![]() |
|
||||||||
| Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
"Medya’nın umutlarını görüyorum karşımda. Ey ülkemin korku tanımaz savaşçıları! Gözlerinizde Medya’nın güneşini görüyorum. Şunu unutmayın ki o güneş sizin cesaretinizde gizlidir. İşte bugün onu dışarı çıkartmanın zamanıdır artık.
“Bir kavalımız vardı. Sabahın ilk kızılında, tıpkı tanrının kutsallığı gibi, Köyümüzün şirin görünümüyle değerliydi hayat! Hatırlar mısın? Sürümüzü alıp, dağlara vururduk kendimizi. Güneşin ilk vuruşu ile birlikte uykudan uyanan meralara giderdik. Sürü ota dalar, biz, bizden önce binlerce atamızın oturduğu kayalıklara oturur, gözlerimiz tanrının en değerli armağanı ovalarımızda, duygulu duygulu seyre dalardık. Sonra, aşağılardan bir kız tırmanırdı yukarıya. Sabahın ilk kızılında, kömürden saçlarıyla güneşe uzanmak istercesine sevinçle, duygumuza duygu katan sesiyle, belki de en az soyumuz kadar eski olan, tatlı bir ezgiyle bize doğru ilerlerdi. Bilmem hatırlar mısın! Adı Rihan’dı. Onu görünce, sen hemen kavalına sarılır, acı bir melodi katardın havaya. Rihan susar, ezgisi yarım kalmış dudaklarının arasından, hayat dolu bir tebessümle bize bakardı. Sana vurulmuştu Rihan. Tıpkı kavalının ülkeme vurulduğu gibi, oturur seni dinlerdi usulca. Sonra, hep aynı manzara! Köyden acı dolu haykırışlar gelir, yabancı süvariler evlerimizi ateşlere verirken, Rihan bize ulaşmadan yine aşağı inerdi. Ve kaval, biraz daha acıyla kıvranırdı. Tıpkı tarihimizin kıvrandığı gibi!” 2 Mart 2007 tarihinden itibaren kitap dünyasına yepyeni bir roman katıldı. Kitap, Siyahbeyaz yayınevi tarafından Türkiye’de yayınlandı. İsmi, Med Kartalı Ferwertiş. Ferwertiş’in kısa öyküsüne geçmeden önce kitap hakkında bir kaç şey belirtmeyi daha uygun buluyorum. Ferwertiş’in romanı, bugüne kadar Kürd tarihinin en eski dönemlerine ilişkin yazılmış ilk kitap olma özelliğine sahip oldu. Büyük bölümü araştırmalara dayanılarak kaleme alınmış olan bu roman, Kürdlerin ataları olarak kabul gören Medlerin sosyal, felsefik, dini, ekonomik ve askeri şekillenmesine ışık tutmaktadır. Kürdlerin M.Ö’ ki tarihlerine ilişkin maalesef büyük oranda bilgi mevcut değildir. Varolan bilgiler de daha çok onlarla ilişkiye geçmiş olan çevre halk veya toplulukların belgelerinde bulunabilmektedir. Acaba Kürdler mi kendi tarihlerine ilişkin hiç bir yazılı belge bırakmadılar, yoksa Kürdlerin tarihi mi halen su yüzeyine çıkarılmış değildir? Kürdler elbette arkalarında çeşitli bulgular bırakmışlardır fakat ne yazık ki bunlar yazılı belgelerden ziyade daha çok elle yapılmış küçük eşyalar, heykelcikler veya eski köy kalıntılarıdır. Ama yine de Kürdlerin günümüze hiç bir yazılı belge bırakmadıkları tespitine katılmak istemiyorum. Mevcut durum herne kadar bunun aksini ıspatlasa da, ben Kürd antik tarihinin halen yeterince su yüzeyine çıkarılmadığı gerçeğine inanıyorum ve sonuna kadar da bu inancımı koruyacağım. Tarihin en derinliklerinde, bize artık masal gibi gelen dönemlerde uygarlıklar başlatmış ve küçük çaplı da olsa devlet düzeyinde oluşumlar kurmuş olan bir halkın arkasında kendi dönemlerine ilişkin yazılı belge bırakmadıkları iddiası fazlasıyla mantıksız geliyor bana. Bizim antik tarihimizin, ülkemizin dört parçasında halen yer altında ve yüksek dağlardaki kuytu mağaralarda yaşadığına inanıyorum. Kendi kendilerini yönetememe gerçeği, tarihlerini bu gizli yerlerden koparıp çıkarmaya her zaman engel olmuştur. Onları yöneten ama onlardan olmayanlar ise bu tarihin sonsuza dek gizli kalması için ellerinden gelen herşeyi yapmış ve halen de yapmaktadırlar. Bunun en bariz örneği, suların altına gömülmek istenen tarihin yuvası olan Hasankeyf değil midir? Ortaya çıkan bulguların çoğu bilinçli bir şekilde yurt dışına çıkarıldı. Bizim atalarımızın kemiklerinden tutun da kendi elleriyle yarattıkları tarihi eserlere kadar çoğu şimdi Avrupa’daki müzelerde bulunmaktadır. Kürdlerin tarihine ilişkin bulgular zaten az, araştırma yapılmasına engel olma veya araştırmalar sonucunda elde edilen verilerin ülkemizden çıkarılıp bizden uzaklaştırılmasını gözönüne aldığımız zaman, gerçek niyetin ne olduğu rahat bir şekilde anlaşılır sanırsam. Bir halkın tarihini örtersen, o halkı cinnete zorlamış olursun. Geçmişini bilmeyenler, bugünlerine nasıl anlam verebilir ki! Günümüz dünyasında Kürdler sosyal anlamda çağla uyuşmayan gerilikleri halen de bağrında barındırıyorsa eğer, bunun en büyük nedeni geçmişinden kopartılmasıdır. Geçmişsiz bir halk düşünebilir misiniz? Veya geçmişi silinmek istenen bir halktan bugün çağdaşlık bekleyebilir misiniz? Bu kesinlikle mümkün değildir. Bugün Kürdler arasında töre cinayetleri neden işleniyor sanıyorsunuz? Geri kaldıkları için mi? Yoksa, onlarda bu geriliği doğuran bir tarihsizlikten mi? Tarihi ısrarla kendisinden gizlenen bir halkı her kılığa sokabilirsiniz. Evet, belki bu cümleler benim ağzımdan çok rahat dökülüyor ama bu bir gerçek. Bir zamanlar kadınları yıldızlaştırıp göklere çıkararak, onlara sonsuz değer ve saygı atfeden bir halkın, bugün kendi kadınlarını öldürmesini nasıl izah edebiliriz acaba! Bir zamanlar büyük ve sadece sevgiden ibaret olan aşkların ülkesi, bugün aşkların mezarlığına bürünüyorsa eğer, utanması gerekenler tarihimizi bizden saklayanlar olmamalı sadece, belki de onlardan daha fazla utanması gerekenler bizleriz. Belki elimize kazma kürek alıp dağı taşı oyup tarihimizi aramamız pek gerçekçi olmayabilir ama tarihimize ilişkin çeşitli kaynaklarda varolan bilgileri araştırıp onları halkımıza sunabiliriz. Geçmişi araştıralım, iyisi ve kötüsü ile elde ettiğimiz tüm bulguları, yüzümüzü bu halka dönüp, “alın” diyelim, “al da tarihine bak. Sen bu kadar çirkin olamazsın. Sen eskiden çok güzeldin. Al ve kendini şimdinin tüm lanetli kirlerinden arındır.” Ben bir Kürd genci olarak üzerime düşenlerin bilinci ile halkımın tarihini araştırıp, Med Kartalı Ferwertiş isimli çalışmayı tamamlamayı başardım. Bunu bir övünç kaynağı olarak belirtmiyorum kendi açımdan, zira yaptığımı çok az görüyorum. Tek avunduğum şey, birilerine ilham kaynağı olabilmektir. Eğer bu tür çalışmalarla birilerine ilham kaynağı olup, tarihlerini araştırarak edebileştireceklerine neden olursam, işte o zaman sevineceğim. “Keşke ben ile sen, birlikte yaşasaydık. Ve birlikte yaylalara çıksaydık. Bir sabah vakti gel, birlikte yaylalara çıkıp türkümüzü söyleyelim.” Türkçeye çevirdiğim yukarıdaki kısa dörtlük, tahimini olarak M.Ö 4 veya 5. yüzyıla aittir. Doğu Kürdistan’da bir mağarada ceylan derisi üzerine yazılmış bir biçimde bulunmuş. Pehlevi alfabesi ile yazılmış ama bugünkü Kürdçenin Hewraman lehçesine çok yakın bir dil ile yazılmıştır. Ne kadar da güzel yazılmış! Aşk koktuğu kadar, kadına saygı da kokmaktadır. Yaşamı birlikte paylaşmaya çağıran bu dörtlük, bugünkü gerçeğimizden ne kadar uzak değil mi! Artık, kadınlarımıza yaşamı sunmuyoruz. Yarısı onların hakkıyken, ellerindekilerini de alıyoruz. Bu, geçmişi ile ters düşmektir işte! Fakat herşeye rağmen, birgün bu halkın kendi tarihinin derinlikleri ile buluşacağına inanıyorum. O zamana kadar belki sosyal geriliklerimizden dolayı bir çoğumuzun canı yanacak ama büyük buluşma gerçekleştikten sonra en azından bugün yapılanlardan dolayı utanacak ve pişmanlık duyacak gücü kendimizde bulabileceğiz. Umarım, o günler tez gelir de başta özgürlük olmak üzere bir çok sorunumuzu sonsuza dek hallederiz. Med Kartalı romanı, gizli tutulan tarihimizin en eski dönemlerinden bir tanesine ışık tutuyor. Yaptığım çalışma her ne kadar bir araştırma kitabı olmayıp, bazı yerleri kurgulardan oluşmuş bir roman olsa da, araştırmalar sonucunda elde ettiğim bilgilerden esinlenerek yazılmıştır. Yani tarihi gerçeklerin, yapraklarıyla kızgın güneşin altında oluşturduğu ferahtalatıcı gölgenin dibinde esinlenerek yazma gibi bir şey oldu. Bu romanı hazırlamamda bana manevi anlamda en çok destek sunan da, kitabı yazdığım topraklar oldu sanırsam. Hani derler ya, Zerdüşt peygamber doğu Kürdistan’ın Urmiye şehrinde doğdu ve Medler kendi uygarlıklarını bu topraklardan başlattılar. Işte ben, bu topraklarda yazdım Ferwertiş’in hem soylu hem de hazin öyküsünü. Umarım okuyanlar beğenir ve tarihleri ile gurur duyarlar. Bu roman, Medlerin M.Ö 520 ile 523 yılları arasında yaşadıklarını anlatıyor. Tarihler arasındaki zaman belki size çok az gibi gelebilir, ama isterseniz kitabı okuyarak Medlerin bu kısa zaman dilimine özgürlüğe olan bağlılık ve umutlarından dolayı ne kadar da çok şey sığdırdıklarını görün. Kitap, Med imparatorluğunun yıkılmasından yaklaşık 30 yıl sonrasını işlemektedir. Pers imparatorluğu kurulmuş, Medler geri plana itilmiş ve iktidardaki devlet tam bir işgalci güce dönüşmüştür. Fakat tüm bunların yanında imparatorluğun bünyesinde yaşamakta olan halkların iktidara olan öfkesi günden güne artmakta ve birbiri ardına isyanlar boyvermektedir. Roman, bu isyanların ilklerinden ve en büyüğü olan Medlerin Ferwertiş önderliğinde başlattığı özgürlük mücadelesini anlatıyor. Medler’de isyana yola açan sebepler dile getirilmekte ve isyancı Med savaşçılarının nasıl bir özgürlük ordusuna dönüştükleri edebi bir dille izah edilmektedir. Tabi bu kitap sadece Medlerin direnişini anlatmıyor, aynı zamanda dönemin Pers imparatoru olan I. Darius’un Medlere karşı başlattığı acımasız ve katliamlarla dolu karşı savaşını da konu alıyor. O dönemde Medler’de hakim olan dini inanış daha çok Zerdüştilik olduğu için, kitap bu konuda okuyucuya paha biçilemez bilgiler, yorumlar ve felsefik açıklamalar da sunuyor. Özellikle bu konuyla ilgili olan bölümleri okuduğunuzda, bugün halk olarak neden sosyal bir bilinçsizlik ve cehalet kördüğümünde kıvrandığımızı daha iyi anlayabileceğinizi umuyorum. Kitabın en ilgi çekici bölümlerinden bir tanesi de, Ferwertiş’in Rihan isminde bir kıza duyduğu aşktır. Zaten eski Kürd tarihini aşksız ele almak mümkün mü! Aşk, eski tarihimizin hemen hemen her karesinde vardır. Ve Ferwertiş’i bir özgürlük savaşçısı kılan en büyük neden de aşkın ta kendisidir. Bu bölümleri okurken, aşkın yüceliğini bir kere daha derinden hissedeceksiniz. Ve ihanet tabi ki! Onsuz da olmuyor maalesef. Kürdlerin tarihini okurken, hemen hemen her fırsatta melek yüzlü bir şeytan gibi dikilir karşımıza, tıpkı Ferwertiş’in ve Medlerin karşısına dikildiği gibi. Bu kitapta Medlerdeki iki siyasi ve ideolojik eğilimin birbiri ile çatışmasına da çok yakından tanıklık edeceksiniz. Birisinin özgürlüğe giden yola nasıl ışıklık ettiğini ve diğerinin ise karşı durarak Medlerin düşmanlarına nasıl hizmet ettiğini bulacaksınız. Evet, Med Kartalı Ferwertiş kitabı için bunları belirtmeyi yeterli görüyorum. Bütün Kürdlerin bu kitabı okumaları ve sahiplenmeleri gerektiğine inanıyorum. Benim değil, tarihimizin kısa bir kesitinin aynası olduğu için. Kimbilir, belki de bu aynada bir çoğumuz kendi simamızla karşılaşırız. Binlerce yıl eski, ama şimdi doğmuş gibi canlı simalarımızla. Ve kimse alınmasın lütfen, herkesin payı kendisinedir…… Kitapla ilgili yazımı, Medlerin önderi Ferwertiş’in cesur Med savaşçılarını isyana çağıran şu sözleri ile son veriyorum: “Medya’nın umutlarını görüyorum karşımda. Ey ülkemin korku tanımaz savaşçıları! Gözlerinizde Medya’nın güneşini görüyorum. Şunu unutmayın ki o güneş sizin cesaretinizde gizlidir. İşte bugün onu dışarı çıkartmanın zamanıdır artık. Yürüyün Medyalılar! Bu yürüyüşünüzde asla yalnız değilsiniz. Hızlı adımlarla, ciğerlerinizi parçalarcasına özgürlüğe yürüyün. O zaman göreceksiniz ki sizinle birlikte tarih de yürüyecektir. Silahlarınızı kaldırın ve düşmanınıza zafer gözüyle bakın. Vurun aziz güneşin çocukları! Bizi Bêstunlara gömen, darağaçlarında sallandıranlara, öfkenizin gücüyle vurun. Gomada’yı bizden ayıranlara kızgın bir şimşek gibi çakın. Tanrı her vuruşunuza destek, halk her darbenize hasrettir!” Selam ve Sevgilerim ile....... Edip Bedirhan ALINTI
__________________ Konu No Mercy tarafından (05-08-2008 Saat 06:35 PM ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bazı Kürt Dengbêjleri | achar | Biyografi | 3 | 05-15-2008 09:30 PM |
| ilk kürt kadın spiker | hemdem | Genel Kültür | 1 | 05-08-2008 04:25 PM |
| İlk Kürt Kadın Spiker... | BatmanTeam | Genel Kültür | 0 | 05-06-2008 03:51 PM |
| Kürt sorunu ve iki liste | Mirza | Makaleler | 0 | 05-03-2008 11:44 PM |
| Kürt Yönetmenler | ßotan | Sinema | 0 | 05-02-2008 03:26 PM |