DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Hikayeler, Denemeler
Anasayfa Kayıt ol

Hikayeler, Denemeler Hikayeler, Denemeler burada verilecektir.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-17-2008, 03:19 PM   #56 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

İNSANLAR ARASINDA

Öfke ve kin doğruluğun sınırları dışındadır; bu tutkular yalnız
işlerine akıllarıyla bağlanmayan insanların işine yarar. Doğru ve temiz
işler hep ölçülü ve ağırbaşlıdır.

Ölçü olmayan yerde kavga, gürültü ve haksızlık vardır. Doğru yol
uğrunda kendimi ateşe atabilirim; ama elden gelirse başkalarını
yanmaktan korurum. Montaigne Şatosu gerekirse herkesin evi ile
birlikte yansın; ama gerekmezse kurtulmasına sevinirim. İşimin bana
verdiği olanaklarla onu korumaya çalışırım.

Çoklarında gördüğümüz gibi iş sevgisi bir aksilik ve inatçılık
olmamalıdır böylesi çıkara ve bencil tutkuya dayanır. Kahpece ve
kurnazca bir harekete de cesaret dememeliyiz. Öyle gayretli kimseler
vardır ki bütün arzuları aslında insanlara kötülük ve eziyet etmektir.
Onları coşturan hizmet ettikleri erek değil çıkarlarıdır.

Savaşı haklı olduğu için değil, yalnızca savaş olduğu için kızıştırırlar.
Birbirine düşman iki dostunuz arasında gönül ve vicdan rahatıyla
yaşama olanağı vardır: Her ikisine aynı sevgiyi gösteremezseniz bile
sevginizde ölçülü kalırsınız, hiçbirine sizden her şeyi isteyebilecek
kadar bağlanmazsınız; ölçülü kalmak koşuluyla her ikisinin güzel
taraflarını tadarsınız; bulanık suda, balık avlamaya kalkmamak
koşuluyla yüzebilirsiniz.

Bütün varlığımızla her iki tarafa birden bağlanmak hem aklımıza
hem de vicdanımıza aykırı düşer. Birinin isteğine uyup ötekine ihanet
ettiğiniz zaman o dostunuz bilmez mi ki, aynı ihaneti kendisine de
yapabilirsiniz? İşine yaradığınız için sizi dinler, ihanetinizden
yararlanmaya çalışır; ama size kötü gözle bakmaya da başlar; çünkü
ikiyüzlü insanlar getirdikleri sözle yararlı olurlar, ama götürecekleri
sözle de zararlı olabilirler.

Birine söylediğim her şeyi gereğinde, belki biraz sesimi değiştirerek,
ötekine de söyleyebimeliyim.

Birinden ötekine götürdüğüm sözler önemsiz, bilinen, orta malı
sözler olmalı. Hiçbirine yalan söylememizi haklı gösterecek bir durum
düşünemem. Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım;
ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeye çalışırım. Dostlarımla şu
pazarlığı yapabilirim: Bana sırlarını az güvensinler, buna karşılık
benim her söylediğimin doğruluğuna inansınlar. Dostlarım bana her
zaman istediğimden çok fazla sır vermişlerdir. Philippides,
Lysimakhos'a pek akıllıca cevap vermiş. Kral ona: Dile benden ne
dilersin? Ne vereyim sana? dediği zaman: Sırlarınızı vermeyin de ne
verirseniz verin demiş. Bakıyorum, herkes kendisine verilen işin gizli
kapaklı her tarafını bilmek istiyor. Bunlar kendisinden gizlendi mi
küsüyor, ben ise göreceğim işten fazlasını söylemedikleri zaman rahat
ediyorum. Bilip de söylememenin üzüntüsünü duymak istemiyorum.
Kötü işte kullanılmışsam bari vicdanım rahat olsun. Hiç kimseye fazla
sevgiyle bağlanmak, bir uşak gibi sadık olmak istemem. Çünkü insanı
ihanete alet etmeye kalkarlar. Kendine ihanet eden efendisine haydi
haydi ihanet eder.

Gelgelelim öyle krallar vardır ki, insanı yarı yarıya istemezler, kayıtlı
şartlı bağlılıkları küçük görürler. O zaman çaresiz, kendilerine
koşullarımı söylemeyi daha uygun bulurum; çünkü, kölelik
konusunda, yalnız aklın köleliğini kabul edebilirim ki, onu bile
gereğince yapamıyorum. (Kitap 3, bölüm 1)

Perhizle, reçetelerle, disiplinle yaşamaktan daha ahmakça, daha
hımbılca bir yaşama yolu olamaz. (Kitap 3, bölüm 13)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 07-17-2008, 03:19 PM   #57 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

HEKİMLİK ÜSTÜNE

Bir hekimin, bir başka hekimin reçetesini, hiçbir şey eklemeden ya
da eksiltmeden kullandığını gören olmuş mudur dünyada? Bundan
anlaşılıyor ki hekimler ünlerini, dolayısıyla kendi yararlarını hastaların
yararından çok düşünüyorlar. Aralarında en bilgesi en eski çağda bir
hastaya bir tek hekimin bakmasını gerekli saymıştı; çünkü o hekim
başarılı olmazsa, bir tek adamın yanlışı bütün hekimlik sanatına
yüklenecek kadar büyütülmez; başarılı olursa da, tersine, onur payı
daha büyük olur. Çokluk oldukları yerde hem mesleklerini gözden
düşürürler, hem de yararlı olmaktan çok zararlı olurlar. Hekimlik
biliminin büyükleri arasında hiç bitmeyen ve yalnız çok kitap
okuyanlarca bilinen anlaşmazlıkla yetinmemeleri, besleyip
sürdürdükleri görüş ayrılıklarını ve değişkenliklerini üstelik halka
göstermeleri gerekirdi.

Hekimlikteki eski çatışmaya bir örnek ister misiniz? Hierophilos
hastalıkların öz kaynağını safra ve benzeri akıtlarda görür Erasistratus
kırmızı kanda; Asmlepiades gözeneklerden geçen görünmez
atomlarda; Alkmeon beden unsurlarının eşitsizliğinde ve aldığımız
havanın niteliğinde; Strato aldığımız besinin çokluk, çiğlik ve
bozukluğunda; Hippokrates ruhlarda. Hekimlerin dostu ve benden iyi
bildikleri Plinius bu konuda sesini yükselterek der ki:
Yararlanacağımız bilimlerin en önemlisi, yaşamamızı ve sağlığımızı
korumakla görevli bilim, ne yazık ki, bilimlerin en kararsızı, en
bulanığı, en çok değişmelere uğrayanıdır. Güneşin yüksekliğinde ya
da astronomi kestirmelerinin bir rakamında aldanmanın büyük bir
tehlikesi yoktur ama tüm varlığımızla ilgili olan bu alanda, kendimizi
bunca ters rüzgarların esintisine bırakmak akıl karı değildir.

Peloponez savaşından önce bu bilimden pek söz edilmezdi;
Hippokrates ün sağladı ona. Onun ortaya koyduğu her şeyi
Khrysippos alt üst etti. Sonra Erasistratus, Aristotelles'in torunu,
Khrysippos'un bütün yazdıklarına karşı çıktı. Onlardan sonra gelen
Deneyciler bu sanatı uygulamakta bambaşka bir yol tuttular. Bu
sonuncuların ünü azalmaya başlayınca Herophilos bir başka hekimlik
getirdi ki, Asklepiades de onu yıpratıp yıktı. Derken, ardı ardına,
Themison'un, Musa'nın görüşleri geçerlik kazandı, daha sonra
Messalina'ya yakınlığıyla ünlü Vexius Valens'inkiler. Hekimlik
imparatorluğu Neron zamanında Tessalus'un eline geçti, o da
kendisinden önce geçerli olan her şeyi yıktı batırdı.
Onun öğretisini yıkan Marsilyalı Crinas bütün hekimliği yeniden
yıldızların devinimlerine bağladı, yemeyi, içmeyi, uyumayı Ay'ın ve
Merih'in keyfine göre ayarladı.

Onu yıkıp yerine geçen yine Marsilyalı Charinus oldu. O da, eski
hekimliğe saldırmakla kalmayarak, halkın yüzyıllardır alışkın olduğu
sıcak sularla tedavi yolunu değiştirdi. Kışın bile herkesi soğuk sularla
yıkatıyor, hastalarını herhangi bir derenin sularına sokup çıkarıyordu.
Plinus'un zamanına kadar hiçbir Romalı henüz hekim olmaya tenezzül
etmemişti; bu işi yabancılar ve Yunanlılar görüyordu; nasıl ki biz
Fransızlar arasında da Latinciler görmektedir; çünkü, der bir büyük
hekim, dilinden anladığımız bir hekimliği, pek tutmayız kolay kolay;
kendi elimizle toplayacağımız otların şifalı olabileceğine de pek
inanamayacağımız gibi. Bizde bulunmayan bazı otları kendilerinden
aldığımız uluslarda hekimler varsa, onlar da kendi topraklarında
yetişmeyen bizim lahana ve maydanozlarımızı, aynı tuhaflık, nadirlik
ve pahalılık dolayısıyla kimbilir ne şifalı bulurlardı; çünkü o kadar
uzaktan, türlü zorluklar ve tehlikeler göze alınarak getirilen şeyleri
kim küçümsemeye kalkabilir?

Hekimlikteki eski değişmelerden sonra bize kadar daha niceleri oldu;
çoğu kez de kökten ve toptan değişmeler zamanımızda Paraselsus'un,
Fioravanti'nin, Argenterius'unkiler gibi. Duyduğuma göre onlar
yalnızca reçeteleri değil bütün hekimliğin özünü ve düzenini baştan
başa değiştiriyor, kendilerinden önceki hekimleri bilgisizlik ve
gözboyacılıkla suçlandırıyorlarmış. Zavallı hastanın durumu üstünde
düşünmeyi size bırakıyorum! (Kitap 2, bölüm 37)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:19 PM   #58 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

İNSANIN İSTEKLERİ

Budalalığımızın başka belirtileri arasında şu da unutulmamalı: İnsan,
istekleri yüzünden kendine gerekli olanı bulamaz; bir şeyin tadına
vararak değil, hayal ve hevese kapılarak, mutlu olmak için neye
muhtaç olduğumuzu kestiremeyiz. Düşüncenizi keyfince kesip
biçmeye bıraktınız mı, kendine göre olanı özleyip rahat edemez:

Quid enim ratione timemus

Aut cupimus? quid tam dextro pede concipis, ut

Conatus rion paenitat votique (Juvenalis)

Korku ve istekler ne zaman akılla geldi?

Bunca güvenle hangi hayali kurarsın ki

Sonunda pişman olmayasın?

Sokrates onun için tanrılardan yalnız kendisine yararlı
olacağını bildikleri neyse onu dinlermiş. Lakedemonyalılar
birlikte ve ayrı ayrı yaptıkları duada kendileri için iyi ve güzel
şeyler diler, bunların seçilmesini tanrıların keyfine bırakırlarmış:

Conjugius petimus partumque uxoris, at illi

Notum qui pueri qualisque futura sit uxor. (Juvenalis)

Biz bir kadın ve çocuklar isteriz, ama onlar

Bilir kadının ve çocukların ne olacağını.

Hıristiyan, Tanrı'nın dilediği olsun diye dua eder; çünkü Kral
Midas'ın şairlerce uydurulan durumuna düşmek istemez. Bu kral;
tanrılardan, her dokunduğunun altın olmasını istemiş. Duası yerine
getirilmiş: Şarabı altın olmuş, ekmeği altın, yatağının kuş tüyleri altın,
gömleği, hırkası altın. Böylece, kavuştuğu isteğinin ağırlığı altında
ezilmiş, dayanılmaz bir bolluğa gömülür olmuş. O zaman dileğinin
tam tersini dilemiş tanrılardan.

Attonitus novitate mali, divesque miserque.

Effugere optat opes, et quae modo voverat, odit. (Ovidius)

Şaşmış bu yeni belaya: hem zengin olmuş hem yoksul;

Kurtulmak istemiş, istemez olası bu hazineden.

Kendimden de bir şey anlatayım. Gençliğimde en çok istediğim şey
Saint-Michel Şövalyesi olmaktı; çünkü o zamanlar bu şövalyelik
Fransız soyluları arasında pek az kişinin ulaşabildiği en büyük onur
payesiydi. Kader bu isteğimi tuhaf bir şakayla yerine getirdi. Ona
ulaşmak için beni yerimden kaldırıp yükseltecek yerde, daha da
cömert davranarak sanki, o onuru ucuzlatıp alçalttı, benim
omuzlarıma; daha da aşağılara kadar indirdi!

Kleobis'le Biton, Trophonius'la Agamedes, ilk ikisi Tanrıçalarından,
son ikisi tanrılarından, dindarlıklarına en uygun ödülü dilemişler ve
gördükleri ödül ölüm olmuş; o kadar ayrıdır çünkü tanrıların görüşleri
bizimkilerden! (Kitap 2, bölüm 12)

İNSAN BİLGİSİ

Alçak gönüllüğünün başka bir çeşidi vardır ki; kendini yüksek
görmekten gelir. Birçok şeylerde bilgisizliğimizi kabul ederiz, akıl
erdiremediğimiz taraflar olduğunu edebimizle açığa vururuz. İsteriz ki
bizi dürüst namuslu adam bilsinler ve başka şeyleri bildiğimizi ileri
sürdüğümüz zaman inansınlar bize. Anlaşılmaz şeyleri, mucizeleri
uzakta aramaya ne gerek var, her gün gördüğümüz şeyler arasında
öyle anlaşılmaz gariplikler var ki; mucizeler oyuncak kalır onların
yanında. Bizi dünyaya getiren tohum, o bir damla akıt ne müthiş
şeydir. İçinde babamızın yalnız beden biçimi değil, duyguları,
düşünceleri, eğilimleri bile var. Bu bir damla su bunca halleri
neresinde saklıyor? (Kitap 2, bölüm 37)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:20 PM   #59 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

DİL ÜSTÜNE

Düşünce ve sanat adamları sözleri ve yazılarıyla dile değer
kazandırırlar. Bu işi, dile yenilikler getirmekten çok onu bükmek,
olanaklarını çoğaltmak, gücünü artırmak yoluyla yaparlar. Yeni
sözcükler getirmezler. Onları zenginleştirirler, anlamlarını ve
kullanımlarını, sağlamlaştırır, derinleştirirler onlara alışılmamış bir
çeşni verirler; ama bunu da dört bir yanı düşünerek, ustalıkla yaparlar.
Zamanımızın yazarlarına bakınca herkesin harcı olmadığı anlaşılıyor
bu işin. Herkes gibi konuşmayı küçümseyerek cüretli işlere
girişiyorlar. Ama hünersizlik ve zevksizlik yüzünden yaya kalıyorlar.
Ortaya bir sürü zoraki tuhaflıklar; soğuk, anlamsız yapmacıklar
çıkarıyorlar, bunlar anlatılmak istenen şeyi yükseltecek yerde
alçaltıyor. Yenilik oldu mu bayılıyorlar.

İşe yarayıp yaramadığı umurlarında değil. Yeni bir sözcük
kullanmak isteğiyle eskisini atıyorlar, çoğu kez de attıkları sözcük
yenisinden daha kuvvetli, daha diri duruyor.

Dilimizde zengin olanaklar görüyorum; ama onu pek az işlemişiz.
Avda ve savaşta kullandığımız kaba dille neler yapılmaz; dilden bol
bol sözcük alabiliriz. Konuşma dilinin deyimleri otlar gibi yer
değiştirdikçe daha gürbüz, daha bereketli oluyor.

Dilimiz zengin olmasına zengin ama, daha fazla kıvraklık ve
sağlamlık ister. Çok yerde coşkun bir düşünceyi kaldırmıyor. Sıkı bir
yürüyüşe geçtiniz mi, dil gevşeyip kalıyor. O zaman Latince'ye yahut
Yunancaya başvurmak zorunda kalıyorsunuz. Halkın ağzındaki
sözcüklerin gücünü biz kolay kolay göremiyoruz. Çünkü orta malı
olarak kullanıla kullanıla bu sözcükler ayağa düşmüş, güzellikleri
bayağılaşmış. Nice değerli sözler, güzel benzetmeler vardır ki halkın
ağzına düştükten sonra, zamanla renkleri bulanmış, güzellikleri
solmuştur. Ama burunları koku alanlar bu deyimlerin tadına varırlar,
onları ilk kez söylemiş olanların değeri de yere düşmekle kaybolmaz.
Bilimler de her şeyi pek fazla inceltiyorlar; herkesin bildiği doğal
yoldan çıkarıp, bambaşka ve yapmacıklı bir kılığa sokuyorlar. Bizim
evde uşaklık eden delikanlı aşkın ne olduğunu biliyor, içinde de
yaşıyor. Ona Leon Hebreu'yü, Ficin'i okuyun. Bu adamlar ona
kendinden, kendi düşüncelerinden, kendi yaptığı işlerden sözedecekler
ve o, hiçbir şey anlamayacaktır bunlardan. Aristo'yu okurken
onda benim duyduğum, yaşadığım şeyleri tanımaz oluyorum.
Her şey okulun gerektirdiği bir kılığa bürünüyor. Bundan ne
kazanılıyor bilmem! Ben olsam onlar gibi doğayı sanatlaştıracak
yerde sanatı doğallaştırırdım.
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:20 PM   #60 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

KİTAP VE YAŞAM

Ne yaparsınız bu adamlara: yazılı olmayan lafı dinlemezler, kitaba
geçmedikçe sözlere inanmazlar, gerçeğe sakallı olmadıkça kulak
vermezler. Budalalıklar yazı kalıbına döküldü mü bir ciddilik
kazanıyor. Bir yerde duydum, derseniz olmaz. Bir yerde okudum,
diyeceksiniz. Ben insanların sözleriyle yazılarını ayırdetmediğim için
konuşurken yapılan yanlışların yazarken de yapıldığını bildiğim,
zamanımıza eski zaman kadar değer verdiğim için bir dostun
dediklerine büyük bilginlerin sözleri kadar değer veriyorum; kitaplar
kadar kendi gördüklerimden de yararlanıyorum. Onlar der ki: Erdem
uzamakla daha büyük olmaz. Ben de derim ki: Gerçek, ihtiyarlamakla
daha akıllı olmaz. Hep söylerim: Örneklerimizi yalnız yabancılardan
ve kitaplardan almak budalalıktır. Örnek bakımından zamanımız
Homeros ve Platon zamanından daha az zengin değildir. Ama
çoğumuzun istediği doğru söz söylemek değil, bilgiçlik taslamaktır.
Sanki Plotin yahut Vascossan'ın dükkanından getireceğimiz tanıtlar
kendi köyümüzden getireceğimiz tanıtlardan daha soyluymuş gibi.
Gözümüzün önünde olup bitenleri, yararsız eklentilerden ayırıp
belirtmeye, düşüncelerimizi onlar üzerinde işleyip değerlerini
meydana çıkarmaya gücümüz yetmiyor. (Kitap 3, bölüm 13)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Michel Eyquem de Montaigne, MÊVAN Biyografi 0 05-07-2008 06:28 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:55 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved