DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kadın, Sağlık, Yemek, Astroloji, Tıp > Genel Sağlık
Anasayfa Kayıt ol

Genel Sağlık Genel Sağlık sorunları hakkında merak edilenler.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-09-2008, 10:41 AM   #6 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Amed Şehrim Benim
Mesajlar: 843
Üye No: 150
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı : 50033
Rep Derecesi
CovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond repute


Standart

Ülser
Mide veya duedenum (onikiparmak barsağı)'un mide asidi ve sindirim sıvıları (örneğinepsin) tarafından harabiyeti sonucunda meydana gelen doku kaybıdır.Doku kaybı asit pepsinin etkisiyle daha derinlere inebilir,enflamasyon dediğimiz yara meydana getirir.
Toplumumuzda herhengi bir zamanda mevcut ülserli hasta (yeni geçiren veya geçirmiş) yüzdesi %2-6'dır. Duedenal (onikiparmak barsağı) ülseri , mide ülserine göre çok daha fazla görülür. Duedenal ülser 30-50 yaşları rasında daha sık olup , erkeklerde kadınlara göre 2-4 kat daha fazladır. Mide ülseri 60 yaşından sonra daha sık gözlenir ve kadınlarda daha çok görülür.

Belirtileri
En sık rastlanan belirti karnın üst kısmında kemirme ve yanma şeklinde ağrı olmasıdır. Genellikle öğün aralarında meydana gelir. Gece hastayı uykudan uyandırabilir (daha çok duedenal ülserde). Yemek yemekle ve antiasit dediğimiz mide asidini nötürleyen çiğneme tableti ve pastillerle birkaç dakika ile birkaç saat arasında ağrı hafifler. Sonbahar ve ilkbaharda ağrıların sıklığı artar. Ülserli hastalarda daha az sıklıkla meydana gelen belirtiler bulantı, kusma (özellikle ağrı varken oluşur, kusunca ağrının azalması veya kesilmesi çok tipiktir), iştahsızlık ve kilo kaybıdır.
Nedeni

En büyük neden "Helicobacter pylori" adlı bir mikroptur ve düzenli NSAİ ilaçlar (aspirin, antiromatizmal ilaçlar) alımıdır. Diğer muhtemel nedenler arasında genetik yatkınlık (irsiyet), her türlü stresler, kortizon türü ilaçlar, alkol, sigara, kahve alışkanlığı, çevre kirliliği sayılabilir.



Ülser Teşhis ve Tedavi
Fizik muayene ve ultrason ile ülser herhangi bir işaret vermez. Ancak bize başka hastalıkları ekarte etme şansı verir. Ülser tanısı için üst sindirim sisteminin radyolojik tetkiki veya daha iyisi üst sindirim sistemi endoskopisi (özofagogastroduedenoskopi) ile konur.( tetkiklerin detayı )

Endoskopi (Gastroskopi)
Küçük , ışıklı , kıvrılabilen bir boruyla yemek bousu , mide ve onikiparmak barsağının gözle direkt olarak gözlenmesidir. Görülmesi gereken organların yaklaşık her yeri net bir şekilde gözlenebilir. İşlem hastaya genellikle sakinleşmesi için bir ilaç verilerek yapılır. İşlem sırasında , patolojik tetkik ve üreaz testi için biopsi alınabilir. Biopsi alımı herhangi bir rahatsızlık veya ağrıya neden olmaz.


Ülser tedavisi
Geçmişte baharatlı, acı, ekşi, turşudan, yağlı ve asidik yiyeceklerden kaçınılması gerektiği söylenip, süt tedavisi verilirdi. Bugün ülser için özel bir diyet olmadığı gibi, gece yatmadan önce içilen sütün zararı bile olabilir. Özel diyetin ülseri iyileştirmede katkısı olmadığı deneylerle gösterilmiştir. Şu anda kişisel olarak şikayetine sebep olduğu düşünülen yiyecek maddesinin kısıtlanması gerektiği söylenmektedir. (Örneğin ülserli bir kişiye soğan yemek dokunmuyorsa yemesinde bir sakınca yoktur). Ancak ülserli hasta sigarayı (eğer çok içiyorsa) bırakmalıdır. Sigara içiminin ülser iyileşmesini geciktirdiği, sık ülser tekrarlanmalarının ( nüks ) neden olduğu gösterilmiştir. Genellikle ülserli hastalar aspirin ve benzeri romatizma ilacı almamalıdır. Alkol alımı, yüzeyel mukoza direncini bozarak, gastrite ve ülser iyileşmesinde gecikmeye yol açabilir. akut ülserde özellikle alınmamasında yarar vardır.

.
Ameliyat
Birçok ülserler ilaçla iyileşirler. Kanama, stenoz (daralma -tıkanma), delinme meydana gelirse, tıbbi tedaviye cevap vermezse acilen ameliyat gereklidir
alıntıdır.
__________________
CovBoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (05-09-2008)


Alt 05-09-2008, 10:42 AM   #7 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Amed Şehrim Benim
Mesajlar: 843
Üye No: 150
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı : 50033
Rep Derecesi
CovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond repute
Standart

Şeker Hastalığından Korunmak İçin Yapılması Gerekenler

Hekiminizin diyet, egzersiz ve ilaç önerilerini aynen uygulayın.Kan şekeri düzeyinizi düzenli olarak ölçün veya ölçtürün ve kaydedin.Sigara içiyorsanız bırakın. Diyabetin uzun dönemde ortaya çıkan komplikasyonları konusunda mümkün olduğunca fazlaca bilgi edinin. Sık sık tansiyonunuzu kontrol edin; yüksekse düşürmek için ne yapmanız gerektiğini öğrenin ve verilen tedaviyi aynen uygulayın.Her yıl tam bir göz muayenesinden geçin.

Böbrek hasarına ait belirtiler açısından kanınızda ve idrarınızda gerekli testleri yaptırın. Sonuçların ne anlama geldiğini, böbreklerinizi korumak için neler yapmanız gerektiğini öğrenin.
Kan yağlarınızı ölçtürün; yüksekse nasıl düşürüleceğini öğrenin ve verilen diyet, egzersiz ve tedaviyi aynen uygulayın.

Sinir hasarına ait yakınmalar (el ve ayaklarda karıncalanma ve yanma hissi, his azalması gibi) varsa, doktorunuza mutlak söyleyin.Ayaklarınızı ve derinizi hergün kontrol edin. Herhangi bir sorun varsa, hemen tedavi edilmesini sağlayın.Gebe iseniz veya gebe kalmayı planlıyorsanız hemen doktorunuzu görün. Kan şekerinizin gebelik öncesinde ve sırasında normale yakın değerlerde devam ettirilmesi hem sizin, hem de bebeğinizin karşılaşabileceği riskleri azaltır.

DİABET TEDAVİSİ
Diabet tedavisinin iki temel yolu vardır. Diabeti kontrol altına almak ve yan etkilerini önleyebilmek. Kanda glikozun artması kanın akışkanlığını azaltır. Kılcal damarların ve hücrelerin beslenmesi bu nedenle aksar. Diabet hastalarında dokuların beslenememesinden kaynaklanan doku ölümleri kendini diabetik ayak gibi iyileşmesi zor ikincil sorunlara neden olur. Ayakta çıkan bu yaralarda, zaten doku beslenmesinin kötü olması nedeniyle, iyileşme süreci oldukça uzar. Bu nedenle diabetli kişilerin ayakkabı seçimlerinde, keskin aletlerle yapılan işlerde ve enfeksiyon nedenli yaraların bakımında oldukça dikkatli olmaları gerekmektedir. Ancak diabetin kalıcı bir tedavisi yoktur, sadece kontrol altına alınabilir.

Her iki tip diabet hastalığı da kalp rahatsızlıkları, kalp krizleri, körlük, karaciğer hasarları veya sinir sistemi bozuklukları gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Kan şekerinin kontrol altına alınması bu kötü sonuçlardan korunmamızı sağlar.
Tedavi şekli diabetin tipine göre değişiklik gösterir. Her iki tipte de düzenli diet önemli bir role sahiptir. Kan şekerini belli sınırlarda tutmak için doktor tavsiyesinde uyulması gereken dietler vardır.

Diabet hastalarının düzensiz beslenmeleri kan şekerinin ya çok düşmesine (hipoglisemi) ya da çok artmasına (hiperglisemi) neden olur. Diabet hastaları günün belirli saatlerinde kan örnekleri alarak şeker kontrolünü kendi kendilerine yapabilirler. Hatta bazı durumlarda idrar testi bile yeterli bir sonuç yaratabilir.

alıntıdır...
__________________
CovBoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler:
MaXJoHNRoYaN (05-09-2008)
Alt 05-09-2008, 10:42 AM   #8 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Amed Şehrim Benim
Mesajlar: 843
Üye No: 150
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı : 50033
Rep Derecesi
CovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond repute
Standart

kanser nedir?


Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (****staz) özelliği gösterir.



Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?

Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olduğunu göstermektedir.

Kanser nasıl oluşur?
Kanserlerin yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.
x-ışınları, uv (ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser oluşturabilirler.

Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn: cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da ****bolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler.

Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler şunlardır:
¨ Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde kullanılan maddeler
¨ Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)
¨ Nikel, krom
¨ Sigara (nikotin, tar)
¨ Yiyecek katkıları
¨ Birçok ilaçlar
¨ Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar

Fiziksel faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan) virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir. Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan protoonkogenlerin ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen) farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı verilmektedir.

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu arasındaki ilişki:
Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır. Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem, tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser oluşumu artmaktadır.

Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri gelişebilmektedir.
Kanser neden öldürür?
Kanser hastalarının çoğu, kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni, beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.
Kanser teşhis eden köpekler:
Son olarak, kanseri teşhis edebilmek için günümüzde kullanılagelen metodlara alternatif olabilecek yeni bir araştırmadan bahsetmek ilginç olacaktır sanırım.
Schnauzer türü köpek, derideki ben kanserlerini (melanoma) tanı yapılmadan önce, koklayarak teşhis edebilmektedir.

Bazı hastalarda melanoma kolay gözükmeyecek bir yerde olabilir. Melanomaların %20’si bu nedenle teşhis edilememektedir. Florida’lı eski polis köpekleri terbiyecisi Duane Pickel, bir kanser uzmanının da yardımıyla, bu köpeği hemen hemen hiç yanılmadan melanoma tanır hale getirmiştir. Tıp kitaplarına “Köpekle Tanı” diye bir bölüm eklenecek mi dersiniz

alıntıdır...
__________________
CovBoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-09-2008, 10:43 AM   #9 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Amed Şehrim Benim
Mesajlar: 843
Üye No: 150
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı : 50033
Rep Derecesi
CovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond repute
Standart

Tansiyon nedir?


Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder. Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir.Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.
Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.

Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.

Bu basınç, 1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınçla karşılaştırılarak belirtilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu 12 dediğimiz zaman, bu basınç 12 cm yüksekliğindeki cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğerdir. Tıpta bu ölçüler, mm olarak belirtilir. Yani halk arasında 12-14 gibi cm cinsinden söylenen ölçüler tıpta 120-140 gibi, mm cinsinden ifade edilir.

Normal tansiyon değerleri nelerdir?
Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.

Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğundan bahsettik ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.

Yapılan uzun araştırmalar sonucu, yaşın artışıyla küçük değişmeler olmakla beraber sistolik (büyük) tansiyon için 120 ile 140, ya da Türkiye'de yaygın söylendiği gibi 12 ile 14 arası, diastolik (küçük) tansiyon için 70-90 ya da 7-9 arası olması halinde tansiyona bağlı olarak bir sağlık sorunu riski doğmadığı belirlenmiştir.

Tansiyon nasıl ölçülür?

Tansiyon ölçmekte kullanılan değişik aletler bulunmaktadır. En doğru ölçüm, zaman içinde ayarlarının değişmesi gibi bir sorun olmadığı için, cıvalı aletlerle yapılırsa da bunların kullanımı pek pratik olmadığı için diğer türdeki aletler tercih edilmektedir.

Tüm aletlerde prensip aynıdır. Kola sarılan ve içine hava gönderilerek basınç oluşturulan bir lastik torba (manşon), bu torbaya hava göndermek için kullanılan bir pompa ve lastik torbanın içindeki basıncı ölçen bir ölçü sistemi. Ayrıca damarda oluşacak nabız seslerini dinlemek için bir dinleme aleti (steteskop) da gereklidir.

Tansiyonu ölçülecek kişinin dinlenmiş ve sakin durumda olması gerekmektedir. Hızlı bir yürüyüşün ardından tansiyon ölçülmesi için bir süre dinlenmek gerekir. Rahat bir koltukta otururken, tansiyon ölçülen kolun kalp hizasında olmasına dikkat edilmelidir.

Böyle bir alet edindikten ve uygun ortamı sağladıktan sonra aletin manşon kısmı tansiyonu ölçülecek kişinin kolunun üst kısmına sarılır. Bu sırada, dirsek önü çukurunun tamamen açıkta kalmasına ve giysilerin kolu sıkmamasına dikkat etmek gerekir. Tansiyonu ölçülen kişi rahat bir şekilde ve kolu kalp hizasında olacak şekilde otururken, pompa ile basınç oluşturulmaya başlanılır. Aletin göstergesindeki rakam, kişinin daha önceden bilinen tansiyon değeri varsa bunun 20-30 mm üzerine, böyle bir bilgi yoksa 150-160 mm civarına kadar çıkartılır. Bu sırada dinleme aleti, dirsek önü çukurunun gövdeye yakın kısmına konulup, hafifçe bastırılarak (manşonun altına sıkıştırarak değil) nabız sesleri olup olmadığı dinlenir. Eğer sesler varsa kayboluncaya kadar basıncı arttırmak gerekir. Basın kaybolduktan sonra aletin havası yavaşça indirilerek nabız sesleri tekrar başlayıncaya kadar takip edilir. Seslerin ilk duyulduğu sırada aletin göstergesinde okunan rakam sistolik tansiyonu gösterir.
Sürekli dinlerken basınç azaltılmaya devam edilir. Seslerin artık duyulmamaya başladığı sırada göstergedeki rakam da diastolik tansiyonu gösterir.

Düşük Tansiyon Nedir?
Tıp dilinde hipotansiyon olarak adlandırılan düşük tansiyon, belirli bir düzeye kadar sorun yaratmaz. Tam tersine normalin biraz altında olması kalp-damar hastalıklarından uzak daha sağlıklı bir yaşam sürme nedenidir.
Düşük tansiyonun sorun olduğu durum, sistolik tansiyonun çok uzun süreler için 70 mm den düşük kalması halleridir. Böyle hallerde şok durumundan söz edilir.

Düşük tansiyonun en sık rastlanan şekli ortostatik hipotansiyondur. Kişinin oturur veya yatar durumda iken nomal düzeylerde olan tansiyonunun, ayağa kalkılınca düşmesi halidir. Bu durumda bir süre için beyine daha az kan gideceği için geçici olarak denge ve şuur bozuklukları ortaya çıkabilir. Sıvı kayıpları sırasında daha sık görülen bu durum sıvı açığının kapatılmasına rağmen devam ediyorsa veya yüksek tansiyon tedavisi altında olanlarda görülüyorsa bir doktora başvurmak gerekecektir.

alıntıdır...
__________________
CovBoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-09-2008, 10:43 AM   #10 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Amed Şehrim Benim
Mesajlar: 843
Üye No: 150
Tecrübe Puanı: 502
Rep Puanı : 50033
Rep Derecesi
CovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond reputeCovBoy has a reputation beyond repute
Standart

Fıtık

Fıtığın diğer bir adıda hernidir. Bu oluşumla bir çok insanda karşılaşmak mümkündür. Dokuları ve organları çevreleyen kaslarda oluşan aşınmış kısımlardan organların ya da dokuların dış yüzeye çıkması fıtık olarak adlandırılır. Fıtık sıklıkla kasık bölgesinde oluşmakta ve kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir. Göbek, uyluk ve de operasyon yapılmış bölgelerde oluştuğu bilinir.

