DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Genel Kültür
Anasayfa Kayıt ol

Genel Kültür Genel Kültür konuları burada paylaşımda.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-14-2008, 08:46 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 57
Üye No: 83
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı : 24
Rep Derecesi
Sümeyye is on a distinguished road


Standart Bin imza… ve Bilinçaltı kodlarımız…

Birkaç hafta önce, saygı ve güven duyduğum bir dosttan bir mail aldım. Hepimizin basından tanıdığı, 1000 Kürt aydının imzasını toplamayı hedefliyen, bir imza kampanyası ile ilgiliydi. İmzalamam isteniyordu. Kürt sorunu ile ilgili olan bu metni imzaya açan ve organize edenler, üç farklı Kürt partisinin bazı yöneticileri ve tanınmış Kürt şahsiyetleri idi. Farklı Kürt şahsiyetlerinin isimlerini bir arada görmek, heyecanlanmak için yeterliydi, ve bildiriyi okumadan, imzalayıp gönderdim. Basında bildirinin içeriği ile ilgili bir sürü eleştiri olmasına rağmen bildiriyi hala okumadım. Ve okumayacağım da…

Gündelik rutin işleri, imza atmak olan insanlar, imzaladıklarını okumadan imzalamanın ne kadar riskli bir şey olduğunu bilirler. Gündelik, görülmüştür diye imzaladığım mektupların bir kısmını zaman darlığı ya da farklı nedenlerden dolayı okumadığım olmuştur. Hem de bayağı sıklıkla olmuştur. Okuduklarımda ise çoğunlukla, değiştirilmesi gereken kısımlar olmuştur. Okumayıp imzaladıklarımda da değiştirilmesi gereken yerler var mıydı diye, bir gün yaptığım kısa bir araştırmada, karşılaştığım durum beni, kemdimle korkunç bir çelişkiye itmişti. İnanılması güç bir şeydi. Bir insanın günlük yaşamında, yaptığı seleksiyon ve ayrımcılığın boyutu, insanın tahminin çok üstünde bir düzeydeydi. Daha da önemlisi bu kadar yoğunlukla yaptığınız seleksiyonu, çoğunlukla farkında olmadan, yani bilinçlice yapmıyorsunuz. Bilinçsizce yapılmasına rağmen, doğruluk derecesi şaşırtıcı düzeydeydi. Bilinçaltı, kurgullanması doğrultusunda, hiç sekmeden çalışıyor… ve kendi sınırları içinde hata yapmıyor denecek kadar az.

Bu bildiriyi okumadan imzalamamın nedeni, kesinlikle böyle bir seleksiyon değildi. Üç hatta dört, beş diyebileceğimiz, farklılıktaki Kürt şahsiyetlerinin bir araya gelip, ortak bir metin hazırlamalarıydı. Bir istemdi… Çok ihtiyaç olan bir istemdi… Belki de bir özlemdi… Kürtlerin birliği özlemi… Ulusal birlik… Nihayi birlik… Nihayi kurtuluşun vazgeçilmezi… Neden, en çok birliğe ihtiyacımız olduğu halde birlik olamıyoruz. En çok ihtiyacımız olan şeye sahip olamıyoruz. Her oluşan şey, bir ihtiyaçtan doğar diye genel bir doğru vardır. Bu genel doğrunun Kürtler için geçerli olmamasının nedenleri nelerdir....

Kürtlerin kendi aralarında uyguladıkları seleksiyon ya da ayrımcılık neden bu kadar yoğun? Bu kadar yoğun seleksiyonu, her gün topraklarını bombalayanlara, ya da çocuklarını terörist diye öldürmeyi, meşrulaştıran sistemlere karşı göstermenin önündeki engeller nelerdir?

Üç ya da dört Kürdün bir araya gelmesine engel olan, bilinçaltı kurgularımız nelerdir? 85 yıl önce, dörde bölünen, yalnızca bir coğrafya değil de, beyinler miydi? Kürdün bilinçaltı dörde mi bölündu... Sözümona misafir perverlik geleneği olan Kürtler, kendi mekanlarında diğer parçanın Kürtlerine, yabancı muamelesi mi yapmalı... Parçalanmış bilinçaltı, ilişkilerimize bu kadar yansımalı mı... Parçalanmışlığı açığa çıkarıp, davranışlarımıza egemen olmasına engel olmak çok mu zor... Bu tür davranışları diplomasinin incelikleri (kabalıkları) diye düşünüp, bilinçaltımızı yargılamamalı mıyız?..

Bilinçaltı kodlarımızdan biri de, biat kültürü...
Birbirimize değil de, bizi aşağılayan, yok sayan, sistemlere, ve onların ferdlerine karşı biatçı tavır… Biatçı tavrın her biçimi, abartısız her gün karşılaştığımız, tavır ve davranışlar…Hem düşüncelere hem de vücut diline yansıyan, bilinçaltının derinliklerine kodlanmış bu anlayış, ve davranışlar, bildiğimiz “ilk kurşun” teori ve pratiğinin kontrası olduğunu bilmeden, “diplomatik ilişki(!)” geliştirmek, en basit ifade ile kendi mezarını kazmaktır… İnsanın kendi düşünce ve davranışlarını sorgulaması ya da analiz etmesi çok mu zor…

Bilinçaltı kodlardan, üçüncüsü de ve de biatcılıkla tam zıt olan, kendini beğenmişlik. Kendini beğenmenin patalojik düzeyde olanı... Yani hastalıklı narsisizm... Biatçılık ve narsizm birbirine zıt olsalar da, Kürtlerin bilinçaltında nasıl kurgulanmış, ve nasıl işliyor, sosyolojik, psikolojik ve tarihsel aspectleri ile açıklanması, başka bir yazı konusu. Biatçılık ve narsiszmin birlikte var olmaları, ve diplomasiye egemen olması, Kürtler için, yıkımdır… Geleceği karartmaktır… Yaratılan değerlerin heba edilmesi demektir…

IŞIK İŞCANLI
Sümeyye isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ölüme aşık olmak… Ahmedo Şiirler 2 05-14-2008 08:52 PM
Yüreğime katsam… *rojda* Aşk ve Sevgi 1 05-09-2008 04:20 PM
Ya 'o' susacak, ya 'ben' … Kawa SemsüR Aşk ve Sevgi 0 05-07-2008 01:51 AM
Klavye tasarımı pantolonla birleşirse… Aşiti Bilim ve Teknoloji 0 05-06-2008 10:01 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:03 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved