![]() |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Her şeyin anlamı ve anlatımı değişmiş diyorlar. Oysa benim için hala gizemini kaybetmeyen efsanelerimize olan çoşkulu tutkum, hiç değişmedi. Özellikle Mezopotamya' da, her şeyin ilkinin yaşandığı Kürt coğrafyasında , zembilfroş bir ilktir. Bu efsane; bilinen sevda destanlarından çok farklıdır. Çünkü, bu karşılıksız bir aşkın, karşılık veremeyenin trajik destanıdır.
Zembilfroş , insanüstü bir gayretin ve kişiliğin, nefsine karşı kazandığı büyük bir kahramanlık örneği ve irade savaşıdır. Uzak tarihin bütün aşk hikayelerinde insanlar aşkın peşinde koşarken, çağdaş yaşamda aşkların birbirini kaybettiği görülür . Özelikle efsanelerimizin gizemini neden kaybetmediğini daha iyi kavramış olmak için Kürt evrimiyle de ilintili olan ve çok geçmiş zamanlara kadar uzanmış sözlü eserlere sahip olduğumuzun değerini bilmemiz gerekir. ıÜüAnlatılara göre, çok zengin bir beyin oğlu olan Zembilfroş yakışıklı, doğal olarak avlanmayı ve eğlenmeyi severmiş her bey çocuğu gibi. Ta ki, günün birinde bir mezarlıktan geçerken, ruh dünyasında yaşadığı doğaüstü değişime kadar... İşte o mezarlıktan geçerken, yaşamı ve ölümü düşünür, kıyaslar... Sadece soyut bir kıyaslama değildir. Mala, mülke, zevke, sefaya sahip olmakla, bunlardan yoksun olmanın getirdiği iki farklı yaşam, bu iki farklı yaşamın sonucunda ortak tek bir kader: Ve ölüm!.. Peki nasıl biri olarak ölecektir? Varlıklı, boş biri olarak mı, yoksa belli ideallerin peşinden koşan, onurlu, halkının içinde, halkın gerçekliğini kavramış biri olarak mı? O, ikinciyi tercih eder, yani ideallerinin peşinden gitmeyi yeğler. Eşi ve çocuklarını da yanına alarak, bulunduğu görkemli hayattan uzaklaşır . Köy-köy, şehir-şehir dolaşarak zembil (sepet) satmaya, böylece hayatını kazanmaya başlar. Zembil sattığı için de adı 'Zembilfroş' tur. Günün birinde, şehirde zembil satarken Mir'in karısı görür ve ona aşık olur. Zembil alma bahanesiyle saraya davet eder ve aşkını dizelere dökerek. Xatun'un Zembilfroş'a seslenişi şöyle olur: 'Zembilfroş zembila tine / Zembilfroş zembil getirir Dikan bi dikan digerine / Dükkanları dolaştırır Hiş le xatz(nê namine / Hatun'un aklı başından gider Serî le zeman digerine / Başında zamanı dolaştırır... Gazi dike ku bibine / Çağırır onu, der: Beni gör ve gel Were ser doşeka mire / Gel Mir'in döşeğine otur Le te helal, herama mire / Mir'e haram olan sana helaldir Bidime te zulfi herire / Zulfi heriri vereyim sana Çavê min e xezalan e / Gözlerim ceylanların gözündendir Singamin wek zozana ne / Göğsüm yaylaya benzer Bejna min wek rihan e / Reyhan gibi uzundur boyum Ciqa beji hejane...' / Ne dersen kabulümdür Zembilfroş şöyle karşılık verir: Hatun ben tövbekar biriyim/ Güzel ben tövbekar biriyim/ çocuklarım evde ve açtır/ Yukarıdaki tanrının hatırına, yapamam Zembilfroş, hiç kimsenin reddemeyeceği güzeller güzeli Xatun'un aşkını reddeder . Xatun kabul etmez elbette. Xatun Zembilfroş'u orada tutuklatır ve zindana hapsettirir ve zincire vurdurur. Xatun, Zembilfroş'a olan aşkından vazgeçmez. Ona verdiği saltanatı ne zaman kabul ederse, o zaman serbest bırakılacağını ve özgürlüğüne kavuşacağını söyler. Fakat Zembilfroş, yaşam ilkeleri doğrultusunda direnecektir. Derken günün birinde, ibadet etme bahanesiyle zincirlerini söktürür ve ibadet sırasında saraydan kaçmayı dener. Ancak kaçacak yer bulamaz ve teslim olması istenir. Buna karşı çıkan Zembilfroş, sarayın burçlarından aşağıya atar kendini ve inançları, idealleriyle ölmeyi seçer. Gül Xatun da peşinden atlayarak sevdiğine destanıyla kavuşur. Zembilfroş mezarlığı, Zaxo ile Dohuk yolu üzerinde bulunan Sirgut köyünde bulunduğu ve Zembilfroş destanının burada yaşandığı söylense de bir diğer anlatıya göre efsane Silvan’da geçmiş. Bir gün sepetçi evde yok iken Gül hatun zembilcinin karısına derdini anlatmış; pek çok mücevher, altın vererek bir geceliğine yerine geçip kocasıyla yatmak istediğini söylemiş. Yoksuluktan canı yanan karısı 'al kocam senin olsun' demiş . O gece karısının giysilerini giyen Gül Hatun ayak bileğindeki halhalı çıkarmayı unutmuş. Halhalın şıngırdamasıyla yatağa giren kişinin karısı olmadığını anlayan sepetçi yataktan fırlayıp dağlara kaçmış. Arkasından Gül Hatun da, ya benim olacaksın ya da toprağın diyerek arkasından koşmuş. Sepetçi bu durumdan kurtulmak için Allah'a yalvarmış, ölümünü istemiş. Dağın tepesinde uçurumdan atlayarak hayatına son vermiş. Silvan’ın kuzeydoğusuna düşen , altı kilometre uzaklıktaki bu dağın tepesinde gömülü oldukları ve hala orada her bahar türbelerinde çok güzel çiçeklerin açtığı söylenir. Ayrıca bütün Botan Zembilfroş'u Allaha sığınarak, halkın çektiği sıkıntıları kendisi çekerek, huzur bulmak isteyen biri olarak bilir. Günümüz için pek anlamı olmayan sepetçinin inadını anlamak bugün için zor tabi. Beyliği terk edecek; karısına, çocuğuna yoksulluk yaşatacak, sonra da Gül Hatun’un aşkına karşılık vermemek için ölüme atlayıp Gül Hatun’u da peşi sıra ölüme sürükleyecek. O dönemin şeref ve namus timsali biri olan Zembilfroş kimseye söz hakkı vermeden hep kendi isteğini yerine getirmiş biri. Bu arada Kürt kadının aşkı yaşayamadığına ve duygularını belirtemediğine dair yapılan bilimsel araştırmalara, tezlere gerek olmadan, aksine sadece efsaneler bile, Kürt kadının aşkı ölümüne yaşadığının kanıtı olarak görülebilir. Bugüne kadar lirik Kürt şiirleri çoğunlukla kadın duygularından esinlenmiştir. Şarkıların, ninnilerin, ağıtların büyük bir kısmı kadınlar tarafından yazılmıştır. İşin asıl hazin olan tarafı ise, uzak tarihten bugüne, Kürt kadını aşkına karşılık bulamadığı zaman ölüyor, kavuşamadığı zaman da ölüyor, kavuştuğu zaman da ezilip ölüyor, namus davasında ölüyor, töreye kurban edilerek ölüyor, Kürt kadını hep ölüyor... Benisa
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir redd-i aşk destanı: Zembilfroş! | CovBoy | Hikayeler ve Efsaneler | 0 | 05-09-2008 11:42 AM |