DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Makaleler
Anasayfa Kayıt ol

Makaleler Makaleler burada paylaşımda.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-21-2008, 07:21 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute


Standart Futboldan yararlanarak

Bugün cuma, yani akşama Türkiye’nin Hırvatistan’la maçı var. Futbol hep öyledir ya, bu Kupa’da da sonuçlar sanki kural olarak şaşırtıcı. Dün gece Almanya Portekiz’i rakam olarak az farkla yendi ama “yenen takım” görüntüsü tamdı. Oysa iki gün önce Hırvatistan’a yenilmişti; Avusturya’yı yenerken öyle bir görüntüsü yoktu. Şimdi onları yenen Hırvatistan’la biz oynuyoruz ve biz de yenebiliriz. Tabii bize özgü kalıplar hep var: “iki sıfırdan gelip maçı alma mucizesi!” üstüne sonsuza kadar konuşabiliriz de, o iki golü neden yediğimize fazla kafa yormayız, falan. Ama, neyse, kazanıp yarı finale çıkma ihtimali de açık.

Maçları, takımı değil de, bu Kupa boyunca gösterilen, “reklam” mıdır, “yüreklendirme” midir, adına herhalde “klip” denen o film parçalarını konuşmak istiyorum. Çünkü epey feci şeyler!

Bütün spor daları arasında, en popüleri olduğu için, öncelikle futbolu, sporun dışına çıkan ve özellikle politikanın içine giren bir dal olarak mahkûm etmek, katıldığım veya hoşlandığım bir şey değil. Çok yetenek, çok akıl gerektiren, karmaşık, müthiş bir spor bu; onun için de, şu veya bu “yan-sonuç”a yol açabildiği için onu suçlamak bana anlamsız geliyor. Ama tam da bu nedenlerle çok popüler ve böyle olunca da, o politikaya değil ama politika ona karışıyor.

Futbolun kendisi, iyisi, yukarıda dediğim gibi, “akıl dolu”; ama seyri ille de akıl gerektirmiyor. Coşmak değil azmak, sevmek değil kırmak ve parçalamak için futbol izleyen çok. Böyleleri dünyanın her yerinde bulunabiliyor.

Türkiye’de “milliyetçilik yükseliyor” çünkü yükselmesini isteyenler var. Kendi sorunlarını çözmek, yani iktidarlarını sürekli kılmak için yalnız buna tutunan bir kesim, süreci alabildiğine körüklüyor. Onların derdine derman olacak milliyetçilik, özellikle “beyinsiz” bir milliyetçilik çeşidi. Birkaç kere söylediğim gibi, Yasin Hayal tipolojisinde bir adam ülkenin Nobel almış yazarına “akıllı ol!” diye bağırabiliyor ve bir yığın mevki, diploma ya da gazete köşesi sahibi zevat da “evet, evet” diyebiliyor. Çünkü onlar da bu memleketi bu beyinsizlikle kurtaracaklarına inanmış.

Uzatmayalım, futbol, “millî maç” ortamı, bu beyinsizliği hiç korkmadan, utanmadan, bir “değer” gibi sunabileceğimiz bir ortam. “Fanatik milliyetçi olun, vurun öldürün” diye reklam yaparsanız, burada bile biraz yakışıksız kaçabilir. Ama ucunda maç olunca meşru bu. Yalnız “meşru” da değil, “övgüye değer” bir şey.

Hatırladığım ilk örneği “On İki Dev Adam” olan bir “klip” cinsi çıktı böylece. Hiçbir inceliği olmayan, tersine vahşileştirilmiş sesler çıkarmayı gerektiren bir “ezgi”! Fiziksellik ve fiziksel güç gösterisi ön planda. Baştan aşağı “maço” olacak. Bunları düşünüp bulmak da uzun boylu bir zekâ veya incelik gerektirmiyor.

Bu sefer de birtakım sakil robotlar görüyoruz ekranda. Önce o garip (ve “korkutucu” olduğu anlaşılan) seslerini işitiyoruz. Sonra soyunma odalarında ayaklarını yere vura vura bir “terennüm”de bulunan biyonik futbolcularımızı görüyoruz (bunların sahicilerinden bazıları böyle resmedilmeye daha yatkın zaten). Böylece, bu sportif “ideal”in “gayrıinsanîleşme” derecesi dev adamlara falan kıyasla adamakıllı ilerilere taşınmış oluyor. En büyük idealimiz ve bu arada “ulusal güc”ümüzün simgesi, bu beyinsiz kas yığınları.

İşin tuhafı, soyunma odasındaki o zarif “tepinme” ritüelinin “müzikal akompaniman”ında, çok belirgin bir biçimde, zikir ayinlerinin ritmik “hay, hay”lerinin de kulağa çalınması. Bu, kamplara bölünmüş, birlikte yaşama imkânını her gün biraz daha fazla elinden kaçıran toplumumuzda, millî maç çevresinde bir “millî uzlaşma” motifi mi? Yoksa, genel beyinsizleşme kampanyasında elimizin altındaki her imkândan yararlanma kurnazlığı mı?

Son erişilen TSK belgesinde dinin –tam da bu çerçevede- “lüzumlu” olduğu belirtildiğine göre, herhalde ikincisi.

21.06.2008

alıntı

Taraf gazetesi - Murat Belge
Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 07-09-2008, 01:03 PM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Nerden: Mardin
Mesajlar: 1.470
Üye No: 599
Tecrübe Puanı: 518
Rep Puanı : 51562
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Standart

Tşkler mirza abe...
Asur-Banipal isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:50 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved