DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kadın, Sağlık, Yemek, Astroloji, Tıp > Kadınlara Özel Bölüm
Anasayfa Kayıt ol

Kadınlara Özel Bölüm Bu bölüm bayanlara özeldir. İçinde aradığınız herşeyi bulabilir her türlü konuda sohbet edebilirsiniz.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-02-2008, 07:12 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow Kadınlarda depresyonun gelişim nedenleri - 1

Kadınlarda depresyonun gelişim nedenleri ve tedavisinde toplum temelli bilişsel yaklaşım


Depresyonun kaynağı toplumsal roller

Depresyonun yoğunluklu olarak neden kadınlarda ortaya çıktığı dikkat çekici niteliktedir. Duygu durum bozukluklarının kadınlarda yoğun yaşanması, kadınların sosyal yapıda dezavantajlı konumda bulunmasından dolayı yaşama katılımda oldukça pasif kalmasıyla bağlantılı düşünülmelidir. Bu bağlamda düşünüldüğünde, duygu durum bozukluklarının tedavisinin kadının toplumda bulunduğu konumla birlikte ele alınması yararlı olacaktır. Toplumu yöneten kurumların yapısı erkek lehine cinsiyet ayrımcılığına dayalı oluşmuştur. Kamusal alanda etkin olan erkeğin, kadının içinde bulunduğu durumu ortadan kaldırmasını engelleyici bir bilince sahip olması, yaşamı özel alanda aile ile sınırlandırılmış kadının bu özel alanın dışına çıkamamasına sebebiyet vermektedir. Böylelikle kadında depresyona yol açan nedenler kaldırılmadığı için tedavi için uygulanan bireysel terapi gibi yöntemler yetersiz kalmaktadır. Toplumda giderek daha yaygın hale gelen depresyona daha etkili bir tedavinin uygulanması için toplumun cinsiyet rollerine ilişkin bilişlerinin değişmesi gerekmektedir. Kadının kendi rollerine ilişkin bilişlerinin değişmesi de aynı derecede önemlidir. Cinsiyet rollerine ilişkin yaklaşımlar değişmedikçe tedavi için uygulanan bireysel terapiler yetersiz kalacaktır.

Depresyon Nedir?

Duygu durum bozuklukları, bütün hastalıklar arasında en sık görülen hastalıklardandır. Duygu durum bozuklukları içerisinde de en yaygın olanı da depresyondur. Depresyon (çökkünlük), derin üzüntülü, bazen de hem üzüntülü hem bunaltılı bir duygu durumla birlikte düşünce, konuşma, devinim ve fizyolojik işlevlerde yavaşlama, durgunlaşma ve bunların yanı sıra değersizlik, küçüklük, isteksizlik, karamsarlık duygu ve düşünceleri ile belirli bir sendromdur (Öztürk, 2004). Yapılan araştırmalar, ağır çökkünlüklerin kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görüldüğünü doğrulamaktadır (Öztürk, 2004). Depresyon hastalığının, kadınlarda iki kat daha fazla görülmesi kadınların içinde bulundukları koşullarla doğrudan bağlantılıdır. Duygu durum bozukluğunun biyolojik nedenlerinin yanı sıra fiziksel ve toplumsal çevre etkenleri de büyük önem taşır. Önemli ekonomik sorunlar, aile bunalımları, iş yaşamındaki çatışmalar ve doyumsuzluklar, emeklilik, iş yitimi, sevgi nesnesinin yitimi, beden sağlığının bozulması, benliği örseleyen inciten, onur kırıcı durumlarla karşılaşmak ve daha nice fiziksel ya da psikososyal olay gerçek duygulanım bozuklukların ortaya çıkmasında ve süregenleşmesinde büyük rol oynarlar (Öztürk, 2004). Depresyona neden olan bu psikososyal olaylardan özellikle bazılarını kadınlar daha fazla yaşamaktadırlar. Burada kadınların toplumumuzda yaşadığı koşullara dikkat çekip neden erkeklerden iki kat daha fazla duygu durum problemleri yaşadıklarını açıklamaya çalışacağım. Depresyonun kadınlarda daha yoğun görülmesinin nedenleriyle bağlantılı olarak kadınların toplum içerisindeki avantaj ve dezavantajlarına ve en sonunda da tedavi de yaklaşım biçimi üzerinde duracağım.

Yaşama Katılımda Kadın

Ülkemiz de dahil olmak üzere hemen hemen tüm ülkelerde kadınlar, yaklaşık olarak nüfusun yarısını oluşturmaktadır. 2007 yılında adrese dayalı nüfus sayım sistemi ile yapılan sayıma göre ülkemizdeki kadın erkek sayısı: erkek: 35 milyon 37 bin 533, kadın: 35 milyon 209 bin 723.

1- Buna rağmen kadınların toplumun ekonomik, sosyal, siyasal ve eğitim yaşamında bu nüfusla orantılı olacak söz hakkına sahip oldukları söylenemez (Ertürk, 2007). Çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık dönmelerinin tamamını kapsayacak şekilde yaşamın her alanında çeşitli olanaklardan faydalanma yönünden cinsiyetler arasında kadın aleyhinde derin bir uçurum vardır. Bu uçurum çocukluk döneminden itibaren açık bir şekilde görülmektedir. Yapılan araştırmaya göre; Türkiye'de ilköğretim çağındaki her 5 kız çocuğundan birinin eğitimi bıraktığı ortaya çıkmıştır. Kız çocuklarının kayıt yaptırmama ve ilköğretime devam etmeme nedenleri arasında, okul masrafını erkek çocuklar lehine kullanma oranı yüzde 17.2, kızların okumasına izin vermeme yüzde 14, ev işlerine yardım yüzde 11.3, ev halkının ekonomik faaliyetlerine yardım etme yüzde 7.5, ücretli bir işte çalışma zorunluğu yüzde 2 olarak saptanmıştır.

2-Okul masraflarının erkek çocuklar lehine kullanma oranının diğer durumlara göre en yüksek olması cinsiyetlere göre eğitimdeki farkı açıkça ortaya koymaktadır. Bu fark eğitim dışında ekonomi, siyaset gibi alanlarda da oldukça fazladır. Türkiye'de kadın nüfusunun istihdamı açısından 54 ülke arasında Türkiye'nin 53. sırada yer almıştır. Yine Türkiye'de kadınların istihdam oranı yüzde 26.17' dir.

3- Kadının emeğinin karşılığını hiçbir şekilde alamadığını EKAM raporundaki şu cümle açıklamaktadır: 'Türkiye'de kırsalda 100 kadından 81.9'u ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. Kentteyse yüzde 49'u ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. Kayıt dışı işlerde çalışan kadın oranı yüzde 5.4'tür.' Söz konusu raporun kadının karar alma mekanizmasındaki yeri ile ilgili sunduğu veriler de yönetim alanında kadının ne düzeyde ikincil planda olduğunu göstermektedir: 'Karar alma mekanizmasında, 2006 yılı verilerine göre, genel müdür yardımcısı ve üst düzey unvanlarda kadın temsili yüzde 5.1, daire başkanı yüzde 14.9, kadın büyükelçi oranı yüzde 9, mülki idare amiri oranı 18, rektör yüzde 5.3, dekan yüzde 12.6, öğretim üyesi yüzde 39'dur. Türkiye'de 74 ilden 71'inde erkek avukatlar baro başkanı oldu. Türkiye barolarına kayıtlı avukatların yüzde 68'i erkek, yüzde 32'si kadındır. TBMM'de kadın milletvekili sayısı 50, oranı ise 9.1'dur. Bu rakamlarla Türkiye parlamentodaki kadın temsilinde, dünya ülkeleri sıralamasında ancak Etiyopya, Kenya gibi ülkeleri geçerek yine son sıralarda yer almaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri sıralamasındaysa son sırada yer almaktadır. 2004 yerel seçim sonuçlarına göre, 18 kadın belediye başkanından 1'i il, 5'i ilçe, 12'si belde belediye başkanıdır.'

Cinsiyet ve Roller

Bu veriler kadının, yaşamın farklı alanlarındaki dezavantajlı durumunu gözler önüne sermektedir. Burada önemli olan söz konusu dezavantajların nedenlerine ve yarattığı sonuçlara dikkat etmektir. Çünkü bu nedenler anlaşıldıkça, depresyonun neden yaygın olduğu ve tedavisinin daha etkili nasıl yürütüleceği anlaşılır. En büyük neden, geleneksel, cinsiyet ayrımcılığına dayalı toplumsal rol anlayışıdır. Bu anlayışa göre, kadın ve erkeğin yaşamda üstlendiği ya da üstlenmesi gerektiği roller bellidir ve bu roller keskin çizgilerle ayrılmıştır. Yaşam alanının 'kamusal alan' ve 'özel alan' olarak ikiye bölündüğü bu geleneksel yapıda 'kamusal alan' toplumu idare eden alandır (devlet kurumları, ekonomik kurumlar vb.) ve erkek tarafında sürdürülmektedir. 'Özel alan' ise aile yaşamını kapsar ve kadın ancak bu alanda faal olabilir. Ailede idare, kamuda etkin olan erkektedir. Kadın ancak aileyi idare etme dışındaki aile içi işlerde etkin olabilir. Burada rollere dayalı bir aile sistemi vardır. Erkeğin iş gücünü elinde bulundurması, özel alanda da kadın, iş gücünden yoksun kaldığı için bağımlı konumda kalmaktadır. Kadın her hangi bir işte çalışsa dahi aldığı ücret aile ücreti olarak olarak kabul edilmez. Erkeğe verilen ücret aile ücreti olarak belirlenirken kadının ücreti erkeğinkinin tamamlayıcısı olarak görülmektedir. Dolayısıyla kadın ücreti erkek ücretinden daha düşük olmaktadır. Kamu ve özel alan ayırımı aynı zamanda aile içindeki egemenlik ilişkilerinin de belirleyicisi olarak değerlendirilebilir. Bu egemenlik ilişkisinde erkek üstün olup kendi istekleri doğrultusunda yaşamını sürdürmesine karşın kadının isteklerini gerçekleştirme düzeyi erkeğin izin verdiği yere kadardır. Kadının aile dışındaki yaşamı 'kamusal alanî da rol almadığı için her yönüyle sınırlıdır. Kadının bu şekilde 'özel alan' da sınırlandırılması aileyi anti-sosyal bir kuruma dönüştürür. Anti-sosyallik, yaşam alanı sınırlı olmasından dolayı kadında da bir özellik haline gelir.

Mesut UMAR
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kızartma yapan kadınlarda akciğer kanseri Zengarî Genel Sağlık 0 05-11-2008 09:24 PM
Kedilerde Gelişim ve Davranış Asmîn Memeliler 0 05-07-2008 03:27 PM
Din ve Gelişim cıwann Genel Kültür 0 05-07-2008 01:23 AM
Panda'nın gelişim süreci (improvement) Fotoğraflarla.. Asmîn Memeliler 0 05-06-2008 11:08 PM
Otomobillerin teknolojik gelişim kronolojisi Albatros Otomobiller 0 05-02-2008 06:11 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:10 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved