![]() |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür.
Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır; - Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun? Genç adam yanıtlar; - Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek. Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar; - Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var. Ne fark eder ki? Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatıp, şöyle der; - Onun için fark etti ama... Alıntı...
__________________ Konu zilan tarafından (05-22-2008 Saat 03:11 PM ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | ||||||||||
|
EFLATUN'A SORMUŞLAR
Eflatun'a iki soru sormuşlar. Birincisi; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nedir?" Eflatun tek tek sıralamış: - Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne varki çocukluklarını özlerler... - Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra sağlıklarını geri almak için para öderler... - Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar... - Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler... Sıra gelmiş ikinci soruya; "Peki sen ne öneriyorsun ?" Bilge yine sıralamış: - Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi "sevilmeye" bırakmaktır... - Önemli olan; hayatta "en çok şeye sahip olmak" değil "en az şeye ihtiyaç duymaktır". Alıntı...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
|
|
#3 (permalink) | ||||||||||
|
Fransa’da ağır işçilerin işleri hakkında ne düşündüklerini incelemek üzere araştırmayı yürüten bir görevli, bir inşaat alanına gönderilir.
Görevli ilk işçiye yaklaşır ve sorar: - Ne yapıyorsun? - Nesin sen, kör mü? diye öfkeyle bağırır işçi. Bu parçalanması imkansız kayaları ilkel aletlerle kırıyor ve patronun emrettiği gibi bir araya yığıyorum. Cehennem sıcağında kan ter içinde kalıyorum. Bu çok ağır bir iş ölümden beter. Görevli hızla oradan uzaklaşır ve çekinerek ikinci işçiye yaklaşır. Aynı soruyu sorar: - Ne yapıyorsun? İşçi cevap verir: Kayaları mimari bir plana uygun şekilde yerleştirebilmeleri için, kullanılabilir şekle getirmeye çalışıyorum. Bu ağır ve bazen monoton bir iş, ama karım ve çocuklarım için para gerekli, sonuçta işim var. Daha kötü de olabilirdi. Biraz cesaretlenen görevli üçüncü işçiye doğru ilerler. Ya sen ne yapıyorsun diye sorar. - Görmüyor musun der işçi kollarını gökyüzüne kaldırarak. Bir katedral yapıyorum. Sonuç: Bu hikayenin enteresan tarafı her üç işçinin de aynı işi yapıyor olmaları, görmeyi seçtiğiniz yol sizin tutumunuza bağlıdır. Bugün hava biraz bulutlu mu yoksa biraz güneşli mi? Güllerin dikeni mi vardır, yoksa dikenli dalların gülleri mi? Bardağın yarısı boşmudur, yarısı dolu mu? Yoksa bardak olması gerekenin iki katı büyüklüğünde midir? Seçim size ait... Alıntı...
__________________ |
||||||||||
|
|
|
|
|
#4 (permalink) | ||||||||||
|
SİYAH VE BEYAZ KÖPEKLER
Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. - "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat." - "Neyin simgesi" diye sordu çocuk. - "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları. Çocuk, sözün burasında; "mücadele varsa, kazananı da olmalı" diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: - "Peki" dedi "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?" Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa. - "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!" Alıntı..
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin zilan Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | Masumruya (05-22-2008) |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|