DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Genel Kültür
Anasayfa Kayıt ol

Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-08-2008, 05:06 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: uzaklarda !!
Mesajlar: 681
Üye No: 167
Tecrübe Puanı: 17
Rep Puanı : 1560
Rep Derecesi
hemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant futurehemdem has a brilliant future


Standart kürtlerin kaderi her yerde aynı

Kürtlerini kaderi dünyanın neredesinde olursa olsun birbirine benziyor. Yoksulluk, kimliksizlik, göçerlik vb. Yüzbinlerce Kürdün yaşadığı Eski Sovyet cumhuriyetlerinde bu kader tekrar ediyor.

Kürtlerin ana vatanlarında yaşadığı sefalet ve geri kalmışlık, bu bölgede de yakalarına yapışmış durumda. Eski Sovyet coğrafyasında yaşayan azınlıkların çoğu taşra bölgelerindeydi. Sovyet sisteminin değişmesiyle birlikte herkes bir mecra buldu kendine, ama o dönemde taşranın en diplerinde yaşayan, sürekli dağ bölgelerine doğru çekilen Kürtler hala taşrada yaşamaya devam ediyorlar. Kendi coğrafyalarında da benzer bir yaşam biçimine sahip olan Kürtlerle diğer halklar arasındaki kültürel diyalog ise kimi zaman sancılı, kimi zaman şenlikli... Devlet kayıtlarına göre halen Krasnadar bölgesinde 6 bin Kürt yaşıyor, gayri resmi yerleşimlerle birlikte 8 bini buluyor bu sayı... Adıgey alanında ise 6 köydeki sayıları 4 bin kadar... Adıgey’de yerleşik halk Çerkez olsa da burası tam bir halklar mozaiği... Ermeniler, Ruslar, Yunanlar, Tatarlar, Aşurilerle birlikte Kürtler de bu mozaiğin renklerinden birini oluşturuyor. Ancak bu mozaik renklerinden sadece halkların farklılıklar kastedilmiyor, yoksul halkın üzerinde taşıdığı yamalar için de kullanılıyor mozaik kavramı...


KRASNADAR’DA KÜRTLER

Krasnadar ünlü Dom Kazaklarının yaşadığı bir bölge. Kazakları Kazakistan’daki Kazaxlar ile karıştırmamak gerek. Bu Kazaklar Şolov’un romanlarında geçen, Ukrayna’da ve Rusya’nın sınırlarında savaşarak ve küfür ederek yaşayan boş zamanlarını ise içerek ve sevişerek geçiren Dom kıyısının Kazakları... Rusya’nın kırsal bölgelerinde yaşayan Kürtlerin prototipi, Krasnadar ve çevresinde sergileniyor sanki. 1989’da Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmalarda göçe tabi tutulan Kürtler, Pimakov’un talimatıyla bu bölgeye yerleştirildiler. Bu tarihe şahitlik edenler bu dönem trenlerle buralara göçertilen Kürtlerin sayısının 60-65 bin olduğunu belirtiyor. Bunların 50 bin kadarı Krasnadar çevresine, 15 bin kadarı Adıgey bölgesine yerleştirilmişti. Ancak Kürtler buraya yerleştirildikten sonra devletin desteğini kesmesi nedeniyle giderek yoksullaştılar. Onlar da çareyi Rusya’nın diğer bölgelerine göç etmekte buldular. Ve sonunda Krasnadar’da 8 bin civarında Kürt kaldı.

Çerkez yöneticiler Kürtlerden oy aldığı için memnun olsa da, bölge yönetimi hala Kürtleri politik olarak ulusal güvenlik sorunu içinde görüyor. 1989’da Primakov’un Kürtleri bu bölgeye yerleştirdiği sırada başlayan otonomi tartışması, bu paranoyanın temelini oluşturuyor. Bu nedenle Çerkezler ve aşırı milliyetçi Slav örgütleri, Kürtlerin buradaki yoğunlaşmalarını bir özerklik talebi korkusuyla izliyor. Bu yüzden de bazı basın organları ve internet sitelerinde sürekli olarak Kürt karşıtı bir söylem kullanıyorlar.

TOPRAK EMEKÇİLERİ VE İŞSİZLİK

Oysa Kürtler hala geniş aile tipi geleneklerini sürdürüyorlar. 7-8 çocuklu aileler, evlenenlerin aile içinde yaşamaya devam etmesi gibi gariplikleri devam ediyor Kürtlerin. Çevre halklar tarafından da garip karşılanan bu durum, yeni nesil tarafından kısmen değiştiriliyor. Çünkü genç çiftler 4-5 çocuğu yeterli buluyor. Geniş aile ve toprak işçiliği Kürtleri serf konumunda tutuyor. Adıgey’in köylerinde yaşayan Kürtler çoğu zaman Ruslardan kiraladıkları topraklarda tarım yapıyorlar. Kendileri için aldıkları küçük bahçeler henüz geniş ailenin yaşamını istihdam etmeye yetmiyor. Bu yüzden de çoğu aile kiraladığı topraklarda çalışıyor ve mahsulden elde ettikleri gelirleri toprak sahibiyle paylaşıyor.

Adıgey bölgesindeki Belo Köyü’nde yaşayan Ali 25 yaşında. Onu tarlada annesiyle birlikte şeker pancarı çıkarırken buluyoruz. Havalar çok soğuk, nerdeyse kar yağmak üzere ve her taraf çamur içinde. Annesi, babası ve kardeşleriyle birlikte yaşıyor Ali... Evli ve 4 çocuğu var. Bu geniş aile, kendilerine ait küçük bir evde kalmak zorunda. Tarlada çalışırken konuşuyoruz Ali’yle. Çalıştıkları 10 dönümlük toprak yetmediğini için Rus komşularından kiraladıkları toprakları ekiyorlar. Ayrıca birkaç da inek besliyorlar. Bölgede yaşayan Kürtler daha çok kiraladıkları topraklarda Kabak yetiştiriyorlar. Çünkü bu toprakların verimlilik düzeyi, en fazla kabak ürününü gözde haline getirmiş. Diğer yandan, üreticiler kapılarının önünden ürünlerini satabiliyorlar. Kabağa ihtiyacı olan fabrika sahipleri, özel arabalarıyla bu köylerdeki satıcıların kapılarına kadar gelip ürünleri satın alıyorlar.

Bu konu hakkında konuşan Feyzo Hüseyin, Kürtlerin genelde kabak yetiştirmelerine rağmen yer yer az olan topraklarından maksimum gelir elde etmek için seracılık yaptıklarını da anlatıyor. Her evin tarımın yanında birkaç baş hayvan da yetiştirildiğini belirten Hüseyin, bölgedeki Kürtlerin en büyük sorununun işsizlik olduğunu belirtiyor. Hüseyin, genç nüfusa sahip olan Kürtlerden sadece yılın bazı mevsimlerde belli bir kesimin tarım yapabildiğini söylüyor. Çünkü arazi kıt... Tarımda iş yapamayanların önemli bir kesimi ise sürekli işsiz...

ORTAKLAŞAN DİLE RAĞMEN KÜLTÜR ÇATIŞMASI

700 hanelik Belo Köyü’nde Aşuriler, Ermeniler, Yunanlılar, Kürtler, Ruslar ve Çerkezler yaşıyor. Bu köyde Kürtlere ait 200 ev var. Merkezi Belo Köyü’nde bulunan Kürt Kültür Derneği, çevre köylerde ve Adıgey Özerk Cumhuriyeti’nde de belli bir saygınlık kazanmışlar. Kürt Kültür Evi ve Yerel Kürt Meclisi Başkanı Xudeda Ahmet, Kürtler ve Ermeniler gibi bazı halkların sonradan göçle buraya geldiklerini anlatıyor. Ve ekliyor: “Halklar arasında toplumsal uzlaşma var, Kültürel farklardan doğan sorunlar da...”

Ahmet, buradaki halkın birlikte yaşamak zorunda olduğuna dikkat çekiyor. Çocukların bile birbirlerinin dilini anlamaya başladıklarını ve birbirine komşu ailelerin çocuklarının sokaklarda birlikte oynadıklarını vurguluyor. Ahmet, aynı köyde yaşayan halkların bir birlerini kabullendiklerini, acı ve tatlı günlerini paylaştıklarını, ancak gençlerin kültürel bir çatışma yaşadıklarını itiraf ediyor ve bunun toplumlararası uzlaşmayı zora sokabileceğinden duyduğu endişeyi dile getiriyor. Kürtlerle diğer toplumlar arasında kız alıp verme ilişkileri de gelişmeye başlamış. Örneğin Sadove Köyü’nde Yunus’un kurduğu aile yapısı oldukça ilginç. Yunus önce bir Kürt kızıyla evleniyor, ancak çocukları olmayınca eşi Yunus’un yeniden evlenmesine izin veriyor. Yunus komşu köyden, annesi dul bir kadın olan Nataşa Stubovokova ile evleniyor. Şimdi Yunus iki eşli ve biri üvey olmak üzere 3 çocuğu var. Çocukların hepsi de Rus anneden olmasına rağmen evde Kürtçe konuşuyorlar ve Kürtçe’yi Rusça’dan daha iyi biliyorlar. Şüphesiz Ruslarla tek evlenen Yunus değil. Çok fazla olmasa da Kürt ve Rus evliliğiyle kurulmuş olan aileler var bu bölgede.

MÜSLÜMANLIĞI BİLMEYEN MÜSLÜMANLAR

Sayıları parmakla gösterilecek kadar az melleden biri olan Abdulbari Hıso, Kırgızistan’dan gelmiş. Mele Hısso burada yaşayan Müslüman Kürtlerin Müslümanlığı bilmediklerinden yakınıyor. Mele Hisso duygularını şöyle dile getiriyor: “Ermenistan, Azerbaycan hatta Kazakistan’dan buraya gelen Kürtler Müslüman inancını benimsemiş, ancak ne Müslümanlık hakkında bilgileri var ne de ibadet ediyorlar. Çoğu İslam’ın beş şartını bile bilmiyor. Asla namaz kılmaz ve oruç tutmazlar. İslam’ı çoğu zaman Hıristiyanlık gibi ele alıyorlar ve yaşamları ile inançlarını birbirinden ayrı tutuyorlar. Örneğin yaşadıkları köylerde cami veya mescit yok ve toplu ibaret talep etmiyorlar. Ama ölülerinin İslam’a göre yıkanmasını istiyorlar, Kurban ve Ramazan Bayramlarını kutluyorlar.” Kürt toplumu içinde şaşırtıcı bir biçimde eğitim düzeyi düşüyor. Sovyet döneminin nispi imkanlarından dolayı kısmen eğitime ısınan ve giderek okuma düzeyi yükselen Kürtler, Sovyet sonrasındaki yeni göç olgusuyla birlikte tekrar eski cehalet kıskacına giriyor. Rusya’nın kırsal bölgelerinde yaşayan Kürt çocuklarının eğitim düzeyi düşüyor. Özellikle de kız çocukları içinde bu oran belirgin biçimde göze çarpıyor. Bu durum, önemli toplumsal sorunlara da yol açıyor.

EN BÜYÜK YÜK KADINLARIN SIRTINDA

Kız çocuklarının okuldan erken alınması ve küçük yaşta evlendirilmesi en önemli sorunlar... Adıgey Kürt Kültür Derneği çalışanlarından Nevroz Serhat, sorunun kapalı feodal yapıdan kaynaklandığını belirtiyor. Erken yaşta evliliği geleneksel yapıya bağlayan Serhat, sosyal yapıdaki farklı kültürler karşısında duyulan paniğin bunda rol oynadığını anlatıyor. Serhat’ta göre Kürtler, çocuklarının Rus komşulara benzeyeceğinden korkuyor ve erken yaşta evlendirerek kontrol altına almak istiyor. Son 15 yılda erken evliliğin artış göstermesini de bunun göstergesi olarak sunuyor Serhat... Ancak Kürt kadınlarının tek sorunu bu değil. Kadınlar Kürdistan’da olduğu gibi tarlada çalışıyor ve bütün gıda ihtiyacını onlar karşılıyor. Bu nedenle kadınlar, sosyal ve ekonomik sorunlardan en çok etkilenen kesimi oluşturuyor.

KÜRTLERİN KADERİ: KİMLİKSİZLİK VE GÖÇERLİK

Kürtlerin kendi coğrafyalarındaki sefalet ve geri kalmışlık, bu bölgede de yakalarına yapışmış durumda. Rusya’nın diğer bölgelerindekiler gibi Adıgey Kürtleri de bürokratik sorunlarla boğuşuyor. Halen bine yakın kişi, kimlik veya oturum belgesi olmadığı için köylerinden dışarı çıkamıyor. Kürt kültür Merkezi ve Yerel Kürt Meclisi Başkanı Xudeda Ahmet, bölge yönetiminin oturum ve vatandaşlık verdiğini, ancak bunda eli ağır davrandığını belirtiyor. Ahmet, bu durumu yeni Kürt göçlerinden duyulan kaygıya bağlıyor.

Bölge yönetiminin bu tutumu hukuk ve insan hakları açısından büyük bir haksızlık olarak değerlendirilse de, yeni göçler bekleme konusundaki kaygılar hiç de yersiz değil. Çünkü daha bizim bölgede olduğumuz sırada Kırgızistan’ın Pişmek kentinden gelen Kemal Mustafa, Belo Köyü’nde Ruslardan 5 ev satın alıyor. Mustafa, Kırgızistan ve Kazakistan’da zor durumdaki yakınlarının gelip bu evlere yerleşeceğini belirtiyor.

Kırgızistan Kürtlerinin sosyal ve ekonomik durumları kötüye doğru giderken Kazakistan Kürtlerinin son dönemlerde uğradıkları baskılar nedeniyle her an yeni bir göç dalgasının patlak vermesi bekleniyor. Adıgey Kürtleri ise göçlerin yeni sorunlara yol açabileceğinden kaygılı. Çünkü bölge yönetimi daha önce yeni göçlerin olmaması için uyarılarda bulunmuş. Aslında göçler konusunda yasal yollar da var. Örneğin Rus devleti eski Sovyet coğrafyasında yaşayan insanların Rusça bilme koşulu ile Rusya’nın belli bölgelerine göç etmesine izin veriyor, hatta bunu teşvik ediyor. Ancak Kürtler tuhaf bir biçimde, devlet yasaları ve planlarından bağımsız hareket etmeyi seçiyorlar.

alıntı...
__________________
hemdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Nokia'ların nasıl bir yerde üretildiğini biliyor musunuz yasinsahin Bilim ve Teknoloji 1 05-14-2008 01:42 AM
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru soru! Albatros Genel Kültür 0 05-05-2008 08:49 AM
Aynı kaderi paylaşan gündüzüme bırakıyorum ßotan Aşk ve Sevgi 0 05-02-2008 10:37 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved