![]() |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Tanrı’nın Kürtlere reva gördüğü kadere şaşarım.
O Kürtler ki kılıçla şan kazanmışlardır. Nasıl olur da dünya egemenliğinden yoksun kalmış ve Başkalarının boyunduruğuna girmişlerdir? Türkler ve İranlılar Kürt duvarları ile çevrilidir. Ne zaman Araplar ve Türkler savaşa girişseler, Kan deryasında boğulan hep Kürtler olur. Her zaman bölünmüş, her zaman anlaşmazlık içinde, Birbirlerine baş eğmezler.” Ehmedê Xanî, Mem û Zîn adlı eserinde Kürt halkının durumunu bu dizelerle anlatmıştır. Kürt halkı içindeki mezhep ayrılıkları Kürt beyliklerinin yukarıda belirtildiği gibi her zaman anlaşmazlık içinde olmasına neden olmuştur. Bu mezhep farklılıklarını Osmanlı ve Safevi gibi bölgede hâkimiyet kurmak isteyen güçler hep kendi çıkarları için kullanmışlar ve bu huzursuzlukları körüklemişlerdir. Kürtler sürekli kendileriyle çatışmak zorunda kalmıştır ve Kürtlerin birlikte hareket etmesi engellenmiştir. Bu durum Kürt halkında ulusal bir bilinç oluşmasını engellemiş, normalden daha geç dönemlerde ulus bilincinin oluşmasına neden olmuştur. Çaldıran Savaşı’ndan sonra 15’ten fazla özerk Kürt yönetimi vardır. Bu yönetimler Osmanlı Devleti’ni tanıyan; ama kendi içinde bağımsız Kürt beylikleridir ve 1800’lü yıllara kadar özerkliklerini korumuşlardır. İlk İsyanlar 1800’lerden itibaren Osmanlı’nın savaşları kaybetmeye başlamasıyla birlikte bunun derdini Anadolu halklarının çekmesi, halkın sırtındaki vergilerin artması ve savaşlara sürekli destek istenmesi Kürt yönetimlerini rahatsız etmiş; bununla birlikte Fransız ihtilalinin eşitlik, özgürlük gibi kavramları Kürt aşiretleri içinde de etki göstermiş, bundan kaynaklı çeşitli isyanların doğmasına neden olmuştur. 1803’ten 1914’e kadar geçen sürede 12 defa ayaklanıldığı yazılmaktadır. Bunlardan bazıları: 1803’te Abdurrahman Paşa’nın yönettiği Baban Ayaklanması, 1833-1836 Mir Muhammed Ayaklaması, 1840 Bedirhan Bey Ayaklanması, 1855 Yezdan Şer Ayaklanması, 1880 Şeyh Ubeydullah Ayaklanması… Bunların içlerinde Bedirhan Bey Ayaklanması ve Şeyh Ubeydullah Ayaklanması dini içerik taşısa da Kürt ulusal hareketleri içinde önemli bir yeri vardır. Bedirhan Bey Kürt aşiretleri içindeki çeşitli anlaşmazlıklardan dolayı birlikte hareket edemiyordu. Çevresindeki Kürt aşiretleriyle ittifak kurmaya çalışmış ve bunda başarılı olmuştur ama daha sonra bu ittifak parçalanmıştır. Bedirhan Bey Ayaklanması bastırılmıştır ama Kürt Ulusal Hareketi tarihinde, Kürt aşiretlerinin parçalanmışlığını önlemede ve merkezi bir hareket başlatmada, Kürt ulusal bilincinin oluşmasında önemli bir yeri vardır. Bununla birlikte Şeyh Ubeydullah Ayaklanması’nın da Kürt tarihinde önemli bir yeri vardır. Kürt halkı içinde önemli bir etkisi olan Şeyh Ubeydullah da Kürt aşiretleri arasında birliği sağlamaya çalışmıştır. Bunun için 1880 yılında Şemdinan’da Birlik ve Dayanışma Kurultayı düzenlenmiştir. Bununla birlikte diplomatik destek sağlamaya çalışmıştır. Bunu da Şeyh Ubeydullah’ın Urmiye valisi İkbal ud Devle’ye yazdığı mektuplardan görüyoruz. Bu mektuplarda Kürt halkının başkaldırısını İranlı ve Avrupalı yetkililere anlatmakta ve destek istemektedir. Fakat dış güçlerin bölgesel çıkarları Kürt halkının talepleriyle uyuşmuyordu. Bundan dolayı dış güçler, bu ayaklanmalarda Osmanlı Devleti’nden yana tavır almışlardır. Aynı şekilde bu ittifakta da Kürt aşiretleri arasındaki sorunlar körüklenerek bozulmuştur. Not: Osmanlı Devleti’nde diğer uluslar gibi Kürtler de bağımsızlık mücadelesi vermiştir fakat yukarıda belirttiğim nedenlerden dolayı; Yunanlılar, Sırplar, Arnavutlar bağımsızlığını kazanırken Kürtler kazanamamıştır. Kürtlerin Osmanlı Devleti’nde verdiği uluslaşma mücadelesi ve bunun sonucunda isyan etmesi, resmi tarih kitaplarında bir kelime bile yer almamaktadır. Bundan dolayı resmi tarih, lise çağına gelen gençlere (hatta genel olarak bütün kesimlere) Anadolu’da sadece Türklerin ve kendilerini Türk hissedenlerin yaşadığını; Kürtlerin 30 yıldır dış güçlerin kışkırtmasıyla ortaya çıkan bir etnik grup olduğunu düşündürmektedir. Ama Anadolu’da birçok halkın yaşadığını ve bunlara baskı yoluyla hiç bir şeyin kabul ettirilemeyeceğini (Halaçoğlu gibilerin dışındaki) tarih göstermektedir. Halaçoğlucu tarihçilerin verdiği eğitimle yetiştirilen lise öğrencilerinin parmaklarını keserek kanlarıyla bayrak yapması da bu yüzden normaldir!.. ALINTI
__________________ Konu No Mercy tarafından (05-08-2008 Saat 06:34 PM ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sinan Çetinin Yorumu/Kürtler çok çalışkan.. | Asmîn | Makaleler | 5 | 05-18-2008 03:49 PM |
| hasan cemal kürtler... | cıwann | Şair ve Yazarlar | 0 | 05-06-2008 01:11 PM |
| Astronot’ değil ‘astro-inek’ aranıyor | Stêrka_Jiyan | Bilim ve Teknoloji | 0 | 05-06-2008 12:39 AM |
| OKUL BAŞARISI ’ndan HAYAT BAŞARISI’na | Albatros | Genel Kültür | 0 | 05-05-2008 08:36 AM |
| Ziya GÖKALP ve Kürtler | ßotan | Genel Kültür | 0 | 05-02-2008 03:04 PM |