DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü
Anasayfa Kayıt ol

Kültür Sanat Bölümü Kültür ve Sanatla alakalı paylaşımlar olan; genel kültür, sinema, mitoloji, resim vb. gibi burada yer almaktadır.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-15-2008, 04:18 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: TaяîYé WéLaT...
Mesajlar: 1.472
Üye No: 51
Tecrübe Puanı: 1018
Rep Puanı : 101561
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute


Thumbs up Kültür devriminin amansız mücadelesi 2...

Kültür ve sanatın politika ile ilişkisi her dönemde sanatçılar arasında tartışılan bir durum. Mezopotamya Kültür Hareketi ise 'sanat, politikanın arka bahçesidir' yaklaşımını post-modern bir yaklaşım olarak değerlendiriyor

MKM'ler alternatif kültür kalesidir

Kürt kültür ve sanatını geliştirmek ve mevcut durumundan daha ileri bir noktaya taşımak için 2003 yılında kültür konferansı gerçekleştirildi. Konferansın ardından kültür ve sanatın tüm alanlarında çalışmalar yürüten temsilcilerin katılımıyla Mezopotamya Demokratik Kültür Hareketi Meclisi oluşturuldu. Oluşturular Kültür Sanat Meclisi'nin hedeflerini, çalışmalarını ve kültür-sanat alanının sorunlarını Meclis Yürütme Kurulu üyeleri Tuncay Korkmaz, Abdullah Bozkoyun ve Abdulrahim Dağ ile yaptığımız söyleşimizin bugünkü bölümünde ele aldık. Yarından itibaren ise yazı dizimizde Bölge'de binbir güçlükle çalışmalar yürüten kültür merkezlerinin sanat ve kültür alanındaki faaliyetlerine yer vereceğiz.

Kültür-sanat çalışmalarının siyasetin-politikanın arka bahçesi olarak görüldüğü yönünde eleştiriler yapılıyor. Bu eleştirilere katılıyor musunuz?

Tuncay Korkmaz: Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; kültür-sanat çalışmalarının siyasetin-politikanın arka bahçesi tanımlanması doğru bir yaklaşım değildir. Şimdi özgürlük mücadelesinin kendisi bir sanat hareketidir. Mücadelesi binlerce sanatsal eser ve kültürel birikim yaratmıştır. Bunun etkileri her alanda görülmektedir. Biz temelde Kürt halkının sanatını yapıyoruz. Dolayısıyla sanatçının bir dünyaya bakış açısı, ideolojisi, felsefesi vardır. Sanatını, kültürel üretimini buna dayanarak yapıyor. Türk Dil Kurumu'na göre siyaset: 'Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayıştır.' Bizim siyasetimiz devletle değil halkladır. Aksine devletçi oluşum ve uygulamaların karşısındayız. Bizim siyasetimiz topluma ve onun özgürleşmesine dayanır. Siyasetçilerimizin de, bizim de bulunduğumuz bahçe aynıdır. Kimse kimsenin arka, ön ya da yan bahçesi değildir. Bulunduğumuz bahçede beslendiğimiz felsefe birdir, savunduklarımız birdir. Kürt halkının siyaseti özünde kültür kavgasıdır. Kütürel bir mücadeledir. Bu yüzden siyaset ve kültür, ideoloji ve kültür ayrımı yapmak bizce büyük br yanılgıdır. Bu bağamda bir ayrıştırmadan ziyade birbirini kendi özgünlük ve tarzıyla besleyen yaklaşım esas olandır. Biz sanat alanıyız. Sahneleri kürsülere dönüştürmek de bizim işimizdir. Toplumsal sorumluluklarımız gereği, tüm alanlarda örgütlenmeli ve eylemselliklere de katılmalıyız. Aslolan sanatımız ve üretimimizle siyasal gerçeğimizi-taleplerimizi nasıl birleştirebildiğimizdir. Toplumlar tarihine baktığımızda iki geleneğin sürekli mücadele içerisinde olduğunu görmekteyiz. Birincisi; halk, özgürlük eğilimi ki, buna peygambersel çıkışlar, halkların, toplumların özgürlük mücadelesi, sanatçı, aydın, filozof, derviş vb. gelenek. İkincisi ise; hiyerarşi, devlet ve iktidara dayanan egemenlerin geleneğidir. Kuşkusuz biz birincisini esas alıyor ve bu mirasa dayanarak mücadelemizi yürütüyoruz. Bu mücadelenin birçok boyutu vardır. Ekonomik, diplomatik, siyasi, askeri vb. Ancak, bunun temelinde yatanın kültürel bir mücadele gerçeği olduğu yadsınamaz. Biri demokratik komünal kültür-sanat yaşamını esas alıyor, diğeri ise bireyci, bencil, hileye ve zorbalığa dayanan, emeği sömüren, gasp eden bir kültürü esas alıyor. Günümüzde sürdürülen mücadelelerin en şiddetlisi kültürel mücadeledir. Örneğin, ABD ordu ve siyasetiyle fethedemediği Ortadoğu'yu post-modern kültürüyle, kültürel asimilasyonla fethetmek istiyor. ABD'nin bu saldırılarına karşı ayakta duran ve bunu kabul etmeyen, bölgeye yerleşmesini engelleyen ne Saddam gibi diktatörler, ne statükocu devletler, ne de El Kaide gibi gerici güçlerdir. Bunu engelleyen ve bu saldırılara karşı direnen Ortadoğu'nun binlerce yıllık kültürel değerleridir. Yine buna çarpıcı bir örnek olarak Büyük İskender'in Persepolis'i ele geçirdikten sonra, Ortadoğu kültürü ile karşılaşmasının kendisinde yarattığı değişimler ve Helenistlik kültürüdür. Dolayısıyla yaşamı belirleyen ve yaşam üzerinde etkili olan salt ordu-siyaset değildir. Bütünlük içerisinde ele almak gerekiyor. Mücadele gerçekliğimizde bunun örnekleri çoktur. Örneğin şehit Mizgin, Delila, Halil Uysal arkadaşlar, birer sanatçı olarak sanatçının toplumun vicdanı olduğu gerçeğini yaşamlarıyla, mücadelesiyle en iyi şekilde temsil etmişlerdir. Dolayısıyla kültür-sanat çalışmalarının siyasetin-politikanın arka bahçesi midir tarzındaki bir yaklaşım post-modern bir yaklaşımdır. Birbirinden keskin bir şekilde ayırmak modern bilimciliğin dogmatik ve saptırıcı yaklaşımıdır. 'Siyasetçi ayrı, sanatçı ayrıdır, sanatçı siyasetle uğraşmaz, sadece sanat yapar' biçimindeki toplumsallıktan uzaklaşmış düşünce yapısı kaynağını bu saptırıcı anlayıştan almaktadır. Bir tiyatrocu, bir şair, bir ozan, bir resam, bir dansçı inançları ve idealleri için yaşar. Buna dönük saldırılar karşısında, halkın yanında yer almakla birlikte aynı zamanda halkın taleplerini ilk dile getirenler, ilk sahiplenenler olmak durumundalar.

2003 yılında kültür-sanat alanında mevcut sorunları aşmak ve organizasyonu sağlamak için bir kültür konferansı gerçekleştirildi. Ve ardından kültürün-sanatın tüm alanlarından temsilcilerin içinde yer aldığı Kültür Sanat Meclisi oluşturuldu. Bu meclisin hedefleri nedir?

Abdulrahim Dağ: Kültür Sanat Meclisi'nin hedefi, öncelikli olarak Kürt kültür ve sanatı üzerinde çalışma yürüten kurumların koordinasyonu ve birbirini beslemesini esas almakta ve ortak projelerin gelişimini hedeflemektedir. Demokratik komünal kültürün hakim kılınması Mezopotamya'nın kültürü üzerinden şekilleniş ve buna göre bir kültür-sanat çalışmasının kolektifliğini sağlamayı hedeflemektedir. Bunun yanısıra kültür akademisi, ulusal kültür-sanat projelerinin hayata geçmesi için çabalayan, sonuçlanması için girişimlerde bulunan, dillendiren ve yoğunlaşan bir bileşenin ifadesidir. Kültür Sanat Meclisi, Kürt Rönesansı ve Ortadoğu aydınlanmasına hizmet etmeyi temel amaç edinir; bu amaçla özelde Kürt aydınlanmasını, genelde Ortadoğu aydınlanmasını geliştirebilecek bütün kültür-sanat çalışmalarına destek sunar. Çalışma yürüten tüm sanat çevreleri ile ve kurum-kuruluşlarla ortaklaşmayı esas alır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin felsefesini ve politikasını halkımıza ve tüm halklara taşıyarak, devletçi ve iktidarcı anlayışa karşı alternatif bir sistem olarak Demokratik-Ekolojik ve Cinsiyet Özgürlükçü Toplumun'un oluşması için ideolojik mücadele ile kültür-sanat çizgisini esas alır.

Kürt sanatçısı olmak için illa ki bir kurumun çatısı altında olmak mı gerekiyor? Eğer gerekmiyorsa, sanatsal çalışmalarını bağımsız, ama doğru bir şekilde sürdüren sanatçılar, kültür merkezlerinizin olanak ve imkanlarından nasıl yararlanabilirler? Ya da yararlanabilirler mi?

Abdulrahim Dağ: Aslında Kürt sanatçısı kendi kurumunda yer almalıdır. Halkın büyük bir direnişle yarattığı kurumlarında halkının yanında olmalıdır ve bu sadece Kürt sanatçısı için değil, farklı etnik yapıya mensup olan diğer sanatçılar için de geçerlidir. Sanatçı zalimin karşısında ve ezilenlerle birlikte omuz omuza mücadele etmelidir. Ancak Kürt sanatçısı örgütlü olmak zorundadır. Yoksa inkarcı sisteme karşı ayakta durması imkansızdır. Dolayısıyla bu alanda örgütlülüğümüzü sağlayan Mezopotamya Kültür Merkezleri'dir. Mezopotamya Kültür Merkezleri sisteme alternatif kültür yaratma mücadelesinin direniş kaleleridir. Halkımızın beklentisi ve istemi sanatçısının her koşulda yanında olmasıdır. Kürt sanatçısının da bu duyarlılığı göstermesi gerekiyor. Beslendiği kaynağa mesafeli durmak en başta sanatçının ret etmesi gereken bir gerçekliktir. Çünkü kurum bünyesinde bulunan sanatçılar bu halkın kültür devrimcileridirler. Aynı zamanda kendilerine belirli yaşam kriterleri koymuş insanlardır. Örgütlülük esası üzerinden sanatını geliştirmek isteyenlerdir. Ancak kurum dışında bulunanlar biraz daha rahatlığı esas alan, kendini öncelleyen insanlardır. Herkes katılımı ve emeği kadar vardır. Sanatçı duyarlılığı ve sorumluluğunu yerine getirdiği kadar imkanlarımızı sunarız. Biz imkansızlıklar içinde yıllardır çalışmalarını yürüten kurum sanatçılarımızın yanında bu kurumu sadece basamak yapmak için esas alan ve imkanlarımızdan yararlanmak isteyenlere karşı da netiz. Kapılarımızı kapatırız. Bugün Mezopotamya Demokratik Kültür Hareketi olarak kurum dışında Kürt ve Türk birçok tanınmış dost sanatçıyla diyalog içindeyiz. Birlikte projeler yürütüyoruz. Toplumsal ortak duyarlılık ve reflekslerimiz gelişiyor. Dışımızda yer alan dost çevrelerle ilişkilerimiz yıllardır vardır. Bu halka, özgürlük değerlerimize, mücadelemize saygılı olduğu müddetçe bundan sonra da var olacaktır. Bu konudaki ölçülerimiz de nettir.

Çalışmalarınızı engellemeye dönük herhangi bir baskı var mı? Eğer varsa bu çalışmalarınıza nasıl yansıyor?

Abdullah Bozkoyun: Bu halkın kültür ve sanat çalışmalarını yürüten kurum ve sanatçılar olmadık uygulamalara tabi tutulmaktadırlar. Son bir yıldır onlarca arkadaşımız yargılandı ve ceza aldı. Örneğin en demokratik ve insani hak olan kişinin kendi bedeni ile bir irade beyanına bile tahammül gösterilmemiştir. Sanatçılarımızın özgür iradeleriyle savaşa ve baskılara karşı başlattığı açlık grevlerine dava açıldı. Batman ve Kızıltepe'de bulunan kurumlarımızdaki tüm çalışanlar yargılandı ve toplu yargılamalar sonu ceza aldılar.
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir. ], Siirt, Mersin'de davalar açıldı ve cezalar yağdırıldı. İstanbul'daki kurumumuzun her yıl bastığı takvimde kurum logomuz bile yasaklama gerekçesi sayıldı. Konser yaptığımız salonlar tehdit edilerek sözleşme yapılmasına rağmen iptal ettirilerek vazgeçirtildi. Birçok ürünümüz yasaklandı. Bazen diline, bazen içeriğine bahaneler uyduruldu. Bir de bunların yanında bilinçli yönlendirmelerle her dönem mücadele çizgimize saldırmaya kilitlenmiş kimi sitelerde arkadaşlarımızın isimleri verilerek hedef gösterilmeye çalışılıyor. Tüm bu anti-demokratik uygulamaların sebebi nedir? Tabii ki bireysel menfaatini esas almayan, halkının direniş kültürünü işleyen ve sistem içi yaklaşımlara karşı bir duruş sergilendiğindendir. Saldırı ve yönelimlerin boyutları boyutsuzluklara varmıştır. Biz sanatçının halka karşı yükümlülüklerini ve gerektiğinde öncülüğünü vurguluyoruz. Bütün gerileten duruş ve yaklaşımlara karşı bir tavır geliştiriyoruz. Kendi içimizde sürekli bir iç muhasebe yaparak yaşam ölçülerini diri tututyoruz. Bu bağlamda da aslında yapılan yönelimleri de anlıyor ve amacını biliyoruz. Zira bilince çıkardığımız yönelimlerin karşısında bir geri duruşu da asla benimsemiyoruz. Bu gerçekliğin tüm duyarlı sanatçılar tarafından görülmesi ve tavır geliştirilmesi gerekir.

Son bir soru olarak şunu sormak istiyorum: Kürt halkının kültürü dışında farklı kültürlere dönük bir çalışmanız var mı? Bu konuya bakış açınız nedir?

Tuncay Korkmaz: Kürt halkının kültürü ve beslendiği tarih özünde çokkültürlülüğü ve evrensel değerleri esas alır. Mezopotamya engin tarihinde birçok halka ve uygarlığa beşiklik etmiştir. Bu toprakların en yerleşik halkı olan Kürtler bütün bu süreçlerin tanıklığını yapmış ve bu durumu kendi sosyalitesine de yansımıştır. Kürt özünde kapsayıcıdır. Tahammül ölçüleri geniş, insani değerlere bağlı ve paylaşımı yaşamının merkezine koyan bir halktır. Kapitalist sistemin insani olan değerleri geriye iten, soğuk ve ekonomiye dayalı bencil yaşam ölçülerine bu halk h�l� direnmektedir. En basit örneğiyle bugün Bölge'nin herhangi bir ilinde, herhangi bir köye hiçbir ailevi ve dostane bağınız olmadan gittiğinizde bile insanlar kapılarını size açar ve ekmeğini paylaşırlar. Günümüzde de bu yaşam ölçülerinde bir gerileme yoktur. Özünde paylaşım devam etmektedir. Kaldı ki kuru bir ekmeği olsa da bu gerçeklik değişmeyecektir. Bu zemin üzerinden son 30 yıllık siyasal sürecin getirdiği ve eklediği bilinci de eklersek elbetteki kendi dışımızdakilere karşı yaklaşımımız daha kapsayıcı ve bütünleyicidir. Kürt halkı ilkel milliyetçi bir halk değildir. Dayandığı tarih de, yaşadığı siyasal gerçeklik de bunu reddetmektedir. Kürt halkı özünde çokkültürlülüğü ve farklı halklarla kucaklaşmayı esas almakta ve bunu istemektedir. Kürt halkı farklı halkların rengi ve diliyle güçlü bir birlikteliğin sağlanabileceğine inanmaktadır. Her halkın kültürel kimliğine saygılı olmak şartıyla karşılıklı paylaşılmak ve güç verilecek birçok değerin olduğuna inanır. Buna hem yakın tarih, hem de bin yıllar tanıklık etmiştir. Biz bu kültür üzerinden çalışma yürüten kurumlar olarak elbette bir yükümlülük ve sorumluluğumuzun olduğunun bilincindeyiz. Bu temelde öncelikle kendi bölgemizde yaşayan farklı halkların tarihi ve kültürüyle yakinen ilgiliyiz. Zira onların tarihi bizim de tarihimizin ifadesi olabiliyor. Bunun dışında farklı bölgelerde yaşayan halkların yürüttüğü kültürel çalışmalara bazen destek istendiğinde, bazen de direk kendimiz öneride bulunarak elimizden geldiğince ortak olmaya ya da güç vermeye çalışıyoruz. Örneğin Laz halkının kültürel kimliği, tarihi, coğrafyası ve doğası bizim dışımızda değildir. Onları tanıdıkça, onlarla benzerliğimizi görüyoruz. Aslında Lazlar büyük bir halk. Tarihleri, devletleri ve dilleriyle kendi başına bir topluluk. Bugün ne ilginçtir ki Türk milliyetçiliği ile özdeş görülmektedirler ya da öyle lanse edilmektedirler. Ciddi asimilasyonlara ve dejenerasyonlara tabi tutuldular. Bugün çok az da olsa h�l� kendi geçmişine ve değerlerine sahip çıkan Laz aydın ve sanatçılarla sürekli görüşüyor, ortak projeler geliştiriyoruz. Yine Anadolu'nun kentlerinde yaşayan halkların Ankara'dan Nevşehir'e birçok özgün kültürel çalışmalarına destek sunmaya, katılım sergilemeye çalışıyoruz. Tabii imkan ve olanaklarımız sınırlıdır. Hiçbir kaynağımız ya da desteğimiz yok. Kendi üretimlerimiz üzerinden gerçekleşen bir kurumsallaşma sürecimiz var. Bunun handikaplarını birçok kez yaşayabiliyoruz. Ancak bu bizim moralimizi bozmadığı gibi aksine heyecan da vermektedir. Halkların etnik kimliği üzerinden karşıtlıklar yaratmak değil, tam tersine halkların kültürel, kimliksel değerlerine saygı gösterilerek, dokularıyla oynamadan, asimilasyona karşı durarak ve kimliksel iradelerini esas alarak bir bütünlüğün oluşturulmasını savunuyoruz. Bu eksende nasıl ki kendi kültür devrim yürüyüşümüz için çabalıyor ve değer veriyorsak, bizim dışımızda da bu sorumlulukla çalışma yürüten halkların emeklerine önem veriyoruz. Halklar sadece tarihten ibaret değildir. Tarih bir nevi işleyen bir kayıttır. Yeri geldiğinde tanıktır. Ancak önemli olan bu tarihin yanında halkların sosyal ve siyasal duruşları ve hassasiyetlerini görmek ve irade beyanlarını kabul etmektir. Bu gerçekliği esas aldığımızda, örneğin son günlerde gündemde olan ve ortamı geren Sayın Öcalan'ın hücre koşullarında saçlarının kazıtılmasını halkın siyasal kimliğine, dönük bir saldırı olarak görüyoruz. Bu bir tahrik ve provokasyondur. Siz bu halkın sadece dilini tanırsanız ne olacak. Bu halkın siyasal, felsefik, düşünsel iradesini belirleyen ve toplumsal dili olan kişi ve kurumlara saldırdığınızda da huzursuzluğu, iç barışı ve ortak yaşam ölçülerini zorlamış olursunuz. Ortak yaşamı felsefeye dönüştürmüş halkımızın ve ortak yaşamı kurmak isteyen halkların taleplerine saygılı olmak da çokkültürlülüğün ve birlikte yaşam şiarının gereğidir. Birlikte yaşamı yaratmak birlikte çözümü de doğuracaktır. Son sorunuza bu şekilde cevap verip yapılan röportajı ve yazı dizisini çok önemli bir çalışma olarak gördüğümüzü belirtiyor, bu vesileyle de gazeteniz üzerindeki baskıları da kınadığımızı söylemek istiyoruz.


Bayram Balcı
__________________
*rojda* isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kültür Devriminin Amansız Mücadelesi... *rojda* Kültür Sanat Bölümü 0 07-12-2008 01:32 PM
Kürecik'te kültür şenliği... *rojda* Kültür Sanat Bölümü 0 07-12-2008 01:29 PM
kibritin yaşam mücadelesi... Papadilma Komik Resimler 3 06-14-2008 06:52 PM
Kültür Kuramları cıwann Felsefi Konular 0 05-06-2008 05:22 PM
Çoklu Kültür Evreni cıwann Felsefi Konular 0 05-06-2008 04:38 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:00 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved