DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Hikayeler, Denemeler
Anasayfa Kayıt ol

Hikayeler, Denemeler Hikayeler, Denemeler burada verilecektir.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-17-2008, 03:24 PM   #86 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute


Standart

EFENDİLER VE UŞAKLAR

Platon'un bir öğütü hiç hoşuma gitmez: Kadın olsun, erkek olsun
hizmetçilerinizle şakalaşmadan, senli benli olmadan, hep bir efendi
ağzıyla konuşmalıymışız. Benim aklım buna ermedikten başka, servet
üstünlüğüne öylesine önem vermek hiç de insanca ve haklı bir
davranış değil. Uşaklarla efendiler arasındaki ayrılığın daha az göze
battığı yerde daha adaletli bir düzen vardır bence. (Kitap 3, bölüm 3)

PEŞİN VE KESİN YARGILARA KARŞI

Ben ağır anlayışlı, biraz da elle tutulur, olağan şeylerden yanayımdır;
onun için de eskilerin şu dedikleri bana dokunmaz:

Majorem fidem homines adhibent üs quae non intelligunt.

İnsanlar anlamadıklarına daha çok inanırlar.

Cupidine humani, ingenii libentius obcura creduntur. (Tacitus)

İnsan kafası öyledir ki kendisine karanlık gelene daha kolay inanır.

Biliyorum kızıyorlar bana; şüphe etmemi yasaklıyor, şüphe edersem
ağır küfürler savuruyorlar. İnandırmanın yeni bir yolu da bu. Ama,
Tanrıya şükür, benim inancım yumrukla değiştirilecek cinsten
değildir. Görüşlerini yanlış olmakla suçlayanlara çatsınlar. Ben
görüşlerini sadece anlaşılması zor ve cüretli olmakla suçluyorum.
Karşı görüşü ise, onlar kadar azgınlığa varmadan ben de tutmuyorum.

Videantur sane, ne affirmentur modo (Cicero)

Olabilir desinler, ama olur demesinler.

Düşüncelerini kafa tutarak, buyruklar vererek ortaya koyanlar
akıldan yana güçsüz olduklarını belli ediyorlar. (Kitap 3, bölüm 11)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 07-17-2008, 03:24 PM   #87 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

BİLMEDİĞİNİ SÖYLEYEBİLME

Dünyadaki birçok kötülükler, daha cüretle söyleyelim, dünyanın
bütün kötülükleri, bizi bilgisizliğimizi açığa vurmaktan kaçınmaya,
reddemediğimiz şeyi kabul etmeye alıştırmalarından geliyor. Her
şeyden bilgiçce ve kesinlikle söz ediyoruz. Roma'da bir adet varmış:
Bir tanığın gözleriyle gördüğünü söylediği ve bir yargıcın en kesin
bilgiyle ortaya koyduğu şeyden bile, bana öyle geliyor ki, diye söz
edilirmiş. Olabilecek şeyleri bana hiç şaşmazmış gibi yutturmaya
kalktıkları zaman o şeylere karşı nefret uyandırıyorlar bende.
Önerilerimizin, küstahlığını yumuşatan şu sözleri severim ben:
Olabilir ki, kimi yerde, kimisi, derler ki, sanırım benzeri sözleri.
Çocukları eğitecek olsam, kestirip atarca değil şöyle sorarca karşılık
vermeye alıştırırdım onları: Ne demek bu? Bundan anlamam,
olabilir, doğru mu? On yaşında bilginler gibi konuşacaklarına
altmış yaşında öğrenci gibi kalsınlar. Bilgisizlikten kurtulmak
isteyenin onu açığa vurması gerekir. İris, Thaumantis'in (aydınlık
şaşkınlığın) kızıdır. Şaşma bütün filozofinin temeli, soruşturma
gelişmesi, bilgisizlik son aşamasıdır. Bilgisizliğin öylesi vardır ki
yücelik ve cömertlikten yana bilimden aşağı kalmaz; o bilgisizliği
kavramak için de bilimi kavramak için gerektiği kadar bilim ister.
(Kitap 3, bölüm 2)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:24 PM   #88 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

BÜYÜKLÜK VE İNSANCALIK

Şana şerefe ermenin en kestirme yolu şan şeref için yaptığımızı kendi
vicdanımızın buyruğuyla yapmaktır. Büyük İskender'in değeri bence,
o parlak yaşayışı içinde Sokrates'in düşkün ve sönük bir yaşayışı
içindeki değeri yanında bir hayli cılız kalıyor. Düşüncem Sokrates'i
İskender'in yerine koyabiliyor rahatlıkla, ama İskender'i onun yerinde
düşünemiyorum. İskender'e ne yapmasını bildiğini sorsalar: Dünyaya
boyun eğdirmesini bilirim, der; Sokrates ise insan yaşantısını doğal
niteliğine uygun olarak yönetmesini bildiğini söyler. Bu bilim daha
ağır basan, daha saygın bir bilimdir. Ruhun değeri yükseklere
çıkmasında değil, düzenli olmasındadır.

Ruhun büyüklüğü büyük yerlerde değil, gösterişsiz yerlerde çıkar
ortaya. Onun için bizi içimize inerek yargılayanlar ünlü eylemlerimize
pek önem vermezler, bunların aslında çamurlu ve batak bir dipten
fışkırmış pırıltılı su serpintileri olduğunu görürler. Bizi parlak
görünüşümüze göre yargılayanlar ise içimizin de aynı parlaklıkta
olduğunu sanırlar, onları şaşırtan ve görüşlerini aşan başarı güçlerini
halkın ve kendilerinin güçleriyle bir arada düşünemezler. Bir işçinin
helaya gitmesini, karısıyla yatmasını düşünmek olağan gelir de
bize, gösterişli ve bilginliğiyle saygınlık kazanmış bir koca başbakanı
o durumlarda düşünmeyi yadırgarız. O yüksek tahtlarda oturanlar
yaşayacak kadar alçalamazlar gibi gelir bize. (Kitap 3, bölüm 2)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:25 PM   #89 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

KENDİ ZENGİNLİĞİMİZ

Biz kendimiz sandığımızdan daha zenginizdir; ama bizi her şeyi
başkalarından almaya, dilenmeye alıştırıyorlar. Kendimizden çok
başkalarından yararlanacak biçimde yetiştiriyorlar bizi. İnsan hiçbir
şeyde gerek duyduğu kadarıyla yetinmiyor. Ne şehvette, ne servette,
ne devlette kollarını kucaklayamayacak kadar açmaktan alabiliyor
kendini; açgözlülüğü ılımlı olamıyor bir türlü. Bilme merakı da aşırı
gidiyor bence insanın: Başaramayacağı kadar, gereğinden fazla iş
alıyor üstüne, bilginin yararını konusu kadar genişleterek.

Ut omnium rerum sic litteram quoque intemparatis laboramus.
(Seneka)

Her şeyde olduğu gibi okuma çabasında da ölçüyü aşıyoruz.

Tacitus, oğlunun aşırı bilim oburluğunu dizginleyen Agricola'run
anasını övmekte haklı öyle bir nimet ki bu, sağlam gözlerle bakılırsa,
insanların bütün nimetlerinde olduğu gibi onda da doğal olarak bir
hayli gereksizlik, güçsüzlük bulunduğu ve pahalıya da mal olduğu
görülür.

Bilim edinmek, et ya da balık satın almaktan çok daha netametli bir
şeydir. Çünkü satm aldığınız nesneyi bir kaba kor eve getirirsiniz; ne
mal olduğunu yakından da görebilir, ne kadarını ne zaman
yiyeceğinizi düşünürsünüz ama bilimler öyle mi ya? Ruhumuzdan
başka bir kaba koyamıyoruz onları. Satın alır almaz yutuyoruz;
çarşıdan zehirlenmiş ya da değişmiş olarak çıkıyoruz. Öyle bilimler
var ki kafamızı besleyecek yerde engel ve yük oluyorlar bize, öyleleri
de var ki iyileştirecek yerde öldürüyorlar bizi. (Kitap 3, bölüm 12)

Halkı bir tek insan, bir tek insanı bütün halk gibi gör. (Kitap 1, bölüm 39)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-17-2008, 03:25 PM   #90 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

TÜRK ORDULARINDAKİ DİSİPLİN

Askerlerin düşmandan çok komutanlarından korkmalarını isteyen o
eski ahlak ne oldu? Şu güzelim örneğin benzeri nerde: Bir elma ağacı
Roma ordusunun kamp kurduğu bir yerin ortasında kalmış da ertesi
gün ordu çekilip giderken olgun, nefis elmaları bir teki eksilmeden
sahibine bırakmış. İsterdim ki gençlerimiz vakitlerini pek yararlı
olmayan gezintiler ve pek onurlu olmayan uğraşlarla geçirecek yerde
biraz gidip yaman bir Rodoslu kaptanın bir deniz savaşını nasıl
yönettiğini, biraz da Türk ordularındaki disiplini görsünler. Çünkü
bizimkinden çok ayrı ve çok üstün onlardaki disiplin. Bizim
askerlerimiz seferde eskisinden daha uygunsuz, sorumsuz, Türk
askerleriyse tersine daha ölçülü, daha çekingen davranıyorlar.
Çünkü, onlarda, barış zamanı fakir rahatsız etmek, malını çalmak
birkaç kötek cezasıyla geçiştirildiği halde, savaşta en ağır cezaları
görüyor. Parasını vermeden bir tek yumurta almanın cezası tam elli
sopa. Onun dışında, karın doyurmayan, az ya da çok değerli herhangi
bir şeyi çalanlar hemen kazığa geçiriliyor ya da başları kesiliveriyor.
Fatihlerin en zalimi olan Selim üstüne yazılanları okurken şaştım:

Mısır'ı aldığında Şam şehrini bolluk ve güzellikle saran eşsiz
bahçelere askerlerinden hiçbirinin eli değmemiş; hem de kapalı değil
açık oldukları halde. (Kitap 3, bölüm 12)
__________________
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Michel Eyquem de Montaigne, MÊVAN Biyografi 0 05-07-2008 06:28 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:31 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved