DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Komedi, Eğlence, İlginç, Korku, Her Telden > İlginç ve Garip > İlginç Konular
Anasayfa Kayıt ol

İlginç Konular Birbirinden ilginç konular burada yer alacaktır.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-01-2008, 07:20 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow Tarih ve Siyaset...

“Ve cellat uyandı yatağında bir gece
Tanrım dedi bu ne zor bilmece
Öldükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe”


Bildiğiniz gibi 10 Aralık 2006’da, Şili’nin eli kanlı diktatörü Augusto Pinochet öldü. Haberlerde Pinochet’nin öldüğünü duyduğumda, çocukluğumdan beri içimi acıtan bir Şilili sanatçının hazin hikayesini hatırladım. Bu yazımda sizinle o hikayeyi paylaşmak istiyorum.
Geçen yazımda İran’ın karanlık bir dönemine biraz yakından bakmıştık, bu yazıda da sizi Şili’ye götürmek istiyorum. Eduardo Galeano’nun deyimiyle “Latin Amerika’nın hançerine”...

Yıl 1973. 11 Eylül. Kahrolası Amerikan kültür emperyalizmi sayesinde 11 Eylül denince hemen ikiz kulelere yapılan saldırı canlanıyor hafızalarda. Oysa 11 Eylül 1973’ü çoğu kimse hatırlamıyor. Bu tarih, sanat adına çok hazin bir hikayeyi çağrıştırıyor bana. Victor Lidio Jara Martinez’in hikayesini.

1970 yılı Şili seçimleri, Şili için olduğu kadar dünya siyaseti adına da çok önemli bir dönüm noktasıydı. Çünkü 1970’te demokratik seçim yoluyla ilk sosyalist lider Salvador Allende (1903 – 1973) başa geçmişti. Peki neden bu kadar önemli Allende’nin başa geçmesi? ... Öncelikle yüzyıllardır ezilen halkına doğru bir politika izlemesi; örneğin toprak reformuyla köylüsünden yana durması, sonra çalışanına yüzde kırka varan iyileştirme yapması (Dünya tarihinde görülmüş şey değildi o zamana kadar) eğitime yaptığı yatırımlar, üniversitelerin özerk ve gerçek anlamda sosyalleşmesi adına kurdurduğu dernekler, korolar, sanat kulüpleri ... Ve en önemlisi Şili devletinin en önemli ekonomik üstünlüğü olan bakır madenlerinin özel mülkiyetten alınıp devletleştirilmesini gerçekleştiren Allende, halkının gözünde bir” yoldaş başkan”, bir kahraman olmuştu. Bu ilkbahar sevincini paylaşmayanlar da vardı tabi. Şili’nin bakır sanayicileri.



Şarkılara konu olmuş bir yönetimdir Allende’nin iktidarı. Unıdad Popular yani açılımıyla; Şili Sosyalist Partisi, Şili Komünist Partisi ve Şili Radikal Partisi’nin oluşturduğu sosyalist koalisyon cephesi olan Unıdad Popular (Halkın Birliği) dünya siyasetinde bir bomba etkisi yaptı. Demek ki, böyle halktan yana da olunabiliyormuş? Demek ki halkın birliği ülkeye huzur getiriyormuş ... Neyse, biz gerektiği kadar politik tarih bilgisini verdiğimize göre işi sanata taşıyalım.

Unıdad Popular’ın desteklediği Şilili bir müzik gurubu halkın zaferini bütün dünyaya duyurmak için kolları sıvamıştır o günlerde. Allende’ye, mücadelenin kazançlarına ve yoksulluğa karşı şarkılar söyleyen bu gurubun adı “İnti-İllimani” ’dir. Bu noktada yazıya yeni bir pencere açıp, gurubun sanat danışmanıyla sizi tanıştırmalıyım.

Adı Victor Lidio Jara Martinez. 23 Eylül 1932 doğumlu bir Şili kızılderilisi. Gitarını bir an bile yanından ayırmayan, gitarına aşık biri. Aynı zamanda üniversite (Universidad de Chile) tiyatro topluluğunda yönetmen olduğu gibi, üniversite korosunda da müzisyen ve solist. Bu korodan biraz söz etmeliyim. Koronun lideri Violetta Parra adında biri. Parra, İnka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle harmanlayıp yeni bir ses, yeni bir müzik türü oluşturmaya çalışıyor. (Daha sonra dünya, biraz çarpıtılmış da olsa bu yeni türe protest müzik diyecektir) Bu yeni türe, “Nueva Cancion” adını verir Parra. Ve zamanla en önemli temsilcisi genç solist Victor Jara olacaktır. Annesi düğünlerde cantadorluk* yapan Victor Jara ...

Şimdi hikayemize devam edelim. Allende’nin zaferini bütün dünyaya duyurmak için Avrupa turnesine çıkan İnti-İllimani turnenin İtalya ayağına hazırlanırken tarih 11 Eylül 1973’tür ve dünya basını Şili’de general Pinochet’in askeri darbe yaparak, Salvador Allende’yi devirdiğini ... Allende’nin Moneda Sarayı’nın (Başkanlık Sarayı) balkonunda elinde silahla çatışırken vurulduğunu bildiriyordu.

Pinochet, 11 Eylül 1973 Perşembe gecesi, Armas Meydanı’nda bulunan Moneda Sarayı’nı kuşatmış ve ülkede 17 yıl sürecek bir diktatörlüğün ilk hareketini gerçekleştirmiştir. Ardında CIA, dünyaca ünlü Amerikan iletişim firması ITT ve Şili bakır sanayisinin patronları vardır.

Sabah; sıkı yönetimin askerleri, ülkenin ilerici kabul edilen sanatçılarını, bilim adamlarını ve diğer direnişçileri sokakta insan avına çıkmış vahşiler gibi toplayıp, Estadıo Chile’ye (Şili Stadyumu) dolduruyordu. Sokaklar direnişçilerin cesetleriyle doluydu. Tanrı’nın adaletinin namlunun ucundaki mermiyle ölçüldüğü bu ilk birkaç gün çok kan döküldü. Darbenin ertesi günü Victor Jara üniversitede tutuklanıp stadyuma getirildi. Gitarı yine yanındaydı. Stadyum insan kaynıyordu. Jara’nın o gün yazdığı bir şarkıya dayanarak stadta en az 5000 kişinin olduğunu biliyoruz. Stadın en yüksek rütbeli subayı Albay Mario Manriquez Bravo, lideri Pinochet’in gözdelerinden biriydi. Kendi halkına ateş emri verdirecek kadar Pinochet’ci ...

Bir süre sonra halkın uğultusu yavaşça kesildi. 5000 kişilik stadta yalnızca güzel bir ses duyuluyordu şimdi. Bir şarkı ... Victor Jara, Sergio Ortega’nın o meşhur şarkısını söylemeye başlamış; ardından dalga dalga 5000 kişi hep bir ağızdan aynı şarkıya eşlik etmeye başlamıştı.
“Venceremos!
Kıralım zincirlerimizi!
Venceremos!
Zulme ve yoksulluğa paydos!”

Albay, 5000 kişinin aynı anda söylediği bu şarkıdan son derece rahatsız olmuş; havaya sıktırdığı mermilere rağmen, şarkının olanca gücüyle devam ettiğini görünce şarkıyı başlatanı yani Victor Jara’yı buldurtmuştu. Victor Jara askerlerin onu dövmesine aldırmadan şarkısına devam edince; önce dipçiklerle parmaklarını kırdılar, Venceremos’u söylemeye ıslıkla devam edince de dilini kestiler. Hırsını alamayan Albay Bravo, can çekişen Jara’nın bir kez daha gitar çalmasını engellemek için önce kollarını kestirir. Sonra da Jara’yı o halde herkesin görebileceği bir yere astırır. Stadyum bu vahşete tanıklık eder. Venceremos direnişin ve onurlu ölümün sembolü olmuştur artık.



Darbenin karanlık eli Jara’nın ve diğer yurtseverlerin acımasızca kanını dökerken Unidad Popular hükümetinin müzik alanındaki temsilcisi İnti-İllimani (Kuruluşu 1968) İtalya’da 400.000 kişinin katıldığı konserlerine çıkmak üzereydi. Konser, belki de İnti-İllimani’nin verdiği en heyecanlı, en ateşli konserdi. Konser değildi sanki, emperyalizme karşı bir ortak direnişin sesiydi sahneden yükselen ... Gurup, tüm dünyayı, gözyaşları içinde, Sergio Ortega’nın o ünlü dizeleriyle selamladı: “El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido” (Birleşen Halklar Ölümsüzdür). O günden sonra El Pueblo kanlı Şili askeri darbesini çağrıştıran lanetli bir simge olurken, dünya devrim mücadelesinin de sloganı haline geldi. Konser; El Pueblo’dan sonra, Allende’nin 1970 seçimlerindeki zaferi şerefine yazılan Şili sosyalistlerinin ünlü şarkısı Venceremos (Kazanacağız)’la sürdü. 400.000 kişinin aynı anda söylediği Venceremos dünyanın dikkatini Şili’nin üzerine yönlendirmeye yetti.

Turne 14 yıl sürdü. Gurup, ülkelerine ancak 18 Eylül 1988’de; yanlarına Sting, Bruce Springsteen, Tracy Chapman, Peter Gabriel gibi dünya müziğinin lider seslerini alarak dönebildi. Dönüş neredeyse bütün ülkenin katıldığı bir mitinge dönüştü. Hepsinin ağzında aynı şarkı: Venceremos!


Gurubun bir arzusu vardı. Jara’nın ve yaklaşık 5000 kişinin öldürüldüğü sanılan Estadıo Chile’de, Jara ve darbede öldürülen 35 000 kişinin anısına bir konser vermek ... Arzularını gerçekleştirdiler. Konseri Jara’nın bir şiiriyle başlattılar:

“Ne şarkı söylemek, ne de sesimiz güzel olduğu için ... Hayır, (elimizdeki) gitarın ruhu ve aklı olduğu için şarkı söylüyoruz ...”



İnsanlar birbirlerine hep aynı şeyi soruyordu. “Bunca kanın karşılığı yok mu? Bu stadyumda öldürülen kardeşlerimiz askeri uçaklarla taşınıp, okyanusa atıldılar. Victor Jara’nın, Şili’nin inanmış çocuğunun kolsuz ve dilsiz cesedi dört gün sonra bir sokakta, çöp tenekesinin dibinde bulundu. Bu kan lekesini temizlemek için ne bekliyoruz?” (Uçaklarla okyanusa ceset atma operasyonunun adına Condor Operasyonu demişti Pinochet.) Ardından şarkılarına devam ettiler. Sanki halkın sanatçılarını yok etmek için halkı da yok etmek gerek, der gibiydiler

Ölenler, öldüğüyle kalmadı.

1994’te Jara adına bir vakıf kurdu karısı. (Fundacion Victor Jara) Ve öldürülmesinin otuzuncu yılında 2003 eylülünde, vahşice öldürüldüğü Estadıo Chile stadyumunun adı Estadıo Victor Jara olarak değiştirildi.



Peki Pinochet ve cuntacıların durumu ne oldu, merak ediyor musunuz? Pinochet, 10 Aralık 2006’ta Santiago’da bir hastanede öldü. Şu an iktidarda olan Şili hükümetinden kimsenin cenazeye katılmayacağı ve Şili’de resmi bir devlet töreni yapılmayacağı açıklandı. Aile yakınları, Pinochet’in mezarının olmayacağını çünkü mezarının tahrip edilme ihtimaline karşı cesedinin yakılacağını bildirdiler basına ... (Bu ara unutmadan, ilk kez ülkesinden ayrılıp gittiği İspanya’da yargıç Baltazar Garzon tarafından “insanlık suçu işlemekle” tutuklanması adına dava açılmıştı Pinochet’e.)

Peki stadyum celladı Albay Bravo’ya ne oldu? O yurtdışına çıkamadı ve ülkesi Şili’de yargıç Urrutia tarafından katliamla suçlanarak yargılandı.
Tarih, Victor Jara’dan ve ölen yaklaşık 35.000 Şililiden özür diledi bir çeşit ... O vahşet günlerinden sağ çıkmayı başarmış yaklaşık 28.000 kişiyse; yeni Şili hükümetinin doksanlı yıllarda kurdurduğu “Gerçekleri Bulma Komisyonu”nun raporuna dayanarak, ömür boyu maaşa bağlandı.





Diktatörler ve sanatçılar tarihin her diliminde karşı karşıya geldiler. Hitler faşizminden kaçan Walter Benjamin, İspanya sınırında Gestapo’nun eline düşmemek için, siyanür içerek kendini öldürmedi mi? Ya da Lorca’nın katili İspanyol faşisti Franco 1936’da öldürttüğü Cumhuriyet ordusunda yüzbaşı olan Juan Rodriquez Lozano’nun torununun, şimdi İspanya başbakanı Juan Rodriquez Zapatero olmasını engelleyebildi mi? Ya da eğer 1985’te yurtdışı çıkış vizesi verilseydi kurtulacak olan büyük müzisyen Ruhi Su, dolaylı olarak öldürüldüğünde onun sesi yeryüzünden silindi mi? Ya da 02 Temmuz 1993’te, 22 yaşındaki Hasret Gültekin ve diğer 37 sanatçı Sivas Madımak Oteli’nde yakıldı diye onları unuttuk mu?

Diktatörler lanetle anılır. Hitler, Mussolini, Franco, Pinochet ... Yazık ki hiçbiri yargılanamadan geberip gittiler.


alıntı..
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 08-02-2008, 10:09 AM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Generalekî tırsonek...
Mesajlar: 1.085
Üye No: 105
Tecrübe Puanı: 28
Rep Puanı : 2560
Rep Derecesi
cıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond reputecıwann has a reputation beyond repute
Standart

wey saxbı aydıl....
__________________
cıwann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yazılmayan tarih... *rojda* Kitap Tanıtım Ve Eleştiri 0 08-01-2008 07:17 PM
teknoliji :) siyaset:D ScOrPiONeSt Komik Resimler 0 07-13-2008 11:14 PM
Kürtçe ve İnsanlık Tarih kelagerm Makaleler 0 05-13-2008 03:26 AM
Siyaset Felsefesi üzerine...? cıwann Felsefi Konular 0 05-06-2008 08:30 PM
Devlet ve Siyaset cıwann Genel Kültür 0 05-06-2008 04:40 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:53 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved