![]() |
|
||||||||
| Kitap Tanıtım Ve Eleştiri Kitap Tanıtım Ve Eleştirileri bu alanda verilecektir. Kitap Özetleri veya E-Kitaplar vermek yasaktır! |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Bu kez başkahraman New York
'İmparatorun Çocukları' bir olmak veya olmamak; tutunamayanlar, tutunmaya çalışanlar ve tutundukları yerden asla kımıldamayanların hikâyesi... Karmaşık, bunaltıcı aile ilişkileri, açmazları ve bağlılıkları... Bazı şehirler roman veya film kahramanı, şiir veya şarkı ilhamı olacak kadar cazibeli, etkileyici, güçlü veya tehlikeli, hatta bunların tümü birden olabilir. Bizim İstanbul gibi Paris, Londra, Barselona, Roma ve New York da öyledir. Geçen ay Türkçede yayımlanan İmparatorun Çocukları adlı romanında New York şehri besbelli yazarı Claire Messud'u baştan çıkartmış ve kendini hikâyenin başkahramanı yaptırmayı başarmış. Bundan sonra doğal olarak diğer karakterler de ayıla bayıla New Yorklu olmanın iyi ve kötü bütün gereklerini yerine getiriyor, hayatlarını şehrin sosyal, mimari, ekonomik, tarihi ve siyasi kurallarına göre ayarlıyor, New York'un içinde ve çevresinde yerlerini alıyorlar. Ancak İmparatorun Çocukları, sokaklarının ruhu, kafe ve lokantaları, müze ve müze pastaneleri, park ve dükkânları, 'UNICEF takvimi gibi' her ırk ve dinden müthiş insan zenginliğiyle yalnızca New York severleri çok keyiflendirmekle kalmıyor, şehri hiç görmemiş veya sevmeyen okura da bir modern zamanlar metropolünden edebiyat sesi veriyor. Roman, içinde bulunduğumuz 'dengelerin dengesizliği dönemi'nin dünya başkentlerinden New York'ta yaşanan insan ilişkilerinin ve değer yargılarının nasıl metalaştığını, aşkın ve dostluğun kuşku ve çıkar cehennemlerinde nasıl sınandığını, kendi yapımı yalnızlık ve korkuların insan denen canlıyı nasıl boğduğunu edebiyatın cennet diliyle anlatıyor. Bu bakımdan Claire Messud'un 2001 yılının Mart ve Kasım ayları arası bir zaman dilimine yerleştirdiği romanındaki 'İmparatorun Çocukları', ne Roma ne Britanya ne de Osmanlı İmparatorluğu'nun çocuklarınınkinden farklı cinnet ve cennetler yaşıyorlar; büyük olasılıkla ne de gelecektekilerden... Fark daha çok biçimlerde, kavramlar ve tarzlarda saklı: ebay alışveriş müptelâları, elektronik aşk e-postacıları, internetten yemek ısmarlama meraklıları, dünyayı yöneten markalar, markalar, markalar: yeni dünya imparatorları... Romanının tanıtımı için TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'na konuk olarak katılan Claire Messud, özellikle bir '11 Eylül romanı' yazmadığını vurguluyor ama kitabının kapağında dumanlar arasında görünen ikiz kulelerin resmi var. Ben de ona Kumral Ada-Mavi Tuna'nın İtalyanca kapağında romanla hiç ama hiç ilgisi olmayan kara çarşaflı kadınla Latife Tekin'in İspanya'da yayımlanan Sevgili Arsız Ölüm'ünün kapağında oturan Harem'deki çıplak kadın resimlerinden söz ediyorum. Yorum yerine gözlerimizi yuvarlayıp, iç çekiyoruz. Yabancı ülkelerde romanları yayımlanan yazarlara, kapak konusunda danışılacağı günleri özlemek önemsiz bir 'beyaz yazar' meselesi değil, kültürlerarası önyargı sorunudur diye düşünenlerdenim. Pis yalanların ülkesi Okuduğum birkaç farklı biyografisinde Fransız bir babayla, Kanadalı bir annenin kızı olarak doğup, Kanada ve Avusturalya'da büyüdüğünü, uzun yıllar da İngiltere'de yaşadığını öne çıkartması Claire Messud'un Amerikan kimliğinin 21. yüzyılda temsil ettiği bazı siyasi ve/ veya ahlaki değerlere dair sıkıntıları olduğu düşüncesi yarattı bende. Nitekim İmparatorun Çocukları'nda Ludo adlı karakterin ağzından: "Bu ülkede herkesin mutlu bir son istemesine' öfkeyle karşı çıkan eleştirel yaklaşım şöyle devam ediyor: "Ama burası pis yalanların ülkesi değil mi? Onun için kimse gerçeği söylemeyecek. Üstelik biz de söyleyemeyeceğiz, çünkü elimizde (11 Eylül faciasıyla iptal olan pek çok projeden biri olarak) boktan bir dergi bile kalmadı." Romanın tümüne hâkim olan öz-eleştirel tutum karşımızda zeki, yetenekli, çok ödüllü, iyi üniversitelerden eğitimli olduğu kadar muhalif bir Amerikalı yazar olduğunu da (bence) keyifle duyumsatıyor. Öte yandan miktarı ne fark eder, kimi daha az olsa da hangi ülke pis yalanların diyarı değil ki... İmparatorun Çocukları, New York'ta yaşayan, otuzlu yaşlarına yaklaşma paniğindeki üç yakın arkadaşın; belgeselci Daniella, sanat eleştirmeni eşcinsel Julius ve bir türlü bitiremediği bir kitapla avunan, aslında bütün yaşamı boyunca hiç büyümeden babasının güzel kızı olarak kalmaya çabalayan Marina'nın, kendileriyle, hayatla, birbirleri ve New York şehriyle başa çıkma mücadeleleri arasında/ sırasında/ yanında hayatlarını etkileyen (Marina'nın babası) eski tüfek, işbilir, kurnaz ve çıkarcı gazeteci Murray Thwartie'nin iktidarını sürdürme çabaları ekseninde kurulmuş bir roman... Tabii aslında bir olmak veya olmamak; tutunamayanlar, tutunmaya çalışanlar ve tutundukları yerden asla kımıldamayanların hikâyesi... Karmaşık, bunaltıcı aile ilişkileri, açmazları ve bağlılıkları... Kendisinin Tolstoy (özellikle Savaş ve Barış ile Anna Karanina), Musil, Proust, Nabokov, Costa Gavros 'Kayıp' (Missing) filmi sever bir yazar olduğunu anladığımız Claire Messud'un İmparatorun Çocukları romanı için 'bir modern Kafka romanı' dense, herhalde ne Kafka ne de Messud buna karşı çıkar? Ancak romanı hakkında, iyi tanıdığımı düşündüğüm Türk okuru için şimdi buraya düşeceğim not, yazarı şaşırtacaktır; çünkü ilk elli sayfa içine girilmesi güç görünse de biraz sabır gösteren okurları zengin konusu ve derinlikle işlenmiş karakterleriyle sarıp sarmalayacak, ellerinden bırakamayacakları bir roman beklediğini yazmak durumu da bize özgü bir özellik işte. Geçen haftalarda Moda'da kahve keyfi çattığımız Claire Messud'un romanını tanıtan bir yazı içinde kullanmama bozulabileceğini düşünerek ama bütün iyi yazarlar gibi sahip olduğu halis mizah damarına sığınarak burada zevkle izlediğim popüler bir Amerikan TV dizisine gönderme yapacağım. Heroes/ Kahramanlar adlı bu fantastik TV serisindeki dünyayı olası bir büyük felaketten, yokoluş tehlikesinden kurtarmak için özel yetenekli insanlar aylardır canhıraş bir mücadele veriyorlar. Bu dizide sık sık 'New York'u kurtarırsan, dünyayı kurtarırsın!' şeklinde yorumlanacak bir slogan kullanılıyor. New York'un büyük bölümünü yok edecek bir nükleer patlamanın dünyanın da felaketi olacağı, aralarında bir Japon ve Hintli'nin de bulunduğu kahramanlar tarafından dünyanın onlarca ülkesinde fan klüpleri olan milyonlarca insanın kafasına kazınıyor. İşte tıpkı Paul Auster'ın son romanı Brooklyn Çılgınlıkları'nda olduğu gibi Claire Messud'un romanı İmparatorun Çocukları'nda da son sayfalarda 11 Eylül'ün etkileri yoğunlukla yer alıyor. Amerikalı yazarların bundan sonraki romanlarında belki Irak Savaşı'nın izlerini de göreceğiz ama kendi ülkelerinde yaşadıkları bu büyük şok nedeniyle 11 Eylül terörünün izlerini daha çok uzun yıllar edebiyatlarının ana belleği olacağa benziyor. Kaldı ki, şimdiki imparatorluğun başkenti sayılan New York'u kurtarmanın dünyayı kurtarmak anlamına geldiği Heroes gibi dizilerle dünyanın belleğine de kazınıyor... Claire Messud, samimi, kadın olmanın evrensel sorunları konusunda farkındalığı yüksek, entellektüel ve muhalif bir yazar olması yanı sıra edebi diliyle de bundan sonraki (ve önceki) eserleri takip edilmesi gereken yazarlardan. Ben şahsen onu izleyeceğim, size de öneririm. İMPARATORUN ÇOCUKLARI Claire Messud, Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, Yapı Kredi Yayınları, 2007, 498 sayfa, 23 YTL. alıntı
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|