DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Genel Kültür
Anasayfa Kayıt ol

Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-02-2008, 02:57 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 622
Üye No: 9
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 0
Rep Derecesi
ßotan is an unknown quantity at this point


Standart Sürgün Çocukluğundan Bilim Adamlığına

1935 yılında doğdu. 38 yılında Stalin’in Kafkasya sürgünleri olarak bilinen ve Kürtlerinde en fazla paylarını aldığı o büyük Sürgüne tabii tutulan ailesi, akrabaları ile birlikte Orta Asya Ülkelerinden Kazakistan’a çocuk yaşta gelir. Sürgünden birkaç ay sonra kendisi henüz iki yaşında iken bir gece ansızın evlerine KGB’liler tarafından yapılan baskınla 38 Kürt ileri geleni ile birlikte babası da alınıp götürülerek Kurşuna dizildi.
Üç yıl sonra babasının artık geri gelmeyeceğini bilen annesi de kendisinden iki yaş büyük abisi Arifle ikisini terk ederek evlendi. Yetim ve öksüz kalınca dayıları tarafından beslenip büyütülen, yaşadıkları yerler birer toplama kampa gibi düzenlenmesinden ötürü ve o büyük sürgünün çocukları olduğu için büyük kentlerde okumaları yasaktı. Yaşadığı acı dolu bu hayat rağmen okuyup bilim adamı olan ve halen Kazakistan’ın sayılı üniversitelerinden biri olan Farabi Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanlığını yapan Hüseyin Sadıkov’un, acı, özlem, hasret, gözyaşı ve zorluklarla dolu yaşamını kendisinin anlatmasını istedik…

Sürgünle Başladı

Yaşamına önemli bir iz bırakan ve yaşadığı bütün acıların anası olarak gördüğü o talihsiz, haksız, binlerce insanın ölümüne neden oldu biçimde tanımladığı ve tamamına damgasını vurduğunu söylediği sürgünle anlatmaya başlayan Sadıkov, şunları söylüyor, “ O sürgün bir toplumsal felaketti. Binlercesinin ölümü, çocukların yetim, birçok kadın ile eli kınalı gelinlerin dul, gençlerin sevgilisiz kalmasına neden olan o sürgün biz Kürtleri de ülkelerinin kokusunu alarak yaşadıkları elegez topraklarından söküp bu bozkırlara attılar. Yollarda öldüğümüz yetmemiş gibi bu bozkırlarda da sürgünün tamamlayıcılığı biçiminde evlerimize yaptıkları baskınla babalarımızı alıp götürüp vurdular. O sürgün hala büyük bir yaradır biz yaşayanların yüreğinde. Anlatmaya söz, anmaya güç bulamıyorum kendimde onun acılarını.”

Babamı götürüp vurdular!

Sürgünle geldikleri Orta Asya bozkırlarında da rahat bırakılmadıklarını, bura da suçlu muamelesi ile her koşulda karşı karşıya kaldıklarını, potansiyel suçlu olarak görüldüklerinden ötürü bir gece ansızın evlerinin basılarak babası ile birlikte 38 Kürt ileri gelenin götürülüp kurşuna dizildiğini anlatan Sadıkov bu konuda şunları söylüyor “ Sürgün ettikleri yetmemezmiş gibi birde evlerimizi basmışlar bir gece vakti. Aralarında babam, amcam ve dayımın da olduğu 38 Kürt yurtsever ve ileri geleni alıp gitmişler. Götürdükleri gibi kurşuna dizmişler. Henüz küçük bir çocuktum. Acı nedir bilmezdim. Ama yaşananların çok kötü şeyler olduğunu annemin gözyaşlarından anlıyordum. Aradan üç yıl geçti ama götürülenlerden bir haber yok hala. Bende artık bir şeyler anlamaya başladım tabii. Yani beş yaşına gelmişim. Annem artık babamdan umudunu kesince oda genç bir kadın ne yapacak bizi bırakıp gitti evlendi. Ağabeyimle anasız, babasız olarak sokak ortasında kaldık.”
Annesinin gidip evlenmesinden sonra kimsesiz kalan Hüseyin ile Abisi Arifi nineleri yanına alır. Okul çağına gelen kadar dayılarının oğlak ve kuzularını otlatmaya başlayan Hüseyin, okul çağına gelince öğretmen olan dayısı Enver tarafından okul kaydı yaptırılarak okumaya başlar.

Amacı Büyük Kentlerden Birinde Okuyup Babasının Akıbetini Öğrenmek

İlkokulu bitirene kadar dayısının yanında okuyan Hüseyin ilkokuldan sonra büyük kentlerden birinde okumak ister. Ancak sahip oldukları belgeler, üzerlerinde sürgünün parmak izi bulunan kimlikleri ve potansiyel suçlu olarak sayılmalarından ötürü değil büyük kentte okumak o kentlere girişleri bile yasaklıdır. Bu yasağı delmek ve büyük kentte okumak için kafasında kurduğu bir planla büyük kentlerden birinde okumakta kararlı olduğunu söyleyen Sadıkov planı ile büyük kent olan Almati’de okumaya başlaması ve ardında başına gelenleri şöyle anlatıyor, “ Bize suçlu gözüyle bakıyorlardı. Onun için büyük kentlere girişimiz yasaktı. Ama ben kafama koymuştum ve Almati’de okuyacaktım. Bunun için bir gece yaşadığımız Jambolde tren istasyonuna gittim. Vagon sorumlusuna ailemin Almati’de olduğu, buraya akrabalarımı görmeye geldiğimi ancak onları bulamadığımı o yüzden de geri dönüş paramın bile olmadığını anlatarak ona kendimi acındırıp trene bindirmesini başardım. Almati’ye geldiğimde bir iki gün tren istasyonunda yattım. Bir gece bir bankın üzerinde uyuyan bir Kazak çocuğu gözüme kestirdim. İyice uyuduğuna emin olduktan sonra yavaşça cebinden kimliğini çıkardım ve oradan uzaklaştım. Bilgilerini ezberledikten sonra yırtıp attım. Sonra bir polis karakoluna giderek okumaya geldiğimi, kimliğimi kaybettiğim için okumaya başlayamayacağımı söyledim. Kazakçayı iyi bildiğim için Kazak çocuğun bilgilerini verdim. Onlarda kimliğimi kaybettim belgesini verdiler. O belge ile okula kaydımı yaptırdım ve okumaya başladım.”
Büyük kentlerde okumamak istemesinin amacı okuyup babasının akıbetini araştırmak olduğunu söyleyen Sadıkov ancak bir süre sonra kayıt yaptırdığı belgenin sahte olduğu açığa çıktığını belirtiyor. Bu yüzden polisler tarafında yakalandığını belirten Sadıkov şunları anlattı, “ Beni yakaladılar. Karakola götürüp iki gün tuttular. Bende yaşadığım olayları anlatarak okumak istediğimi anlattım. Orada bana acıyan bir polis memuru sorumluluğumu bir polis memuru üzerine aldı. Sorumluluğumu üzerine alan polis, ‘bak Hüseyin bundan sonra yapacağın her şeyden ben sorumlu tutulacağım. Sana ben kefil oldum. Bunun bilincinde olarak sadece okulunu okumaya bak’ diyerek beni bıraktırdı.” Liseyi bitirdikten sonra artık büyük kentlerde okumasının sakıncası kalmayan Sadıkov Almati’de üniversiteye başlıyor. Üniversiteyi de 1960 yılında bitiren Sadıkov aynı yıl Kazakistan Kız Meslek Lisesinde matematik öğretmenliğine başlıyor. Matematik öğretmenliğine başladığı yıl Kurulan Kızıl Kürdistan’ı yeniden diriltme komitesi içinde de yer almaya başlıyor.

2000’nin üzerinde Kızın Okuduğu Meslek Lisesinde öğretmenlik yapmasına rağmen Bir Kürt kızını kaçırarak evleniyor

Bir yandan Kızıl Kürdistan’ı Diriltmek için kurulan komite yer alarak Kürtlük mücadelesini sürdüren Sadıkov öte yandan Almati Kız Meslek Lisesindeki öğretmenlik görevi sürdürüyor. Geldiği yaş itibarı ile çevresinde artık evlenmesi gerektiği söylenen Sadıkov, 2000’in üzerinde kız öğrencinin okuduğu bir lisede öğretmenlik yapmasına rağmen evleneceği kızın mutlaka Kürt olmasına dikkat ediyor. 1968 yılında enstitüde okuyan sayılı Kürt Kızlarında biri olan eşi ve aynı zamanda Kızıl Kürdistan’ı Diriltme Komitesinden arkadaşı olan Mehmet Emin Aziz’in kızı Hanımla tanışıyor. Tanışmaların üzerinde çok geçmeden aynı yılın son bahar aylarında amcasının oğlunun Almati’ye bağlı Komsomolskaya köyündeki düğününde eşi Hanımı kaçırıyor. Kaçırdıktan kısa bir kızın babası ve aynı zamanda arkadaşı olan Mehmet Emin Azizle anlaştıktan sonra Jambol, Çimkent ve Karaganda da üç ayrı düğün yapıyor. 1970 yılında üniversiteye araştırma görevlisi olarak giren Sadıkov, araştırma görevliliği, doktora, yardımcı doçentlik ve profesörlük tezlerini vererek matematik profesörü oluyor. 80’li yılların sonundan itibaren Kazakistan Farabi Üniversitesinde matematik profesörü olarak görev yapmaya başlayan Sadıkov, aynı zamanda Kızıl Kürdistan için verilen mücadelenin içindeki yerini de almaya devam ediyor.

Sovyetlerin Yıkılmasından Sonra Babasının Akıbetini Araştırıp Öğreniyor

Sürgün çocukluğundan başlayıp bilim adamlığına kadar süre gelen hayatını bize yaşadığı acıların bıraktığı izlerle anlatan Sadıkov, Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra ortaya çıkan fırsatlardan yararlanarak Kazakistan Devleti nezdinde dilekçeli başvurularda bulunarak babasının akıbetini araştırmaya başlar. Babasının yüzünü elinde kalan tek fotoğrafından hatırlayan Sadıkov, bu konuda yaptığı çalışmalar ve karışlaştığı korkunç gerçeği anlatarak sürgün ile başlayıp bilim adamlığı ile devam eden hayatını anlatmayı şöyle noktalıyor, “ Yaptığım başvurulara yanıt geldi. Bana Jambol KGB arşivleri açıldı. Orada bir ay boyunca yaptığım araştırmalar sonucu o acı gerçekle karşılaştım. Yani babamın evden alındıktan üç gün sonra Çimkent’in Bozarık deresinde kurşuna dizildiğini gösteren belgeyi buldum. Ardından çıkıp o dereye gittim. On binlerce insanın kurşuna dizildiği o derede hala hayvanlar otlatılıyordu. Bu gerçek devlet tarafından da kabul edildikten sonra orası anıt kabir haline getirildi. Çocukluğumda baba bulmak için başlattığım arayışım sonucu onu bulmuştum. Ama mezar taşı bile belli olmayan bir on binlerce insanın kurşuna dizildiği bir derenin herhangi bir yerinde olabilecek mezarını bulmuştum. Şimdi ise rahatım. Sonunda onu bulmuştum ya….”
Halen Kazakistan Farabi Üniversitesi Matematik bölüm başkanlığını yapan Hüseyin Sadıkov, dayısı dünyanın önde gelen enerji Uzmanlarından Nadir Nadirov’la birlikte Kazakistan Biliminde önemli bir yer tutuyor. Oysa hayatı sürgünle başlamıştı. Şimdi ise bilim adamlığı ile sürüyor….

Alıntıdır.
ßotan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:44 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved