DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Kitap Tanıtım Ve Eleştiri
Anasayfa Kayıt ol

Kitap Tanıtım Ve Eleştiri Kitap Tanıtım Ve Eleştirileri bu alanda verilecektir. Kitap Özetleri veya E-Kitaplar vermek yasaktır!



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-01-2008, 07:17 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Arrow Yazılmayan tarih...

1. Dünya Savaşı, Koçgiri, Şeyh Sait, Dersim'e dair
Yazılmayan Tarih ve Anılarım

Karerli Mehmet Efendi
1915-1958 yılları arasında Karerli Mehmet Bey’in tanıklık ettiği tarihi olayları anlatan kitap; Kalan Yayınları’ndan çıktı. Kitapta 1. Dünya Savaşı, Koçgiri, Şeyh Sait ve Dersim olayları anlatılıyor.
Karerli Mehmet Bey’in Elazığ, Tunceli ve Karer’de geçen ilk gençlik ve eğitim yılları; ilk bölümünü oluşturuyor. Bölgede daha sonra yaşanan tarihi olaylara zemin hazırlayan aşiretler ve aşiretler arası anlaşmazlıklar anlatılıyor.
Kitabın omurgasını ise Karerli Mehmet Bey’in aşiretler arasındaki hakemliği, Şeyh Sait olaylarında yargılanması, ölüm cezasına çarptırılıp atıldığı Afyon zindanlarında karşılaştığı heyecan verici yaşam kavgası oluşturuyor. Kitabın finalinde Karerli Mehmet Bey, bütün bu olaylar esnasında kaybettiklerini elde etmek için verilen onurlu ve zorlu bir mücadele içinde görülüyor.

Adlarına tarih kitaplarında rastladığımız asker, siyasetçi ve yazarlarla Karerli Mehmet Bey’in yollarının nerede, nasıl ve hangi sebeplerden dolayı kesiştiğini öğrendikçe, tarihin neden yazılmadığını da anlıyorsunuz.
....

„1925’deki Şeyh Sait olaylarında Hormek Aşireti’nin karşıt tavırlarına rağmen olaylara adımın karışması nedeniyle İstiklal Mahkemesi’nde yargılanarak önce idama, daha sonra 101 yıl seneye mahkum edilmiş olmam, Sünni ve Kürt toplumu içinde Hıdıkanlı olarak özgün bir yere sahip olup, onların sevgi ve saygılarını kazanmama neden olmuştu.
Buna rağmen seçimde Zazalar, “Mehmet Efendi xaso, başo amma ve lakin kızılbaşo” diyerek oylarını başka tarafa vermişlerdi.“
Hüseynik’te bir Hormek ailesi
Karerli aile Hüseynik’e yerleşmiştir. Ailenin büyüğü Hasan Efendi prensip sahibi, haksızlığa ödün vermeyen biridir. Saygın bir yere sahiptir. Hasan Efendi, ailede gelecek vadeden gençlerin elinden tutar. Yeğeni Karerli Mehmet Efendi, Karaballı aşiretinden Binbaşı Hasan Hayri ve Ramiz beylerin eğitimlerinde yol gösterici olur ve katkı verir.
Amca Hasan Efendi öldüğünde onun dul kalan büyük eşi Faika hanımla Hasan Hayri, genç eşi Kamile hanımla da yeğeni Karerli Mehmet Efendi evlenir. Aile Hüseynik’te kalacak ve aşiret kavgalarının yaşandığı, devletin bölgede hakimiyet kurmaya çalıştığı çalkantılı dönemin baskılarına direnecektir.
Şeyh Sait
„Doğu Anadolu’nun çorak ve verimsiz topraklarında yaşamaya mahkum edilmiş mütevazı bir köylü iken, tarihin seyrini değiştirmek istediği savıyla halden hale sokulan ve böylece tarih sinesinde efsaneleştirilerek yüceltilip edebileştirilen Şeyh Sait kimdi?“

Kitapta bu sorunun cevabı var. Diyarbakır Kırkdirek Köyü şeylerinden Şeyh Mahmut Efendi’nin büyük oğlu Şeyh Sait, adı 1924 Nasturi olayları arasında geçtiği günden beri, “artık beni köyde rahat bırakmazlar” der ve Şuşar’ı terk eder. Onu Piran olayının içine sürükleyen süreç böylece başlar. Karlıova üzerinden Bingöl’e geçer; Çan Köyü’nde eşi Amine Hatun’un babası Çan şeyhlerinden Şeyh Ahmet Efendi’ye konuk olur.
İstiklal Mahkemeleri
4 Mart 1925 tarihinde çıkartılan Takrir-i Sükün kanununa dayanılarak ikinci İstiklal Mahkemesi Diyarbakır’da kurulur. Mahkeme heyetinde başkan sıfatıyla Denizli mebusu Mazhar Mufit Kansu, üye sıtatıyla Kırşehir mebusu Lütfi Mufit Özdeş, Urfa mebusu Ali Saip Ursavaş ve savcı sıfatıyla Balıkesir mebusu Süreyya Örge Evren yer almaktadır.

Şeyh Sait ile aynı hapishanede
Karerli Mehmet Efendi; kardeşleri ile 15 kişilik bir grup, yargılanmak üzere 1925 Mayıs ayında Diyarbakır İstiklal Mahkemesi’ne sevk edilir. Şeyh Sait ile burada karşılaşır, görüşür ve Şeyh Sait olaylarının içyüzünü bizatihi kendisinden dinler.

„Sence bize ne yaparlar? Bizi asarlar mı, yoksa adil bir şekilde yargılarlar mı?“
Şeyh Sait’in Karerli Mehmet Efendi’ye sorduğu bu sorulara karşılık;
“Kader’i ilahiyi tebdile kimsenin gücü yetmez. Levhi Mahfuz’da ne yazılmışsa onu elbette göreceğiz. Haktan gelen haktır. Üzülerek ona karşı çıkmak şirktir, günahtır. İki testi birbirine değdiğinde birinin kırılması mukadderdir.“
Kareli Mehmet Efendi’nin Şeyh Saite verdiği bu cevap, aynı konumdaki insanların birbirlerini teselli etmesinin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bu aynı zamanda Şeyh Sait’in Karerli Mehmet Efendi’yi kendisine ne kadar yakın gördüğüne, ona ne kadar değer biçtiğine ve ona ne kadar güvendiğine işarettir.
Bu da okura yazılmayan tarihin ayrıntılarını ilk ağızdan öğrenme ayrıcalığını hissettirmeye yetiyor.
Şeyh Şerif yenilmeden ve Elaziz düşmeden önce
“Çabakçur’u aldıktan sonra Palu’yu işgal eden Şeyh Şerif birlikleri, Elâziz’e doğru yönelir. Elâziz Valisi Hilmi Bey Üstat’ı, Fırat Suyu’ndan karşıya geçirmemek amacıyla Havik Köyü’ne takviye birlikleri gönderir. Ancak, Şeyh Şerif birlikleri karşısında mukavemet gösteremeyerek kısa zamanda dağılır. Vali, 23 Şubat 1925 günü sabahı durumu öğrenmek üzere makam arabasıyla oğlunu Havik’e gönderir. Bir zaman sonra haberci, tutunamayarak dağıldığını, Şeyh Şerif birliklerinin ise, Elâziz’e 20 km. uzaklıktaki Habusu Köyü’ne doğru ilerlemekte olduğunu bildirir. Bunun üzerine Vali, Osman Bey kumandasındaki topçu, mitralyöz ve süvari birliklerini, Hüseynik’in doğusundaki Karakaya Tepesi’nden, Kesirik Köyü’ne kadar uzanan hat üzerinden mevzilendirir. Bu birlikler gelenleri şehre sokmamaya çalışırlarsa da, çıkan çatışma sonucu mevzilerini terk ederek kaçma zorunluluğunda kalırlar. Elâziz halkının tekbir sedalarıyla karşıladıkları asi birlikler, Doğu ve Güneydoğu istikametinden Elâziz’e girerken, Şeyh Şerif de kurmaylarıyla Hüseynik’e gelip Hasan Hayri Bey’in evine konuk olur.“

Bu beklenmedik konuk ve konaklama Karerli Mehmet Efendi’nin hem İstiklal Mahkemesi’ne çıkarılmasına ve hem de Afyon zindanlarından çürümekten kurtulmasına yol açan iki anahtarlı bir bulmacadır aynı zamanda. Bulmacanın çözümü, okurun bir süre sonra “yanılmış olabilirim” duygusuna kapılmasını istercesine, kasten geciktiriliyor.
Hareket bastırılıyor
„25 Şubat günü şeyh (Şerif) Malatya’ya hareket hali içerisindeydi ki, Hüseyin Doğan desteği ile Hozatlı Albay Hıdır Emre kumandasında toplanmış iki bin Dersimlinin şeyhin hareketine karşı savaşmak üzere Peri Suyu’nu geçtikleri şaiyası şeyhe iletilmişti. Bu haber kısa zamanda tüm şehirde yaygınlaşır. Bunun üzerine Hüseynik yolu çıkışında bulunan kırmızı konak çevresinde, bir kısım halkla, şeyhin adamları arasında çıkan çatışma, soygun ve yağmadan tedirgin olmuş diğer Elâzizlilerin katılımıyla büyük bir mücadeleye dönüşmüştü. Halkın büyük tepkisiyle karşılaşan Şeyhin adamları arasında baş gösteren panik sonucu Şeyhin birlikleri tamamen dağılmış ve Şeyh Şerif de Palu’ya çekilme zorunluluğunda kalmıştı.

Böylece isyan Şeyh Sait’in Diyarbekir’deki yenilgisiyle noktalanırken, hükümet kuvvetleri de yavaş yavaş doğuda hakim olmaya başlar.“
İdam Kararları
„Şeyh Sait, Şeyh Abdullah, Kamil Bey, Şeyh Şerif, Fakih Hasan, Hacı Sadık Bey, Şeyh İbrahim Efendi, Şeyh Ali, Şeyh Celal, Şeyh Hasan Efendi, Mahmut Bey, Hanili Sait Bey, Madenli Kadir Bey, Şeyh Şemsettin, Genç Tahrirat Katibi Tahir, Nahiye Müdürü Tayip ile 29 kişinin idamına, yaşı küçük olduğu için idamdan kurtulan Salih Beyzade Hüseyin 15 sene Adana’da kürek cezasına, gene Çabakçur Kaymakamı Çerkez Hüseyin Hilmi’nin Kuvva-ı Milliye’deki hizmetleri göz önüne alınarak idam cezası yerine 15 sene ağır kürek cezası ile Konya Hapishanesi’nde mahkumiyetine ve devlet hizmetinden tardına, Genç Valisi İsmail Hakkı’nın bir sene Hopa’da mahkumiyeti ile devlet hizmetinden atılmasına, Jandarma Yüzbaşısı Avni ile Teğmen Mihri’nin ordudan tardı ile 10’ar yıl hapsine, Cemil Paşa Ekrem’in 10 sene cezasıyla mahkumiyetine, Çabakçur Hakimi Bağdatlı Rıza’nın milli hudutlar dışına atılmasına, Cemil Paşazede Muhittin, Kadri Memduh ve Ömer Beylerle Nakip Bekir Sıtkı’nın mesuliyetsizliklerine Bozganlı Rüştü, Hüseyin, Sıhhıye Katibi Niyazi, Fakih İlyas, Emekli Binbaşı Kasım Muğla’ya sürgününe ve gözetim altında tutulmasına ve arkadaşlarının beraatine karar verilmiştir.

27-28 Haziran günü sabahı idam kararları infaz edilmiştir.
Diyarbekir’deki görevini böylece tamamlamış bulunan İstiklal Mahkemesi, diğer sanıkları yargılamak üzere Elazığ vilayetine taşınma kararı almış ve bizleri de yeniden Elâziz’e göndermişlerdi.“
Sonun başlangıcı
„Bizim tutuklanmamız sonucu köylülerin zaman zaman yaptıkları baskın ve hükümet güçlerinin aramalarıyla tahrip edilen aşağı evimiz neredeyse oturulmaz hale gelmiş, bunun bezginliği içerisinde kalan eşim, şirket ortaklarının önerisi üzerine Harput’a taşınmaya karar vermiş, 1,5-8-10 yaşlarında üç çocuğu ve hizmetçilerini yanına alarak oraya yerleşmişti.“

Karerli ailenin büyük bir kararlılık ve çaba sonunda elde ettiği varlıkları parça parça ellerinden alınıyor; aile Hüseynik’ten dışarı atılmaya zorlanıyor. Karerli Mehmet Efendi’nin idamla yargılanıyor olmasını fırsat bilen yerleşik köylüler ile çevre beyleri boş durmuyor, bu süreci hızlandırmak için şikayet, iftira gibi her türlü karalama girişiminden geri kalmazken, İstiklal Mahkemesi’nde hakim heyeti bir kez daha kalemini kırıyordu:
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölmek, şark vilayetlerinde müstakil bir Kürdistan Devleti kurmak girişimlerinde bulunmak, bu maksatla çıkartılmış Şeyh Sait İsyanı’na fiilen katılmak, Şeyh Şerif’in Elâziz’e baskını sırasında ona öncülük edip köyünde misafir etmekten sanık bulunan Möminzade oğullarından Ali oğlu Kârerli Mehmet’in isnat edilen suçları, yapılan soruşturma ve deliller muvacehesinde fiilen işlediği tebeyyün etmiş bir vatan haini olması nedeniyle, Takriri Sükûn Kanunu’nun amir hükmüne binaen idamına...”
Şevket Süreyya (Aydemir) ile aynı hapishanede
Karerli Mehmet Efendi idama mahkum edilip kardeşleriyle Afyon hapishanesine konulur. Hapishanenin konukları arasında komünizm suçundan 10 yıla mahkum Şevket Süreyya Aydemir de bulunmaktadır. Onunla dostlukları ilerlemeye yüz tutarken çıkan özel bir afla Aydemir özgürlüğüne kavuşmuş, Karerli Mehmet efendi rutubetli koğuşunda romatizmalarıyla baş başa kalmış.

“Bir gün görüşmek üzere müdürden randevu istedim. O, isteğimi kabul etmişti. Odasına vardığımda ona, romatizma ağrılarımdan ve boş olmanın verdiği sıkıntılarımdan bahsetmiştim. İzin verip üst katlarda bir yer temin ettikleri taktirde orayı geceleri yatakhane, gündüzleri de dershane yapmak suretiyle Şevket Süreyya Bey’in yarıda bıraktığı hapisleri eğitme programını devam ettirebileceğimi anlattım.”
Hapishanede ölüm fermanı çıkıyor
“Siz gelinceye kadar, valiye, adliye vekiline, baş savcıya ve jandarma kumandanına durumu açıklayan birer dilekçe yazdım. Onu Selim’e veriyorum. Alınacak tedbirlere rağmen, gene de ben öldürülürsem, Selim bu dilekçelerden ikişer suret çıkarsın. Asıllarını zarflarda yazılan adreslere gönderilmek üzere idareye versin.”


Hücre hapsinde hür olmak mümkün müydü?
“Nihayet ebedi mekanıma gelmiş ve müdürün odasında çektiğim sıkıntıdan kurtulmuştum. Zira kapılar kapandıktan sonra hücremde kendi kendime ve hürdüm.”

Mal canın yoncası
Karerli Mehmet Efendi, özgürlüğün tadını çıkaramayacaktır. Ellerindeki topraklar alınmış ve ticaretle uğraşması zora girmiştir. Bölge valileriyle başı derttedir. Soluğu Ankara’da alır. Elazığ milletvekili Memduh Şefket Esendal ile tanışır. Esandal Elazığ mebusudur…

***
Yazılanlar gözü kara, etten kemikten bir Karerlinin tarihe tanıklığından ibaret değil; her hayat için bir kum saatinin kurulduğunu da hatırlatıyor.
“Sıhhatim tamamen bozulmuştu. Aslında bir yerim ağrımıyor, belirli bir hastalığım da yoktu. Ama halsiz ve hasta gibiydim. Bu sonun başlangıcıydı. Ev ziyaretçilerle dolup dolup taşıyordu. Bir gün pir, rayber ve dostların bulunduğu bir ortamda Ali Rıza’yı çağırıp ona son nasihat ve vasiyetini yapmak istedim. Kendisine, ‘Yeleğimi verir misin?’ dedim.”
Dediği an onunla birlikte yaşlandığınızı ve payınıza düşen mirası merak ettiğinizi düşünmeden yapamayacaksınız.

Künye
Karerli Mehmet Efendi
-1. Dünya Savaşı, Koçgiri, Şeyh Said ve Dersim'e Dair-
Yazılmayan Tarih ve Anılarım (1915-1958)
Yayına hazırlayan: Ali Rıza Erenler
432 sayfa
Birinci basım Ağustos 2007



Cafer Yurtsever
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rüyaların anlamı ve neden görüldüğü tarih boyunca merak edilmiştir. Masumruya Rüya Tabirleri 0 05-29-2008 01:49 PM
Menenjit tarih olabilir Rojhanali Genel Sağlık 0 05-16-2008 01:50 AM
Kürtçe ve İnsanlık Tarih kelagerm Makaleler 0 05-13-2008 03:26 AM
Klavye ve mouse tarih olacak yasinsahin Bilim ve Teknoloji 0 05-06-2008 04:20 PM
Kupalar "Müzemizde Bir Tarih Yatar" achar Galatasaray 6 05-05-2008 11:37 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:40 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved