri ve eylem fiillerini öğrendi. Büyük bir bebek oyuncağı terapist öğretmen tarafından elle oynatıldı ve şarkı oluştu;

Bu bir bebek
Bu bir bebek

Bebek zıplıyor
Bebek zıplıyor

Bu bir bebek
Bu bir bebek

Daha sonra kelimeler “yürüyor, oturuyor, uyuyor vb.” ile yer değiştirildi. Bu şarkılarda koyu olan kelimeler terapist-öğretmen tarafından derece derece daha alçak bir sesle söylendi. Her kelime tekrarlandığında, çocuk gerçeğe tepki olarak kendi ekolalik taklidini kullanabildi. Müzik tamamen kesildiği zaman, çocuk sorulara cevap olarak cümleleri söyleyebildi; “Bu nedir? Bebek ne yapıyor?”

Diğer otistik çocuklar, soru ve cevapların her ikisi de bir şarkıda birleştirildiği zaman anlamlı cevaplar vermeyi öğrendi. Sonraki cümleler “göz kırp, göz kırp küçük yıldız (twinkle twinkle little star)” ayarına yakın olarak bir çocuk ile şarkı gibi söylendi ve kelimelerin sesi kademeli olarak azaltıldı. Çevredeki sesleri bir çocuk için odaklarken, şarkı tamamıyla gramer olarak doğru şekilde planlanır.

Dinle, dinle, ne duyuyorsun? (Teypte ses çalar)
Ben bir ambulans duyuyorum.
(Ben bir bebek ağlaması duyuyorum)
(Ben annemin bana seslendiğini duyuyorum vb.)

Otistik çocuklar, müziğin azalmasıyla izleyen cümlelerin etkisi, akışı ve ritmine uyum sağlamak için şarkıları söylerken monoton sesleri azaltıp aşırı büyük adımlarla yürümeye başladılar. Aileler ve öğretmenler şarkı ile görülen sesin bu ahenkli özelliğini çocuğa hatırlatmada aynı şekilde yardım edebilirler.

Belirlenen şarkılar oluşturulurken sınıftaki diğer çocukların tümü öğretmenleri ile zaman geçirir. Repertuvardaki şarkılar genellikle tekrar edilebilir olması gerektiği hatırlanmalıdır. Hatta daha yüksek seviyede metot kitapları bile basit kelimelerin tekrarından oluşur. Böyle kitaplardaki kelimeler otistik bir çocuk için o an kritik gibi gözükmüyorken, beraberce kelimeleri koyarak basitçe artan kapasite, bu çocuklar için önemli bir başlangıçtır.

Zamanın büyük gruplara sınırlandırıldığı öğretmenler için, hemen hemen tüm şarkı söyleme denemeleri, aktivite devam ederken çocuğun dikkatinin odaklanması ile ve yavaşça, anlaşılır olarak şarkı oluşturulduğunda otistik çocuk için çok yararlıdır.
__________________

Konu *rojda* tarafından (05-12-2008 Saat 09:03 PM ) değiştirilmiştir..
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kürtçe isme tedavi yok! *rojda* İlginç Konular 0 05-09-2008 11:41 AM
Akupuntur ve masajla tedavi Stêrka_Jiyan Akupunktur 0 05-07-2008 06:53 PM
Led ışıklarla tedavi olun Aşiti Bilim ve Teknoloji 0 05-06-2008 09:48 PM
Beyin Kanamasına Müzikle Tedavi. Rojhanali Genel Sağlık 1 05-06-2008 05:00 PM
Fizik tedavi Nedir? Sümeyye Fizik Tedavi 0 05-06-2008 01:03 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:13 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved