DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Hayvanlar Alemi > Böcekler
Anasayfa Kayıt ol

Böcekler Böcekler hakkındaki paylaşımlar burada yer alacaktır.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-28-2008, 10:02 PM   #61 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 74
Üye No: 578
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 21
Rep Derecesi
Spoht is on a distinguished road


Standart

YEPYENİ BİR BEDEN

Suyun içindeki dünyasını geride bırakıp yeni bir dünyaya adım atan sivrisinek artık bambaşka bir canlıdır. Bu canlının yeni bedeni önceki halleri gibi sayısız mucizelerle doludur. Eğer sivrisineğin vücudu yakından incelenirse her ayrıntıda çok özel bir yaratmanın izleri görülür. Şimdi bu mucizelere tanık olmak için sivrisineğin yapısını bölüm bölüm ele alalım.
Sivrisineğin vücudunda 3 bölge bulunur: baş, göğüs ve karın kısımları. Herbiri ayrı birer tasarım harikası olan bu bölümleri ayrı ayrı inceleyeceğiz.

Baş Kısmı
Sivrisineğin başının üst yanından iki anten çıkar. Bu antenler duyu hücrelerince zengin, çok hassas algılayıcılardır. Erkek sivrisineklerin antenleri, dişilere göre çok daha hassastır. Çünkü bu antenler sayesinde, çiftleşme zamanı geldiğinde, binlerce ses arasında dişisinin kanat çırpma frekansını algılar
Dişi sivrisineklerde, antenlerin arasında, sivrisineğin kan emmek için kullandığı emme tüpü ya da diğer adıyla hortumu bulunur. Bu hortum basit yapıda bir hortum değildir. İçinde oldukça karmaşık bir sistem barındırır. Aslında hortum, çok özel bir kesme ve vakumlama mekanizmasının kılıfıdır. Bu mekanizmanın bir adı da "labium"dur.
Sivrisinek ısırdığında bu kılıf geriye doğru esner ve kesici mekanizma devreye girer. Bu mekanizma 6 parçadan oluşur. Bunlardan 4 tanesi kesici bıçaktır ve bu bıçaklar oldukça etkilidirler. Bir insan derisini kolaylıkla kesebildikleri gibi, kurbağanın ya da bir yılanın pullu derisini de kesebilecek güçtedirler.
Diğer iki parça ise birleşerek içi boş bir boru meydana getirirler. Sivrisinek bu tüpü bıçakların açtığı yaradan içeri sokar ve bu sayede kurbanının kanını emebilir.
Bıçaklardan birinden yaranın içine akıtılan bir sıvı dokuları uyuşturur. Bu bir nevi lokal anestezidir. Böylece sivrisinek derinizi kesip, kanınızı emerken siz bir şey hissetmezsiniz. Ayrıca bu sıvı kanın pıhtılaşmasını engelleyerek, sivrisineğin kan emmeye devam etmesini sağlar. Sivrisineğin ısırdığı bölgenin daha sonra kaşıntı yapması ve şişmesi bu sıvı yüzündendir.

sivrisineğin 35 defa büyütülmüş mikrofilmi

sivrisinek kafasının alttan görünümü 60 kez büyütülmüş olarak


Göğüs Kısmı
Bu bölüm, sivrisineğin kafasının arka tarafında bulunur. Sivrisineğin 6 ayağı da göğüsten çıkar. Ayrıca yine burada 1 çift kanadı bulunur. Bu kanatlar pullarla kaplıdır ve içlerinden damarlar geçer.
Bazı böcek türleri 2 çift kanada sahiptir. Ancak sivrisineklerde ikinci bir kanat takımı yerine kalın ve küt yumrular ("stubby knob"lar) vardır. Bunlar uçuş esnasında titreşerek kontrol sağlamaya yardımcı olurlar.
Sivrisineğin vücudu kıllıdır. Ayrıca kafa, kanat ve bacaklarda pullar vardır. Bu pullar kelebek pullarını andırır.

Karın kısmı
Sivrisinekler bir seferde ortalama 2.8 mg. kan emerler ki, bu kendi ortalama ağırlıklarından (2.5 mg.) daha fazladır. (Bu, 70 kg.'lık bir insanın bir seferde, üstelik de kısa bir sürede 70 kg'ın üzerinde yemek yemesine benzer) Acaba bu kadar hassas bir yapıya sahip bir böcek nasıl olup da kendi ağırlığınca kan emebilmektedir?
Bu sorun da çok kolay bir şekilde çözülmüştür. Sivrisineğin karın bölümündeki deri esnek ve saydam bir zardan oluşur. Kan içeri çekilirken bu zar açılarak karın kısmının genişlemesini sağlar. Bu sayede sivrisinek de dilediği kadar kan emebilir.
Yapılan deneylerde, sivrisineğin karnının içindeki gerilim sensörlerinin bir operasyonla alınması durumunda, sivrisineğin kan emmekten patladığı görülmüştür. Buraya kadar belirtilen bütün sistemlerin yanında, sivrisineğin karnında bir de kapasite kontrol sinirlerinin bulunması, yaratılıştaki üstün sanatın bir başka örneğidir.

1)Sivrisinek altı bıçaktan oluşan kesme sistemiyle deriyi deler. Kesme işlemi sürerken, bıçaklardan birinin içinde yaraya akıtılan salgı dokuları uyuşturur ve ısırılan canlı, kanının emildiğinin farkına bile varmaz. Bu salgı aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını engelleyerek, emme işleminin devam etmesini sağlar.
2)Kan emmeye devam eden sineğin karnı zamanla kan dolmaya başlar.
3)Sonunda sivrisineğin karnı kendi ağirlığından daha fazla kanla dolar. Sanıldığının aksine, sivrisinekler kanla beslenmezler. Sivrisinek gıdasını bitki özlerini yiyerek temin eder. Erkek sivrisinekler yaşamları boyunca hiç kan emmezler.
Ancak dişi sivrisinekler, yumurtlama döneminde yumurtaların protein ihtiyacını karşılamak için kan emerler. Emilen kanı sindirmek 3-4 gün sürer. Daha sonra kan emme işlemi tekrarlanır. Bu döngü yumurtlama evresinin sonuna kadar sürer.

Avın Yerini Tesbit Eden Hassas Alıcılar
Sivrisineğin Algılarından biri de ısıya karşı duyarlıdır. Çevresindeki cisimleri yaydıkları ısıya göre algılar.Geceyarısı zifiri karanlık bir odada da uyusanız, sivrisinek kolaylıkla sizi bulur. Bütün vücudunuz yorganla örtülü olsa, ancak sadece bir eliniz açıkta kalsa, sivrisinek anında bu eti tespit eder ve kanı oradan emer. Peki bu hayvan bu işi, _insanlar için genellikle son derece tatsız ve üzerinde düşünmek istemedikleri bir konu da olsa_ bu harika işi nasıl başarmaktadır? Karanlıkta avını eliyle koymuş gibi bulabilmesinin sırrı nedir?
Cevap yine çok üstün bir dizaynı gösterir: Sivrisinek avını bulabilmesi için üstün bir sistemle donatılmıştır. Bu sistem ısı, gaz, nem ve çeşitli kimyasal maddelere duyarlı çeşitli reseptörler içerir. Bu sayede sivrisinek, avının yerini karanlıkta çok kolay tespit eder.
Isıya hassas algılayıcılar kullanmak, günümüz askeri teknolojisinde de sık sık kullanılan ve özellikle karanlık ortamlarda oldukça etkili olan bir yöntemdir. Sivrisineğin vücudunda da çok hassas bir ısı algılayıcısı vardır. "Tarsi" adı verilen bu organ, sivrisineğin ön ayaklarında bulunur. Bunlar, bir vücuttan gelen ısı dalgalarını keşfettiklerinde sivrisinek adeta ona doğru çekilir ve hiç yanılmadan hedefine ulaşır. Dahası bu ısı algılayıcısı sayesinde, derinin altında kanın yoğun olduğu bölgeleri -çünkü damarlar dokulardan daha sıcaktır- kolaylıkla bulur.
Bir başka deyişle, zifiri karanlıktaki bir yatak odasına giren bir sivrisinek, uyuyan kişinin açıktaki bedenini, hatta cilde yakın damarlarını gayet net bir biçimde algılar.
Sivrisineği çeken bir başka unsur karbondioksit gazıdır. İnsan ve hayvanların nefesinde bulunan bu gaz, sivrisinekler için oldukça çekicidir ve avını bulmasına yarayan önemli bir ipucudur.
Karbondioksitin sivrisinekler üzerindeki etkisini kanıtlamak için yapılan bir deneyde, iki insan maketi birbirlerinden 2 metre uzağa konulmuştur. Daha sonra da, bu maketlerin ağız kısmına yerleştirilmiş bir mekanizmadan dışarıya, nefes alıp verme hızıyla karbondioksit verilmiştir. Bunun hemen ardından sivrisinekler kuklaların başlarının etrafında dönmeye başlamışlardır. İşte bu yüzden sivrisinekler, başın etrafında diğer bölgelere oranla daha çok dönerler.
Kanda bulunan aminoasitlerin, aminlerin ve amonyağın ve laktik asitin karışımı da sivrisineği cezbeder; bu maddelerin 2000 defa seyreltilmiş derişimi bile, sivrisinek için, saf sudan 5 kat daha fazla çekicidir. Nem de sivrisineği çeken önemli faktörlerdendir.
Kısacası, sivrisinek, ısı, gaz, nem ve koku dedektörleriyle yüklü bir savaş uçağı gibidir. Avını karanlıkta göremese bile, hedefi yanılmadan bulabileceği üstün sistemlerle donatılmıştır. Yaklaşık 25 ila 30 metreden avının varlığını ve yerini tespit edebilir.
Peki böylesine özel bir yapı tesadüflerin ardarda eklenmesi sonucunda oluşmuş olabilir mi?
Bilindiği gibi yumurtalarının protein ihtiyacını karşılayabilmek için, dişi sivrisineğin kurbanlarından emdiği kana ihtiyacı vardır. Bu kanı temin etmesi için de kurbanını bulabilmesi zorunludur.
Evrim teorisine göre, sivrisineğin yukarda sıraladığımız algı yeteneğini zaman içinde, aşama aşama kazanmış olması gerekir. Ancak sivrisineğin binlerce yıl boyunca, kendi vücudunda tesadüfen bir ısı reseptörü oluşmasını bekleyecek zamanı yoktur. Eğer bu algılama sistemi doğuştan olmazsa sivrisinek avını bulamaz ve yumurtalar ölür. Yani zaman içinde gelişim diye bir olasılık söz konusu değildir.
Sivrisineğin sahip olduğu algılayıcıları bir kez daha tekrar edelim; Isı, nem, gaz ve kimyasal madde algılayan sistemler. Bunların yanında bir de, karşı cinsi algılamasını sağlayacak titreşim duyargaları.
10 mm. boyundaki sivrisineğin, bu kadar etkili algılama sistemleriyle donatılmış olması, ihtiyaçlarının bilinçli bir "yaratıcı" tarafından düşünüldüğü ve doğuştan karşılandığı anlamına gelir. Bu ihtiyaçları karşılayan ise, sivrisineği yoktan vareden Allah'tır. Allah yeryüzündeki her canlıya rızkını verdiği gibi, bu rızıklara ulaşmalarını sağlayan yetenek ve donanımları da vermiştir. Bir ayet, bu gerçeği şöyle haber verir:

Yeryüzünde hiç bir canlı yoktur ki, rızkı ona ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. Tümü apaçık bir kitaptadır. (Hud, 6)
Avını Sokması
Isı, gaz, nem veya kimyasal salgı uyarılarından birini algılayan sivrisinek hemen avına yönelir. Sivrisinek avının üzerine o kadar yumuşak konar ki, bu çoğu zaman hissedilmez bile. Daha sonra ağız bölgesinde bulunan bir çift alet yardımıyla, delmek için en uygun olan noktayı bulur. Bu aletlere "palpi" denir.
İlk delme işlemi alt ve üst çene tarafından yapılır. Hortumun içinde bulunan 4 kesici bıçak deriyi derinlemesine keser. Sıcaklık, koku, tat ve dokunma duyu organları, deri altındaki kılcal damarların sık olduğu yerleri saptamada önemli rol oynar. Birkaç denemeden sonra sivrisinek damarı bulur.
Sivrisinek açtığı delikten içeri uzattığı tüp yardımıyla kanı emer. Bu tüp sayesinde küçük bir kan damarına girip, kanı doğrudan buradan içebilir. Ya da deriyi kestiğinde çevredeki dokularda biriken kanı emer.
Çoğu kez delici iğneler deriye dikine girer. Sivrisineğin iğnesinin en önemli özelliği belirli bir derinlikte eğilebilmesidir. Bu muhteşem özelliği sayesinde iğne deri altında kolaylıkla hareket eder, hatta derinin yüzeyine paralel uzanacak hale bile gelebilir. Böylece iğnesini damarca en zengin bölgeye ulaştırır.
Ancak burada sivrisineği bekleyen önemli bir sorun vardır. Sivrisinek bir insanı ısırdığı anda, insan vücudunda bulunan bir tür savunma sistemi devreye girer. Vücuda mikropların girmesini engellemek ve kanı durdurmak için gerekli olan enzim, yara bölgesine salgılanmaya başlar. Bu enzim kanın pıhtılaşmasını sağlar. Kanda pıhtılaşmanın başlaması ise, sivrisineğin kan emişini imkansız hale getirecektir. (Pıhtılaşma, özetle plazma proteinlerinden biri olan fibrinojenin fibrin haline dönüşmesidir.)
Fakat bunu "bilen" (!) sivrisinek, kesici bıçaklarından birisinin içinden yaraya, pıhtılaşmayı engelleyen bir salgı enjekte eder! Bu salgı "anti coagulant" (pıhtılaşma engelleyici) bir enzim içerir. Böylece kandaki enzim etkisiz hale getirilir ve pıhtılaşma durur.
Sivrineğin hortumu içinde 6 bıçaktan oluşan bir kesme mekanizması vardır. 4 bıçak deriyi keserken, diğer 2 bıçak birleşerek içi boş bir boru meydana getirirler. Sivrinek bu boruyu kestiği dokunun içine sokar ve kanı emer.Dahası bu salgı sayesinde sivrisinek kurbanına lokal anestezi yapar. Kestiği bölgeyi uyuşturur. Bu sayede kurban, derisinin kesildiğinin ve kanının emildiğinin farkına varmaz. Deride alerjik reaksiyona, dolayısıyla da kaşınmaya neden olan şey de işte bu salgıdır.
Bütün bu anlatılanlar saniyelerle ifade edilebilecek bir zaman diliminde olup biterken, insan kendisini bir sivrisineğin soktuğunun farkına bile varmaz.
Bir dişi ortalama olarak bir seferde 2,8 miligram kan emer ve bu yaklaşık 2,5 dakika kadar sürer. Emme işleminin tamamlanması ile kan, sindirim sisteminin ön kısmında bulunan emme pompaları sayesinde orta bağırsağa gönderilir. Karın kısmı sindirim sistemine kadar kanla dolar. Kanı sindirme işlemi ortalama 3-4 gün sürer, ondan sonra emme işlemi tekrarlanır.
Tüm bu işlem üzerinde biraz durup düşünmek ise, bizi çok önemli bazı sonuçlara ulaştırır.
Sivrisinek ihtiyacı olan kana ulaşabilmek için yalnızca üstün algılama sistemleri, kesme ve emme mekanizmalarıyla değil, kimyasal bir bilgiyle de donatılmıştır. Çünkü sivrisinek, yukarda belirtildiği gibi, kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir salgı kullanmaktadır. Hem de hiç tanımadığı, bilmediği bir vücudun savunma sisteminde yeralan bir enzime karşı. Dahası bu salgı, sivrisineğin bir cerrah gibi kestiği canlı dokuları uyuşturma özelliğine sahiptir.
Spoht isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 08-28-2008, 10:03 PM   #62 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 74
Üye No: 578
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 21
Rep Derecesi
Spoht is on a distinguished road
Standart