Fıtık oluşumu şu durumlarda görülmektedir

• Karında, kabızlık durumunda bir yoğunluk duygusu
oluşur.
• Otururken ya da ayaktayken oluşum yerine göre
kasıkta ya da karında bir kabarıklık gözlenir.
• Ağrı hissi her zaman oluşmayabilir.
• Zor bir hareket yapıldığında fıtığın oluştuğu
yerde ağrı olması mümkündür.


Oluşumu

Kaslara çok fazla yüklenilmesi halinde fıtık ortaya çıkmaktadır. Kasların hassas olmasıyla birlikte bir de bunların üzerine yüksek oranda yüklenilmesi kaslarda açıklığın oluşmasını sağlar. Oluşan açıklıktan organlar ya da dokular rahatlıkla açığa çıkabilir. Karın duvarında barsakların bazı bölümleri fıtık haline gelebilir, bu da göbek fıtığına neden olur. Göbek fıtığı ile fazla doğum yapan kadınlarda, olması gerekenden daha çok kilosu olanlarda ve bir kaç günlük bebeklerde fıtıkla karşılaşılma olasılığı yüksektir.

Kasık kanalında ya da karın duvarında mesane ya da barsakların fıtık haline gelmesi kasık fıtığına neden olur. Barsaklar ile mesane erkeklerde kadınlara oranla oldukça hassastır, bu nedenle çoğunlukla erkeklerde oluşur.

Ayrıca özellikle karnından operasyon görmüş kişilerin bu bölgelerinde fıtık oluşabilir. Fazla kilosu olanlar ve ileri yaşlarda olanlar da risk grubundadır. Uyluğun yukarı kısmındaki kanalda mesane ile barsakların fıtık haline gelmesi uyluk fıtığına neden olmaktadır. Fazla kilosu olanlarda ve hamile kadınlarda daha çok rastlanmaktadır.

Taşıyabileceğinden daha çok ağırlık kaldırmak, hamilelik, sürekli öksürmek insanlarda karın bölgesine yüklenilmesi nedeniyle fıtık oluşumuna neden olmaktadır.

Anne rahminde oluştuğu andan itibaren kaslarda hassasiyet olması, gelişimde ki eksiklikler ve de yanlış beslenme fıtık olşumundaki nedenler içerisinde sayılabilmektedir.


Teşhis

Rutin yapılan muayeneler sonucunda fıtık rahatlıkla anlaşılabilir. Fıtıktan kuşkulanıldığı durumlarda karın filmi çekilebilr, bu da bağırsaklarda yoğunlaşma olup olmadığını anlamak için yapılmaktadır. Ultrasanografi ile uyluk fıtığı anlaşılabilmektedir.

Fıtığın iyileştirilmesinin kesin çözümü olarak yetişkinlerde operasyon gerekirken, küçük çocuklarda ve bebeklerde bir süre sonra göbek fıtığının kendiliğinden düzeldiği görülmektedir. Düzelme olana kadar doktor kontrolleri devam eder, bu kontroller süresince bir ilerleme olup olmadığına bakılır. Fıtık operasyonu en erken 2 yaşında yapılmaktadır. Bu nedenle bebeklerde bu zamana kadar beklenir ve bu sırada kese içinde gerekli tedbirler alınır.

Hastaların bir kısmında operasyon yapılması sakıncalı olabilmektedir. Bu durumda kasık bağı uygulanmaktadır. Zamanında müdahale edilmediği taktirde ölüme kadar varabilen durumlar ortaya çıkabilir. Ölüm nedeni fıtığın oluştuğu organın boğulması sonucu özellikle de bunun bağırsakta olmasıyla oluşur. Bağırsakta tıkanma olması delik oluşumuna neden olabileceği gibi şok, enfeksiyon ve kangrene de neden olabilmektedir. Organların boğulması sonucu doku kaybı da meydana gelebilmektedir.

Kabızlık, mide bulantısı ile birlikte kusma, gaz çıkaramama fıtığı olduğu bilinen insanlarda görüldüğü taktirde hemen bir hekime başvurmak gerekmektedir. Bu belirtiler bağırsakların tıkanmış olabileceğinin göstergesi olabilmektedir.


Tedavide gecikilmemeli
Fıtık, kendisi bir sağlık sorunu olduğu gibi, tedavide gecikilmesi halinde farklı sağlık sorunlarının nedeni de olabiliyor. Başka sorunlara yol açmaması için fıtık tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılması önem taşıyor Eğer zamanında tedavi edilmezse bağırsak tıkanıklığı ya da fıtık boğulması gibi ciddi sorunlar gelişebiliyor Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, fıtığın neden olduğu sorunlarla ilgili şu bilgileri veriyor; "Bağırsak tıkanıklığı; bağırsağın fıtık kesesinin içine girmesiyle oluşur. Hastada kusma ve karın şişkinliği olur. Fıtık boğulması; fıtık kesesinin içine karın iç organları, özellikle bağırsak girer. Eğer fıtık halkası dar ise bağırsak karın içine geri dönemez, zaman geçtikçe fıtık kesesinin içindeki bağırsaklar şişer, kanlanması bozulur ve kangren gelişir. Hayatı tehlike oluşur ve acilen ameliyatla kangren olan bağırsağın alınması gerekir"


Fıtık Çeşitleri
KARIN ÖN DUVARI FITIKLARI
En sık görülen fıtık tipi olan karın ön duvarı fıtıkları arasında başı göbek fıtıkları çekiyor. Yeni doğanlarda göbek bağının düştüğü yerin nedbe dokusu dışarı itilirse göbek fıtığı oluşuyor. Erişkinlerde de vücudun bu böfgesinde fıtık görülebiliyor. Ancak, erişkinlerde görülen göbek fıtığının bebeklik fıtığının devamı mı yoksa yeni bir oluşum mu olduğunun tam aydınlanmadığını belirten Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, şu bilgileri veriyor:
"Erişkinlerde, siroz hastaları, orta yaşlı, şişman ve çok doğum yapmış kadınlarda göbek fıtığı daha çok görülür. Göbeğin dışa doğru sıkıntılı görüntüsü veya göbek halkasının elle muayenesi ile tanı konur. Öksürme ile fıtık görülebilir,"


AMELİYAT SONRASI FITIKLAR
Kişinin geçirdiği ameliyatlar da fıtıklara zemin oluşturan önemli faktörler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Tasçı'nın verdiği bilgiye göre ameliyat yapılan hastaların yüzde 0.5 ila yüzde 13'ünde insizyonel fıtık gelişebiliyor. Bu fıtıklar genellikle ameliyattan sonraki ilk yıl içinde ve nadiren 2-3 yıl sonra gelişiyor, insizyonel fıtık geliştikten sonra zamanla daha da büyüyebiliyor. Prof.Dr.Taşçı, şunları söylüyor;
"Bu tür fıtkların oluşma nedenleri arasında; şişmanlık, karında ameliyatta yapılan kesinin şekli, kullanılan dikiş materyali ve yara iltihabı sayılabilir. Ayrıca hastanın yaşı, genel vücut zayıflığı, hastanın genel durumunun kötü olması da fıtık oluşumunda etkili rol oynayabiliyor."
alıntıdır.....
__________________
CovBoy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yaşam Cankurt... Şiirler 4 05-13-2008 02:01 PM
Saçlarınızın Canlı Ve Sağlıklı Olması *rojda* Güzellik, Bakım ve Diyet 0 05-08-2008 08:43 PM
Var mı alıçtan daha sağlıklı meyve? Albatros Genel Sağlık 0 05-07-2008 05:39 PM
100 grama kadar dondurma sağlıklı Albatros Genel Sağlık 0 05-07-2008 05:33 PM
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ Lokmanhekim Genel Sağlık 0 05-06-2008 04:28 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:47 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved