![]() |
|
|
#11 (permalink) | ||||||||||
|
kedi alırken dikkat
Kediler köpeklere nazaran daha az ilgi ister. Zamanlarının çoğunu uyuyarak geçirirler. Yine de unutmamalısınız ki kedinizle ne kadar çok zaman geçirirseniz size o kadar bağlanacak ve bu ilginize o kadar kolay cevap verebilecektir. Onların köpekler gibi her istediğiniz zaman isteklerinize boyun eğeceğini düşünmeyin. Kediler çok kendilerine özgün hayvanlardır. Çağırdığınız zaman çoğunlukla gelmese de, siz ilginizi kestiğiniz an yanınızda bitiverirler. Evinize bir kedi almaya karar verdiğinizde bazı şeyleri göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Sadece dış görüntüsü, güzelliğine bakarak hayvan seçmeyin. Hayvan hakkında uzmandan, veteriner hekimlerden veya çeşitli kaynaklardan bilgi edinin. Sadece çocuğunuza hediye almak için hayvan almayın. Aldığınız hayvanın istediğiniz zaman atabileceğiniz bir mal değil, zaman içinde size ve yeni yaşamına alışacak duygusal bir canlı olduğunu unutmayın. Kediler köpeklere nazaran daha az ilgi isterler. Bebek kedi 2 haftalıktan itibaren tuvalet ihtiyacını kumuna yapmayı öğrenebilir. Çoğu zaman bu konuda eğitimini sizin vermeniz bile gerekmeyebilir. Kediler genelde özgürlüğü sever, kendini oyalar bu nedenle köpek kadar çok ilgi istemez. Köpek gibi sokağa çıkarılması da gerekmez. Aşısı olmayan kediyi sokaktan ve diğer hayvanlardan uzak tutmanız gerekir. Kısırlaşmayan erkek kediler devamlı kızgınlıkta kalır. Çiftleşmek ister. Dişi kediler ise ise 6 ayda bir 2 haftalık bir süreçte kızgınlık geçirir, sadece o zaman çiftleşmek ister. Eğer hayvanınızı çiftleştirmeyi düşünmüyorsanız onun psikolojik ve fiziksel sağlığı için mutlaka kısırlaştırmanız gerekir. Cins kedilerin cinslerine göre kalıtsal hastalıkları olabilmektedir. Alırken bunlara dikkat edilmelidir. Van kedisi gibi bazı kediler doğuştan sağır olabilir. İran, Chinchilla gibi kediler çok güzel ve uysal görünseler de hastalıklara çok yatkındırlar. Özellikle 1 yaşına kadar bir çok hastalığa çok kolay yakalanırlar. Sokak hayvanları ve kırma olan hayvanlar hep daha güçlü ve dirençlidirler. Tüylerden çok yakınacaksanız ilerde tüy problemi yaşamamak için kısa tüylü kedileri seçebilirsiniz. Sakın kediniz sağı solu tırmalıyor diye ona büyük bir işkence olan tırnak söktürme ameliyatı yaptırmayın! Bu hayvanınız için kesinlikle çok acı verici, sakatlayıcı ve psikolojik olarak da zarar verici bir operasyondur. Eğer kediniz sokağa çıkmıyorsa veterinerinizden zaman zaman tırnaklarını kısaltmasını isteyebilirsiniz. Kediler için olan tırnak törpüleme oyuncakları da çok faydalı olacaktır.
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | MaXJoHNRoYaN (05-09-2008) |
|
|
#12 (permalink) | ||||||||||
|
Ayak Temizliği
Ayaklar her gün çorap ve ayakkabı içerisinde terlediğinden düzenli olarak yıkanmalıdırlar. Yıkanma işlemi yapılmaz ise çevreyi rahatsız edecek kokular, daha sonra da ayak sağlığını bozabilecek nasır gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalı, her yıkamadan sonra parmak araları havlu hatta saç kurutma aracı ile iyice kurutularak mantar enfeksiyonları için ortam oluşması önlenmelidir. Ayak havluları ellerin kurulanmasında kullanılmamalıdır. Ayak sağlığı ve temizliği için kullanılan çorap ve ayakkabı da önemlidir. Özellikle çorapların pamuklu olması ayak sağlığı için tercih nedenidir. Çorapların temiz olması ve günlük olarak değiştirilmesi gerekmektedir alıntıdır...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | MaXJoHNRoYaN (05-09-2008) |
|
|
#13 (permalink) | ||||||||||
|
Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık kanseri, kadın üreme organları kanserleri içinde en zor tedavi edilenidir. Yaklaşık 1000 kadından 12'sinde bu kansere rastlanabilir. Hastalar genelde 40 yaşından daha yaşlıdırlar. Yumurtalık kanserinin bir kötü özelliği başladığında pek bir şikayete neden olmamasıdır. Her yaşta görülebilmesine rağmen en fazla 45 yaşından sonra rastlanır. 75-79 yaşlar arasında pik yapar. İngiltere de her yıl 6.800 civarındaki kadına yumurtalık kanseri teşhisi konur. Bu herhangi bir yaşta meydana gelebilir fakat en çok görülen dönem menopoz sonrasıdır ve teşhisinin zor olduğu söylenmektedir. Yumurtalık kanseri nedir? Yumurtalık kanserinin birçok türü vardır fakat %90 EPİTELYAL yumurtalık kanseri yada yumurta üst yüzey tabakası kanseri oluşturur. Yumurtalık kanseri teşhisi konmuş kadınların %40 50 si beş yıl sonra dahi hala hayattadır. Erken teşhis durumunda hayatta kalanların oranı oldukça yüksektir. Nedenleri Yumurtalık kanserine neden olan etkenler tam olarak bilinmezken yakalanma riskini arttıran etmenler aşağıdaki gibi ifade edilebilir: Hatalı genler yumurtalık kanseri taşıma riskini arttırır. Diğer muhtemel risk faktörleri kısırlık tedavisi, ağır diyetler ve genital alanda talk pudrası kullanmaktır. Kaynağı hakkında bir takım ipuçları olmasına rağmen, bilim adamları yumurtalık kanserinin nedenleri hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değillerdir. Yakın bir akrabada bu hastalığın görülmesi, kanserin oluşma riskini artıran faktörlerden biridir. Uzmanlar, genetik yatkınlığa sahip kadınlara kanserin teşhisi için gerekli olan görüntüleme, kan ya da ultrason gibi testleri hayatlarının belli dönemlerinde rutin olarak yaptırılması gerekliliğini vurguluyorlar. Hiç çocuğu olmamış kadınların doğum yapmış kadınlara oranla daha fazla yumurtalık kanseri riski taşıdığı ve yine 50 yaş üzerindeki kadınlarda yumurtalık kanserinin daha sık görüldüğü belirten uzmanlar yaşı ilerlemiş bayanların genç bayanlara oranla yumurtalık kanseri açısında daha fazla risk taşıdıkları belirtiliyor. Yine daha önce meme kanseri geçirmiş kadınların ileride Yumurtalık kanserine de yakalanma olasılıkları, hiç meme kanserine yakalanmamış kadınlara nazaran riskin iki kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Belirtiler Belirtiler özellikle ilk safhalarda genellikle anlaşılmaz. Bazı kadınlarda hiçbir evrede bir belirtiye rastlanmaz. Fakat ilk belirtiler karnın alt ya da yan kısmında ağrı ve şişkinlik hissidir. İleriki safhalarda iştahsızlık, mide bulantısı, kilo kaybı, yorgunluk ve kısa soluk alıp verme gözlenebilir. Teşhis Yumurtalık kanserinin teşhisi oldukça zordur ve birçok kadın belirtileri için farklı ifadeler kullanırlar. Tedavi Yumurtalık kanserine yakalanmış birçok kadın için tümörü uzaklaştırmak amacıyla ameliyat önerilir. Bazıları ise kemoterapi ve/veya radyoterapi görebilmektedir. Önerilen tedavi yumurtalık kanserinin türüne, yayılma hızına ve sağlık durumunuza göre belirlenir. alıntıdır...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | MaXJoHNRoYaN (05-09-2008) |
|
|
#14 (permalink) | ||||||||||
|
10 Soruda Göz Hastalıkları
1. Bilgisayar kullanımı, çok televizyon seyretme veya okumak gözümüze zarar verir mi? Hayır. Günlük hayatımızda sık yer alan bilgisayar kullanma, televizyon seyretme yada kitap okuma gibi aktivitelerin gözlerimize kalıcı zararı yoktur ancak bu gibi dikkat gerektiren aktiviteler sırasında göz kırpma sayısı azalmakta, gözyaşı daha çok buharlaşarak göz yüzeyinde kuruluk oluşturmaktadır. Bunun sonucu olarak yanma, batma, sulanma, kızarıklık gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler rahatsızlık verdiğinde, oda havasının nemlendirilmesi, her 10-15 dakikada bir, 30 saniye kadar gözlerimizi sık kırpıştırıp pencereden uzaklara bakmak gibi tedbirler faydalı olabilir. Kirpik dibi iltahapları ve kepeklenmeleri, göz kuruluğu, allerji gibi göz hastalıklarında bahsedilen belirtiler çok daha fazla oluşmaktadır, böyle durumlarda bir göz doktoruna kontrol olmakta fayda vardır. 2. Katarakt nedir? Göz merceğimizin çeşitli sebeplerle saydamlığını kaybederek ışık geçirmez hale gelmesine katarakt denir. En sık sebebi yaşlılıktır, saçlarımızın beyazlanması gibi göz merceğimizde yaşla birlikte saydamlığını kaybeder ve görmede bozulmaya neden olur. 3. Katarakt’ın tedavisi nasıl yapılır? Kataraktın tedavisi cerrahidir. Gözlük, damla yada ameliyatsız başka yöntemlerle tedavisi söz konusu değildir. Modern katarakt cerrahisinde saydamlığı kaybolmuş olan göz merceği alınarak yerine suni bir mercek yerleştirilir. Fakoemülsifikasyon yada halk arasında bilinen ismiyle lazerle dikişsiz katarakt cerrahisi, günümüzde kullanılan en modern yöntemdir. Bu yöntemde göze açılan 3 milimetrelik bir delikten içeri sokulan cihazla göz merceği eritilerek dışarı emilmekte yerine katlanarak bu boyda bir delikten geçer hale getirilen suni mercek konulmaktadır. Bu ameliyat 15 dakika civarında sürmektedir. Anestezi göz çevresine yapılan bir enjeksiyon ile ya da iğne yapmadan sadece damlalarla sağlanmaktadır. Özel durumlar hariç genel anestezi yani narkoza ihtiyaç yoktur. 4. Dinlendirici gözlük nedir? Halk arasında yanlış bir inanış olan dinlendirici gözlük kavramı sadece ülkemize özgü gözlük satışı arttırmaya yönelik bir tür kandırmacadır. Gözlük kırma kusuru (miyopi, hipermetropi, astigmat) olan gözlerde bu kırma kusurunu düzelten bir yardımcı cihazdır. Kırma kusuru olmayan gözlerde daha iyi görme sağlamayacağı gibi, göz yorgunluğunu da önlemez. Kırma kusuru olmayan hastalarda gözlüğün psikolojik bir rahatlamadan başka faydası yoktur, hatta başağrısı ve göz yorgunluğuna sebep olabilir. 5. Miyopisi olan hastalarda gözlük kullanmak, miyopiyi azaltır mı? Arttırır mı? Kullandığımız gözlükler sadece taktığımız sürece görüntüyü ağ tabakası üzerine odaklayan yardımcı cihazlardır. Özellikle miyopik hastalarda kullanılan gözlüğün tedavi edici yada miyopiyi ilerletici bir etkisi yoktur. Bir diğer söyleyişle gözlük kullanmakla, göz numaramızın değişimini etkileyemeyiz. 6. Astigmat nedir? Astigmat gözümüzdeki kırma kusurunu tüm eksenlerde aynı olmayıp bazı eksenlerin daha kırıcı bazı eksenlerin de daha az kırıcı olması durumudur. Bir göz hastalığı olmayıp bir tür kırma kusurudur. Astigmatı olan hastaların gözlük kullanmaya daha zor alışması, astigmatik kırma kusuruna oluşan uyumun gözlükle bu kusur ortadan kaldırıldığında bir süre daha devam etmesidir. Bu nedenle astigmatlı camlara alışmak daha zordur ve eğer doktorunuz bu tür bir gözlük önermişse sürekli kullanarak alışmak, bir gün takıp, bir gün takmayarak rahatsızlık çekmeye göre çok daha kolaydır. Genellikle hastalar gözlüklerine 1-2 haftada alışmaktadırlar. 7. Lazer nedir? Lazer doğrusal olarak dağılmadan iletilebilen bu nedenle de yoğun bir enerji taşıyan bir tür ışıktır. Lazere en yakın benzetme, mercek kullanarak güneş ışığı yardımı ile kağıt yakılmasıdır. Laser sayesinde ışık geçiren dokulardan enerji iletilebilmekte ve hedef dokuyu yakma, parçalama gibi işlemler yapılabilmektedir. Gözde laser en sık şeker hastalarında göz dibi kanamalarının tedavisin de, göz tansiyonunun tedavisinde ve kırma kusurlarının düzeltilmesinde kullanılmaktadır. 8. Lazerle kırma kusuru (miyopi, hipermetropi ,astigmat) tedavisi nasıl yapılır ve kimlere uygulanır? Son yıllarda moda olan bu tedavi yönteminde gözün önünde yer alıp bir mercek görevi gören saydam kornea tabakası traşlanarak bu dokunun kırma gücü değiştirilmekte ve kırma kusuru düzeltilmektedir. Laserin bu işlemde kullanılması bu traşlamayı çok düzgün ve kısa sürede yapabilmesi nedeniyledir. Kırma kusurları bir hastalık olmayıp bir tür estetik kusur sayılabileceğinden bu yöntem bir tedavi, değil bir düzeltmedir. Gözlük ve kontakt lens kullanmak istemeyen hastalara önerilir. En başarılı olduğu grup miyoplardır. Her cerrahi işlemde olduğu gibi düşükte olsa komplikasyon ortaya çıkması ihtimali vardır bu nedenle bu yöntemi uygulatmak isteyen hastaların konunun uzmanı bir merkezde işlem konusunda iyice bilgilenmeleri avantaj ve dezavantajlarını öğrenmeleri gerekir. 9. Çocuklarda göz muayenesi ilk kaç yaşında yapılmalıdır? Yanlış bir inanış çocuklardaki göz sorunlarının büyüdükçe geçeceğidir. Çocuklardaki bir çok göz sorunu çok acildir ve hemen tedavi gerektirir. Yeni doğan döneminden itibaren uzman göz doktoru çocukların gözlerini muayene edebilir. Özellikle dıştan görünen, göz bebeğinde beyazlık, kayma, şaşılık, çapaklanma, gözlerde şekil bozukluğu, kapaklarda düşüklük gibi belirtiler genellikle acil tedavi gerektirir. Örneğin, tek taraflı doğuştan kataraktlar ilk 1-2 hafta arasında ameliyat edilmedikleri takdirde bu gözler görme yeteneğini kalıcı olarak kaybetmektedirler. Bu nedenle yukarıda bahsedilen ya da ailelerin normal olmadığını düşündüğü bir belirti varsa bebek hemen göz doktoruna götürülmelidir. Hiçbir sorunu olmayan çocuklarda ise 3-4 yaşlarında yapılacak bir muayene göz tembelliğine yol açabilecek kırma kusurlarının tedavisi için çok önemlidir. Birçok göz problemi eğer çocuklukta başlamışlar ise 8 yaşından sonra tedavileri zorlaşmakta ve göz tembelliği gibi tedavisi çok zor durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. 10. Neden 45 yaş sonrasında yakını iyi göremeyiz? İnsan gözü yakını görebilmek için odaklama yapmak zorundadır. Bu odaklama gücü göz merceğinin şeklini değiştirmesi ile mümkündür. 45 yaştan itibaren sertleşen göz merceği eskisi kadar iyi odaklama yapamadığından yakın görme zorlaşır ve odaklamaya yardımcı gözlük kullanımı gerekir. Yaygın inanışın aksine yakın gözlükleri odaklamadaki bozulmayı hızlandırmazlar. Hastaların gözlük takmalarına rağmen gözlük numaralarının ortalama her iki yılda bir 0.25 artması gözlüğün gözü bozmasından değil yaşın ilerlemesinden kaynaklanan doğal bir durumdur. alıntıdır...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | MaXJoHNRoYaN (05-09-2008) |
|
|
#15 (permalink) | ||||||||||
|
Göz Tansiyonu (Glokom)
Göz ve beyindeki görme merkezi arasındaki bağlantıyı bir elektrik kablosu gibi Görme Siniri sağlar. Bu kabloda ortalama 1.2 milyon tel (sinir lifi) bulunmaktadır. Göz içinde basınç arttığında görme sinirindeki bu sinir uçları hasarlanmaya başlamaktadır. Bu hasarlanma ne kadar fazla sinir lifini etkilerse gözdeki etkilenme de o kadar fazla olur. Tam hasarlanmada tüm liflerin kaybı ve dolayısıyla da görmenin kaybı sözkonusu olur. Göz içindeki basınç 10-20 mm Hg arasında normal kabul edilir. 20 mm Hg ve üzerindeki değerler glokom şüphesi olarak değerlendirilir. Glokom hastalığında, göz içindeki mevcut sıvının, devir daimde bozukluk sonucunda, birikmesi nedeniyle artmaktadır. Bazı hastalarda göz içindeki basınç sınır değerlerin üzerine çıkmamasına rağmen görme sinirinde hasarlanma oluşabilmektedir ki buna Normal Tansiyonlu Glokom denmektedir. Bazen de göz içindeki basınç sınır değerlerin üzerinde olmasına rağmen, görme sinirinde etkilenme tespit edilememektedir. Bu hastalara Oküler Hipertansiyon’lu veya Şüpheli Glokom’lu hastalar denmektedir. Glokom Hastalarının Belirti ve Bulguları: Hastalığın başlangıç dönemlerinde herhangi bit beliritisi yoktur. Hastalık başlangıç dönemlerinde görme kaybı veya bir ağrı yapmamaktadır. Ancak görme alanı kayıpları yapmaktadır. Glokom Hastalığı Tipleri: 1-Doğumsal Glokom: Oldukça nadir olan bu durum doğumdan itinaren göz sıvısının dışa aktığı kanalda mevcut bir anormallik nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Eğer bir yenidoğanda ışıklı ortamda gözlerde sulanma ve gözü kapatma isteği varsa, gözlerden biri veya her ikisi normalden daha büyükse, ve kornea tabakasında beyazlanma varsa mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmesi gereklidir. 2-Kronik açık açılı Glokom: Glokom hastalığının %91-95’ini bu tip oluşturmaktadır. Son dönemlerine kadar hastalık belirtisiz seyretmektedir. 3-Açı Kapanması Glokomu: Nadirdir. Bu tip glokom oldukça gürültülü bir seyir izler. Burada bir gözün boşaltım kanalının tamamen tıkanması sonucunda basınç ani olarak yükselmektedir. Buna bağlı olarak:Gözde kızarıklık, görmede bulanma, şiddetli baş ve göz ağrısı, ışıkların etrafında renkli hareler görme, bulantı ve kusma ortaya çıkmaktadır. Bu durumda acil olarak göz doktoruna baş vurulması gerekmektedir. 4-İkincil Glokom: Göz travmaları, bazı ilaçlar (kortizon), göz iltihaplanmaları (üveit), anormal damarlanmalar (şeker hastalığı, retina toplar damar tıkanıkları) sonucunda gelişir. Glokom Hastalığının Teşhisi Genellikle belirti göstermediği için glokom hastalığının teşhisi herhangi bir nedenle göz doktoruna başvurmuş kişilerin tam muayenelerinin yapılması ile konulur. Bu muayenede once ailede glokomlu bir fert olup olmadığı sorulur. Çünkü aile öyküsü varlığında muayene edilen kişide glokom hastalığı olma riski normalden biraz daha fazla olmaktadır. Görme muayenesi yapıldıktan sonra göz tansiyonu ölçülür. Bu günümüzde en çok iki yöntemle yapılmaktadır. Applanasyon yöntemi ve Non kontakt tonometre. Oftalmoskopi yapılarak görme sinirinin mevcut basınç yüksekliği nedeniyle tahrip olup olmadığı değerlendirilir. Son olarak da Bilgisayarlı Görme Alanı testi ile görme alanının durumu değerlendirilir. Bu testlerin tamamı her hastaya uygulanmak zorunda değildir. Gerekli hallerde doktorunuz size uygun olan testleri yapacaktır. Bazı durumlarda bu testlere ilave olarak başka incelemeler de istenebilir. Glokom Hastalığının Tedavisi: Bu hastalığın tam olarak ortadan kaldırılması mümkün olamamaktadır. Teşhis edildiğinde ömür boyu sizinle beraber olacak bir hastalık olarak değerlendirmelisiniz. Bir antibiyotik tedavisi gibi tek bir kür ilaçla bu hastalığın sonu getirlememekte. Ancak kontrol altına alınabilmektedir. Bu, göz tansiyonunu belirli seviyelerin altına düşererek yapılır. Bu amaçla çeşitli ilaçlar mevcuttur. Bunlar çoğu zaman göz damlaları şeklinde kullanılmakta bazen ağızdan alınacak haplar da tedaviye ilave edilebilmektedir. Bazen bir kaç damla birlikte veya damlalarla haplarla birlikte kullanılabilmektedir. Ilaç tedavinizi hekiminiz düzenleyecektir. Hekiminizin bilgisi dışında ilaçlarınızı kesmemeli veya düzenini değiştirmemelisiniz. Doktorunuz düzenli aralıklarla göz muayenenizi ve bilgisayarlı görme alanı değerlendirmesini yaparak hastalığın gidişini takip eder. Genellikle başarılı giden bir tedavi şemasında 3-6 aylık aralıklarla göz muayenesi ve 6-12 aylık aralıklarla görme alanı değerlendirilmesi gereklidir. Ilaç tedavisine rağmen görme alanındaki bozulmalar devam ediyor, yani görme sinirindeki hasar devam ediyorsa, laser yapılarak göz içindeki sıvının dışarı aktığı bölge açılmaya çalışılır. Bununla başarılı olunamazsa cerrahi uygulanır. Bazen ilaç tedavisinden faydalanılamadığında laser yapılmadan doğrudan cerrahide uygulanabilir. Cerrahi sonrasında bazı durumlarda ilaç tedavisi kullanılmaya devam edilebilmektedir. Akut açı kapanması glokomun ise, acil olarak tedavisi hastane şartlarında yapılmaktadır. alıntıdır...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin CovBoy Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | MaXJoHNRoYaN (05-09-2008) |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yaşam | Cankurt... | Şiirler | 4 | 05-13-2008 02:01 PM |
| Saçlarınızın Canlı Ve Sağlıklı Olması | *rojda* | Güzellik, Bakım ve Diyet | 0 | 05-08-2008 08:43 PM |
| Var mı alıçtan daha sağlıklı meyve? | Albatros | Genel Sağlık | 0 | 05-07-2008 05:39 PM |
| 100 grama kadar dondurma sağlıklı | Albatros | Genel Sağlık | 0 | 05-07-2008 05:33 PM |
| TEMEL YAŞAM DESTEĞİ | Lokmanhekim | Genel Sağlık | 0 | 05-06-2008 04:28 PM |