![]() |
|
||||||||
| Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
![]() ![]() ![]() ![]() A. CAN DEMİR- MUHİTTİN GEZMİŞ -ANF FOTOĞRAFLI İZMİR (06.11.2007)- İzmir’in harabeye dönmüş Basmane sokaklarının “zorunlu konuklarını”nın sayıları her geçen gün artıyor. İzbe otellerde, yıkılmaya yüz tutmuş binalarda, yüzlerce mültecinin dilleri gibi umutları da birbirine karışıyor. Etiyopya ile Somali’nin yüzyıllık düşmanları, aynı sokağı paylaşılıyor. Kara Afrika’nın yerel dillerinin arasından kara Türkiye’nin Kürtçesi seçiliyor. Savaş, soykırım ve açlık gibi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin Türkiye’deki uğrak yerlerinden biri de İzmir. Binlerce mülteci, “umut kapısı” olarak gördükleri karşı kıyıdaki Yunanistan’a ayak basabilmek, botlarla, sandallarla denize açılıyor ve çoğu zaman Ege suların, umutlarının bittiği bir yere dönüşüyor. Karşı kıyıya geçmek için sıralarını bekleyen mültecilerin, ana mekânı ise, Konak ilçesine bağlı Basmane semti. İzmir Fuarı gibi dünyanın en önemli ticaret, kültür ve eğlence merkezleriyle lüks otellere ve iş merkezlerine ev sahipliği yapan Basmane’nin “öteki” yüzü ise mülteciler. Ucuz oteller ile yıkılmaya yüz tutmuş harabe evler onların şimdilik yuvaları. O yuvalarda, açlık, hastalık, uykusuzluk, güvensizlik ve ölüm korkusuna, bir yandan Avrupa ülkelerinden birine ulaşma umudu, diğer yardan geride ülkelerinde bıraktıkları yakınlarının hayatlarına dair duydukları kaygı ve özlem eşlik ediyor. “Basmane ülkesi”nde yan yana kapı kapıya yaşayan Somalili ve Etiyopyalı mülteciler, aynı savaşın mağduru. Etiyopya’nın ABD desteğiyle Somali’de başlattığı işgal, mülteci yollarına yeni insanları düşürdü. Aynı savaşın iki karşıt tarafları olan iki ülke vatandaşı, Basmane sokaklarında, şimdi aynı umudu paylaşıyor. RENKLER, KOKULAR, DİLLER DEĞİŞİYOR Duvarlara asılan uyarılar bile artık yerel dillerde yazılmaya başlanmış, ucuz otellerin önünde taburelere ve meyve kasalarına oturmuş kadın erkek çocuk bir dolu insan sabırla bekliyorlar. Yeni duruma en çabuk uyum sağlayan yine çocuklar. 5 yaşındaki Somalili Abdülrezzak, elindeki belki de tek oyuncağı olan plastik topunu bırakmadan yeni öğrendiği diliyle konuşuyor; “Biz savaştan kaçtık.” Oteller Sokağı’na girince renkler-kokular-diller değişiyor. Somali ve Etiyopya’nın yerel dillerinde, Arapça, İngilizce, Fransızca, Türkçe ve Kürtçe anlatılan hikâye hep aynı; Yaşamak için ülkemizden kaçtık, sadece insanca yaşamak istiyoruz. Yüzlerini “insanca yaşam” için Avrupa’ya dönen mülteciler, oralarda da kendilerini neyin beklediğini bilmiyorlar. Tek bildikleri ise, “Ülkemizde kalsaydık, ölecektik. Burada ise şimdi hayattayız.” MÜLTECİLER YARDIM BEKLİYOR Otel odalarında, yıkık dökük evlerin odalarında yer yataklarında, sağlıklı olmayan şartlarda yaşama tutunmaya çalışan mülteciler, ciddi sağlık sorunları da yaşıyor. Çalışmaları da kanunen yasak olan mülteciler, bu durumu fırsat bilen patronlar tarafından gizli ve çok ucuza çeşitli beden gücü gerektiren işlerde çalıştırılıyor. Türkiye, BM tarafından kabul edilen Cenevre Sözleşmesi'ne çekince koyduğu için de, mültecilere sığınma hakkı verilmiyor, üçüncü bir ülkeye yerleştirilinceye kadar geçici koruma sağlanıyor. Avrupalılar dışında mülteci kabul etmeyen Türkiye'nin hâlen bir Mülteci Yasası bulunmuyor. Devletten, insani bir yaşam için gerekli yardımı alamayan mültecilere, bu durumda tek sahip çıkacak olan kesimler ile yerel yönetimler ile demokratik kurumlar. Ancak onların da çoğu zaman görmezden geldiği mülteciler, Türkiye’nin “aydınlık kenti İzmir”in, karanlık yüzünde, hayatta kalmaya çalışıyor. ANF NEWS AGENCY |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|