![]() |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Abdürrahim Gümüştekin Onunki öyle bir kılgıdır ki tüm zamanların puslu ve amansız gündüzlerinde pusulasız ve pusatsız, lanetlenmiş gecelerinde uykusuz ve umarsız kalırken, asla pes etmeyen, tam tersine düşe kalka, yana söne, döne döne yol alan ve yol alırken de adeta asırlar eskite eskite tarihe motif veren bir geçmiş. O geçmiş ki yalnızca insanlığın belleğini içermiyor, aynı zamanda onun yükseliş paradigmasını da koşullandırıyor.
Kimden söz ediyoruz? Kimdi o? Kuşkusuz o, zavallı bir varlıktı. Çünkü savunmasız ve umarsızdı. Taştan bıçak, kemikten iğne yapmaya çalışıyordu. Bu çabası binlerce yıl sürecekti. Macerası çetin ve kanlı geçiyordu. Ama o, bir şeye koşullanmıştı bir kez, asla pes etmezdi. Artık geriye dönüş olmazdı. Yasa işleyecekti. Türlerin devasa savaşı sürecekti. O savaştı, çabaladı, didindi, emek verdi. Böylece her geçen günle yetenekleri gelişti, fizikken evirildi. Bu arada beyni de işledi, gelişti, işlev gördü. Artık o, kuyumcu ustası inceliğiyle demiri işlemeyi ve iğneyi narince tutmayı öğrenmişti. Tabii ki bu güzel bir gelişmeydi. Organik doğa ve insan evrimiydi. Öyle ya, bir zamanlar küçücük alınlı ve sıfır çeneli olan bu varlık, artık açık alınlı ve düzgün çeneli hale gelmişti. Şakır şakır konuşuyordu. Artık akıllı bir varlıktı ve aklını da kullanabiliyordu. İşte böyle. Üredi, direndi… öyle insan oldu. Artık doğanın ele avuca sığmayan varlığıydı. Milyonlarca tür içinde eşi ve benzeri yoktu. Artık doğaya hükmedecek kadar büyümüştü. Sonra ne oldu?İnsan insana egemen oldu. Önce kadın erkeğe karşı üstünlük kurdu. Ve kadının erkek üzerindeki erki asırlar boyu sürmüştü. Kadın, bir tanrıça idi. Heykeli tunçtandı. İktidarı tartışılmazdı. Emirleri harfiyen yerine getirilirdi. Ama erkek, kadının iktidarını alaşağı etti, bütün haklarını elinden koparıp aldı. Artık erkek tanrıydı, bronz heykeli dikildi. Böylece kadının yaşamı, bronz heykelin gölgesinde kaldı. O gün bu gündür değişen çok şey olmadı, dolayısıyla erkek, binlerce yıldır erk olmanın keyfiyetini ve bir anlamda keyfini sürdürmektedir. Felaket bununla sınırlı kalmayacaktı, çünkü insanlar sınıflara da ayrılacaktı. Artık dünya, çıkarlar yörüngesine oturmuştu. Ezen cins. Ezen sınıf. Ezen ulus. Ve daha nice ayrımlar. Cilt ayrımı. Dil ayrımı. Din ayrımı. Velhasıl insan, kendi içinde parçalara bölündükçe bölündü. Doğa ve kendi dışındaki bütün varlıklara karşı insafsızca davranan bir tip üredi. Öyle tasavvur edin ki insana düşman bir profil. Kendine düşman bir varlık. Aklıyla-emeğiyle kendini var eden. Yani bilinci ve bileğiyle maddeye hükmeden. Kendi farklılığını sergileyen. Aynı zamanda akılsızlığıyla kendini yok eden. Yani hırsıyla kendini vuran. Bencilliğiyle kendini bitiren. Doğrusu tanımı zor bir bilmece bu. Haliyle dünyamızı da o ölçüde bir karanlık saracaktı. İşte bu karanlık dünyada bir ışık doğacaktı. Bu ışıkta bir kılgı oluşacaktı. Ve gök kuşağında portreler açacaktı. Sokrates, Grek efendilerinin korkulur rüyası olmuştu. Kızılcık şerbetini içme pahasına gök kuşağına bir portre çizdi. Spartaküs, köle ordusuyla Güneş Ülkesini kurdu. Giardano BRUNO, Engizisyon Mahkemelerine boyun eğmedi, tezini ısrarla savundu. Ateşe verilen bedeniyle Orta-Çağ karanlığını yırttı. Marks, yalnızca dünyayı yorumlamakla yetinmedi, kendini dünyayı değiştirmeye hasretti ve yeni bir dünya kurmanın yolunu gösterdi. İstedi ki İnsana yakışan bir dünya var olsun. İnsan denen varlık, adam gibi adam olsun. Adam gibi yaşasın. Böylece bireyden topluma insan serüveni kesintisiz sürecekti. Öyle ya, bir zamanlar o, ne insandı, ne de hayvan; ama azmetti, sonunda insan oldu. Yalnızca bu kadar değil, zamanla bir sanatçı olup koca bir kılgıda da başrol oynayacaktı. Yanı sıra yerkürenin en iyi oyuncusu olarak, iyilikle kötülüğü aynı anda elde tutma becerisini kazanacaktı. Elbette burası farklı bir durumdu. O kadar ki bu şizofrenliğiyle de tarihsel ikilemin yaratıcısı olacaktı. Ne yazık böyle, ama tarihte böyle ortaya çıktı. Aslında tanrıları da o yarattı. Bütün fikirlerin mucidi odur çünkü. Daha nice akıl almaz şeyler yaratacaktır. Çünkü gerçekten o, çok büyük bir varlıktır ve öyküsü de çok korkunçtur. Şöyle ki; onun alnına güneşten bir kıvılcım sıçradı. O, yandı kül oldu o anda. Rüzgâr küllerini savurdu. Külleri simyalaştı. O, fırtınada gözlerini açtı.Yağmur yağdı, külleri sele kapıldı, okyanusa döküldü. Sular ısındı. Onun omurlarının ilikleri hararetlendi. O, hararetten bir fikir çıkardı. Kendi benlik mühendisliğini yaparken anladı ki iliklerindeki ateş, kendi beyninin kıvrımlarından yayılan kıvılcımlardan oluşur. Kesinlikle onu ondan kimse alamazdı; çünkü o, artık sahiden bir insandı. Sağ eliyle kötülükler düzse de, sol eliyle onları yıkacaktı. Bizzat kendisi bile, kendini özünden yalıtamaz. O ki bin yıllardan beri nice girdaplar aşarak bugüne vardı. Keza serüvenlerinden de sürekli fikir çıkaracaktır. Biliyor ki gün hala karanlıkta; çünkü güneş, henüz drakulanın beyin burgaçlarını tam aşmış değil. O yüzden onun daha çok handikaplar aşması gerek. Elbette o, girdapları bir bir aşacaktır. Onun geçtiği çorak topraklarda çiçekler açtı. Bahçelerinde erguvanlar boy verdi. Kervan ilerliyor. O, öncü kolda yürüyor. Ve elbette insanın teninde türeyen tüm yaban otları kökten tükenecektir. İşte böyle. Böyle yürüyecektir özgürlüğe O! O, o büyük hayali gerçekleştirecektir. Yağmur varsın istediği kadar yağsın, Gökkuşağı açacaktır. Gece ne kadar karanlık olursa olsun, Güneş mutlaka doğacaktır. İnsan ne kadar kötü olursa olsun, bizzat kazıdığı toprak başına çalınacaktır. Drakula, ne kadar kan dökerse döksün, bizzat kendi döktüğü kanda boğulacaktır. Öyle varsay ki zifiri karanlık bir gece. Ansızın kör karanlığı yırta yırta beliren güneş. Güneş ışınlarının evrene yayılışı. Işınlar evrene yayılırken oluşan renk cümbüşü. Ondan sonra gün dönerken de pırıl pırıl parlayacak ufuklar. İşte böyle. Gelecek budur. Bu, insanlığın rengârenk geleceğidir. Tarih elbet durulacaktır. Elbette insanlık kurtulacaktır. İşte, o zaman tamamlanacaktır büyük Portre! O büyük Şaheser! Abdürrahim Gümüştekin
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yaşam | hemdem | Şiirler | 0 | 05-30-2008 08:13 PM |
| İnsan Değerlimidir... | *rojda* | Felsefi Konular | 0 | 05-23-2008 11:33 PM |
| Yaşam | Cankurt... | Şiirler | 4 | 05-13-2008 02:01 PM |
| İnsan,yapisi Ve YaŞam! | Bedirxan | Genel Kültür | 0 | 05-03-2008 06:08 PM |