Bocalayan seyir defteri
Bir okyanus oluyor yaşam ve ben yüzme bilmeyen acemi bir çocuk. Çırpınıyor sularla boğuşuyorum. Sonrası karanlık, sonrası devasa bir yalnızlık, sonra sen geçiyorsun o karanlıktan sessiz sakin dönüp bakmadan, öylece yangın yerine dönüyor zaman kendini yeni bir güne armağan ederken. Bir bile bilsen, bir anlaya bilsen, yâda ben anlata bilsem, yâda ben anlaya bilsem, yaşamın içerisindeki yaşamsızlığı.
………………Atan bir kalp var elbette ki, bozuk bir saatin titrek ritmi gibi. Dönüp dolaşırken sıradanlaşıyor, tekrarlaşıyor, çoğu zaman anlık ve çoğu zamanda süresizleşiyor. İçim buruk, içim çok katı sana değil isyan; kendime içimdeki huzursuzluğa, ben bende değilim artık. Gözlerin, sözlerin seni tamamlıyor, orantılayamıyor duygunu, düşünceni tamamlayamıyor, isyan ediyorum. Farklısın diyor, yabancısın diyor bendeki bene. Nereden düştün bu yaşama ve bu kente, tutarsızca bir soru yumağına dönüşüyor beynimin en ince ayrıntıları. Sorulara cevap olamıyor sözcükler, kelimeler nefesim kesiliyor, yüreğim daralıyor, artık bitsin diyorum bitsin ve sonlansın.
Bitmiyor, tükenmiyor aksine yenileniyor ve tekrarlaşıyor. Bir mum ışığının seyrine dalıyor gözlerim, uzun uzun anlamsızca dalıyor, anıyor, soruyorum nerede diye! O burada; peki sen neredesin? diyor; bilmiyorum. Bir oyuna dalış yaptım içinden çıkamadım sanırım diyorum! Kötü bir oyun olsa gerek, çünkü o oyunda kendimi, benliğimi kaybettim. Gazetelere ilan vermem gerekiyormuş benliğimi kaybettim hükümsüzdür diye. Gülüp geçiyorum. Çünkü bana Hayri olmayan benliğimin kime ne şekilde bir hayrı olacak. Kim sahiplene bilir. Kim acı ve ızdırapla bütünleşmek isteyebilir. Var mı öyle biri? Yaşıyor mu? Soruların ardı arkası kesilmiyor, onlarda isyanda, kendi çözümsüzlüğüyle bocalamaya devam ediyor.
İrkiliyor bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyorum, gözlerimi anlamsızca ovuyorum, meğerse bütün bunlar birer rüyaymış, uyurken gördüğüm anlamsız, karışık isim koymadığım bezirgânlaşan şeyler. Bilinçaltımın beynime yansıttığı bir takım şeyler desek buna daha doğru olur sanırım. Bak bu isim olabilir mesela biraz uzunca ama olsun en azından uyum sağladı. Belki de bunların tümü gerçeklerin ta kendisidir ve biz rüyadır diye kendimizi kandırmaya çalışıyoruz. İyi, hoş, güzel ama nereye kadar, ta ki ritmi bozuk saatin titrek tınısı olan yüreğimin pes edişine kadar mı? Pili var mı acaba? Biter mi peki? Yine sorular, cevapsızlıklar, bocalayan seyir defteri, rüyalar, kâbuslar, gerçek yaşam öyküleri ve yine ben ben.
alıntı
__________________
|