YEPYENİ BİR BEDEN 2





Bu bilgiden sonra şu soruları sormak kaçınılmazdır:
Kanın pıhtılaşma gibi bir özelliği olduğunu sivrisinek nereden bilmektedir?
Kestiği dokunun canlı olduğunu, bu işlemin kurbanına acı vereceğini nasıl öğrenmiş ve bu probleme karşı uyuşturma tekniği geliştirmiştir? Ameliyat öncesinde lokal anestezi yapmak insanın tıp bilimi yardımıyla geliştirdiği bir tekniktir. Sivrisinek bu ilme nasıl sahip olmuştur?
Bu sıvıların laboratuvar şartlarında bile sentezlenmesi son derece güçken, sivrisinek bu sıvıya nasıl sahip olmuştur?
Uyuşturan ve kanın pıhtılaşmasını engelleyen sıvının, deriyi parçalayacak ve bu sıvılara en çok ihtiyacı olacak olan kesici bıçakların içinde bulunması yalnızca bir tesadüf müdür?
1 cm'lik bir canlının 0.1 cm. uzunluğunda, yaklaşık 0.01 cm. çapındaki borusunun içinde oldukça üstün bir mekanizmanın yerleştirilmiş olması nasıl açıklanabilir?
Kuşkusuz cevap ortadadır: Sivrisineğin insan vücudundaki kanın kimyasal bileşimi hakkında bilgi sahibi olması ve sonra da bu bilgiyi değerlendirerek kendi bedeninde çözümler geliştirmesi sözkonusu olamaz. Açıktır ki, sivrisinekteki salgı ve bu salgıyı insandaki kan damarına enjekte eden sistem, hem insan bedeninin yapısını hem de sivrisineğin anatomisini en ince ayrıntısına kadar bilen ve bunlara hakim olan tek bir yaratıcının yaratmasıyla varolmuştur.
Kuran, Allah'ın "alemlerin Rabbi" olduğunu bildirir. "Alem" çoğul bir kelimedir ve farklı dünyalar, farklı boyutlar ya da farklı düzen ve sistemler gibi anlamlara gelir. "Rab" kelimesi ise, eğiten, yetiştiren, düzenleyen, hüküm koyan, sahip olan gibi anlamlar taşır. Sivrisineğin insan bedeninde gerçekleştirdiği inanılması zor "operasyon" da, kendi içinde küçük bir alemdir. Bizim ayrıntılarının farkında olmadığımız, bilim yoluyla yeni yeni keşfettiğimiz bu alemdeki üstün "dizayn"ın sahibi, yani bu alemin "Rabbi" ise Allah'tır. Her canlıya farklı rızıklar verdiği gibi, sivrisineğe de insan kanını vermiştir ve dahası bunu ona çok görkemli bir "dizayn gösterisi" ile vermektedir. Bu küçücük hayvana bile kolaylıkla mağlup olan insana düşen görev ise, Allah'ın farklı alemlerde yarattığı delilleri görmeye çalışmak, O'nu hakkıyla takdir etmektir. Bir ayet, insanları bu konu üzerinde düşünmeye şöyle çağırır:
Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac, 73-74)

Üstün Uçuş Tekniği
Sivrisinek kanatlarını saniyede yaklaşık 500 defa çırpar. Bu yüzden kanatların sesi insan tarafından bir vızıltı olarak algılanır. İnsana imkansız gibi gelen bu rakam çok hassas ölçümler sonucunda elde edilmiştir ve gerçekten de şaşılacak bir rakamdır.
Bir örnek konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir. Eğer insanın kolları bir makineye bağlanarak saniyede 500 kere açılıp kapanmaya zorlansa, sonuç oldukça dramatik olur. Kolun omuza bağlandığı eklem parçalanır, bağlantılar yanar, kolu tutan bütün lifler kopar, ve kol tamamen sakat kalır. Eğer hareket bir saniyeden daha uzun bir süre yaptırılırsa, kol omuzdan çıkar ve kopar. İnsan için imkansız olan bu hareket, doğduğu günden itibaren sivrisineğin günlük yaşamının bir parçasıdır.
Elbette bu mucizevi olay, sivrisineğin yaratılıştan sahip olduğu çeşitli destekleyici sistemler sayesinde gerçekleşir.
Öncelikle, kanatları çırpan kasların ve bağlantılarının son derece güçlü ve dayanıklı olmaları gerekir.
Bir ikinci koşul ise bu kaslara enerji sağlanmasıdır. Bilindiği gibi hücreler, enerjiyi oksijen kullanarak sentezlerler. Oksijen kullanım kapasitesinin yükselmesiyle orantılı olarak dayanıklılık artar.
İnsan vücudunda oksijen akciğerden kana karışır ve kan yoluyla hücrelere ulaştırılır. Koşan bir insanın yorulmasının nedeni, zamanla hücrelere gerekli oksijenin ulaştırılamamasıdır. Yorulmanın bir başka sebebi, kas hücrelerinde laktik asidin ortaya çıkmasıdır. Bu asit hücrelerden atılmazsa yorgunluk hissine neden olur.
Bu durum sivrisinekler için oldukça farklıdır. Büyüklüğü kendi vücudunun büyüklüğüne yakın olan kanatlarını saniyede 500 defa çırpabilmek için, sivrisineğin çok fazla oksijene ihtiyacı vardır.
İşte bu yüzden sivrisineğin solunum sistemi tam da bu ihtiyacı karşılayacak şekilde yaratılmıştır. Solunum sistemi hemen hemen her hücreye ulaşan özel bir solunum borusundan oluşur. Bu boru doğrudan dışardaki havaya bağlı olduğundan, hücreler oksijen alışverişini aracı bir madde olmaksızın yaparlar. Artık maddeler de bu borular sayesinde hücrelerden atmosfere verilirler. İşte bu yüzden, sivrisinek bir dakika içinde binlerce defa kanat çırpar ve hiç yorulmaz.
Sivrisineğin kanatlarını bu kadar hızlı çırpabilmesi, ona uçuş için birçok avantaj kazandırır. Dikey durumda aşağı yukarı uçabilir, kolaylıkla ileri geri hareket eder. Sivrisinek, helikopter ve uçaktan çok daha üstün uçuş özelliklerine sahip kusursuz bir makine gibidir.
Bir uçağın veya helikopterin uçabilmesi için, özel olarak rafine edilmiş yakıtlar kullanılır. Oldukça pahalı olan bu yakıtlar, her uçuş öncesinde tekrar doldurulur. Oysa sivrisinek bütün enerjisini yediği bitki özlerinden alır. Uçaklar ve helikopterler her uçuş öncesinde bakımdan geçirilir, motor parçaları sürekli yenilenir. Sivrisinek ise bütün ömrü boyunca, sırtındaki kasların gücü sayesinde uçar ve hiçbir problemle karşılaşmaz.
Günümüz hava taşıtları ancak son yüzyılda geliştirilebilmiştir. Yıllar süren araştırmaların ve uzun çalışmaların sonucunda bugünkü özelliklerini kazanmışlardır. Kullanılan bilgi birikimi ise, yüzyılların bilgi birikimidir. Gelişmenin her aşamasında insan aklının düşünce ve tasarım gücü kullanılmıştır. Ancak teknoloji ne kadar ilerlemiş olursa olsun, insanoğlu doğadaki uçuş teknolojisinin çok gerisindedir. Mevcut hiçbir teknoloji, sivrisineğin boyutlarında ve onun uçuş özelliklerinde bir makine yapamaz.
Unutulmaması gereken, burada makinelerle karşılaştırdığımız varlığın 10 milimetre büyüklüğünde bir canlı olduğu ve bu canlının da milyonlarca küçük canlının (hücreler) biraraya gelmesiyle oluştuğudur. Dolaşım, boşaltım ve sinir sistemleri, her an atan bir kalbi, görebilen bir gözü, algılama sistemleri, protein sentezi yapan milyonlarca hücresiyle sivrisinek, uçak ya da helikopterden çok daha karmaşık bir birleşimdir.
İnsanlar bir uçağın ya da helikopterin nasıl meydana geldiği sorusuna, usta mühendisler ve gelişmiş fabrikalar tarafından yapıldığını söyleyerek cevap verirler. Bu araçların, metallerin tesadüfi birleşmeleri sonucunda oluştuklarını iddia etmenin bir deli saçması olduğunu da gayet iyi bilirler. Ancak aynı insanların bir kısmı, bu iki araçtan da üstün olduğu tartışma götürmeyen sivrisineğin, "evrim sürecinde meydana gelen tesadüfler" tarafından, yani hiç bir planlayıcı olmadan varolduğunu iddia edebilmektedirler. Çünkü bir planlayıcı olduğunu, yani Allah'ın varlığını kabul etmek, onlara "ideolojik" nedenler ya da kendi çıkarlarından kaynaklanan bir takım şartlanmalar nedeniyle zor gelmektedir.
Böyle yapmakla sadece kendilerini aldatmış olurlar. Sivrisinek yoktan varolan, bir bataklıklığın içinde veya bir su birikintisinde, birçok mucizevi aşamadan sonra dünyaya gelen bir böcektir. Teknoloji hangi aşamaya gelirse gelsin, bir canlıyı yoktan varedemez. Tek bir sinek bile yaratamaz. Çünkü yaratmak yalnızca alemlerin Rabbine mahsus bir özelliktir. Ve yaratılan her varlık da O'nun varlığının bir delilidir. Kuran'da verilen "sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız-hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar" (Hac, 73) hükmü, inkarcılar için sonsuza kadar geçerlidir ve onların ne denli büyük bir çelişki ve aldanış içinde olduklarını sonsuza kadar ilan edecektir.

SONUÇ
Dünya literatüründe, sivrisinek hakkında yazılmış birçok kitap, yapılmış sayısız araştırma vardır. Ancak bu kitabın amacı, bu çalışmalardan çok daha farklıdır. Amaç sivrisineğin çiftleşmesi, yumurtlaması, beslenmesi hakkında genel bilgi aktarmak değildir.
Amaç, bu konu vesilesiyle insanın hayatındaki en önemli gerçeği hatırlamasını sağlamaktır.
Amaç, insana, kendisinin gerçek sahibini, yani Alemlerin Rabbi'ni ve O'na karşı olan sorumluluklarını hatırlatmaktır.
Bu kitap ve içinde anlatılan sivrisinekle ilgili mucizevi olaylar, sizin için belki de sandığınızdan çok daha önemlidir. Çünkü bunları kendi varlığının delilleri olarak yaratan Allah, insana bazı sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumlulukları yerine getirmek de -bunun farkında olsa da olmasa da- yeryüzünde insan için en önemli konudur.
Kitapta açıkladığımız bazı mucizeler, kısaca hatırlanırsa, sıradan bir canlı gibi gözüken sivrisineğin, insanlara gösterilmiş ne kadar büyük bir yaratılış delili olduğu bir kez daha anlaşılır:
-Yumurtlama zamanı gelen anne sivrisineğin, karnındaki ısı ve nem reseptörü sayesinde en uygun bölgeyi tespit etmesi..
-Yumurtalarını suya bırakan sivrisineklerin, ilerde yavrularının karşılaşacağı problemleri düşünerek çeşitli tedbirler almaları..
-Yumurtaların olumsuz şartlarda _zamanları geldiği halde_ çatlamadan uygun koşulların oluşmasını beklemeleri..
-Yumurtaların kendi kendilerini kamufle etme yetenekleri..
-Anne sivrisineğin yumurtalardan bir sal yaparak, yumurtaların kaybolmasını ve suya batmasını engellemesi..
-Yumurtaların birleştirildiklerinde bir sal oluşturacak en uygun yapıya sahip olmaları, altlarında bir hava boşluğu bulunması..
-Sıtma sivrisineklerinin yumurtalarının üzerinde bulunan, yumurtaların suya batmalarını engelleyen cansimdine benzer yapılar..
-Marangoz sivrisineğin, bitki köklerini keserek yumurtalarına en uygun ortamı hazırlaması..
-Dünyaya yeni gelen bazı larva cinslerinin, bitkilerin köklerinde oksijen bulunduğunu bilip, kökleri keserek bu oksijene ulaşmaları..
-Larvaların beslenebilmesi için suyu akıntı yaratarak süzmesini sağlayan, ağız etrafındaki özel dizayn edilmiş fırçalar..
-Larvanın kendisine uygun bir ev yapması ve ihtiyacı olan bütün malzemenin doğuştan ona verilmiş olması..
-Akıntılı sularda yaşayan larvaların kuyruklarında bulunan ve bir yerlere tutunarak akıntıya kapılmamalarını sağlayan kancalar.
-Başaşağı suyun içinde duran larvanın, suyun üzerine uzanan ve nefes alabilmesini sağlayan-dalgıçların kullandıkları şnorkellere benzeyen- hava borusu..
-Borunun içinde bulunan ve borudan içeri su kaçmasını engelleyen, özel izolasyon maddesi..
-Güneş altında günlerce kalan ve şeffaf bir deriye sahip olan larvaların, güneşten kavrulmalarını engelleyen özel ürik asit kalkanı..
-Pupa dönemine geçişte, larvanın derisini kırmasına yarayan ve bu aşamadan sonra kaybolan özel organ..
-Pupanın son değişim aşamasında, su yüzeyinde bulunan baş tarafından çatlaması _başka bir noktadan çatlarsa kozanın içi ıslanır_.
-Kozanın baş tarafının yine özel bir maddeyle yalıtılmış olması..
-Sivrisineğin suyun içindeki pupadan, vücudunu ve kanatlarını suya hiç temas ettirmeden çıkması..
-Suyun içinde yaşayan bir canlıyken, buradan kusursuz bir uçuş makinesi olarak çıkması..
-Erkek sivrisineğin, dişisini, kanat çırpma frekansından tanıması..
-Sivrisineğin avını ısırmak için kullandığı, altı parçadan oluşan kesme, delme ve emme mekanizması..
-Açtığı yarayı uyuşturması, böylece kurbanına farkettirmeden kan emebilmesi..
-Açtığı yaraya, kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir sıvı dökerek, kan emme işlemini devam ettirebilmesi..
-Avının yerini saptamada, ısı, nem, karbondioksit ve kimyasal maddelere duyarlı sistemler kullanması..
Bir santimetrelik sivrisinek, ne mutasyon, ne tesadüfler ne de doğal seçilim mekanizmalarıyla varlığı açıklanamayan birçok mucizevi özelliği içinde barındırır. İşte bu yüzden;
Eğer Allah'ın emrettiği hayatı yaşamaya çalışıyorsanız, bu kitap O'na yakınlaşmanız için bir vesile olabilir. Eğer Allah'ın Kuran'da emrettiği hayatı yaşamıyorsanız, Allah'ın varlığının farkına varıp, bu yönde çaba harcamanıza vesile olabilir. Ama eğer hiçbir şekilde Kuran'ı yaşamayı düşünmüyor veya sudan mazeretlerle bunu yapmayı erteliyorsanız, Allah'ın sivrisinekten bahsettiği ayetin son cümlesindeki hüküm çok açıktır ve sizin için yazılmıştır:
Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara, 26)
Tüm bu işlem üzerinde biraz durup düşünmek ise, bizi çok önemli bazı sonuçlara ulaştırır.
Sivrisinek ihtiyacı olan kana ulaşabilmek için yalnızca üstün algılama sistemleri, kesme ve emme mekanizmalarıyla değil, kimyasal bir bilgiyle de donatılmıştır. Çünkü sivrisinek, yukarda belirtildiği gibi, kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir salgı kullanmaktadır. Hem de hiç tanımadığı, bilmediği bir vücudun savunma sisteminde yeralan bir enzime karşı. Dahası bu salgı, sivrisineğin bir cerrah gibi kestiği canlı dokuları uyuşturma özelliğine sahiptir.
Spoht isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2008, 10:04 PM   #63 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 74
Üye No: 578
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 21
Rep Derecesi
Spoht is on a distinguished road
Standart

SİNEK
" BİR SİNEK BİLE YARATAMAZLAR..."






" Ey insanlar, (size) bir örnek verildi şimdi onu dinleyin. Sizin Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek dahi yaratamazlar...
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir etmediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. "
(Hac Suresi, 73-74)
Tek bir sinek bile,insanoğlunun ürettiği tüm teknolojik araçlardan çok daha üstündür.Dahası sinek "canlı"dır. Uçaklar ya da helikopterler bir zaman kullanılır, sonra çürümeye bırakılır.Sinek ise kendisinin benzerlerini üretir.



Karasinek, yiyecekleri yemeden önce, hortum biçimindeki ağzında bulunan tüpleriyle ona dokunup "kalite kontrolü" yapar. Sinek, diğer bir çok canlıdan farklı olarak besinlerini dışarıda sindirir. Bunun için hortumları sayesinde besinlerinin üzerine çözücü bir sıvı boşaltır. Bu sıvı, besini sineğin emebileceği kıvama getirir. Sinek daha sonra hortumuna bağlı emici pompalarla besini içine çeker.
Sinek en kaygan zeminlerde bile rahatlıkla dolaşabilir, evlerin tavanlarında saatlerce asılı durabilir. Ayakları, camlara, duvarlara veya tavanlara konmak için bir dağcıdan daha donanımlıdır. Eğer içeri çekilebilen pençeleri tutunmaya yetmezse, ayağının ucundaki vantuzlar onu zemine iyice yapıştırır. Bu vantuzların tutuş özelliği, salgılanan özel bir sıvı ile arttırılmıştır.
Bir karasineğin uçuşu, son derece kompleks bir iştir. Sinek önce, yön belirlemeye yarayan organlarını büyük bir titizlikle gözden geçirir. Daha sonra, ön tarafındaki denge organlarını ayarlayarak uçuş pozisyonunu alır. Son olarak, duyargalarının ucundaki alıcılar sayesinde, rüzgarın şiddeti ve yönüne göre kalkış açısını saptar. Ve nihayet havalanır. Ama tüm bunlar saniyenin yüzde biri kadar bir zaman sürmüştür. Uçuşa geçer geçmez kısa bir sürede hızlanabilir ve giderek saatte 10 kilometre gibi bir hıza ulaşabilir...
Onun için rahatlıkla "akrobatik uçuş ustası" tanımı kullanılabilir. Havada olağanüstü zig zaglar çizerek uçabilir.
Beklenmedik, ani ve sert dönüşler yapabilir. Bulunduğu noktadan dikey olarak bile havalanabilir... Ne kadar elverişsiz ve kaygan olursa olsun, her türlü yüzeye rahatlıkla konabilir.
Bu müthiş uçucunun bir başka gösterisi, evlerin tavanına konabilmesidir... Yerçekimi gereği tavanda duramaması ve yere düşmesi gerekir... Ama bu imkansızı gerçekleştirebilmesi için özel sistemlerle yaratılmıştır. Bacaklarının uç kısımlarında çok küçük vantuzlar vardır. Dahası bu vantuzlar belli bir yüzeyle temas ettiklerinde yapışkan bir sıvı salgılar. İşte bu yapışkan sıvı sayesinde karasinek tavana asılı kalabilir. Tavana doğru yaklaştığında bacaklarını öne doğru uzatır ve tavana dokunduğunu hissettiği anda, geldiği yönün tam aksine doğru bir takla atarak tavan yüzeyine karınüstü tutunur... Karasinek iki kanada sahiptir. Bir bölümü vücudun içine gömülü olan bu kanatlar, sinirlere bölünmüş çok ince bir zardan oluşur ve birbirinden bağımsız hareket edebilir.

Ancak uçuş halinde, tıpkı tek kanatlı uçaklarda olduğu gibi, tek bir eksen üzerinde gidip gelirler. Bu kanatların hareketini sağlayan kaslar, sinek uçmaya başladığında kasılır, inişe geçtiğinde gevşer. Uçuşa başlarken sinirlerin denetlediği bu kas ve kanat hareketleri, bir süre sonra otomatik hale gelir.
Kanatların yüzeyinde ve başın arka kısmında bulunan dokunma organları, uçuş ile ilgili bilgileri anında beyine ulaştırır.
Sinek, uçuş halindeyken yeni bir hava akımıyla karşılaşırsa, bu dokunma organları hemen beyne gerekli sinyalleri gönderir. Kaslar da beyinden gelen sinyallere göre kanatları bu yeni duruma uygun biçimde çalıştrmaya başlar. Sinek bu organları sayesinde, kendisine karşı kalkan bir sinekliğin havada oluşturduğu fazladan rüzgarı hemen algılar ve çoğu kez uçup kurtulur. Karasinek, kanatlarını bir saniyede yüzlerce defa çırpabilir. Bu hareket için, dinlenme sırasında harcadığı enerjinin yaklaşık yüz katı bir enerji harcar. Bu açıdan oldukça güçlü bir yaratıktır. Çünkü insan metabolizması normal temposuna oranla en fazla 10 kat daha enerji harcayabilir. Üstelik insan böyle yoğun bir enerji tüketimini en fazla bir kaç dakika sürdürebilir. Oysa karasinek kanatlarını bu ritimle tam yarım saat boyunca çırpabilir ve bu tempoda bir kilometreden fazla mesafe katedebilir.
Karasineğin gözü ommatid adı verilen yaklaşık 6000 küçük gözden oluşur. Her ommatidin yüzü farklı bir yöne dönük olduğu için, sinek önünü arkasını, her iki yanını, üstünü ve altını görebilir. Yani 360 derecelik bir açıyla çevresini algılayabilir. Her ommatide 8 duyu hücresi bağlıdır. Gözdeki toplam duyu hücresi sayısı ise 48.000 kadardır. Bu sayede sineğin gözü saniyede 100 görüntü alabilir.

Sineğin uçuş yeteneği, kanadındaki üstün tasarımdan kaynaklanır. Kanatların kenarları, yüzeyi ve kanat damarları, algılayıcı hassas kıllarla kaplıdır. Sinek bu kıllarla hava akımlarını ve mekanik baskıları tespit eder.
Spoht isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-29-2008, 11:52 AM   #64 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: amed
Mesajlar: 1.598
Üye No: 37
Tecrübe Puanı: 23
Rep Puanı : 2074
Rep Derecesi
baco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond repute
Standart

dünde okudum...hakikaten güzel bir paylaşım olmuş...emeğine sağlık kardeşim...++rep
__________________
baco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin baco Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
Spoht (10-15-2008)
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bu Dünya Kimin Dünyası? hemdem Şiirler 0 05-20-2008 02:29 PM
Uçsuz Bucaksız Hayal Dünyası NASA Duvar Kağıtları ve Fotoğraflar 0 05-15-2008 01:41 PM
788 Dünya Mirası ( Afrika ve Arap Dünyası ) xeribo Kültür Sanat Bölümü 2 05-14-2008 08:21 PM
Işığın Akıl Almaz Dünyası Kawa SemsüR İlginç Konular 0 05-12-2008 10:52 AM
FengShui dünyası Bydigi Feng Shui 0 05-02-2008 03:18 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:29 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved