DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kadın, Sağlık, Yemek, Astroloji, Tıp > Genel Sağlık
Anasayfa Kayıt ol

Genel Sağlık Genel Sağlık sorunları hakkında merak edilenler.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-06-2008, 06:59 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 541
Üye No: 5
Tecrübe Puanı: 4502
Rep Puanı : 450018
Rep Derecesi
Rojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond reputeRojhanali has a reputation beyond repute


Standart Akıllı İnsan D Vitaminiyle Yaşlanmayandır..

D vitaminin eksikliğinde bağışıklık sistemi zayıflıyor ve ayrıca kanser oranı artıyor. D vitamini alımını artırmak için vücudumuzun daha fazla güneş görmesini sağlayabiliriz. Ama yaşlı görünmemek için yüzümüzü korumalıyız.

SAĞLIK, BiLiNÇLE SAĞLANIR
Dünyadaki bütün kanseri yok etsek insanın ömrü ancak 2.5-3 sene artar. O yüzden yaşam süresini uzatmak için kanser ve kalp hastalıklarını önlemekten çok, insanların bilinçlerini yükseltmemiz gerekiyor. Çünkü yaşlandığımız zaman zayıf kalıyoruz ve kuvvetimizi kaybediyoruz. Bunun sebepleri arasında hormon değişiklikleri, spor yapmama, stres karşısında gücümüzü kaybetmemiz gösterilebilir. Kitapta tüm bunları değerlendirerek halka anlatıyoruz.


GIDA DEĞiŞiMi ÖNERiLERi
Eğer kalbi çalıştırmak için bir sebep yoksa kalp çalışmaz. Örneğin kromozomlarda telemier denilen bir uç var. Bu uç koptuğu zaman yaşama süresi azalıyor. Bu bağın kopmasına neden olan etkenler ise stres, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü beslenme, kötü yağlar ve şeker! Gıda değişimleri konusunda bilgi veriyoruz. Gıda değişimini her zaman organlar özelinde anlatıyoruz. Mesela karaciğere, beyne, böbreğe, kalbe, akciğere ne iyi geliyor. Kitapta bunların hepsini anlatıyoruz.Amerika’ da 900 bin adet satılan son kitabım henüz Türkçe’ye çevrilmedi ama diğerleri iyi satılıyor.

SEBEP YOKSA KALP ÇALIŞMIYOR
Eğer kalbi çalıştırmak için bir sebep yoksa kalp çalışmaz. Örneğin kromozomlarda telemier denilen bir uç var. Bu uç koptuğu zaman yaşama süresi azalıyor. Bu bağın kopmasına neden olan etkenler ise stres, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kötü beslenme, kötü yağlar ve şeker!
Denizli Devlet Hastanesi Kulak- Burun- Boğaz uzmanı Dr. Vildan Somunoğlu, soğuk havanın yüz felcine neden olabildiğini belirterek, ıslak yüzle dışarı çıkılmamasını, yolculuk sırasında araçların camları açmamaları gerektiğini söyledi.
Yüz felcinin mimik hareketlerini kontrol eden sinirin fonksiyonunu kaybetmesi sonucunda oluştuğunu anlatan Dr. Somunoğlu, hastalığın ana nedeninin soğuğa maruz kalma ya da enfeksiyon olduğunu belirtti. Dr. Vildan Somunoğlu, yüz felcine karşı soğuktan korunmak gerektiğini bildirirken şöyle dedi:
“Özellikle ıslak yüzle soğuğa çıkmamak gerekiyor. Soğuk havada en çok rastlanan yüz felci, araba camının açık bırakılması veya motosiklet kullananların sürekli rüzgara maruz kalmasından kaynaklanıyor. Çok soğuk havalarda rüzgara maruz kalmamak için özellikle motosiklet kullananların atkı ve şapka takması, otomobil kullananların da camlarını uzun süreli açmaması gerekiyor.''
Erkekler var olduklarından beri cinsel güçlerini artıracak doğal yöntemlerin peşinden koşmuşlardır. Bazı kültürlerde inanılmaz ve akla bile getirilmeyecek inanışlar yüzünden, deniz sülükleri veya su aygırı organları bile yenmektedir. Psikologlar ise inandığınız sürece her türlü gıdanın plasebo etkisi sayesinde cinsel gücü artıracağını söylemektedirler. Ancak genel olarak etkili olduğuna inanılan gıdalar da az değildir ve denenmelerinde de hiçbir zarar yoktur.
* En seksi mineral çinko: Diğer vitamin ve mineraller de işe yarayabilir ancak çinkoya ayrı bir yer ayırmak gerekir. Cinsel istek, cinsel güç ve doğurganlığı olumlu etkilediği düşünülmektedir. Eksikliği sperm sayılarını bile azaltmaktadır. Çinko hap şeklinde alınabilir ancak, biftek, hindi ve fasulye de iyi birer doğal kaynaktır.
* Cezbeden kereviz: Erkekler tarafından salgılanan bazı maddelerin karşı cinste çekicilik yarattığı kabul edilir. Bu salgılar genellikle nefes yolu ile olur. Kereviz yedikten sonra da bu tür kuvvetli salgıların arttığı söylenmektedir. 'Acaba kokar mıyım?' diye endişelenmenize de gerek yoktur zira kereviz ağızda koku yapmaz.

KAHVE UYARICIDIR
* Prostatı besleyen gıdalar: Hasta bir prostat cinsel gücünüzü kötü etkileyebilir. Fındık, kabak çekirdeği, soya ve pirinç prostatınız için faydalı besinlerdir.
* Kahvenin faydaları: Sabah kahveniz sadece sizi değil cinsel dürtülerinizi de uyarmaktadır. Hatta yapılan bir araştırmada, günde birkaç kahve içen erkek ve kadınların, diğerlerine göre kendilerini cinsel olarak daha aktif hissettikleri ortaya çıkmıştır. Kahve içen erkeklerde sertleşme sorunları azalmaktadır. Ancak aşırı miktarda tüketmek ekstra bir katkı yapmayacaktır, farklı beklentilerle abartmanıza hiç gerek yok.

ETİ MAKARNAYLA YİYİN
* Kalsiyum ve ginkgo: Her ikisi de iyi sertleşme ve orgazm için fayda sağlar. Ancak ginkgo kullanmadan önce doktorunuza danışın. Süt ürünleri ve yeşillikler kalsiyum içerir. E vitaminini de unutmamak gerekir. Son olarak, kolesterol düşüren diyetler de damarları sağlam tutarak faydalı olur.
* Serotonin: Cinsel istekleriniz azalmış ise sorun düşük serotonin değerleri olabilir. Stres, serotonin düzeyini azaltır. Et ve süt ürünleri, karbonhidratlar ile beraber alındığında beynimiz bu hormonu salgılar. Et ya da balığı ekmek veya makarna ile yediğinizde serotonin salgılanacaktır.
* Örnek mönünüz: Sabahları, kahve, portakal suyu, kepekli tost, muz ve süt ile müsli. Öğlen yemeğinde, süt, haşlanmış patates, biftek ve bezelye. Akşamları, tavuk (göğüs), pilav ve asparagus olabilir. Ara öğünlerde, az yağlı yoğurt, tuzlu fıstık ve kereviz tüketirseniz faydasını görürsünüz.
Grip vakalarında patlama yaşanıyor. Hastalığın Şubat ve Mart’ta tepe noktasına ulaşılacağını belirten Avrupa’nın iki önemli sağlık otoritesi, çalışanlarda yaygın görülen yeni tip grip virüsüne karşı, “başkalarıyla yakın temastan kaçının” uyarısı yaptı.

Avrupa’nın iki önemli sağlık otoritesi Avrupa Grip Gözlem Komitesi (EISS) ve Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC), önümüzdeki iki ay Avrupa’da büyük bir grip dalgasının olacağını açıkladı.

EISS ve ECDC, içinde bulunduğumuz hafta içinde Avusturya, Bulgaristan, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, Slovenya, İspanya, İsviçre ve İngiltere’de artan grip vakalarının önümüzdeki günlerde Doğu ve Kuzey Avrupa’ya yayılmasından endişe edildiğini bildirdi. EISS ve ECDC, çocukların yanı sıra yetişkinlerde de yaygın olarak görülmeye başlanan yeni tip bir İnfluenza A (H1) virüsüne karşı uyarıda bulundu.

Yapılan açıklamada, şu ana kadar gözlenen vakalarda bu yılki mevsimsel gribin, İnfluenza A(H1) virüsünün yeni bir alt tipinin etkisiyle oluştuğuna ve bu alt tip virüsün orta ölçekli salgınlara neden olabileceğine dikkat çekildi. Yapılan açıklamaya göre son 15 yılda İnfluenza A (H1) enfeksiyonu en fazla küçük çocuklar üzerinde etkili olurken, bu yıl özellikle İrlanda, İspanya, İsviçre ve İngiltere’de yarattığı enfeksiyon yoğun olarak çalışan nüfus üzerinde tespit edildi.

Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi (ECDC) Direktörü Zsuzsanna Jakab ise gribal enfeksiyonlar karşısında özellikle yaşlıların ve kronik kalp/akciğer rahatsızlığı bulunanların ciddi tehdit altında olduğunu, bu vakalarda hastalığın ölümcül olabileceğini dile getiriyor.

TÜRKİYE DE RİSK ALTINDA
Grip mevsimi ülkemizde geç döneme doğru sarkıyor. Son yıllarda grip Türkiye’de artık Kasım ve Aralık aylarında değil, Ocak, Şubat ve Mart aylarında tepe noktasına ulaşıyor. Bu yıl da Ocak ayının ikinci yarısında patlama var.

T. C. Sağlık Bakanlığı’nın 2. Grip Referans Merkezi olarak kabul ettiği İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Viroloji ve İmmünoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selim Badur, “Merkezimize 5 ilden ulaşan sonuçlar Ocak ayının ortasından itibaren grip vaka sayısında ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. İstanbul, Edirne, Bursa, Antalya ve İzmir’den gelen örneklerde yüksek oranda İnfluenza A pozitif sonucu çıktığını görmekteyiz” diyerek uyarıda bulunuyor.

Prof. Badur gribin Ocak ayı içinde çocuklarda çok daha yaygın olduğunu, bir hafta içinde 22 örnekten 13’ünün pozitif çıktığını da sözlerine ekledi.

Mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Selim Badur son derece bulaşıcı bir hastalık olan gribin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna da dikkat çekti. Prof. Badur “uzun yıllardır yanlış ve bilinçsiz uygulanan grip tedavisi yerini gribe karşı etkili antiviral ilaçlara bıraktı” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Gribin başarılı biçimde kontrol altına alınması için erken tanı ve tedavi gereklidir. Grip tedavisinde antibiyotik kullanmak yanlıştır, çünkü grip virüsüne antibiyotiklerin etkisi yoktur. Ayrıca, gereksiz ve aşırı antibiyotik kullanımıyla oluşan direnç antibiyotiklerin bakterilere karşı etkinliğini azaltmaktadır. Soğuk algınlığı ilaçları ise, belirtilerde kısa süreli rahatlama sağlar, fakat tedavi edici değildir. Üstelik vücudunuza yerleşip yayılması için grip virüsüne zaman kazandırır.

Son yıllarda geliştirilen gribe karşı etkili antiviral ilaçlar, grip virüsüne etki eder ve vücuda yayılmasını engeller. Grip başladıktan sonra kısa süre içinde gribe karşı etkili olan antiviral ilaçların kullanılması, hızlı bir şekilde iyileşme sağlamaktadır. Halk arasında kullanılan “tedavi edilirse bir hafta, edilmezse yedi gün sürer” sözünün aksine, gribe karşı etkili olan antiviral ilaçların kullanılması, ateş ve diğer hastalık belirtilerini azaltıp hızla iyileşme sağlar ve normal gündelik yaşama dönüşü hızlandırır.”

Grip nedir? Nasıl korunmak gerekir?
* Yaygın bir şekilde “nezle” olarak adlandırılan aslında nezleden çok farklı seyri olan grip, A ve B tipi grip virüslerin neden olduğu, insandan insana kolayca geçen viral bir hastalıktır.
* Hastalığın belirtileri ani başlayan , baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ateş/üşüme ve yorgunluk/zayıflık hissidir.
* Grip her yıl toplam nüfusun yüzde 5’i ile yüzde 15’ini etkilemektedir.
* Grip her 10-50 yılda bir, grip A virüsünün yeni ve farklı bir alt tipi ile dünya çapında ciddi salgınlara neden olabilir.
* Grip hastalığına yakalanmış olan kişiler mümkün olduğunca başkalarıyla yakın temastan kaçınmalıdır.
* Ellerin yıkanması gibi temel hijyen kurallarına uyulmalıdır.
* Yüksek risk gruplarındaki kişiler (yaşlılar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan kişiler, bağışıklık sorunu taşıyanlar) gribe karşı koruyucu aşı yaptırmalıdır.
* Enfeksiyonu önlemek, semptomların ciddiyetini ve süresini azaltmak için ulusal protokollere göre uygulanan antiviral ilaçlar da alınabilecek diğer önlemler arasındadır.
* Grip konusunda toplumların bilinçlendirilmesiyle herhangi bir salgın ihtimali öncesinde uzman doktorlara başvurma oranı ciddi ölçüde artırılabilir ve grip mevsimi boyunca iş kayıpları önlenebilir.
ABD'de 192 çift üzerinde 17 yıldır yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, öfkelerini bastıran çiftlerin ölme oranı, öfkelerini saklamayan ve soruna çözüm bulan çiftlere nazaran 2 kat daha fazla çıkıyor.

Araştırmayı yapan Michigan Üniversitesi doktorlarından Ernest Harburg, "Çiftlerin görevlerinden birinin de anlaşmazlık konularında uzlaşma sağlamak olduğunu" belirtiyor.

"Asıl mesele, anlaşmazlık çıktığı zaman bunu nasıl çözeceksiniz" diye soran Harburg, "Çözemediğiniz, öfkenizi bastırdığınız, eşinize içerlediğiniz ve sorunu çözmeye çalışmadığınız takdirde başınız dertte demektir" diyor.

Daha önceki araştırmaların, öfkeyi bastırmanın kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi strese bağlı hastalıkları artırdığını ortaya koyduğunu kaydeden araştırmacılar, bu yeni araştırmada, bir evlilikte bastırılmış öfkenin genel ölüm oranını nasıl etkilediğine bakıldığını belirtti. Bu araştırmada, yaş, sigara kullanımı, kilo, tansiyon, üst solunum yolları sorunları ve kalp riskinin de göz önüne alındığı kaydedildi.

Harburg ve meslektaşları araştırmalarında, çiftlerin adil olmayan bir davranışa nasıl tepki vereceklerini gösteren bir anket yöntemi kullandı.

Ankete katılan 192 çiftten 26'sı öfkesini bastırırken, geriye kalan grupta en azından bir eş öfkesini ortaya koydu. Öfkesini bastıran gruptan 13 kişi hayatını kaybetti, öte yandan diğer grupta bu oran düşük kaldı.

Harburg, araştırma sonuçlarının halen deneme aşamasında olduğu ve bir örnek oluşturmadığı uyarısında bulundu. Araştırmanın, Aile İletişimi dergisinin (Journal of Family Communication) ocak sayısında yayımlanacağı belirtildi.

Hamile kalamamak çağımızdaki kadınların en önemli sorunlarından biri. Bunun için üreme sağlığında ciddi bir sorun olması da şart değil. Yanlış bir yaşam tarzı, yanlış beslenme ve stresli bir hayat da hormonları “altüst” ettiğinden hamile kalmanız zorlaşabilir. Ancak bütün bunları basit yaşam tarzı değişiklikleriyle çözmeniz mümkün...
Sadece 5 değişiklik hamile kalma şansınızı artırabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Numan Bayazıt bebek sahibi olmak isteyenlere küçük bir rehber hazırladı. Burada sadece kadınlar değil, baba adayları da yaşam tarzlarına dikkat etmeli. İşte size 5 öneri...
Kilonuzu Kontrol Altında Tutun
Aşırı şişmanlık veya zayıflık adet düzenini bozar. Östrojen hormonunun büyük kısmı başka hormonların yağ dokusunda dönüştürülmesi ile ortaya çıkar. Bu dengenin en iyi işlediği vücut ağırlığı-yağ kitlesi oranı %17-21’dir. Aksi durumlarda kandaki östrojen seviyesi artar veya azalır. Bu da yumurtlamayı sağlayan hormonal düzeni bozar. Bunun sonucunda ise adet düzeni bozulur ve hamile kalmak zorlaşır.
Sigarayı bırakın
Sigaranın etkileri çok iyi bilinmesine rağmen sigara kullanım alışkanlığı halen oldukça yüksek. Oysa sigaranın sperm sayısını yüzde 17 kadar düşürdüğü bilimsel olarak kanıtlandı. Sigara, kadınlarda sadece gebe kalmayı geciktirmekle kalmaz; düşüklere de neden olur. Üstelik sigara alışkanlığı olan kadınların kısırlık tedavisine başlamaları halinde ihtiyaç duyulan ilaç miktarı da içmeyenlere göre fazla olur. Sigara dışında düzenli alkol kullanımı ve kafein hem erkekte hem kadında işleri zorlaştırır. Alkolün anormal sperm yapımına neden olduğu da kanıtlanmış bir gerçek.
Egzersiz Yapın
Günlük hafif egzersiz beden ve zihin sağlığını korumanın en kolay yolu. Yürümek, bisiklete binmek, yüzmek ve aerobik ideal sporlar arasında yer alıyor. Spor sayesinde yağlar yakılır, stres seviyesi düşer ve hormonal işleyiş düzelir. Ancak aşırı egzersizin de yumurtlama ve adet düzenini bozduğunu unutmamak gerekiyor.
Sağlıklı beslenin
Sağlıklı beslenmek ideal vücut ağırlığını koruyup hormonal seviyelerin normal düzeylerde seyretmesini sağlar. Yiyecek seçiminde antioksidan ve özellikle vitamin C ve E’den zengin olanları tercih etmekte fayda var. Bu yiyecekler erkeklerde sperm sayı ve hareketlerini olumlu etkiler. Aşırı yağ kitlesinin yumurtlama düzenini bozma nedenlerinden biri de insülin salgısının artmasıdır. Tatlı, börek, poğaça, çikolata gibi karbonhidrattan zengin besinler de insülin salgısını arttırırlar. Bu nedenle düşük glisemik indeksli besinleri tercih etmek gerekir.
Sağlıklı beslenme, egzersiz, rahat bir zihin ve beden doğurganlıkta anahtar rol oynar. Bu basit önlemler tüp bebek gibi tedavilerde de başarı oranlarının artmasını sağlar.
Doğru Zamanda İlişkiye Girin
Yumurtlamayı takiben yumurtanın döllenebilme süresi 24-48 saat, spermin dölleyebilme süresi ise 72 saattir. Bu nedenle ilişki zamanlamasına dikkat etmek gerekir. Kadınlar bekledikleri adetten 14 gün önce yumurtlarlar. Gebelik olasılığının en yüksek olduğu ilişki yumurtlamadan önceki bir kaç gün içinde gerçekleşendir. Böylece yumurtlama olduğunda spermle karşılaşma olasılığı artar. Olasılığı arttırmak için her gün ilişkiye girmenin faydası yoktur. 2-3 günde bir olması yeterlidir. Kadın düzenli adet görmüyorsa jinekolojik bir muayene daha doğru olur.
Fazla kilolarını vermek isteyenler, hemen ameliyat olmak için cerrahların kapısını çalıyor. Ancak ameliyatı son çare olarak gören doktorlar, bu durumdan dertli. İşte Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştıma Hastanesi’nden Genel Cerrahi Klinik Şefi Prof. Dr. Erşan Aygün’ün anlattıkları:

Son dönemde hiçbir şey denemeden direkt cerrahi müdahale için başvuran hastalarda ciddi bir yoğunluk var. Her geleni ameliyat etmiyoruz. Ancak insanlar ameliyat olduklarında sihirli bir değnek gibi zayıflayacaklarına inanıyor. Bir diyetisyene ya da endokrinoloji uzmanına bile başvurmadan ameliyat olmak isteyen hastalar var.

TÜRKİYE’DE BALON YAYGIN

TÜRKİYE’DE balon ve mideye kelepçe takılması öne çıkıyor. ABD’de ise midenin tümüyle küçültülmesi ve by-pass tercih ediliyor.

BALON uygulamasında hastalara öncelikle anestezi gerektirmeyen endoskopi yapıyoruz. Hastalar ilk iki ay içinde yaklaşık 15-20 kilo veriyor. Balon uygulamasını genellikle bir yıl süreyle takip ediyoruz. Hasta ideal kilosuna geliyorsa, balonu çıkarıyoruz. Mide kelepçesinde ise kapalı ameliyat yapıyoruz. Mide içine yaklaşık 10 ile 20 mililitrelik hacim bırakan bir halka takıyoruz
Onu küçük düşürmeyin!
Erkek arkadaşının / eşinin yanında hangi kadın küçük düşmek ister? Tabii ki hiç kimse! Mesela sakın ona kalabalık bir arkadaş grubu ile birlikte yemeğe çıktığınızda "bu aralar çok kilo aldın, tatlı yemesen daha iyi edersin" tarzı bir cümle kurmayın, belki o anda size "haklısın sevgilim" diyecektir, ancak eve gittiğinizde söyleyeceklerini duymak dahi istemeyecek ve kulağınızı kapatacaksınız.

Size önerimiz onu asla başkalarının yanında "giyimi, makyajı, kilosu, saçı ve söyledikleri" ile ilgili olarak eleştirmemeniz, belki kılıbıklık olacak ama yapmanız gereken "başkalarının yanında onu yüceltmeniz"...
Ona çok para harcıyorsun demeyin!
Her ne kadar artık kadınlar kendi kazandıkları paraları harcıyor olsalar da, erkekler "alışverişe çok para harcıyorsun hayatım" cümlesini kurmaktan kendilerini alıkoyamazlar... Eğer böyle bir cümle kurmayı cesaret ediyorsanız, peşinden gelecek aşağıdaki cümlelere de hazırlıklı olun:

"Dilediğim gibi harcarım paramı, senden çok kazanıyorum ne de olsa!", "Senin gibi pintilik yapıp senede bir alışveriş yapıp her gün aynı kıyafetle gezmektense çok para harcayıp alışveriş yapmayı tercih ederim", "Sanki senin paranı harcıyorum, sana ne oluyor ki!"

Onu kıskandıracak hareketlerden kaçının!
Yan masanızdaki kadın çok alımlı ve tatlı olabilir, bu sizin ona kaçamak bakışlar fırlatmanıza, hatta abartıp "ne hoş kadınmış" demenize bir bahane asla olamaz! Unutmayın, kadınlar kıskançtır ve kendilerinden güzel olan kadınlara tahammülleri yoktur. Eğer onun yanında başka bir kadına bakıyorsanız, fotoğraftaki gibi başınızdan aşağı bir kadeh şarap dökme ihtimali var sevgilinizin...

Ona asla "kendine bak" demeyin!
Kadınlar her zaman bakımlı olacak diye bir kural olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Kadınlar bazı günlerde, özellikle de regl dönemlerinde, paspal gezmek isterler. Bırakın makyaj yapmayı, saçlarını taramayı dahi istemezler.

Böyle günlerde sakın ona "kendine bak biraz" demeyin, sizi hemen paralayabilir "sen beni beğenmiyor musun" diye... Unutmayın kadınlar her halleriyle güzel olduklarını duymak isterler!

Onu hizmetçi gibi görmeyin
Anneniz her şeyinizi önünüze hazır olarak sunmuş olabilir, ev işleriyle uzaktan yakından ilginiz olmayabilir. Size hak veriyoruz bu konuda ama bu durum sevgilinizi / eşinizi hizmetçi gibi görmenize neden olmamalı, değil mi?

Ona sürekli iş vermeye kalkarsanız ve her şeyi ondan beklerseniz bir süre sonra "yeter artık" diyebilir ve şakayla karışık sizi evden kovabilir...

Onunla tartışmaya girmeyin!
Ne kadar haklı olursanız olun, kadınlar her zaman üste çıkarlar ve tartışmalarda kendilerini haklı bulurlar!

Eğer onun tırnakları arasında parçalanmak ve laflarını yemek istemiyorsanız uysal bir şekilde "haklısın sevgilim" deyip tartışmayı uzatmamanızı öneririz. Kadınların çok dırdırcı olduğunu unutmayın!

Onu cinsel bir obje olarak görmeyin!
Kadınlar kendilerinin cinsel bir obje olarak görülmesinden nefret ederler. Kendisini tatmin edip yatakta hemen arkasını dönen erkeklere sinir olurlar. Yatakta sevgilinizin ruhunu okşayın, önsevişmeyi uzatın, onun zevk aldığına emin olmadan geceyi bitirmeyin...

Başarılarını görmezden gelmeyin!
Kadınlar da artık kariyerlerinde erkekler kadar başarılı... Eğer sevgilinizin / eşinizin çok başarılı bir iş hayatı varsa ve siz onun başarılarını takdir etmiyosanız, onu iş kadını olarak görmüyorsanız ve hala ona ev hanımı muamelesi yapıyorsanız onun saldırısına da hazır olun!
Unutmayın, kadınlar takdir edilmek ister!
Kumandayı tekelinizde tutmayın!
Televizyon izlemek sadece erkeklerin tekelinde olmamalı değil mi? Hele bir de sürekli maç ve futbol programları açıksa...

Önerimiz kumandayı ortaklaşa kullanmanız veya televizyonun düğmesini kapatıp romantik akşamlar yaşamanız... Hem ilişkinize hareket de gelecektir!
Stres için bire bir
Pilates egzersizleri vücudun hemen her yerindeki kasları gevşetip rahatlatmayı sağlıyor. Her bir egzersizin çok kez tekrarı yerine daha az sayıda, tam, kontrol ve belirli bir biçim içinde uygulanması daha doğru. Pilates programında karın, alt sırt ve kaba etler vücudun geri kalanının özgürce hareket etmesi için destekleniyor ve güçlendiriliyor.


Alıntıdır..
Rojhanali isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Geleceğin akıllı evleri Aşiti Bilim ve Teknoloji 1 05-14-2008 12:20 PM
İnsan, Doğa ve Aşk Ahmedo Makaleler 1 05-13-2008 02:23 PM
İnsan Kaynakları Albatros Genel Kültür 0 05-05-2008 08:44 AM
Bilgi Çağında İnsan Albatros Genel Kültür 0 05-05-2008 08:25 AM
İnsan,yapisi Ve YaŞam! Bedirxan Genel Kültür 0 05-03-2008 06:08 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:18 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved