Üyelik tarihi: May 2008 |
Nerden: Amed Şehrim Benim |
|
Mesajlar: 843
|
|
Üye No: 150
|
Tecrübe Puanı: 502
| Rep Puanı : 50033
| |
|
| |
|
İl Özel İdarelerİ
1982 anayasasının 126.maddesi "Türkiye merkezi idare ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayrılır" hükmünü getirmektedir. Merkezi hükümetin taşrada örgütlenmesinin temelinde iller yer almaktadır. İl özel idareleri görevleri bakımından merkezi yönetim ile belediye ve köyler arasında "ara düzey" niteliğe sahip idari birimlerdir (Eryılmaz,1989:95). Anayasamızın 127.maddesine göre il yerel yönetimi (İl Özel İdareleri) il halkının yerel nitelikteki ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere, kuruluş esasları yasa ile belirtilen ve karar organları yine yasada gösterilen, seçmenlerce seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir (Özer,1989:73 ). Başlangıçta merkezi yönetimin idari yetersizlikleri ve mali güçlükleri nedeniyle il özel idarelerine (İ.Ö.İ.) çok geniş görevler verilmiştir. Ancak ilerleyen yıllarda görev alanları ve yetkilerin kullanımı konusunda bazı sorunlar ile karşılaşılmıştır. Bürokratik mekanizmanın büyümesi ve mevcut kuruluşlara eklenen yeni idari birimler, İ.Ö.İ.'nin görevli bulunduğu alanlara yasal ve fiili olarak müdahalede bulunulması sonucunu doğurmuştur. Diğer taraftan Türkiye'nin yaşamakta olduğu şehirleşme süreci sonucunda toplam nüfusun yarısından fazlasının şehirlerde yaşaması sonucunda kent hayatını ve hizmetlerini düzenleyen belediyeler ön plana çıkmış ve İ.Ö.İ. ikinci planda kalmıştır (Atalay, Erdumlu, Karaman,1989:53). İ.Ö.İ'nin kuruluşundan bu yana geçen tarihsel süreç içerisinde yaşanan bazı olumsuz değişimler, beraberinde İ.Ö.İ'nin yoğun bir şekilde tartışılmasını getirmiştir. İ.Ö.İ.'nin işlevlerini kaybettiklerinden kaldırılmalarının, gerektiği yönündeki yorumlar geniş bir çevrede kabul görmektedir. İ.Ö.İ ile ilgili tartışmalara girmeden önce bu idarelerin görev ve işlevlerinin ortaya konulması gerekmektedir. Ayrıca bu işlevleri yerine getirebilme gücü; yasal yetki, harcama ve gelirlerinin yapısı, idari ve personel durumu gibi birbiri ile ilintili ve bir idarenin başarısını etkileyebilecek temel faktörlerin incelenmesi ile belirlenebilir. Ancak böyle bir inceleme sonucunda, İ.Ö.İ hakkında bazı çıkarımlar yapmak mümkün olabilir.
İ.Ö.İ kuruluş kanunu bakımından en uzun ömürlü olan yerel yönetim birimi özelliğini taşımaktadır. Belediyeler ve köyler ile ilgili yasal düzenlemeler cumhuriyet döneminde yapılırken, yürürlükte olan il özel idaresi kanunu 1913 tarihinde uygulamaya girmiştir (Eryılmaz,1989:91; Keleş,1992:107). Ancak İ.Ö.İ. oluşum sürecini daha eskilere dayandırmak mümkündür. Tanzimata dogru; Osmanlı devleti sarsılan ve yıpranan kamu düzenini yeniden kurmak istedi. Bu dönemde iç ve özellikle dış baskılar nedeniyle düzenlemeleri yapma gereksinimi hissetti, adeta buna mecbur kaldı. Merkezi otorite; iç ve dış çevrelerin desteğini almak amacıyla azınlıklara yönelerek ülke yönetiminde onlardan yararlanma yolunu seçti. Müslüman ve müslüman olmayan toplulukların yasalar önünde eşitliğinin tanınması 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayünü ile gerçekleşirken bu gelişme aynı zamanda Osmanlı devleti için siyasi, idari ve sosyal içerikli bir değişme sürecininde resmen ve fiili olarak başlangıcını oluşturdu. Merkezi ve yerel düzeyde oluşturulan eyalet ve sancak gibi meclislerde, azınlıklar da eşit temsil hakkı buldu ve bu sistem 1864'e kadar devam etti (Eryılmaz,1989:92). Bugünkü anlamda İ.Ö.İ. yasal dayanağını 1984 tarihli "Teşkili Vilayet Nizamnemesi" oluşturur. Fransızların departman düzeni örnek alınarak başlatılan bu düzenlemenin en önemli yönü eyalet sistemi yerine vilayet sistemini getirmesidir(Nadaroğlu,1994:175). 1876'da anayasa gereği "Teşkili Vilayet Kanunu" tasarısı hazırlanmasına karşın II.Abdülhamit'in millet meclisini dağıtması sonucu bu yasa çıkarılamadı (Atalay, Erdumlu, Karaman,1989:54). Tanzimatçı bürokrat kadrolar, taşra yönetiminde yaptıkları reformla yerel yönetimi kurumsallaştırırken yerel demokrasiyi geliştirme niyetinde değillerdi. Daha çok vergilerin düzenli toplanması, hizmetlerin iyi görülmesi, asayişin ve ekonomik gücün gelişip yerleşmesi niyetindeydiler. Teknolojik araçları kıt ve yapısı modern olmayan yönetimin bu amaçlara tek başına ulaşamayacağını anladıkları içindir ki yerel nüfus gruplarının yardımına başvurmayı, onlar aracılığı ile halkı yönlendirmeyi tercih ettiler. Bu sistemi resmileştirmekle de yerel yönetimin temelini atmış oldular (Molvalı,1989:172). İl sistemi gerek Osmanlı'da gerekse sistemin ithal edildiği Fransa'da merkeziyetçiliği sağlamlaştırmak için ortaya atılmıştır (Hamamcı,1989:140). 1913 yılında savaştan sonra "İdare-i Umumiye-i Vilayet-i Kanunu Murakkatı" çıkarıldı. Osmanlı hukuk yapısına göre bunu kanun hükmünde kararname olarak kabul etmek gerekir. Ancak Meclis-i Mebusan'ın toplanamaması nedeniyle bu kanun hep muvakkat namıyla gündemde kaldı ve günümüze değin devam etti (Hamamcı,1989:141). Bu kanunun birinci bölümünü oluşturan 1-74. maddeler 1426 sayılı "Vilayet İdaresi" kanunu ile kaldırıldı. 1949'da çıkarılan 5442 sayılı il idaresi kanunu bunun yerini aldı (Nadaroğlu,1994:180). İ.Ö.İ. ile ilgili son ve önemli değişiklik 16.5.1987 tarihinde TBMM'de kabul edilen 3360 sayılı yasadır. Bu yasanın gerekçesinde; ayrı zamanlarda ayrı yasalarla yapılan ekler ve değişiklikler bir sistem ve ilke çerçevesinde düzenleme yapılmadığından, İ.Ö.İ.'nin statülerinde, görev ve yetkilerinde karışıklık meydana gelmiştir belirlemesi yapılmıştır. Doğru teşhise rağmen aksaklıklar 1987'de yapılan düzenlemeler ile de giderilememiştir. Yasa İ.Ö.İ. amaç ve görevlerini açık bir şekilde belirlememiştir. Görevleri genel bir şekilde sayarak görevlerin kapsam ve sınırını Bakanlar kuruluna bırakmıştır.Yasa dili ve sistemi ile aynı kalmıştır. En önemli şekilsel değişiklik ise yasanın adının " İl Özel İdaresi Kanunu" olarak değiştirilmesidir (Tortop,1987:15). Günümüzde de İ.Ö.İ ile ilgili, günün koşullarına uygun ve gereksinimlere yanıt verebilecek, anlaşılır bir yasaya olan ihtiyaç sürmektedir.
- İ.Ö.İ.'ne kuruluş yasası ve diğer yasalarla görevler verilmiştir. Bu görevlerini 6 ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlar;
i. Sağlık ve sosyal yardım görevleri ii. Bayındırlık görevleri iii. Eğitim ve kültür görevleri iv. Tarımla ilgili görevler v. Ekonomik görevleri vi. Diğer görevler- 1.Sağlık ve Sosyal Yardım Görevleri: Hastahane, dispanser, darulaceze, sağlık evleri açmak, düşkünler evi, yetimhane kurmak, kasaba ve köylerin sağlığına ilişkin tıbbi ve sosyal yardımları yürütmek, sıtma önlemleri almak, bataklıkları kurutmak, muhtaç asker ailelerine yardım etmek,fakir hastaların bakım ve yol giderlerini karşılamak, muhtaç çocukları koruma birliğine katılma payı vermek.
- 2.Bayındırlık Görevleri: İl dahilinde ilçelerin ve köy yollarının yapımı, bakımı ve onarımını yapmak, köylere içmesuyu götürmek, il dahilinde iskele yapmak, ticaret odaları borsaları kurmak, sergiler panayırlar açmak,gecekondu bölgelerinde islah için kamu tesisleri yapmak, köy telefonları kurmak
- 3.Eğitim ve Kültür Görevleri: İlkokul, gece okulu açmak, okul bina ve tesislerin yapımı, onarımı ve donatımını yapmak, okul için arsa temin etmek,sosyal yardımlar, yetiştirici ve tamamlayıcı kurslar açmak, sanat, kültür ve halk eğitimi çalışmalarına olanak sağlamak ve katılmak, il matbaası kurmak, il yayın organı olarak gazete çıkarmak.
- 4.Tarımla İlgili Görevleri Örnek ve deneme çiftlik tarlaları, fidanlık ile tarım okulları açmak, tarım aletleri depoları kurmak, tarım ürünleri sergileri açmak, ürün türlerini iyileştirmek için para, tohum temin etmek, kırsal kesimde biçme, harman, eleme tesisleri kurmak, damızlık hayvan yetiştirmek, suni tohumlama laboratuvarları açmak, uygun arazilerde orman yetiştirmek vb.
- 5.Ekonomik Görevleri Tasarruf ve kredi sandıkları kurmak, açılmasına izin vermek, ticaret ve sanayi odaları kurmak, sergi, pazar, panayır açmak
- 6.Diğer Görevleri Vali taşıtı almak, vali ve kaymakamların taşıt giderlerlerine katılmak, konaklarının inşaatını yapmak (İçişleri Bakanlığı,1992:431-432).
alıntı!
__________________
|