DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Makaleler
Anasayfa Kayıt ol

Makaleler Makaleler burada paylaşımda.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-17-2008, 02:35 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: Burası 4. Koğuştur Benim Abim
Mesajlar: 164
Üye No: 30
Tecrübe Puanı: 7
Rep Puanı : 557
Rep Derecesi
Lokmanhekim is a name known to allLokmanhekim is a name known to allLokmanhekim is a name known to allLokmanhekim is a name known to allLokmanhekim is a name known to allLokmanhekim is a name known to all


Standart Yasaklı harfler ülkesi: Türkiye!

HARFLERE YASAK!


Türkiye bir yasaklar ülkesi... Bu ülkede örneğin bir Kürt vatandaş, yeni doğan çocuğuna Kürtçe dilinde bir isim vermeye kalktığında bu yasaktır! Bu konuda yaşananlar kamuoyuna şu veya bu şekilde, çeşitli örneklerle yansıdı, yansıyor. Örneğin, televizyonlarda "Berivan" dizisi yayınlanırken çocuğuna "Berivan" ismini takmak isteyen ana-baba nüfus müdürlüğünden karakollara taşındı, çeşitli işkencelere maruz kaldı, mahkemelerde süründürüldü, tehdit ve zorbalıklarla karşılaştı.
Türkiye'de "Berivan" örneği münferit bir örnek değildi. Bu ülkede Kürtçe isim konulmasında sistematik bir yasak vardı. "Keyfiyete bağlı" bir yasaktı bu: Nüfus memurları ya da isim değişikliği için başvurulan mahkemeler, duruma göre, ya konmak istenen isme izin vermiyor ya da başka zaman izin verilmeyen isimlere de izin veriyordu... Kimi zaman: "Türk dilinde bulunmayan, birbiri ile zıt anlamlar içeren, milli kültüre, ahlâk kurallarına, örf ve adetlere uygun düşmeyen isimlerin" kullanılamayacağı gerekçesi ileri sürülerek isimler yasaklanıyor, kimi zaman "O yörede o kadar Mızgin isminde kayıt varki, hangisini yasaklayacaksınız." denilerek serbest bırakılıyordu.
Bu keyfiyet varolduğu sürece isim konusundaki sorun ortadan kalkamazdı... Kalkmadı da! Bir çok kez gündeme geldi. İnsanlar mağdur edildi.
TC'nin Kopenhag Kriterleri'ne uyum yasalarını çıkarma sürecinde 6. ve 7. paketin meclisten geçmesiyle isim koyma yasağı kalktı! Ama kağıt üzerinde!

GEREKÇE ÇOK!
Kağıt üzerinde kalkan yasağın uygulanmaması için gerekçe çoktu... Örneğin: "Ancak ahlâk kurallarına uygun düşmeyen veya kamuoyunu inciten adlar konulmaz."dı!!! (6. pakette nüfus yasasının 16. maddesinin 4/2 fıkrasının değiştirilmiş biçiminden)
Peki bunu kim ve nasıl belirleyecekti? Tabii ki Türk devletinin, görevini bilen memurları... Memurun yorumuna kalmış! Yani keyfiyet devam edecekti!!!
Paketlerin Meclis'ten peşpeşe çıkmasına rağmen isim yasaklarının devam etmesi, AB'ci kesimin de itirazlarının yükselmesine yol açtı. (Bunların da esas meselesi özgürlüklerin elde edilmesi değil, AB'ye üye olabilmek için yasaların "uygulanmasının" gerekirliği meselesi idi!)


X, W, Q YASAK!!!

Bu tartışmalar içinde İçişleri Bakanı Aksu, 24 Eylül 2003 tarihinde, 81 ilin valiliklerine gönderdiği bir genelge ile yeni bir sınır çizdi:
"Genel ahlâk kurallarına aykırı olmamak, kamuoyunu incitici yanı bulunmamak ve Türk alfabesine uygun olma koşulu" ile istenen isim konabilecekti!
İçişleri Bakanı'nın bu genelgesinde yeni olan şey "Türk alfabesine uygunluk" koşuludur. Genelgeye göre Türk alfabesinde yer almayan harfleri içinde barındıran isimlere izin yoktur, yasaktır! Bir başka deyişle, X, W, Q harfleri Türk alfabesinde yok diye Xalit, Welat, Ciwan, Xebat, Xelil, Feqi, Beriwan, Bedirxan... gibi isimler yasaklanmıştır.
Bu yasağa karşı çocuklarına Kürtçe isim takmak isteyenler yeni bir kampanya başlattılar: Kürtçe isim kampanyası... Bu kampanya, kampanyaya damgasını vuran düşünce sistem içi, reformist bir düşünce de olsa, haklı bir kampanyadır. En basit ve doğal bir demokratik hak için yürütülmek zorunda kalınan bir kampanyadır.
Kampanyanın başlaması sonrasında isim değişikliği vs. nedenlerle mahkemelere yapılan başvurular "yetkisizlik" gerekçesi ile geri çevrildi, çevriliyor. Kimi yerlerde dilekçeler verilirken polis devreye giriyor; tutuklanmalar yaşanıyor. Bu arada Türk hakim sınıfları ve medya da sorunu, Q, X, W harflerinin Türk alfabesinde olmadığı, bu yüzden de bu harfleri içeren isimlerin yazılmasının mümkün olmadığı; Türk alfabesinin ise 3 Kasım 1928'de çıkarılan 1353 sayılı "Yeni Türk Harflerinin Tatbiki Hakkında Kanun" tarafından belirlendiği ve bunun değişemeyeceği tartışmasına yönlendirerek açık bir çarpıtmaya gittiler.
Bu noktada tartışmanın özü Türk alfabesinin değiştirilmesi veya değiştirilmemesine çekilmesi değil; Türk milletinden olmayan, kendi anadiline ve alfabesine sahip olanların özgür olup olmamasıdır. Yani başka kelimelerle ifade edilirse sorun, somut olarak Kürtlerin Kürt alfabesindeki harfleri kullanma özgürlüğünün olup olmadığıdır. Sorun budur. (Açık olan o ki, bu özgürlük de ancak mücadeleyle kazanılacaktır!)
Diğer yanıyla Türk alfabesinde W, Q, X harflerinin "olmaması" gerekçesi tamamen düzmece bir gerekçedir.
Bugün Türkiye'de televizyonda yayınlanan bilumum şov programlarının isimleri "SHOW" biçiminde yazılıyor. "İbo ShoW", "Hülya Avşar ShoW", "Türüt ShoW... gibi...
"W" internet dilinde vazgeçilmez harflerden birisidir, kullanılıyor. "WWW yazılmaksızın herhangi bir siteye girmek mümkün değil!
Örneğin Q ile bir kimya veya bir matematik denklemi/sorusu isimlendirilebiliyor da, Qazi ismi yazılamıyor...
Örneğin "W" harfi ile WC yazılıyor da Welat ismi yazılamıyor!!!
Örneğin "X" harfi çarpı işareti olarak kullanılıyor da bu harfle Xezal yazılamıyor!!!
Daha birçok örnek vermek mümkün... Ama sorunun teknik imkânsızlıklar sorunu değil, siyasi yasaklar sorunu olduğunu göstermek için bu kadar yeter!
Yasaklar Türkiye'sinde yasaklarla yüzyüze gelenlerin yasaklara karşı mücadelesi haklıdır, meşrudur. Bu bilinçle yasaklara karşı çıkmak, özgürlükleri kazanma, varolan özgürlükleri genişletme mücadelesini yükseltmek gerekiyor.




Aslında yazının başlığını Kürt fobisi altında ezilen devlet olarak atmak da mümkündü. Ama biz "fobilerden" birisini, son günlerde öne çıkan "harf fobisini" başlığa çıkardık.
Devletin Kürt fobisi bir dizi olayla gündeme taşınıyor. Kimi zaman komik, kimi zaman âcizane gerekçelerle fobinin -ve olayların- üzeri örtülmeye çalışılıyor. Ama başarılamıyor. Kendisini dayatan sorunlar, talepler karşısında binbir türlü engellemeler, "çağdışı" yasaklar sorunları ve talepleri ortadan kaldırmaya yetmiyor. Çözümsüzlük çözüm olamıyor!

KOMEDİNİN YASAĞI...
Bir tiyatro oyununda dekor olarak kullanılan "sineklik" sarı, kırmızı, yeşil renkler taşıdığı ve bu renkler üzerinden bölücülük yapıldığı gerekçesiyle oyunun yönetmeni ve oyuncular hakkında koğuşturma açıldı... Yetmedi... Kürtçe'nin kullanılmasında bir sakıncanın olmadığının söylendiği günlerde bir Kürt stand-up sanatçısı olan Murat Batgi'nin sahnede izleyicilere dönüp: "Hep şarkıcıları siz dinliyorsunuz, biraz da onlar sizi dinlesin!" diye espri yapması ve izleyicilerin de bunun üzerine bir türküyü Kürtçe dilinde mırıldanması üzerine Murat Batgi "bölücülük yaptığı" suçlamasıyla tutuklandı. Sanatçı Ferhat Tunç yapılan bir konserde yaptığı bir konuşma nedeniyle bölücülük suçlamasıyla koğuşturmaya uğradı, tutuklandı; daha sonra serbest bırakıldı. Yine Rojin isimli bir sanatçı söylediği bir şarkıdan ötürü tutuklandı...
Bütün bu kara mizah örneklerinin yaşandığı süreçte isim yasağı konusunda da bir dizi karmakarışık uygulama sürdü, Kürtçe isim takılması binbir cambazlıkla engellenmeye çalışıldı.
Ama tüm engellemeler, yasaklamalar sorunu gizlemeye yetmiyordu, yetmiyor. Ortada çuvala girmeyen bir mızrak var. Kılıf bulmakta zorlanıyorlar...
Yasakçı zihniyetin saçma sapan uygulamalarını yaşadık, yaşıyoruz. Komik gerekçeler, aciz tavırlar, uygulamada karşılığını bulmayan ama yasal planda yapılmış düzenlemeler; genelgelerle ikide bir değiştirilen, sürüncemede bırakılan, yer yer memuruna göre bile değişen keyfi tutumlar... kısaca yasakları sürdürebildiği kadar sürdürmeye hizmet eden ne varsa yapılmaya çalışılıyor.
Son günlerde gündeme gelen kimi olaylara dönüp baktığımızda yasakçı anlayışın âcizliğini, yaşanan komediyi daha iyi görmek mümkün...

YASAĞIN KOMEDİSİ...
Kürtçe dil kursu açmak isteyenlere yönelik kimi engellemeler sürüyor. Bunlardan birisi geçtiğimiz günlerde Batman'da yaşandı. Batman'da Kürt Dili Ögretim Kursu adında bir kursun açılması düşünülmüş, uygun bir bina da hazır hale getirilmişti. Sıra izine gelmişti. Ama kursu engellemeyi kafaya takmış olan devlet yetkilileri, "Türkiye'de demokrasinin santim santim kazanıldığı" bir ülke olduğu gerçeğini ispatlarcasına kapılarda sorun çıkardılar. Kapılar 5 santimetre dar idi! Ya genişletilmeliydi ya da kursa izin yoktu! Kurs yöneticileri binanın kapılarını 5 santimetre genişleterek 90 santimetreye çıkardılar.
Ama yine izin çıkmadı. Çıkamazdı! Çünkü Türkiye'de demokrasi öyle kolay kolay işleyen birşey değildi! Demokrasi "bedel" gerektirirdi! Evet santim santim ilerlenmeli, gerekirse merdiven tırmanılmalı ve özlenene, istenene, izine ulaşılmalıydı! Merdivensiz demokrasi mi olurdu?!
Evet, demokrasi bu kez merdivene takılmıştı: Kursun "sabit yangın merdiveni" yoktu! Oysa binada bu merdiven de vardı! Fakat heyhat, "unutkanlıktan" dosyaya eklenmemişti! Eklemeyen ise yine devletin bir yetkilisiydi; bina hakkında rapor veren bir müfettişti!
Demokrasiyi yaşamak için merdiven de halledilip dosya tamamlandığında bakalım öğrenciler kursun kapısından içeri girebilecek mi?
Demokrasi için başka neler gerekiyor, göreceğiz!!!
Batman'daki kursun başına gelenler karşısında kimileri bunun "münferit" bir olay olduğunu, bu konuda sistemli bir engellemenin olmayacağını, olamayacağını düşünebilir... Ama öyle değil, Batman olayı bu konuda tek olay değil!
İkinci örnek, Adana'dan...
Adana'da açılmak istenen Kürtçe dil kursu derslik pencereleri müfettişlerce yapılan incelemede -verilen rakamlar doğruysa- 0.2 santimetre, yani yazıyla "iki milimetre" küçük olduğu için ruhsat alamadı!
Komik, acı, dehşet... Nasıl değerlendirirseniz değerlendirin ama durum bu!
Daha da acısı; izin verilmeyen binanın daha önce İngilizce Dil Kursu için kullanılmış olması ve ruhsat probleminin olmaması! Yani devlet İngilizceye iki milimetre daha tolerans tanımış!
Pencerenin genişletilmesinin ardından iznin alınıp alınamayacağı belirsiz... Ama önemli olan ruhsatın verilmesi değil, ruhsatın hangi aşamalardan sonra verilmiş olmasıdır! Önemli olan yasağın milimetreyle ölçülmesidir!
İbretlik olan da budur Türkiye'de!

YASAKLAR ZİNCİRİNİN
BİR BAŞKA HALKASI:
TELEVİZYON YAYINLARI

Yasakçı bir anlayışın hüküm sürdüğü Türkiye'de çıkarılmış olan kimi yasal düzenlemelerin -ki bu düzenlemelerle çeşitli yasakların ortadan kaldırılacağı söyleniyor! Öyle ya, AB kapısı önünde tarih bekleyen Türkiye'nin kriterlere uyması, "demokrasiyi" geliştirmesi gereklidir! Dolayısıyla kimi yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır!- uygulanmasının engellenmesi bu devletin kendi iç çelişkisidir.
Yazgısıdır bu devletin: Sözkonusu çelişki hayatın çeşitli alanlarında kendisini dışa vuracaktır! Bu kimi zaman kurs yönetmeliğinin hayata geçirilmesinde kendisini gösterir, kimi zaman kitap veya dergi toplatmada, kimi zaman kitap yakmada, kimi zaman sanat insanlarının yakılmasının seyirciliğinde, kimi zaman bir karikatüristin tutuklanmasında ifadesini bulur!
Kimi zaman ise bir çizgi film konusunda...
Evet, bir çizgi film konusunda...
Bilindiği üzere Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) hazırladığı "Radyo ve Televizyon Yayınlarının Dili Hakkında Yönetmelikte" farklı dil ve lehçelerde yapılacak yayınların serbest bırakılması öngörüldü. Ama bu yayınların "sadece yetişkinlere yönelik olması" öngörülmüş RTÜK tarafından... Bunun pratik anlamı, örneğin çocuklar için Kürtçe çizgi film ya da müzik programı yapılamayacak. Yasak! RTÜK hazırladığı yönetmelikte, farklı dil ve lehçelerde yapılacak müzik, haber ve geleneksel kültürün tanıtılmasına ilişkin programların eğitim amaçlı olmaması koşulunu getirdi. Programların eğitim amaçlı olması yasak!
Pokemon'u, Heidi'yi, "Temel Reis"i (!), Micky Maus'u Kürtçe dilinde izlemenin ne zararı olabilir diye düşünmeyin! Öyle ya bu tür filmleri Kürtçe dilinde izleyen bir çocuk nasıl bir bölücü olur ileride, kimbilir! "Yılanın başını küçükken ezeceksin!", Kürtçe çizgi film izlettirmeyeceksin! RTÜK bunun önlemini büyük bir öngörü ile bugünden almıştır:
Yasak!!!
Yine RTÜK demek istiyor ki, çocuklar nasıl olsa Türkçe dilini öğreniyorlar, çizgi filmlerini, çocuk programlarını, müzik programlarını Türkçe dilinde izliyorlar... Kürtçeye ne gerek var? Öğrenmesinler... Ya "eğilirlerse?!" "Yaş ağacı eğme" hakkı bizim; bu işi biz yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz!
Tersi yasak!!!
Çocuklara Kürtçe çizgi film yasağı işin öne çıkan, belki daha dikkat çeken bir yanı...
Ama yasaklar bununla sınırlı değil...

KORKUNUN BİR BAŞKA YÜZÜ...
Devletin yasakları, aynı zamanda kendisinin korkularıdır da...
RTÜK'ün hazırladığı "Radyo ve Televizyon Yayınlarının Dili Hakkında Yönetmelik" ile devlet; radyoların 60 dakikayı aşmamak üzere haftada toplam 5 saat, televizyon kuruluşlarının ise günde 45 dakikayı aşmamak üzere haftada toplam 4 saat yayın yapabilmelerine izin verdi!
Yayın saatlerinin bu denli kısa tutulmasının bir nedeni olsa gerek değil mi? Örneğin neden 24 saat yayın yapılmıyor da haftada bir kaç saatle sınırlandırılıyor?
Çünkü korkuyor devlet!
Bitmiyor yasak -ve korku-!
Şöyle deniliyor örneğin yönetmelikte:
"Bu dil ve lehçelerde yeniden iletim konusu yayınlarda dahil, televizyon yayını yapan kuruluşlar bu yayınlarını içerik ve süre açısından birebir olmak kaydıyla Türkçe tercüme veya Türkçe altyazıyla vermekle, radyo yayını yapan kuruluşlar ise programın yayınlanmasını takiben Türkçe tercümesini yayınlamakla yükümlüdürler..."
Neden diye sormayın...
Çok açık: Korku!
Yayınlar sadece "Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları dil ve lehçelerin izleyici-dinleyici profili belirleninceye kadar bu dil ve lehçelerdeki yayın sadece kamu ve özel ulusal yayın kuruluşları tarafından yapılır"mış! Üst Kurulun izni olmadan Türkçeden başka bir dil ve lehçede yayın yapan kuruluşa "izinsiz yayın müeyyidesi" uygulanacakmış! Yasak ve korku arasındaki bağ biraz daha açık hale geldi mi?
Peki yayınlar yapılacak da, hangi ilkeler temelinde yapılacak? İşte RTÜK yönetmelikte buna da açıklık getirmiş... Sınır şöyle çizilmiş: "Türkçe'den başka bir dilde yayın yapmak üzere Üst Kuruldan izin alan yayın kuruluşları yayınlarını hukukun üstünlüğüne, Anayasa'nın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe, genel ahlaka, cumhuriyetin Anayasa'da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne 3984 sayılı Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliklerle düzenlenen esas ve ilkelere, Üst Kurulun öngördüğü yükümlülüklere izin şartları ve taahhütlerine uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapmakla yükümlüdürler;
- Bu dil ve lehçelerde yaptıkları yayın süresince mevcut logo ve tanıtıcı ses işaretinin dışında bir unsura yer vermemekle stüdyo düzeni ve ses efektinde Türkiye Cumhuriyeti'nin simgesi olmuş görüntü ve sesin dışında simge, işaret ve ses kullanmamakla yükümlüdürler."
Evet, sınır böyle çiziliyor... Çizilen aslında korkunun sınırı... Ve korku 80 yıldır süren bir korku! 80 yıllık tarih korku ile yasağın biraradalığının da tarihi aynı zamanda...
Peki yasaklarla nereye kadar?
Nereye kadar korkularla?
Var mı korkunun ecele faydası?!



DERYA GÜMÜŞ
__________________
Lokmanhekim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Burası Türkiye ağlamak yasak Sümeyye İlginç Konular 0 05-07-2008 02:37 PM
Türkiye Türler Listesi(Sürüngenler) ßotan Sürüngenler 3 05-06-2008 06:56 PM
Türkiye, nette yüzde 700 büyüdü yasinsahin Bilim ve Teknoloji 0 05-06-2008 04:21 PM
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Protokolü Albatros Kamu Yönetimi 0 05-02-2008 04:31 PM
‘Basmane Ülkesi’nden mülteci kareleri ßotan Genel Kültür 0 05-02-2008 03:06 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:31 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved