![]() |
|
||||||||
| Hikayeler ve Efsaneler İlginç hikayeler, sehir efsaneleri ve tarihe kadar uzanan meşhr efsaneler burada yer alacaktır. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Ölüm günlüğü....
Ölüm kokusu sarmıştı evin her yanını.Koku duvarlara çarpıyor,sinir bozucu bir şekilde yayılıyordu.Odada,salyalı sesler çıkaran 3 köpeğin acı acı ulumasını seyrediyordu dedektif,ölünün etrafında yas tutan 3 siyah köpeğin…Oda,korku filmlerinden çıkmış gibi korkutucu ve esrarengizdi.Dışarıdaki yeni gelmiş baharın şenliği içerdeki gizemli fırtınayı dindirmeye yetmiyordu.Dedektif,sanki kadının ruhu içine sinmişçesine ileri geri giden,sallanan sandalyenin yanındaki ahşap çekmeceli masaya yöneldi.Eskimiş eve sinmiş olan küf kokusuna karışan akıl almaz leş kokusuna dayanamıyordu artık. Çekmeceleri birbir açmaya çalıştı.Çekmecelerin çoğundan birtakım hastanelerden alınmış raporlar ve yerde yatan kadına ait olduğu anlaşılan fotoğraflar çıkıyordu.Raporların bir kısmı sinir hastalıklarıyla ilgili oldukça ciddi raporlardı.Birkaç göz gezdirmeden sonra kadının ağır bir sinir hastası olduğunu anladı dedektif.Üzerine gidilmemesi gerektiği,Aksi taktirde ağır travmalarla çevreye zarar verebileceği uyarısı düşülmüştü raporda.Daha alt çekmecelerde bir yığın ilaç kutusu göze çarpıyordu.Ve sonra yine fotoğraflar çıkıyordu dedektifin karşısına.Genelde 3 kişi vardı resimlerde:Genç,gözlerinin içi gülen,sarışın bir kadın;Bazı resimlerde Üzerindeki beyaz önlüğüyle dikkat çeken esmer bir adam ve 3-4 yaşlarında küçük bir çocuk…Bunlar sanki mutlu bir aile manzarasının görüntüleriydi. Bu ahşap ev ve Çekmecelerdeki eski fotoğraflar,belgeler ve birkaç mektup karmaşık ve gizemli bir hayatın tanığı gibiydiler.Odayı iyice karıştırmaya başladı dedektif.Gözlerinde merak ve üzerinde garip bi,r tedirginlik vardı.Birden çekmecenin yanına gözü takıldı.Kirlenmiş cildi yıpranmış bir defter buldu.Güzel bir el yazısıyla başlıyordu defter .Sonra giderek düzensizleşiyordu yazılar.Bu, eski bir günlüktü.Merakı daha da artmıştı şimdi dedektifin.Belgeleri toparladı,fotoğraflarla birlikte çantasının içine koydu.Araştırmayı kendi sürdürecekti.Odadaki çürümüş et kokusuna daha fazla dayanamayacağını anladı dedektif ve cesede baktı bir an .Güzel bir kadındı.Vücudunda yer yer kesik izleri göze çarpıyordu.Ölüm kadında tehlikeli bir gülümseme bırakmıştı sanki.Kuduz bir köpeğin öldükten sonra dinginleşmiş haline benzer bir rahatlık vardı yüzünde.Cesedi torbaya koydular.Bir sırrın kokusu kalmıştı artık yalnızca taşınan cesedin ardında. Dedektif kendi evine geç saatlerde döndü.Ylnız yaşıyordu.Hyatını cinayetler ve arkalarındaki sır perdeleriyle boğuşmakla geçirmiş ve velenmeye vakit bulamamıştı.Şimdi kendi kuytusunda kendince soru işaretleriyle dolu cineyet bilmecelerini çözmekle uğraşıyordu. Ddektif o gece dosyayı inceledi.Günlükte hiçbir şey bulamamıştı.Maktulün adı Funda idi.1970 yılında İstanbul da doğmuştu.Daha 36 yaşında bir kadının böylesine yaşlı durmasının nedenleri ne olabilirdi?Başka kimsesi var mıydı?Dedektifin aklı tamamen karışmıştı,soru işaretlerine cevap bulmaya çalışıyordu. Bir müddet araştırmaya devam etti.Kısa bir süre sonra maktulün annesinin hayatta olduğunu öğrendi ve görüşme yapmak üzere yanına gitti.Epeyce yaşlıydı maktulün annesi.Yaşlı kadın ”Kızım!”dedi büyük bir iç burukluğu ileve sanki acı haberi beklercesin,umutsuzca baktı dedektifin yüzüne. Dedektif epeyce zorlandıktan sonra,öldüğünü söyledi kızının.Kadın bir an,gözleri öylece boşluğa mıhlanmış vaziyette donup kaldı.”Biliyordum”,diye mırıldandı boş gözlerle.Sonra gözlerinden iki damla yaş döküldü.Ve anlatmaya başladı öyküsünü dedektife: “O henüz 2 yaşındayken biz kocamla boşanmıştık.Hiçbir zaman baba sevgisi görememişti.Babasından nefret ederek büyüdü.O,diğer çocuklardan çok farklıydı.Hiçbir zaman arkadaşları gibi olamadı.Kimseyle konuşmuyordu.Odasına çekiliyor,kapısını kilitliyor ve hiç kimseye açmıyordu. 16 yaşına geldğinde durum iyice ciddileşmeye başladı.İlk dehşete kapıldığım anı dün gibi hatırlıyorum.Sabahlara kadar kızımın saçını okşayarak çaresizlik içinde ağlamıştım. Pazar günüydü evde yoktum.Kızım ise evde köpekle kalmayı tercih etmişti.Eve döndüğümde manzara dehşet vericiydi.Merdivenlerde kan lekeleri vardı ve kızımın çığlıkları geliyordu üst kattan.Merdivenleri telaşla çıkıp odasının kapısını açtığımda köpeği kanlar içinde didik didik edilmiş ve köşeye fırlatılmış bir şekilde gördüm.Benim kızımın elinde ise bıçak vardı,evet benim kızımın elinde… Tedaviye ihtiyacı vardı artık kesinlikle.Ve doktora götürmeye başladım.Kızımın ilerlemiş bir akıl hastası olduğunu öğrendim.Çok üzülmüştüm bu haberi duyunca.Ne yapmam gerektiğinin çaresizliği içine girmiştim.Hastalığının tedavisi mümkündü.Genç bir doktor üstlenmişti tedavasini.O,kızıma incitmeden yaklaşıyor,onunla konuşmaya çalışıyordu.Ama ne yazık kikızım bunların hiçbirine yanıt vermiyordu.Bbasına olan nefreti tüm insanlara soğuk davranmasına yol açıyordu.Ama doktor pes etmedi.Ve kazanmıştı.Artık kızım daha iyiydi,mutluyd,yavaş yavaş iyileşiyordu.Bir süre sonra doktorla evlendiler.Çok mutlu görünüyorlardı.:Hatta bir sene sonra kızları olmuştu.Evlilikleri gayet güzel gidiyordu.Bir gün kızlarını yanıma bırakıp tatile gittiler.Bir ay sonra döndüklerinde kızımın gözlerindeki sevincin yerini koca bir hüzün almıştı.Bitkin ve yorgundu.Onca tedavi boşuna gitmiş gibi geldi bana.Kocasını sordum,dondu kaldı.Sadece o kadar… İki hafta sonra da ağlayarak yanıma geldi.Kocasını kaybettiğini haykırıyordu devamlı.Söylediğine göre bir akşam evden çıkmış ve bir daha hiç haber alınamamıştı.Hüznü bile korku vericiydi.Biz onu bulamadık,kimse bilmiyordu.O gün bu gündür kayıp.Kızım ise bir kez daha o çılgın hastalığa mahkum olmuştu.Artık kendine engel olamıyordu.Evinin içine adeta kendini saklamıştı.Dışarı çıkmıyor,kimseyle konuşmuyor,kızını bile görmeye gelmiyordu.Artık kendisine de zarar veriyordu.Bir keresinde kollarında kesikler görmüştüm.Demek sonunda…”dedi ve ağlamaya başladı yaşlı kadın.Dedektif,şaşkınlık,üzüntü ve merak içinde dinlemişti kadını ama yine de tüm soru işaretlerine cevap bulamamıştı.Doktora ne olmuştu,kadın eve neden kimseyi almıyordu,tatil dönüşü neler olmuştu,neden hastalığı tekrar başlamıştı? Maktulün evine bir kez daha gitmeye karar verdi dedektif.Ve evde kitaplıktaki katipların arasına sıkştırılmış bir defter daha buldu.Bu kitap gibi ciltli bir defter olduğundan kitapların arasında ilk bakışta dikkati çekmiyordu.İşte bütün soruları cevaplayan da bu defter oldu.Şöyle yazıyordu bir yerinde defterin: “Yalnızlık kan kokusu gibidir.Dinledikçe daha çok almak istersin kan kokusunu.Damarlarında yayılır önce.Ama dışarı çıkmalı kokmalıyım pıhtılaşmış kanı…”Dedektif ürperdi biden.Normal bir insan yazamazdı elbette bunları.Günlüğün başları genç doktorla tanışması,aşık olması ve evlenmesiyle ilgi iyimser cümlelerle doluydu.Birden değişiyordu cümleler daha sonra.Genç doktor eşini aldatıyordu ve genç kadın bunu günlerce ona fark ettirmeden intikam dolu bakışlarıyla izlemişti.Sayfalardan biride şöyle yazıyordu: “Yalnızım yine!Ve bu yalnızlık onun kanına muhtaç.Göz bebeklerim şahit oldu.Oo da babam gibi.Kanına susadı ve ben de susuzluğunu giderdim.Önce yanına sokuldum,hiç hissetmedi kendisini bekleyen sonu. Defalarca bıçak gidip geldi sırtında.Bunu hak etmişti.İçim hala rahat değil.Gözlerimde hala intikamın kalan parçalarını görebiliyorum.Onu parçalamalıyım.Kimse bulamamalı,her gün intikam almış gibi olmalıyım.Böylece yalnızlığımın akan kanını onun kanıyla dindirebilirim. Ve yer yer boşluklar karamalalar vardı günlükte ve kan damlaları.Bu bir vahşetti.Her gün yazılmamıştı,aralıklı olarak devam ediyordu günlük.Kriz geçirdiği günler olmalıydı ya da sadece susup kaldığı günler.Kocasını öldürüp onu paçalara ayırdığını yazmıştı.Ve akşama kadar aç bıraktığı köpeklere yedirmişti bodrumda sakladığı her paçayı.Bu akıl almaz bir öç alma şekliydi.Son sayfaya,intiharından 2 gün önce şunları yazmıştı günlüğüne: Babamdan nefret ettim.Kocamdan iğrendim.Artık dayanamıyorum.Ölüm ölümü getirir.Tüm erkekleri idam etmeden kendimi infaz etmeliyim.Acı çekiyorum.Ölüm beni çağırıyor,intikamımı aldım.Gül bakalım sevgili eşim,Yaktığım kemiklerinle yeniden diril ve gül gülebilirsen!” Dedektif artık dayanamadı.Öfke ve telaşla attı defteri yanan şöminenin içine.Bunu neden yaptığını hiç anlayamadı… Sabah polis merkezine sadece hastane raporlarını ve resimlerle gitti dedektif.Araştırmanın detaylarını istemişlerdi ondan.O hiçbir şey yapmadı,yapsa da ne değişecekti.Herşey olduğu gibi kalmalıydı belki de.Korkutucu ve sırlı bir yaşam.Öç almanın hazzı.Bunlar polis tutanaklarında çokta bir anlam ifade etmiyordu.Bir şey bulamadığını söyledi.Dosyayı eline aldı ve intihar vakalarının arasına koydu bir daha açmamak üzere alıntı
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Elveda Hayat Merhaba Ölüm | Kawa SemsüR | Aşk ve Sevgi | 0 | 05-07-2008 01:48 AM |
| Vitamin Hapları Erken Ölüm Riskini Arttırabilir. | Rojhanali | Genel Sağlık | 1 | 05-06-2008 04:07 PM |
| Yeni Dogan Bebegin Günlüğü | rojhat_temo | Komik Yazılar, Fıkralar | 0 | 05-06-2008 12:07 AM |
| ÖlÜm Orucu Dİyaloglari | Bedirxan | Genel Kültür | 0 | 05-03-2008 07:16 PM |