![]() |
|
||||||||
| Fenerbahçe Fenerbahçe hakkındaki haberler, bilgiler ve gelişmeler burada yer alacaktır. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
O bir efsane. O bir yatırımcı. O bir gezgin. O bir politikacı. F.Bahçe Teknik Direktörü Arthur Zico’dan bahsediyoruz. Çocukluğunda piyano çalan, tiyatro kurslarına giden teknik adamın hayatında bakın neler neler var.
Şampiyonlar Ligi’nde elde edilen başarıdan sonra Türkiye’de ve Avrupa’da F.Bahçe rüzgârı esiyor. F.Bahçe’nin bu başarısında birçok etken var. Başarıdaki en büyük pay hiç kuşkusuz Teknik Direktör Arthur Antunes Coimbra’ya yani Zico’ya ait. Hani Türkiye’ye ilk geldiği günler pek çok otoritenin burun kıvırarak baktığı, stajyer diye nitelendirdiği Zico’ya. F.Bahçe tribünleri bile ona karşı mesafeliydi. Hatırlayın geçen sezonki Antalya ve Sivas maçlarından sonra onu istifaya çağırdıklarını. İlk kez iki hafta önceki Vestel Manisa maçından önce “Semih Zico’yu tribünlere getir” diye bağırdılar. Zico, bu davete şimdilik icabet etmedi. Etmezdi de. Çünkü Zico bir değerdi. Bir efsaneydi. İnsancıl yanı, efendi kişiliği ve futbolcularına olan yaklaşımıyla gönülleri fethetti. Ama onun daha pek çok özelliği vardı. Bugüne kadar Türk basını tarafından yeterince gün yüzüne çıkartılmamış özeliklerdi bunlar. Size Zico’nun bir gezgin olduğunu söylersek şaşırır mıydınız? Ya da çok iyi bir yatırımcı olduğunu. Veya politikacı yönünü. Sizin anlayacağınız Zico sıradan bir insan değildi. Hani bazılarının iddia ettiği gibi başkan Aziz Yıldırım’ın ‘kukla’sı olacak bir hoca hiç değildi. Arthur Antunes Coimbra Zico, Rio de Janerio’nun kuzey mahallelerinden Quintino Bocaiuva’da 3 Mart 1953 yılında sabah saat 7.00’de dünyaya gelir. O, annesi Matilde de Silva ve Portekiz göçmeni babası Jose Antunes Coimbra’nın 6. ve son çocuğudur. Zayıf ve çelimsiz olduğu için Arthurzinho, Arthurzico gibi isimlerle çağrılırken bir gün kuzeni Ermelinda ona kısaca ‘Zico’ diye çağırır. Gerçi isim kısaltmak Brezilya’da bir gelenektir. Kardeşlerden Maria Jose, Zeze; Jose Antunes, Zeca; Fernando, Nando; Eduardo, Edu ve Antonio da Tunico diye çağrılmaktadır. Zico’ya futbola başladığı ilk yıllarda doğduğu bölgeyi temsilen Galinho de Quintino (Quintino’nun horozu) da denilir. Zico çocukluğunda piyano ve tiyatro kurslarına gider. Marketlerde çalışır. Pinpon oynar. Ancak çok geçmeden o da her Brezilyalı gibi futbol topunun büyülü dünyasına dalacaktır. Artık futbol topuyla yatıp futbol topuyla kalkmaya başlar. Terzi babası da eski bir kalecidir. Zico ağabeyleriyle futbol oynar. Ağabeyleri ve ablası gibi Zico da okumaktadır. Lisede bizde muhasebeye benzer bir eğitim alır. Castelo Branco Üniversitesi’nde ise iki yıl fizik eğitimi görür. 1969’da tanıştığı kapı komşusu Sandra ile 1975’te evlenir. Bu evlilikten 5 çocukları dünyaya gelir. Söz eşi Sandra’nın: “38 yıldır bir aradayız. O her zaman bana karşı saygılı oldu. Dürüst ve kararlı biridir. Çocuklarımıza karşı duygusal ve yumuşaktır. Onların meslek seçimlerine karışmadı. Problem çözmede ustadır. Çok derin bir uykusu vardır. Sezgileri güçlüdür. Neyin olacağını önceden hissedebilen bir yeteneği vardır.” 14 yaşına geldiğinde yaşadığı bölgenin amatör takımlarından Inhare ve Maraviha’nın dikkatini çeker. Bu iki takım da Zico’ya ‘formamızı giyer misin’ teklifinde bulunur. Onun daha büyük kulüpler tarafından fark edilmesi de aynı döneme rastlar. Juventude takımının Germano Jose Grilo adındaki yetenek avcısı Zico’yu izlemesi için futbol spikeri Celso Garcia’yı bir maça çağırır. O zamanlar futbol spikerlerinin tavsiyeleri de önemlidir. Zico, 28 Eylül 1967’de denemeye çağrılır. Babası bu takıma gitmesini istemez. Ağabeyi Edu’nun gönlünden de America takımı geçmektedir. Ancak Zico kendi kalbinin sesini dinler ve daha büyük bir takıma, Flamengo’ya gider. Gençlerde oynadığı ilk maçında takımı Everest’i 4-3 yener, gollerin ikisini de Zico kaydeder. Flamengo’nun genç ve ümit takımlarında oynadıktan sonra 1971’de A takıma seçilir. İlerleyen yıllarda attığı gollerle taraftarların gönlünde taht kurar. Artık ona ‘Beyaz Pele’ denilmektedir. Maracana Stadı’nın rekorlarını da peş peşe kırar. 1979’da takımının 7-1 kazandığı bir maçta 6 golü o atar. Bu statta toplam 333 gol atarak ulaşılması zor bir rekorun da sahibi olur. Zico, Flamengo forması ile birçok kupa kaldırır. 4 kez Brezilya şampiyonluğu, 1 kez Libartedores kupası, bir kez kıtalararası kupa en önemlileridir. Kariyeri boyunca binin üzerinde maçta forma giyer. 729 kez fileleri havalandırır. Gollerinin 508 tanesini Flamengo forması altında atar. Bu takımın da toplamda 731 maçta formasını giyer. Brezilya millî formasını da 89 kez giyen Zico, 66 gol kaydeder. 3 Dünya Kupası’nda oynar. 1978’de Arjantin’de yapılan Dünya Kupası’nda bir gol atar. Brezilya orada üçüncü olur. 1982’de İspanya’daki kupada ise Tele Santana’nın teknik direktörlüğünde saf dışı kalırlar. Bu kupada Zico dört gol kaydeder. Çeyrek finalde İtalya’ya Rossi’nin 3 golüyle 3-2 yenilirler. 1986’da Meksika’da yapılan Dünya Kupası’nda ise takımı çeyrek finalde Fransa ile karşılaşır. Maçın normal süresi içinde Zico takımının kazandığı penaltıyı kaleciye nişanlar. Müsabaka 1-1 sona erer. Penaltı atışlarında ise Zico golünü atar ama sambacılar 4-3 kaybederek kupaya veda eder. 1983’te İtalya’nın yolunu tutar. Aslında o Flamengo’dan ayrılmak istemiyordur. Ancak kulüp yönetimi bonservisinden iyi bir gelir elde etme düşüncesiyle onu Udinese’ye gitmeye bir bakıma zorlar. Kulübü, bu transferden o dönemki en yüksek bonservis bedeli olan 4 milyon dolara yakın para kazanır. Zico, Çizme’de iki yıl kalır. İtalyanlar ona ‘Udine Kralı’ demeye başlar. Udinese, formasıyla 79 maçta 56 gol atar. Zico’nun hayatındaki en sıkıntılı günler de İtalya’da geçer. Mali sorunlar yüzünden adı çeşitli suçlamalara karışır. 8 ay hapis ve 800 bin dolar para cezasına çarptırılır. Ancak o suçsuz olduğunu ispatlamayı başaracak ve İtalya’dan adeta kaçarak 1985’te yeniden Flamengo’ya dönecektir. Zico da futbol oynadığı yıllarda sakatlıklardan nasibini alır. Özellikle 29 Ağostus 1985’te olanı hiç unutmaz. Sol dizinden aldığı darbe yüzünden 4 kez ameliyat olur. Brezilya Millî Takımı ile Dünya Karması’nın 27 Mart 1989 tarihinde bir araya geldiği maçta jübile yapar. O maçta Türkiye’nin starları Tanju Çolak ve Rıdvan Dilmen de forma giyer. 6 Şubat 1990’da da ünlü Maracana Stadı’na son kez çıkarak 90 bin taraftarı selamlar. Flamengo’nun 10 numaralı oyuncusu 37 yaşında futbola veda eder. Otoriteler onun için ‘Eğer futbolun bir ruhu varsa onun ismi Zico’dur’ diyecektir. Taraftarlar veda maçında onun için özel bir şarkı hazırlarlar. Zico’ya özetle ‘sen bizim kalbimizdesin’ diye haykırırlar. Futbolu bıraktıktan sonra istemeyerek de olsa siyasete atılır. 1991’de iş başına gelen hükümet ona spor bakanlığı görevini verir. Bir sene süren bu görevi esnasında, sonradan ‘Zico kanunu’ diye anılan yeni düzenlemeleri yürürlüğe koyar. Brezilya’da hâlen geçerli olan Zico yasası, futbolcuların bonservislerini futbolcular lehine değiştiren, ayrıca özel kulüpler kurulmasına imkan tanıyan bir içeriğe sahiptir. 1991’de futbolda yeni yeni hamleler yapan Japon takımlarından teklif alır. Bu çağrıya hayır diyemez. Önce Sumitomo ardından da Kashima takımlarında 10 numaralı formayı giyer. İki yılda 31 kez sırtına geçirdiği Sumitomo formasıyla 27 gol atar. 1994’te futbola veda edeceği Kashima takımıyla ise 57 maçta yine 27 gol atar. Ülkeden ayrılırken Japonlar ona unutulmayacak bir veda partisi düzenler. İki ayrı şehirde heykeli dikilir. Profesyonel futboldan iyice kopan Zico, artık kendisini plaj futboluna verir. Her şey gayet iyi giderken yeniden yeşil sahalara döner. Ancak bu sefer teknik direktördür. 2002 tarihinde Japon Millî Takımının teklifini kabul eder. Zico’nun Japonları Brezilya gibi oynatma hayali ise hiçbir zaman gerçekleşmez. Japon takımıyla pek iyi neticeler alamaz. Japon basını ‘o kadar kibar bir milletiz ki, teknik direktörümüzü dahi kovamıyoruz’ türünden başlıklar atar. 2004 Konfederasyon Kupası sonrasında gönderilmesi gündemdeyken Brezilya ve Yunanistan’a karşı aldığı beraberlikler onun takımın başında kalmasını sağlar. 2006’da Japonlarla olan birlikteliği sona erer. Ve 5 Temmuz 2006’da F.Bahçe macerası başlar. Zico’nun hayatında girişimci yönü de ön plandadır. 1996’da Rio de Janerio adıyla kurduğu kulüp daha sonra yasal birtakım engellemeler yüzünden ismini CFZ olarak değiştirir. Zico’nun kulübü 1997’de Rio de Janerio şehrinin şampiyonu olmayı başarır. Sonra da çeşitli başarılar elde eder. Zico ayrıca Participations adında bir şirketin sahibi, bir butiği ve bir de snack barı var. Şimdi Zico’nun internet sitesinde yer alan diğer bölümlere bakıyoruz. Hemen belirtelim site Türkiye haritasından bir bölümle açılıyor. Yozgat ve civarı ayakta eli belinde bir pozla ciddiyetini gösteren Zico’ya eşlik ediyor. F.Bahçe amblemini de unutmamış. Site Portekizce, İngilizce ve Japonca. Birçok başlık altında çeşitli bölümler var. Zico’nun köşesi adını taşıyan bölüme en son yazıyı 2008 Ocak ayında koymuş. F.Bahçe’nin Avrupa macerası bölümü ise güncelliğini koruyor. Zico ayrıca sitesinde Brezilya futbolunun önemli isimleriyle yaptığı röportajlara da yer vermiş. Bebeto ve Leonardo gibi ünlülere sorduğu birbirinden ilginç sorular var. ‘Dünya etrafında’ adını taşıyan bölümde ise Zico seyahat ettiği ülkeler ve şehirlerle ilgili izlenimlerini hayranlarına aktarıyor. İstanbul ile ilgili bir yazıyı henüz kaleme almamış olması dikkat çekici. Ancak bu bölümde Antalya’ya yer ayırdığını belirtelim. Türkiye’nin bu önemli turizm ilinin ocak ve mart aylarında 1800’e yakın futbol takımına kamp imkanı sağlaması Zico’nun da dikkatini çekmiş. Onun gittiği şehirlerle ilgili izlenimleri sadece futbolla sınırlı değil. Mesela Almanya’nın Bonn şehrini anlattığı bölümde bu kenti Beethoven’in şehri diye lanse ediyor. Modern mimari ile tabiatın mükemmel uyumundan bahsettiği yazısında kentin asıl ününü 18. yüzyılda yaşamış dünyaca ünlü besteci Beethoven’den aldığını dile getiriyor. Sitede yer alan ‘farklı bakışlar’ köşesinde F.Bahçe’de de birlikte olduğu kardeşi Edu’nun izlenimleri var. Günlük haberler bölümünde ise F.Bahçe’yle ilgili güncel haberlere yer veriliyor. Sitede ayrıca Japon ligi ile ilgili bilgiler de mevcut. Zico’nun geçmişinin anlatıldığı bölümün bir kısmını yukarda da sizlerle paylaştık. Bu bölüm daha da ayrıntılı. Mesela son maçında Maracana Stadı’na hangi tünelden girdiğine, stadı saat kaçta hangi arabayla terk ettiğine kadar her şey yazılmış. Bu bölüm onun çocukluğundan başlıyor, futbolu bıraktıktan sonraki serüvenine kadar devam ediyor. Fan kulüp bölümünün de bulunduğu site, foto albüm, video gösterileri, masa üstü resimleriyle oldukça zengin bir içeriğe sahip. Fotoğraf albümü Zico’nun çocukluktan günümüze kadar geçirdiği süreci çok güzel yansıtıyor. Sitede blog bölümü de mevcut. Bu bölümde Zico günlük aktivitelerine yer vermiş. Mesela Alanya’da +20 derecede maç oynayıp birkaç gün sonra -6 derecedeki Sivas’a gitmelerini fotoğraflarla gösteriyor. Dememiz o ki Zico renkli bir kişilik. İstedik ki onu daha yakından tanıyasınız. KARİYERİ: Flamengo (1967-1983 1985-1989) Udinese-İtalya (1983-1985) Sumitomo - Japonya (1991-1992) Kashima -Japonya (1992-1994) Takım / Maç / Gol ---------------------------------- Brezilya 88 66 Flamengo 731 508 Udinese 79 56 Sumitomo 31 27 Kashima 57 27 Alıntı/Aksiyon |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|