![]() |
|
||||||||
| Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
“Ben karamsar değilim, dünya çok kötü” diye cevap veriyor yazar ve ekliyor: “Binlerce yıllık medeniyetin sonunda geldiğimiz noktaya bakın, insanoğlu gerçekten bu mu? Bütün çabamız buraya varmak için miydi? Biz hayatı hak etmiyoruz.”
* * * 1998’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Portekizli yazar Jose Saramago ile son romanı “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş”u ve edebiyatını konuştuk Jose Saramago, edebiyat meraklılarının muzip anlatımı ve özgün üslubuyla yakından tanıdığı, pek çok kitabı Türkçeye çevrilen bir yazar. 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Portekizli yazar, şu sıralar İstanbul’da. Jose Saramago ile edebiyatını, dünyaya bakışını ve geçen günlerde Türkiye’de yayımlanan son romanı “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş”u konuştuk. Roman şu cümleyle başlıyor: “Ertesi gün hiç kimse ölmedi.” Bir 31 Aralık günü, kimsenin ölmediği ve 7 ay boyunca da ölmeyeceği bir sabaha uyanır insanlar. Ölmemek, insanoğlunun bütün düzenini değiştirir, kaos başlar. Saramago, bu kitabın ölümden çok yaşlılık üzerine olduğunu söylüyor. Bitmeyen bir yaşlılık... Diyor ki, “Tıptaki değişimler insanların yaşamını uzatıyor, ama bu kadar yaşlı insanı ne yapacağımızı bilemiyoruz.” Yazar romanını şöyle özetliyor: “Yaşamak için ölmemiz lazım.” Saramago’nun diğer bir kitabından, “Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl”dan konuşmaya başlıyoruz. Portekizli şair Fernando Pessoa’yı ve şiirlerinde zaman zaman kullandığı ismi Ricardo Reis’i buluşturan romanın unutulmaz sözünü hatırlatıyorum Saramago’ya: “Bilgedir dünyayı seyretmekle yetinen.” Bu noktada yazar, yani dünyayı anlatan kimdir? Saramago bir 'anlatıcı’ olarak adlandırılmak istemediğini söylüyor ve ekliyor: “Bir tiyatro eserinde anlatıcı nerededir? Yoktur. Bir tabloya bakarken nerededir? Yoktur. Seninle tablo arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ben eserin kendisiyim. Bir ressamım ve kelimelerle resim yapıyorum.” Saramago’nun yalnızca nokta ve virgül kullanması, bir paragrafının tüm sayfayı doldurması şu soruyu getiriyor akla: Sayfanın blok halinde uzanan bu hali de yazarın 'resminin’ bir parçası mı? Saramago, Türkçe çevirilerinden birini eline alıyor, bakıyor ve gülümsüyor: “Bunu bugüne kadar hiç böyle düşünmemiştim ama evet. Okuyucularım, üzerinde isim olmayan bir kitabı açıp böyle bir sayfayla karşılaştıklarında benim olduğunu anlar. Orada ben çıkarım karşılarına.” Kara Kitap’ı okuyor Karşımızda Nobelli bir yazar olunca 'ödüldaş’ı Orhan Pamuk’u sormamak olmaz. “Şu anda 'Kara Kitap’ı okuyorum” diyor Saramago. Komünist Parti üyesi olan yazar, yaptığı röportajlarda edebiyat kadar siyasete de değiniyor. Pamuk Nobel’i aldığında Türkiye’de ortaya atılan “ödülün edebi yetkinliğine değil, Türkiye’yi eleştiren siyasi görüşlerine verildiği” iddialarını ise şöyle yorumluyor: “Akademinin ödülü bana komünist olduğum için verdiğini düşünmek kadar saçma!” Eski söyleşilerinden birinde “İnsanlar demokrasiyle yaşadıklarını sanıyor, oysa zenginin hükümdarlığında yaşıyoruz” demişti. Hayata bu kadar karamsar mı bakıyor hâlâ? “Ben karamsar değilim, dünya çok kötü” diye cevap veriyor yazar ve ekliyor: “Binlerce yıllık medeniyetin sonunda geldiğimiz noktaya bakın, insanoğlu gerçekten bu mu? Bütün çabamız buraya varmak için miydi? Biz hayatı hak etmiyoruz.” alinti |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|