![]() |
|
||||||||
| Kitap Tanıtım Ve Eleştiri Kitap Tanıtım Ve Eleştirileri bu alanda verilecektir. Kitap Özetleri veya E-Kitaplar vermek yasaktır! |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Yeni Bir Kitap: Navdarén Kurd Cengiz APAYDIN Geçen hafta Doz Yayınları tarafından Kürt Ünlüleri /Navdarén Kurd/ Kurdish Notables adında biyografik ve görsel bir kitap yayınlandı. Adından da anlaşıldığı gibi üç dilde yayınlanan bu eser geç kalmış Kürt uluslaşmasının değirmenine su taşıyan bir çalışma niteliğinde. Yani amaç egemenler tarafından hasır altı edilmiş olan Kürtlerin dilsel, edebi, kültürel ve siyasal gelişimlerine hizmet etmiş değerli Kürt şahsiyetlerinin hayatlarını ve tarihsel- kültürel rollerini bir nebze de olsa okurun dikkatine sunmak. Kürt uluslaşmasının geç kalmışlığının nedeni Kürtlerin üzerinde yaşadığı coğrafyanın siyasal, iktisadi ve stratejik öneminin yanı sıra, bunu engellemeye çalışan Türk, Fars ve Arap milliyetçiliklerinin önemli bir payı vardır. Bence Türk milliyetçiliğinin Kürtleri ve tarihlerini yok saymasının ve tarihlerinin üzerine bir örtü çekip onları asimile etme çabalarının Kürt aydınlanması ve modernleşmesinin dolayısıyla da uluslaşmasının önündeki en önemli engellerden biri olduğunu düşünüyorum. İttihat ve Terakki içindeki milliyetçi kanat Kürtlerin Türklerle ortak dini paylaştığı gerçeğinden hareketle Kürt nüfusunun Türk nüfusu içinde eritilebileceğini düşünmüş ve bu nedenle önüne böyle bir hedef koymuştu. Türk uluslaşması ve aydınlanması için kapitalist gelişme sürecinin önünü açan İttihat ve Terakki, diğer unsurları Türkleştirerek eleme düşüncesindeydi. Osmanlı tebaalarından Araplar, Ermeniler ve Balkan halkları erken bir tarihte ulusal bağımsızlıklarını elde edip böyle bir talihsiz kaderden yakalarını kurtardılar. Ancak İttihat ve Terakki’nin yenilgisinden sonra iktidara gelen Kemalistler söz konusu projeyi resmi devlet politikası olarak benimseyip Kürtlerin Türkleştirilmesini Alevilerin ise devletin resmi mezhebi olan Hanefi mezhebine entegre edilmesi siyasetini katı bir şekilde sürdürdüler. Her ulus tarihinde gurur duyacağı büyük sanatçılar, direnişçiler, şairler ve yazarlar yetiştirmiştir. Herkes İsrail uçağını kaçıran Filistinli Leyla Halid’i bilir ancak aynı eylemi Arap Bağdat yönetimine karşı yapmış olan Kürt Leyla Qasım’ı bilmez; Herkes İtalyanların ulusal birliğini savunan Maciavelli’yi, Almanların ulus-devletlerini kurmalarını isteyen Hegel’i tanır oysa daha erken bir dönemde benzer bir düşünceyi Kürtler için savunan Ahmedé Xani’yi pek kimse tanımaz, tanımak da istemez. Jean D’Arc Fransızlar, Cromwell İngilizler için büyük tarihsel kişiliklerdi ve herkesçe bilinirler ancak Diyarbakır cehenneminde hayatına son veren Mazlum Doğan’ın esamesi bile okunmaz tarih sayfalarında. III. Richard’ın Haçlı Savaşlarındaki rolü bir İngiliz olarak iyi bilinir ama Kürt Selahattin Türk-İslam tarihinde ya Arap’tır ya da kimliksiz. Türkler için İbrahim Müteferrika, İngilizler için Caxton neyse, Hüseyin Hüsnü Mukriyani Kürtler için odur. Bu ve benzeri birçok örnek sıralanabilir. Ancak milliyetlerin ve milliyetçiliklerin karşılaştırılmasının yararsız ve gereksiz olduğunu düşünüyorum. Şu ana kadar bize anlatılan tarih hep avcı hikayelerinden ibaretti. Ancak bundan sonra aslanların da ağzından kendi tarihlerini, hikayelerini dinleme şansı bulacağız. Aslanlar yenilmiş olanlardır; yoksullardır, mağdurlardır, tarih sayfalarının dışına atılanlardır… Modernleşme, başka bir deyişle, uluslaşma ortak bir kurgusal tarih ‘icat’ etmek veya toplumu homojenleştirip ‘hayali bir cemaat’ kurmaktan ibaret olduğu varsayılır. Uluslaşmanın gerek modern toplumun ürünü olduğunu ileri süren modernist yaklaşımın, gerekse de etnik olarak bunun her zaman varolduğunu iddia eden primordial (ilkselci) yaklaşımın ‘kutsal sığınağı’ tarih olmuştur. Toplumu tek tipleştirmenin, standartlaştırmanın ortak dil ve kültürü inşa etmenin feodal parçalı yapıyı dağıtmanın ve toplumu bütünleştirmenin olmazsa olmazı kimi zaman tarihsel olayları ve onlara öncülük eden şahsiyetleri hatırlamaktan kimi zaman da unutmaktan geçmektedir. Kürtler de Türk uluslaşmasının ‘arka bahçesindeki ayrık otları’ idiler. Uzadıkça budandılar. Yayınlanan bu yeni çalışma otu yeşertme, büyütme ve insanlığın renkli gül bahçesine Kürt gülünü de eklemeye veya koparılan, ezilen veya yok sayılan bu güle sahip çıkma iddiası taşımaktadır. Son dönemlerde bir kısım sol-liberal Türk aydını ile onlara eşlik eden ‘hümanist!’ Kürtler uluslaşmanın geçmişte insanlığı çok büyük felaketlere sürüklediği, devletleşmenin beraberinde asimilasyonu ve ‘biz’ ile ‘öteki’yi doğurduğu ve halklar arasında düşmanlık tohumlarını ektiği, bu kadar acı tecrübelerden sonra Kürtlerin uluslaşmaya ve devletleşmeye hiç de ihtiyaçlarının olmadığını tekrar edip durmaktadırlar. Eğer söz konusu yazarlar ve aydınlar mevcut egemenlik sisteminin restorasyonunu düşünmüyorlarsa ve gerçekten bu konuda samimi iseler bizzat tanıklık ettiğim G. Afrika’nın ve G. Kürdistan’ın uluslaşma deneyimlerinin demokrasiye, çoğulculuğa, çok kültürlülüğe ve hoşgörüye nasıl zemin hazırladığını hatırlatırım. Eğer bir halk için modernleşmenin ve aydınlanmanın kolektif olarak tarih sahnesine çıkmanın olmazsa olmazı uluslaşmadan geçiyorsa- ki tüm modern tarih bunu kanıtlar- Kürtler bir halk olarak tarih sahnesindeki yerlerini nasıl alacaklar? Söz konusu kitabın yazarı ve çizeri daha önceki uluslaşma süreçlerindeki olumsuz deneyimleri hatırlatan, Kürtlerle birlikte yaşayan herkesi Kürtleştirme, coğrafyayı millileştirme ve Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarını sadece Kürtlere mal etme düşüncesinde değiller. Onların amacı yeni bir tarih inşa etmekten ziyade üzerine ölü toprağı serpilmiş olan değerlerini gün ışığına çıkarıp tarihin tozlu raflarında kaybolmalarını engellemektir. Bu konuda şu ana kadar yapılan çalışmalar yetersiz ama Türkiye’deki baskı ve yasak ortamı göz önünde bulundurulduğunda bu anlaşılır bir durum olarak kabul edilebilir. Şu ana kadar Kürt kurum ve şahsiyetlerini fiili olarak bir araya getirmek, uluslaşmayı ve ortak ulusal siyaseti oluşturmak mümkün olmadı. Bu kitap sağken hiçbir zaman bir araya gelmeyecek kişileri bir araya getirmeyi başardı. Her ne kadar dünyanın en zor işi gibi görünüyorsa da ‘hayali’ yada kitabi bile olsa, Kürtlerin en azından zihinlerde bir araya gelebildiğini ve bu zihinsel kurgunun gerçeğe yansıdığına tanıklık ettik. Somutlaştırayım: bu kitapta ideolojik ve politik olarak tümüyle zıt kutuplarda yer alan Kürtler bir araya getirildi. Şu ana kadar tüm Kürt parti ve dernekleri kendi doğrularından şaşmadılar ve bunun dışında da kendi yaşam alanlarında kimseye yaşama şansı tanımadılar. Bu kitapta yer alan resimler Kürtkav’da sergilendi ve büyük ilgi gördü. Kürt siyasetinin her yelpazesinden insanların takdirine mahzar oldu. Bu vesileyle Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir anlamlı bir adım atarak resimlerin Diyarbakır Festivali kapsamında Diyarbakır’da sergilenmesi için davetiyede bulundu. Açılan sergiye DTP milletvekillerinin katılması ve Diyarbakır Festivali’nde böylesi bir çalışmaya yer verilmesi, kitapta bile olsa farklı siyasal geleneklerden gelen; Mazlum Doğan, Necmettin Büyükkaya, Mehmet Uzun, Hamreş Reşo, Mele Mustafa Barzani gibi bir çok şahsiyetin bir araya gelmesi kadar anlamlı ve önemlidir. Uluslaşmaya ve tarihi bellek oluşturmaya hizmet eden bu çalışmanın aynı zamanda siyasal zeminde Kürtlerin bir araya gelmesine zemin ve katkı sunması dileğiyle. alıntıdır Konu Mirza tarafından (05-16-2008 Saat 01:32 PM ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||
|
|
|
| Bu Mesaj İçin Sümeyye Kullanıcısına Teşekkür Edenler: | xeribo (05-07-2008) |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| En Yeni İcatlar..:) | BatmanTeam | Komik Resimler | 5 | 05-15-2008 06:19 PM |
| Yeni LG Prada II | Aşiti | Bilim ve Teknoloji | 0 | 05-06-2008 09:52 PM |
| Kitaplığınıza mor 5 Kürtçe kitap | Serhıldan | Kitap Tanıtım Ve Eleştiri | 0 | 05-06-2008 03:44 PM |
| Yeni Honda | Şevger | Kara Ulaşım Taşıtları | 0 | 05-05-2008 05:00 PM |