![]() |
|
||||||||
| Makaleler Makaleler burada paylaşımda. |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||||
|
Levent Kırca’nın Batman’da sergilediği “Toros canavarı” adlı oyunu Batmanılar tarafından sıcak bir ilgiyle karşılanmış. Kırca TV ekranlarında alışık olduğumuz ve tiyatro sahnelerinde gördüğümüz sırıtışı ile Batmanlıları selamlamış. Batmanlıların yüreğine hemen Levent Kırca aşkı düşmüş; Kırca’yı ayakta alkışlamışlar. Avuçları patlamış olmalı üç-beş elitin. Halkın açlık sınırında olduğu Batman’da kaç sade vatandaş vardı acaba tiyatro salonunda? Nasıl alkışlamasınlar daha dün Dağlıca’da 12 asker hayatını kaybedip, 8 asker rehin alındığında Levent kırca televizyon ekranlarına telefonla bağlandı. “ Gerekirse bu yaşta elime silah alıp yeniden askere gidebilirim" dedi. Alkışlanmaz mı bu silah sevdası? Ağarmış saçı ile asker olmaya can atan ender sanatçılardan biri. Çaptan mı düştü espri konusunda… Yoksa içindeki milliyetçilik duyguları mı kabardı bilinemez. Bir insan neden silah kullanmak ister, bir türlü anlamam. Silah her ne için sahip olunursa olunsun, sonuçta kan döken can alan, icadı ile mertliği bozan namert bir alet. Ortalığın toz duman olduğu hop oturulup hop kalkıldığı bu dönemde “elime silah alırım” demek tam da bir sanatçı tavrı doğrusu. Kaç çocuk Levent Kırca bile eline silah almak istiyorsa ben gençliğimden utanayım diye askerlik şubesinin önünde kuyruğa girdi acaba? Ogün Samsat da bir çocuktu ama Hırant Dink bu gün onun silahından çıkan kurşunla alçakça cinayetinin sayesinde artık yaşamıyor. Çocuklar katil doğmaz toplum ve sistem onlara şekil verir. Kırca nasıl bir şekil verdi dersiniz. Bir taraftan Kürtler ve Türkler kardeş diye bağıracaksın; aman silahlar susun akan kan dursun dağdakiler de bizim çocuğumuz asker de bizim çocuğumuz diyeceksin. Diğer taraftan elime silah alırım diye nara atacaksın. Kırca eline silah aldığında kime karşı kullanacaktı. Diye bir soru gelip kafama takılmıyor değil. Ezberin bozulması, kapalı kapılar ardında kulislerde konuşma geleneğinin yıkılıp; yerine insanların kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir geleneğin yerleşmesi, bizler için henüz çok uzak görünüyor. Kaçak dövüşe zorlanıyoruz ya da alıştırılıyoruz. Kaçak dövüşmeyenlerde var elbette. Perihan Mağden ve Ece Temelkuran da kan geleneği üzerine inşa edilmek istenen kültürün gözlerinin içine bakma cesareti gösterdi. Doğrusu bir kadın olarak çok sevindim. “Yolunu şaşırmış bu kadınlar” diye manşet düşenlerin onlar kadar yüreği olsaydı; bu gün kan çukurlarında boğulmaz, bomba sesleri ile uyanmazdık. Yol şaşırmak buysa darısı diğer bütün yazan çizenlerin, halk için sanat yaptığını söyleyenlerin ve Levent Kırca’nın başına. Hatırlarsınız Emekli Tümgeneral Nejat Eslen, "Defne hanım sizin bir hasmınız var, siz onun parmaklarını mı, yoksa kafasını mı kesmek istersiniz?" diye bir soru yöneltmişti televizyon ekranlarında. Soruya dikkat edin paşa hiçbir şekilde hasmıyla barışmak, hımsının varlığını kabul etmek niyetinde değil. İlle bir yanını koparacak, kan görecek, kan akıtacak. Ve Defne Samyeli kaş kaldırdı, göz süzdü. Asena damarlarının tümü kabarmış olarak, aynen şu ifadeyi kullandı: "Bunu bugün sormayın. Askeri helikopter olsa gidip kafalarını koparmak isterim." Dedi. Ne garip değil mi, Perihan Mağden ve Ece Temelkuran’ı hedef gösterenler Samyeli midir nedir ona hiç seslerini çıkarmadılar. Levent Kırca’yı silah seven en büyük asker bizim asker nidası ile alkışladılar. Levent kırca Kürt olmamasına rağmen Kürt dilinin yaygınlaşmasından yana olduğunu söylemiş Batman’da. Hızını alamamış bir de en kısa sürede öğreneceği Kürtçe ile oyun sergileyeceğini; bunu da Batman’da olmazsa diğer Kürt illerinde sahneye koyacağını belirtmiş. ( bozdur bozdur harca Kürt kültürünü kimler yemedi ki. Kürtlerin kültürü deniz yemeyen ve özünden boşaltıp kendine mal etmeyene, biz Kürtler ne acayip bu adam deriz.) Aman çok büyük lütufta bulunmuş Kırca. Kürt olmamasına rağmen dilimizi öğrenecekmiş. Ne olmuş yani biz doğar doğmaz senin dilini zorunlu öğreniyoruz. Yaş yetmiş iş bitmiş silaha gönül vermiş olarak Kürtçeyi öğrensen ne öğrenmesen ne. Kürtlere hafızalarınızın çöplüğünü bir yoklayın derim. Olacak O kadara malzeme olmakta var sonunda. Bu kez İstanbul lehçesi ile Türkçe konuşmadığımız için, kaşımız kalın saçımız kara olduğu için, parodilerinde aşağılamayacak. Zaten bunu yıllarca yaptı. Şalvarımıza entarimizin gülüne dalına takıp kalmayacak. Ezberleyeceği üç beş cümlecik Kürtçeyle gözümüzün içine bakarak içindekileri kusacak. Vatana millete hayırlı olsun. 9 Ekim 1998'de yayınlanan ‘Olacak O Kadar’ programında levent kırca Devlet Bakanı Işılay Saygın Ayşe Arman'la yaptığı röportajda, ‘‘52 yaşındayım ve bakireyim’’dediği için oldukça aşağılamıştı Kırca tarafından. Retük tarafından kanal D kapatılma cezası alınca açlık grevine bile girmişti. ‘Olacak o kadar’ programında ‘‘Deliksiz süzgeç’’, ‘‘İki klasör kızlık zarım var’’,‘‘Benim girişimim oldu ama bana girişim olmadı’’,‘‘Sayın Işılay Saygın her ay gidip kendini kontrol ettiriyor’’, ‘‘Bacak arasına sayaç takmak lazım’’ gibi sözler yer almıştı. Artık Kürtçe öğrenince Kürtlerin neresine ne takar bilemiyorum. Onu ayakta alkışlayan Kürtlere de sanatına hayran belediye ve kültür meraklılarına da duyurulur: aman dikkat. hasret birsel
__________________ |
||||||||||
|
|
|
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haluk Levent | MÊVAN | Biyografi | 0 | 05-07-2008 02:44 PM |