DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Komedi, Eğlence, İlginç, Korku, Her Telden > İlginç ve Garip > İlginç Konular
Anasayfa Kayıt ol

İlginç Konular Birbirinden ilginç konular burada yer alacaktır.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-26-2008, 03:00 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow İşkence besleniyor...

İnsan hakları savunucularına göre, son yıllarda arttış gösteren işkence artık sokağa taştı. Gözaltında veya toplumsal olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısı 2007 yılında 9 iken, 2008 yılının ilk ayında bu rakam 8 oldu.
İnsan hakları savunucuları, işkenceye sıfır tolerans diyerek iktidara gelenlerin 6 yılda yarattığı işkence gerçekliğinin kaygı verici boyutlarda olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de işkencenin toplumsal şiddet kültüründen beslendiğine vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1997 yılında aldığı bir kararla BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin yürürlüğe girdiği gün olan 26 Haziran’ı İşkence Görenlerle Dayanışma Günü olarak ilan etmişti. Türkiye’de uluslararası konjonktüre paralel olarak özellikle çatışmalı ortamın tekrar yükseldiği son 3 yıldır işkence vakalarında önemli bir artış yaşandı. Türkiye’de işkence polisin 2007-2008 Newroz kutlamaları ve 1 Mayıs etkinliklerine yönelik gösterdiği aşırı ve orantısız güç kullanımı ile sokağa taşarken, geliştirilen milliyetçi ve şoven dalganın etkisiyle artan linç olayları ile de toplumsallaşma eğilimi kazanıyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) verileri de bu gerçekleri ortaya koyuyor. TİHV verilerine göre 2006 yılında işkence gördüğü iddiasıyla vakfa başvuranların sayısı 337 iken, 2008 yılının ilk 5 ayında bu sayı 203’e ulaşmış durumda. Gözaltında veya toplumsal olaylarda yaşamını yitirenlerin sayısı ise 2007 yılında 9 iken, 2008 yılının ilk ayında bu rakam 8 oldu.

‘İşkence sokağa taştı’

TİHV Yönetim Kurulu Üyesi Coşkun Üsterci, Türkiye’de özellikle 2008 Newroz kutlamalarının ve 1 Mayıs’ın ardından işkencenin sokağa taştığının açıkça bir şekilde görüldüğünü belirterek, devlet güçlerinin vahşice ve düşmanca olarak nitelenebilecek boyutta aşırı güç kullandığını söyledi. Bu tarz şiddet kullanımının Türkiye’deki muhafazakarlaşma ve otoriterleşme eğilimlerinin somut bir göstergesi olduğunu ifade eden Üsterci, “Bu durum işkenceyi yapanlarla mağdurların anonimleşmesine dolayısıyla da ‘işkencenin öznesizleşmesine’ yol açmaktadır. Bu ise bir yandan cezasızlığa, diğer yandan ise mağdurların damgalanmasına neden olmaktadır” dedi.

‘İşkence hala sistematik’

İHD Genel Sekreteri Sevim Salihoğlu da Newroz ve 1 Mayıs kutlamalarında hiçbir ayrım yapmadan uygulanan işkence ve işkencecilerin görevleri başında olmasının, gelinen noktayı açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Bunun kapalı mekanlarda hangi boyutlarda olduğunu düşünmek bile istemediklerini kayden Salihoğlu, Türkiye’de işkencenin hala sistematik ve yaygın olduğunu vurguladı.

‘TMY ve PVSK zemin hazırladı’

İşkenceyi Önleme Grubu’nun avukatlarından Aysun Koç, 2006 ve 2007 yıllarında yapılan Terörle Mücadele Yasası(TMY) ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu(PVSK) değişikliklerine dikkat çekti. Av. Koç, bu değişikliklerin ardından işkence vakalarında büyük bir artışın yaşandığını gözlemlediklerini söyledi. TMY değişiklikleriyle, suçların genişletildiğini ve koruma haklarının kısıtlandığını ifade eden Koç, “Bu kısıtlamalar işkence yasağı ile bağlantılıdır. PVSK ile de polise tanınan zor kullanma yetkisi genişletilmiştir. Bu da şiddet kullanan polisin ‘yasal yetkimi kulandım’ savunmasını yapmasına neden oluyor. Yasa, ‘polis görevini yapıyor’ savunması yapmak için yeni bir zemin hazırladı. Bu moral ortamının gözaltı birimlerinde nasıl bir etkisi olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı” dedi.

‘Sıfır olsa olsa AKP’nin notu’

İşkencenin önlenmesi konusunda AKP Hükümeti’nin herhangi bir adım atmadığına da dikkat çeken Av. Koç, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Toplum sindirilmeye ve daha fazla itaat altına alınmaya başlandı. İşkenceye sıfır tolerans diyerek iktidara gelenlerin 6 yılda yarattığı işkence gerçekliği bu. 26 Haziran’a buradan bakmak gerekiyor. BM İşkenceye Karşı Sözleşme’ye ek seçmeli protokol olarak alınan ve 2005 yılında Türkiye tarafından imzalanan bir sözleşme var. Bu sözleşme, alıkonma yerlerinin sivil ve bağımsız kurullar tarafından ziyaret edilmesi ve denetlenmesini öngörüyor. Ancak, AKP’nin bu konuda attığı bir adım olmadığı gibi, böyle bir gündemlerinin olmadığı da anlaşılıyor. Kısaca belirtmek gerekirse hem yürütme, hem de yasama erkini kullanan AKP’nin ‘sıfırla olan ilişkisini’ işkence sorunu üzerinden değerlendirmek mümkün değil. Sıfır, olsa olsa AKP’nin insan hakları dersinden aldığı başarı notu olabilir.” ‘Tanımı BM’ye göre yapılmalı’ İşkencenin önlenmesi konusunda bilimsel çalışmalar yürüten ve 2003 yılında Buca Cezaevi’nde çocuk tutuklulara yönelik işkence yapıldığını açıkladığı için hakkında dava açılan İnsan Hakları Derneği Onur Kurulu Üyesi Av. Nalan Erkem de tanımdan başlanması gerektiği kanısında. Erkem, Türkiye’nin 5237 Sayılı ceza kanununda yer alan dar işkence tanımının BM Zalimane ve Onur Kırıcı Davranışları Yasaklayan Sözleşmesi’ne uygun bir şekilde genişleterek değiştirmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

‘Temel kaynağı devlet politikalarıdır’

İşkence algılaması konusunda Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melek Göregenli ile birlikte yaptıkları bir çalışmada işkencenin kaynaklarından biri de toplumsal şiddet kültürü olduğunu gördüklerini de dile getiren Erkem, şöyle devam etti: “Şiddet sarmalı içinde toplumsallaşan bireyler ne yazık ki işkence vakalarını kanıksamış ve tepkisiz bir konumda bulunuyor. İkencenin asıl kaynağı devletin temel politikasıdır. Hükümetin sıfır toleranstan tolerans gösterir bir noktaya gelmiş olması ve tabi PVSK gibi yalan düzenlemelerle birlikte düşünüldüğünde işkencede yaşanan artışı açıklayabiliriz. Hükümet, devlet işkence yapanların adli ve idari soruşturulmasını sağlar ve bunun da takibini yaparsa işkencenin önlenmesi konusunda çok önemli bir yol kat edileceğini düşünüyorum. Devletin bu konuda irade göstermesi gerek.”


DİHA
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İşkence Ve İşkencecinin Psikolojik Profili Asmîn Genel Kültür 0 06-05-2008 05:05 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:35 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved