DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Amatör Fotoğrafçılık
Anasayfa Kayıt ol

Amatör Fotoğrafçılık Amatör Fotoğrafçılık, sizlerden gelen amatör fotoğraflar burada. Lütfen alıntı konularda fotoğrafçı adı belirtmeye özen gösterin.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-02-2008, 04:20 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 622
Üye No: 9
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 0
Rep Derecesi
ßotan is an unknown quantity at this point


Standart Fotoğraf çekme teknikleri..

MANZARA FOTOĞRAFI

Manzara fotoğrafı çekmek her fotoğraf makinesine sahip olan için kaçınılmaz bir durumdur. Bir kişiye fotoğraf çekmesini söylediğimiz zaman çoğunlukla manzara fotoğrafına yönelmektedir. Bunun nedeni belki doğanın çekiciliği belki de daha kolay elde edilebilmesi olabilir. Çok basit gibi gözüken manzara fotoğrafı çekimi, fotoğrafçılığın en zor dallarından biridir. Çünkü doğada her zaman gerçeğini gören gözler, çektiğimiz fotoğraflarda bu gerçeğin ya olduğu gibi aktarılmasını ya da onun bizim yorumlarımızla yeniden ifade edilmesini istemektedirler. Bu nedenle ışık, renk, ton, kompozisyon, objektif, filtre gibi konuları tam özümsememiş kişinin gözün gördüğü mükemmellikte fotoğraf çekmesi biraz zordur.

Manzara fotoğrafı çekmek isteyen kişi doğaya bağlıdır. Bir bulutlu havanın, sisin ya da bir yağmurlu havanın fotoğrafını çekmek ancak bu koşulların kendiliğinden oluşmasına bağlıdır. Kendiliğinden oluşan bu görüntülerden istediği etkiyi ve ifadeyi veren anı yakaladığı zaman fotoğraf oluşturabilir. Bu nedenle, manzara fotoğrafı çekmek isteyen kişinin öncelikle iyi bir gözlemci olması gerekmektedir. Doğayı bir avcı gibi taradıktan sonra burada bulacağı bir odak noktası fotoğrafın ilgi merkezi ve manzaraya açılan bir pencere olacaktır. Bu nokta uzakta bir dağ, bir binanın cephesi, bir grup ağaç, bir kuş veya bir insan olabilir.İlgi noktasının çok duyarlılıkla seçilmesi ve ilgiyi dışarıya çakacak etkenlerden oluşmaması gerekir. Çekimlerde kullanacağımız objektif 50 mm.lik bir objektif veya 35 mm.lik bir geniş açılı objektif olabilir. Geniş açılı objektifler kullanıldığında geri plandaki konuların olduğundan daha küçük görüleceğini unutmayalım. Manzara fotoğraflarının çekiminde en iyi ışık sabahın ilk saatleri ve akşam günbatımından birkaç saat önceki ışık koşullarıdır.

Bu ışıklar konumuza yatay geleceği için hem konudaki kontrastlığı azaltır hem de derinlik duygusu yaratır.
Manzara fotoğraflarında konuyu çerçevelemek fotoğraflarımıza ayrı bir anlam kazandırır. Çerçevelemeyi bir kemer, bir köprü ayağı, bir kapı girişi doğal bir kaya formasyonu veya ağaç veya yapraklarından yararlanılarak gerçekleştirebilirsiniz.Manzara fotoğraflarının çekiminde düşük enstantane kullanmak
hem alan derinliğini artırmak için kısık diyafram kullanmaya imkan tanıyacağından hem de konu içerisindeki hareketli öğelerin hareket izlenimini yakalayabilme imkanı sağlayacağından iyi sonuçlar verir. Diğer taraftan renk kontrastını sağlamak için zıt renkleri renk dengesini bozmadan kullanmak fotoğraftaki görsel zenginliği artırır. Filtre manzara fotoğrafçılığının vazgeçilmez elamanlarındandır. Fotoğrafımızda gökyüzü yer alacaksa gökyüzündeki bulutların fotoğraf üzerindeki etkisini artırmak ya da yüksek noktalarda fotoğraf çekerken U.V. ışınlarının fotoğrafımızı etkilemesini önlemek için mutlaka filtre kullanmalıyız. 80 A-80 B filtreleri bulutları daha belirgin olarak görüntülemeyi sağlar.





YAKIN (MAKRO) ÇEKİM


Makro çekim olarak ta adlandırılan yakın çekimler için uzun odaklı objektiflere ya da colas-up, konvektör gibi yardımcı
malzemelere ihtiyacımız var. Çünkü 35 mm.lik fotoğraf makineleri aldığımızda bunlarla birlikte genellikle 50 mm.lik normal açılı objektifler verilir. Bu objektifin görüş açısı 45 derece civarındadır. Bu objektiflerle konuya 45-50 cm.den daha fazla yaklaşmak mümkün değildir. Eğer yaklaşırsak konunun netliğini sağlayamayız. Oysa tele objektifler aynı mesafeden konunun daha az (ayrıntıyı) bir bölümünün film üzerine düşmesini sağlar. Konuya daha fazla yaklaşarak ayrıntıların fotoğraflarını çekmek için tele veya
zoom objektifler kullanılır.

Yakın çekimlerde, alan derinliği çok kısıtlıdır. Çünkü dar açılı objektif ve konuya yaklaşma alan derinliğini azaltır.
Bu özelliklerin yanında birde açık diyafram tercih edildiğinde alan derinliği bazen santimlerle ifade edilecek kadar azalır.
Alan derinliğinin azalması, konunun can alıcı yerinin net, geri planın tamamen flu olması fotoğrafa ayrı bir anlatım zenginliği katar. Böylece ana konu çevresinden ayrılıp ön plana çıkar.
Yakın çekimlerde, doğru noktanın seçilerek netlik ayarının yapılması gereklidir. Netliği etkileyen diğer önemli bir nokta ise,dar açılı objektiflerin ağırlıklarından ve uzunluklarından dolayı titremeye müsait olmaları ve konunun hareket halinde olmasıdır.Örneğin bahar aylarında yeni açmış bir gelinciğin fotoğrafını çekerken bir taraftan rüzgar gelinciği hareket ettirirken diğer taraftan rüzgar makinemizin sağlanmasına neden olabilir. Bu durumlarda en uygun çekim zamanın rüzgarın en az olduğu sabah saatlerinin tercih edilmesi ve çekimde sehpa kullanmaktır. Diğer bir yöntem ise çiçeğin arkasına siyah bir karton yerleştirerek fon etkisi yaratmak ve çiçeğin yapraklarını ince siyah iple bağlamaktır.
Geniş açılı (Balık gözü) objektiflerle yakın plandan çekilen fotoğraflar objede perspektif kaymaları yapacaklarından
değişik görüntüler elde edilmek için kullanılabilirler.


PORTRE FOTOĞRAFI

Fotoğrafta portre deyimi, pek çok insanda bir kişinin başının ya da vesikalık fotoğraf çekilmesi olarak anlaşılmaktadır.
Oysa portre bunları kapsamakla birlikte bunların dışında bireyin kimliğini, karakterini, kişiliğini, duygularını ifade eden
bir özelliğe sahiptir. Portre politikacıdan esnafa, öğretmenden öğrenciye, çiftçiden sanayiciye, sporcudan sanatçıya kısaca bir insanın, bir anlık duygu ve düşüncülerini ya da hayatını bir anlatım şeklidir. Bu bakımdan bazen boy, bazen büst bazen de baş çekimleri portre fotoğrafı anlayışı içinde yer alabilir.

“Portre fotoğrafı çekmek , yazmaya şiirle başlamaya benzer. Hemen hemen her fotoğrafçının dağarcığında portre bulunur.
Fotoğrafımızda, portre dizisi hazırlayan ve olaya sürekli ilgi duyanlar arasında Ara Güler, Gültekin Çizgen, Ozan Sağdıç,
Şahin Kaygun, İsa Çelik, Cengiz Civa, Nazım Timuroğlu Gündüz Kayra, Mehmet Ünal, Çerkez Karadağ gibi isimler vardır.
Fotoğraf dünyamızda portre konusunda belli bir dünya görüşü, güzellik ve benlik anlayışı ortaya çıkmıştır.

Portre fotoğrafçılarımız, insan fenomeninin çok yönlü dünyasının, iç içe sorunları olan karmaşık yapısını çözümleyerek
etkili bir biçim anlayışla dile getirme konusunda önemli aşamalar geçirmişlerdir. Ortaya çıkarılan yapıtlarda tipleme, ışık, renk, biçim, ton geçişleri, istif, parça bütün bağlantısı, kadraj, atmosfer yaratma ve öz-biçim örgüsü etkileyici bir düzeye ulaşmıştır..
Doğal olarak her insan ayrı bir dünyadır. Bu ayrı dünyaları anlatmanın iki temel zorluğu vardır. Bunlar, anlatılmak istenen kişinin önce anlatacak kişi tarafından anlaşılabilmesi ve anlatılacak kişinin tüm karakteristik özelliklerini bir defada ortaya koyabilecek uygun bakış açısı ve anın tespit edilmesidir. Çok kolay gibi gözüken bu iki nokta fotoğrafçılığın belki de en zor yanıdır. Bu nedenle fotoğraf çekerken kullanılan film, makine, objektif, portre fotoğrafçılığına uygun olanlardan seçilmeli, en önemlisi ışık, modelin görüntüsünün film üzerine düşmesi için bir araç değil, portresi çekilecek kişinin özelliklerini yansıtacak bir araç olarak kullanılması gerekir.
Portre fotoğraflarının çekilmesinde genelde 80- 200 odak uzunluğuna sahip objektiflerin kullanılması uygun olur. Geniş açılı
objektiflerle konuya yaklaşıldığında objektif öndeki öğeleri abartarak büyüteceğinden kişinin burnu büyük başının arka tarafları küçük çıkacaktır. Bu durumda perspektif bozukluğuna neden olur. Çok uzun odak uzunluğunun kullanılması durumunda da derinlik etkisi yok olur. En uygun objektif 80 mm.‘lik objektiftir.
Güneşli bir havada dışarıda portre fotoğrafı çekmek çok zordur. Zorunlu kalmadıkça bu ışık koşullarında portre fotoğrafı çekilmemelidir. Çünkü parlak güneş kişinin yüzüne dik geldiği zaman kişi yüzünü buruşturacak, gözlerini kısacaktır.
Güneş tepede iken saçların, kaşın ve burnun gölgesi yüzde istenmeyen görüntülerin oluşmasına neden olur. Güneşli havalarda yüz üzerinde açık ve gölge bölgeler arasında parlaklık farklarının fazla olması fotoğrafı olumsuz yönde etkiler.
Bu durumlarda yansıtıcılar (reflektör) ya da dolgu flaşı kullanılarak sert gölgeler yumuşatılabilir. Güneş modelin arkasında olduğu zaman isteğe bağlı olarak siluet görüntüler elde edilebilir ve bu şekilde değişik efekt etkisi yaratan görüntüler yakalanabilir. En uygun güneş ışığı sabahın erken ve akşam gün batmadan bir iki saat önceki ışığıdır. Açık havada puslu bir günde ya da gölgede çekilecek portreler uygun sonuçlar verebilir. Gölgede çekilecek portre fotoğraflarında
81 A veya 80 A gibi renk düzeltici filtreler kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.
Portre fotoğrafı çektirecek kişiler objektiften etkilenecekleri için ifadelerinde ve davranışlarında doğal olmayan bazı değişiklikler olabilir. Bu durumlarda fotoğrafçının model ile konuşması (modeli sıkmadan) kişinin doğal hareket etmesi için uygun bir yöntemdir. Yalnız modele dokunmak beklenin aksine ters etki yaratabilir.
Portre fotoğrafçılığında netleme kişinin göz bebeklerine yapılmalıdır. Çünkü gözler kişiliğin aynasıdır.
Modele çok yaklaşmak kadar ondan fazla uzaklaşmakta uygun değildir. Modelin arkasında kalan bölgelerde görüntüyü
bozucu etkisi olan ya da ilgiyi dağıtacak görüntüler olduğu zaman açık diyafram yardımı ile fon netsizleştirilir.
Böylece fotoğrafa üçüncü boyut etkisi verilmiş olur. Açık diyafram estantane değerinin de yükselmesini zorunlu kılacağından göz kapaklarının kırpılması gibi durumlarda ortaya çıkacak uyuyor imajı önlenmiş olur.

Modelin kişiliğinin anlatılması açısından bazen başın bir kısmı yeterli iken bazen başın tamamı veya vücudun tamamıda yeterli olabilir. Fotoğraf sanatı modelin kişiliğinin bizim objektifimizle yorumlanması olduğundan bir kemancı için kemanıyla birlikte
çekilecek bir fotoğraf belki düşünülebilecek en son konu olduğu unutulmamalıdır.
Kapalı mekanlarda portre fotoğrafı çekerken flaş kullanmak yerine camdan gelen ışıktan yararlanılmalıdır.
Camdan gelen ışık yumuşak ışık olduğundan modelin özelliklerini daha kolay yansıtmaya yarar. Eğer flaş kullanılması gerekiyorsa flaş modelin yüzüne değil duvarlara tutularak buralardan yansıyan ışıklarla fotoğraf çekilmelidir. Fotoğraf çekiminde yapay ışık kullanılacaksa en az iki ışığa ihtiyaç vardır. Bunlardan biri temel ışık olup konuyu aydınlatırken diğer ışık temel ışığın ortaya çıkardığı koyu bölgeleri yumuşatmak ya da dolgu ışığı olarak kullanılması gerekir.
Portre fotoğrafının çekiminde model duvara ya da arkasında bulunan perdeye yaklaştırılmamalı, model ile duvar arasında en az bir metrelik bir mesafe bırakılmalıdır. Yapay ışıkta fotoğraf çekildiğinde model ile duvar arasından verilecek bir ışık modelin duvara yapışık gibi çıkmasını engeller.Tanımadığımız kişilerin portre fotoğraflarını çekmek için mutlaka izin istenmelidir. Merhaba faktörünü mutlaka kullanın. Kişiyle sohbet ederek yaklaşın olaya. Bir kahvehaneye girer girmez kimseyle konuşmadan fotoğraf çekmeye başlasanız içerdekilerin size tepkisi ne olur bir tahmin ediniz. Ama kahvehaneye girdikten sonra, en azından birkaç dakika oradakilerle sohbet etseniz, kimliğinizi açıklayıp işinizi anlatsanız hepsinin size sarılacağından şüpheniz olmasın.
“An fotoğrafları” çekmek için merhabalaşmaya vakit bulamayabilirsiniz de bazen.. Bu durumda fotoğrafçının ilişki kurmadaki ustalığı önemli rol oynar çoğu kez.. Fotoğrafı çektikten sonra paparazzi fotoğrafçısı gibi koşarak uzaklaşmayın oradan. Bu anı niye fotoğraflama gereği duyduğunuzu, izin almaya neden vakit bulamadığınızı, amacınızı mutlaka izah ediniz.
ßotan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 05-02-2008, 04:21 PM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 622
Üye No: 9
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 0
Rep Derecesi
ßotan is an unknown quantity at this point
Standart

GECE ÇEKİMİ

Gecenin kendine has bir güzelliği vardır. Bir tarafta yapay ışıklarla aydınlatılmış tarihi, turistik ve resmi binalar, diğer tarafta otomobillerin far ve stop lambalarından yansıyan ışık demetleri fotoğraf açısından ilginç örnekler sunar. Bu renk ve ışık demetleri, amatör profesyonel tüm fotoğrafçılar tarafından sıklıkla kullanılan konulardır. Gece fotoğrafı çekmek için makinemizde (P) program (T) ve (B) ayarlarından en birinin olması gerekmektedir. Çünkü gece fotoğraf çekmek için poz süresi, saniyenin kesirleriyle değil saniyelerle ifade edilir.
Uzun süre perdenin açık kalması için (B) , çok uzun süre açık kalması için (T) ayarının olması lazım.
Işığın yetersiz olduğu durumlarda, perdenin açık kalma süresinin tespiti, pozometre ( gelişmiş pozometreler hariç)
aracılığı ile yapılamadığından amatörler için en sağlıklı yol enstantanenin otomatik olarak ayarlanabilmesine imkan tanıyan (A) veya enstantane ile birlikte diyafram değerlerini otomatik olarak ayarlayan (P) mekanizmasının bulunduğu bir makine ile
bu tür çekimleri yapmaktır. Gece fotoğraflarında konudan makineye gelen direk ışıklar (yoldan geçen otomobiller) ve
makinenin bulunduğu yerdeki ışık (sokak aydınlatma lambası) pozometreyi aldatır. Bu durumlarda makineye ya da pozometreye direk gelen ışıklar el veya başka bir cisimle engellenmeli ya da
çekilecek konunun ışık ortamına eş değer bir başka noktadan ölçüm yapılmalıdır. Gece fotoğraf çekileceği zaman fotoğraf makinesi tripoda takılır ve enstantane değeri (B) konumuna getirilir. Enstantane (B) de iken deklanşöre basılır ise perde açılır ve film elinizi deklanşörden kaldırana kadar ışık almaya devam eder.
Bazı durumlarda bu süre birkaç dakika alabilir. Bu durumlarda makinenin titremesini engellemek için enstantane değerinin (T) konumuna getirilmesi gerekir. (T) konumunda deklanşöre basıldığında perde açılır ve tekrar basıldığında perde kapanır.
Gerek (B) gerekse (T) konumunda perdenin ne kadar açık kalacağına karar vermek tecrübe isteyen bir durumdur.
Bu tecrübeyi kazanmak için uygun bur konu seçilir. Obtüratör hızı (B) konumuna getirilir.
Diyafram değeri 5,6 ya da 8 gibi ortalama bir değer olarak belirlenir. Film 30 saniye pozlandırılır.
2. denemede konu ve konunun ışık şartları değişmemiş ise 45, üçüncü denemede 60 saniye pozlandırılır.
Üç fotoğraf dikkatle incelenerek o ışık şartlarına uygun poz süresi tespit edilir ve sonraki çekimlerde ışık şartlarındaki artma ve azalma oranları dikkate alınarak poz süresi tespit edilmek suretiyle yeni çekimler yapılabilir.Gece fotoğraf çekerken diyaframın kısık tutulup, poz süresinin artırılması özellikle yüksek bir yerden caddelerin fotoğraflarının çekilmesi sırasında yoldan geçen araçların far ve stop lambalarından yansıyan ışıklar fotoğrafa grafiksel bir anlam kazandırır. Yalnız bu çekimlerde objektife direk gelen far ışıklarının
filmi etkilemesini önlemek için objektifin önü kısa süreyle kapatılmalıdır. Bu kapatma süresinin poz süresine ilave edileceğini unutmayalım.Gece fotoğraflarının sıra dışlığını sağlamak için uygulanacak yöntemlerden biride objektife yakın bir noktaya yerleştirilecek konunun anlamını ve önemini azaltmayacak bir objenin flaş veya bir başka ışık kaynağı ile özel olarak aydınlatılmasıdır. Bu tür fotoğraf çekmek için normal poz süresi içerisinde (Film pozlandırılırken öndeki konu flaş ile aydınlatılıp önceden belirlenen süre kadar filmin pozlandırılmasıdır.) flaşın patlatılarak öndeki konu genel konudan ayrı olarak aydınlatılır. Gece fotoğraf çekilirken konunun aydınlatılması için flaş kullanılmaz. Çünkü en güçlü flaş en açık diyaframda 4-5 metreden sonra konuyu aydınlatamaz. Flaşın patlaması konunun yeterince aydınlatılması anlamına gelmez. Bu nedenle gece fotoğraflarında mutlaka uzun poz sürelerinin verilmesi gerekir. Eğer uzun poz süresi vermek istemiyorsak ışığa duyarlı yüksek ISO değerinde (800 veya 1000 ISO) filmler kullanmalıyız.Gece fotoğrafı için en uygun zaman güneşin batışından birkaç saat sonraki zamandır. Daha geç saatlerde gökyüzü gereğinden fazla kararacağından fotoğraf karemizdeki gökyüzü gereksiz bir boşluk olarak görülebilir. Bir diğer faktör ise gecenin ilerleyen saatlerinde evlerdeki ışıklar kararacağından canlı bir şehri ölü bir şehir gibi görüntüleyebilirsiniz.
Sanırım ilginç görüntülerden birini de filminizde üst üste çekim yaparak elde edebilirsiniz. Dolunaylı bir gökyüzünde çok dar açılı (400-800mm.lik) bir objektifle yalnızca dolunayın fotoğrafını çektikten sonra filmi çevirmeden, obtüratör sistemini kurarak kapalı bir havanın bulunduğu zaman şehir görüntüsü çekmektir. Gece fotoğraflarında ilginç görüntülerden biri de havai fişek gösterilerinde çekilen fotoğraflardır.
Havai fişeklerin görüntüsünü yakalayabilmek için makinemizi tripoda yerleştirir, enstantane ayarını (B) ya da (T) konumuna getiririz. Gösterileri dikkatle izleyerek patlamanın en çok olduğu bölgeye makinemizi döndürüp deklanşöre basarız.
Gökyüzünde patlamalar seri olarak devam ederken makinemizin perdesi açık kalır ve ışık demetleri film üzerine kayıt olur.
Bazen tek bir patlamayı görüntüleyebileceğimiz gibi aynı kare üzerinde birkaç patlamayı da görüntüleyebiliriz.

Açıklama Notu:

Obtüratör (örtücü)
Örtücünün açık kalma süresine enstantene denir. Enstantene 1/sn. cinsinden ifade edilir.
Ana enstantene değerleri 1, 2, 4, 8, 15, 30, 60, 125, 250, 500, 1000 gibidir. 1 enstatenenin altındaki değerler makinalarda farklı renklerle veya üzerine " işareti konularak gösterilir ve bunlar 1/sn. değil direkt sn. cinsinden değerlerdir.
Gelişmiş makinalarda ana enstantene değerlerinin 1/2, 1/3'lük kısımları alınarak ara enstantene değerleri elde edilir.
Böylece çok daha hassas ölçümler yapılabilir.
60 enstantene demek 1/60sn demektir. Birbirini takip eden enstantene değerlerinde sayı iki katına çıkınca, süre yarıya iner. Yarıya inince süre iki katına çıkar. 125 enstantene ile film pozlanacaksa, bu değer filmin üzerine düşecek ışığın filmi 1/125sn süre ile etkileyeceğini gösterir.B ve T Konumları Çoğu uzun pozlama gereken zamanlarda makina üzerindeki en düşük enstantane değeri yetersiz kalabiliyor. Bu gibi durumlarda B (bulb) ve T (time) ayarları kullanılır. Bunun için makina kesinlikle bir tripot'a sabitlenmiş olmalıdır, hatta sarsıntıyı engellemek için kablo deklanşör veya uzaktan kumandalı deklanşör kullanılmalıdır. Eğer makinamız üzerinde ayna kilidi (mirror lock: hareketli aynayı yukarıda tutarak fotograf çekimi sırasında sarsıntıyı engeller) varsa o da kullanılmalıdır.
B ve T arasındaki fark; makina B konumundayken perdenin açık kalması için deklanşöre sürekli basmak gerekir
(deklanşör kilidi kullanılarak sürekli parmağımızın orda kalması engellenebilir). T konumunda ise deklanşöre basılınca perde açılır, perdenin kapanması için tekrar deklanşöre basmak gerekir.Uzun poz gerektiren normal çekimlere ek olarak gece hareket eden ışıklı cisimlerin uzayan ışıkları, havai fişek gösterileri, şimşek fotografları gibi çekimler için bu ayarlardan yararlanılır.




HAREKETLİ KONU


Hatırlanacağı gibi enstantane, makinede filmin önünde bulunan metal, bez vb. maddeden yapılmış bir perdenin açılıp kapanma
süresini belirler. Diyafram ise, film düşecek ışık miktarını ayarlamak için kullanılır. Her ikisinin ayarlanarak film üzerine
belli bir miktar ışık düşürülme olayına pozlandırma denir. Bir filmin pozlanmasında enstantane ve diyafram ayarların ne kadar
olacağını konunun ışık durumu belirler. Bu değerlerin birbiriyle olan bağlantılarından, hareket ederek fotoğrafçı değerleri biri
lehine azaltıp çoğaltabilir. Diyaframdan geçecek ışık miktarını ya da poz süresini artırmak, çekilen konunun alan derinliğinin
artırılması ya da hareketinin dondurulması fotoğrafçının tercihine bağlıdır. Düşük bir enstantane kullanarak hareket halinde olan bir insanın, hayvanın, aracın, dalgalı bir denizin ya da şelalenin fotoğrafları çekilerek harekete bir dinamizm katılabilir. Düşük enstantane kullanıldığında, hareket bir zaman dilimi içerisinde film üzerine düşeceğinden, konunun hareketsiz kısımları ya da yavaş hareket eden bölümleri net, hareketsiz bölümleri ise, hareket yönünde (hafif netsiz olarak) film üzerinde bir iz bırakacağından, fotoğrafımıza şiirsel ve estetik bir anlam kazandıracaktır. Düşük enstantaneden anlatılmak istenen hareket halindeki objenin hareket hızının altındaki enstantane değeridir. Makineye paralel olarak yürüyen bir insanın 1/8 enstantane değerinde fotoğrafı çekilirse kişi tamamen netsiz çıkacaktır,1/15 enstantane değerinde aynı fotoğraf çekildiğinde elleri ve ayakları (vücudundan daha hareketli olan kısımlar) netsiz diğer yerler net çıkacaktır. 1/60 enstantane değerinde bu fotoğraf çekildiğinde gerek insan gerekse tüm ortam net çıkacaktır. Makineye paralel koşan bir insan için 1/15 enstantane netsiz, 1/30 enstantane el ve ayaklar netsiz diğer bölgeler net, 1/125 enstantane değeri ise konunun tamamı net olarak elde edilirken, 1/500 ve üzeri enstantane değerinde hareketin bir anı dondurulur.
O halde hareketi dondurmak, hareket halindeki objenin hareket hızının üstünde bir enstantane değeri kullanmaya bağlıdır.
Bir şelalenin fotoğrafı 1/500 ve üzeri enstantane değerlerinde çekildiği zaman havada su tanecikleri dondurulurken 1/ 30 ve
altındaki enstantane değerlerinde aralıksız bir bütün olarak akan bir kütle görüntü elde edilir.Hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde uygulanan yöntemlerden biride “panning” olarak adlandırılan tarama yöntemidir.
Bu yöntem oldukça zor olmasına rağmen çok değişik görüntüler üretebilen bir yöntemdir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta makinemize 50 mm. ‘lik bir objektif takıp tarama yapacağımız konunun hareket hızının gerçeğe yakın bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu yöntemde hareket halindeki objenin hareket hızında bir enstantane değeri kullanılarak fotoğraf çekilir. Objenin arkasında konuyu olumsuz etkileyen öğelerin olmamasına dikkat edilmelidir.
Makinemizi bir tripoda yerleştirdikten sonra yatay eksende rahat hareket edebilmesi için gerekli ayarlar yapılır.
Vizörden objenin hareket seyri zihinsel olarak izlenir. Enstantane değeri objenin hareket hızına eş değerde ya da altında bir değer olarak ayarlanır. Obje makinenin görüş açısına girdiğinde vizörden takıp edilir ve makinemiz konuya odaklanmış ve onun hızında hareket ederken deklanşöre basılır ve makine konuyla birlikte hareketine devam ettirilir. Perde açılıp kapandıktan sonra fotoğraf çekimi tamamlanmış olur. Deklanşöre basıldığı zaman refleks makinelerde vizörden hiçbir şey görülmeyeceği için önceden bu konuda denemeler yapmak gerekir. Konu içerisindeki hareketin dondurulması enstantane değerinin yükseltilmesi film üzerine düşecek ışık miktarını azaltacağından, yeterli ışık miktarını sağlayabilmek için diyafram değerinin azaltılması yanı diyaframın açılması gerektiğini unutmayalım. Bir başka nokta ise kullandığımız objektifin odak uzunluğunun altındaki enstantane değerleri için mutlaka tripot kullanılması gerektiğidir.Diyafram enstantane ilişkisini anlatan yazı, makale ve diğer eserleri okumakta yarar var.

GÜNBATIMI FOTOĞRAFI

Günbatımının romantik havası amatör profesyonel tüm fotoğrafçıların bu görüntüleri yakalama isteğini uyandırır.
Çoğu zaman çıplak gözle görünen güzellikler fotoğraf filmlerine aktarıldığında çekiciliklerini kaybetmekte donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Uyulacak birkaç kural fotoğraflarımızı sıradanlıktan çıkarabilir. Tripot, filtre ve geniş açalı objektiflerimizi yanımıza alarak fotoğraf çekmeyi düşündüğümüz konunun bulunduğu bölgeye,günbatımından bir saat kadar önce gitmeliyiz. Fotoğraf çekilmeden önce bölgenin birkaç gün gözlenmesi çekim noktasının belirlenmesinde bize yardımcı olur. Bulutların olmadığı bir günbatımı fotoğrafı pek çekici değildir. Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini
yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir.Güneşi çerçevelemenin dışında tutarak, bu bölgenin parlaklık değerine yakın bir noktadan pozometremiz yardımıyla,
fotoğraf çekimi için kullanacağımız enstantane ve diyafram değerlerini belirleriz. Eğer ölçüm yapılırken güneş karenin içerisine girerse pozometremizi yanıltır. Çünkü bu durumda pozometremiz 125/11 veya 500/ 11 gibi çok yüksek ışık değerleri önerecektir. Bu değerlerle çekilen günbatımı fotoğrafları yetersiz pozlandırma neticesi özelliklerini kaybedecektir. Bulunduğumuz ortama ve güneşin batış saatinden öncesi ve sonrası süreye bağlı olarak değişmekle birlikte 1/60 veya 1/30 enstantane ve 1/8 ya da 1/11 diyafram değerleri en uygun değerlerdir. Eğer vizörden görülen görüntü bize göre fotoğrafik bir değer ifade ediyorsa, bu tür fotoğrafların çekiminde ölçülen (önerilen-kullanılan) değerlerin bir alt ve üst değerlerinde fotoğraf çekmek her zaman geçerlidir.
Belki bu şekilde birkaç poz fazla harcamakla, güzel bir fotoğraf elde edebiliriz. Günbatımı saatlerinde güneş ışığının ısı derecesi ve buna bağlı olarak bulutların renkleri ve yerleri değişeceğinden sabırla en iyi görüntünün oluşması beklenmelidir.
Tabii ki, en iyi görüntüyü bekleyim derken, iyi görüntülerin fotoğraflarını çekmemek bazen elimiz boş geri dönmemize neden olabilir. Günbatımı fotoğrafları çekilirken güneşin ve bulutların durumu kadar ufuk çizgisi ile makinemiz arasındaki diğer objelerinde durumu çok önemlidir. Deniz veya göl kıyısında günbatımı fotoğrafı çekmek isteyen bir kişi durgun deniz ve gölde boşlukları doldurabilmek için, balıkçı, balıkçı teknesi, kayık, gemi gibi objeleri kullanabilir. Deniz, göl ve ırmak kenarlarında güneşin ve bulutların sudaki yansımaları da fotoğraf karesinin doldurulmasında kullanılabilir. Irmak kenarında balıkçılar ya da kırda yürüyen insanlar, hayvanlar ve çiçekler fotoğraflarımızda kullanacağımız yardımcı unsurlar olarak değerlendirilebilir. Günbatımı fotoğraflarında pozlama değeri güneş ve çevresine göre alındığında öndeki konular (insan, hayvan vb.) siluet olarak film üzerine düşer. Bu durumdan yararlanarak çok değişik fotoğraflar çekilebileceği gibi ön plandaki konularında net ve belirgin çıkması için dolgu ışığından yararlanılabilir. Örneğin bir balıkçının ön planda olduğu günbatımı fotoğrafı çekilirken flaşla balıkçıyı aydınlatırsak, balıkçı fotoğrafımızda net ve belirgin olarak çıkarken arka fon gökyüzünün mor, turuncu renkleriyle süslenebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aydınlatılacak obje ile flaş arasındaki mesafenin 3-4 metreyi (kullanılan flaşın ışık gücüne göre değişmekle birlikte) geçmemesidir. Dört metreyi geçen durumlarda flaşın ışık gücü aydınlatılmasını
istediğimiz konuyu yeterince aydınlatamayacağından fotoğrafta beklediğimiz etkiyi yaratamaz. Flaşlı fotoğraf çekimlerinde enstantane değerinin makine imalatçısının belirtmiş olduğu değerin üzerinde olması tatsız sürprizlerle karşılaşmamıza neden olur..



Alıntı ..

Konu ßotan tarafından (05-07-2008 Saat 09:35 AM ) değiştirilmiştir..
ßotan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:32 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved