DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Şarkı Sözleri ve Sanatçı Tanıtımları > Albüm Tanıtımları > Müzik Sohbet
Anasayfa Kayıt ol

Müzik Sohbet Sadece Müzik üzerine sohbetler...



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-18-2008, 11:00 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Nerden: amed
Mesajlar: 1.598
Üye No: 37
Tecrübe Puanı: 23
Rep Puanı : 2074
Rep Derecesi
baco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond reputebaco has a reputation beyond repute


Standart Hozan Dino''Halen ilk eserimi yazdığım günün öğleden sonrasını yaşıyorum''.

1969 da Ardahan’a (Erdêxan) bağlı Xewiskar köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini, Hasköy de (Navcaxasê) yaptı. Yüksek öğrenimini, sırasıyla Gümüşhane Öğretmen okulu ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde devam ettiren Dino, ancak, özel nedenlerden dolayı Öğretmen okulunu son sınıfta terk etmek zorunda kaldı.
Müziğe ilgi duyup ve dokuz yaşlarında saz çalmayı ortanca abisinden öğrenip kısa sürede geliştirdi. Tınıları sesine yaslayarak bu uğraşına zenginlik kazandırdı. Pazar günleri akşam saatlerinde çıkan Kürtçe müziklerinin, müzikal şekillenmesin de ciddi bir yeri oldu. İlk dönemlerde sadece içinde derinleşmeye başlayan bir ilgi olarak kalan bu uğraşı sanatsal olarak belli bir çizgide yürütme kapasitesinde olmayan Sanatçı Dino, sarıldı ve geliştirmeye çalıştı. Bu yön, onu ifade eden bir çalışma olması itibarıyla, ses, anlatım, dil ve ortak acıları yaşama ve yansıtma noktasında kendine daha yakın gördüğünden bu ilginin oradan kaynaklandığını düşünür.
Bu sosyal şekillenmesinde hem ailesinin siyasallıktan uzak olmayışı ve iç içeliği ve diğer yandan o süreçte gittikçe gelişmeye ve toplum içinde kökleşmeye başlayan siyasal hareketin etkisi büyüktür. 10 yıldır profesyonel bir şekilde sanatsallık hayatını sürdüren Hozan Dino, saz çalmanın ona bir günah olduğu söylenerek zorluklarla karşılaşmasının üzerinden geçen bunca yıl sonra deneyimleri ve önemli görüleceğine inandığım saptamaları üzerine bir röportaj yaptık.






-"Saz çalmam günah olarak görülüyordu." diyorsunuz. Halk adına girişimlerinizin ilk kıvılcımları sayılır bir bakıma o günahı ihlal. Kütüğünüze işleyen ilk emek… Böyle bir sanat kaderine uğrayacağı onun aklından geçiyor muydu? O günden bu güne kadar Ozan Dino hangi aşamaları kametti, kendine eleştirisel olarak baktığı zaman neredeydi ve nerelere vardı. Aşkları çalınmış halkın acılarını dile getirmek ışığa dönüştürüp sanatında yeteri ışığa ulaşmak için daha neler yapmalı?

Öncelikle, bu açılımın ve gelişimin esas sahibi babamdır. Yani ilk tepkiyi ki o zamanlar bir cami hocasına karşı bu derece sert bir şekilde karşı koyabilmek kendi sosyal statüsünü tehlikeye atmak demekti, dışlanma riskini de beraberinde getirebilirdi. Buna rağmen babamın o konudaki desteği, simdi bulunduğum konumun esas destekleyici ve belirleyici unsurudur. Tabiî ki sunu söyleyebilirim, sanatta iste istediğim yerdeyim, her şeyi yaptım artık bundan ötesi olmaz diye bir yaklaşım düşünülemez. Her eseri yaptığımda bir öncekinin acemiliğini ve yetersizliğini görüyorum ve bunu gidermeye çalışıyorum, sanatçının kendisi ile savaşımı asla bitmez, insanın kendisini eleştirmesi duygularını tetikler, buda psikolojik olarak seni yeni bir ruh haline sokar ve farklı bir üretime sürükler. İşte sanatçıdaki yaratıcılığın anahtarı buradadır. Ben halen ilk eserimi yazdığım günün öğleden sonrasını yaşıyorum. Çünkü ikinci gün henüz başlamadı. Bir gün içinde cereyan eden olaylar belki de bir sanatçının yasamı boyunca üretebileceği eserlerin tamamının kaynağıdır. İleriki zamanlarda olan değişimler sadece detaylardır. Nasıl ki bir notanın içinde aslında bütün seslerin var olduğu ama duyulamadığı gibi.


--Sizinle yaptığımız birçok sohbette ödünç duygularla sanat yapmanın hem sanatçıdan hem sanatından götürdüğünü söylediniz. Ödünç duygular ve bu duygularla yaratımı açımlar mısınız?

Aslında, sorunuzu cevaplamadan önce su küçük ayrıntıyı dile getirmek istiyorum. Öncelikle herkes eser yapmalıdır diye bir kıstas yok tabi ki, ama önemli olan insanın başkasından aldığı eserde kendisini ne kadar bulduğudur. Ancak şunu da unutmamak gerekir, en güzel duygu ve en güzel yorum, insanın kendine ait ve kendi yüreğinden damıtılarak gelmiş olanıdır. Bu bakış açısı tabi ki kişiseldir çünkü ben sanatımı, savunduğum ve sloganlaştırdığım bu yöntem ve ölçüler içinde dile getiriyorum. Eğer benim yüreğim ve dünyam ve dünyaya bakışım sanatsal derinliğimin şekillenmesinde esas rolü oynuyorsa ve ben bu olgudan besleniyorsam, o zaman bunu en güzel ve anlamlı şekilde açığa çıkarmalıyım. Bunu yaparken de iç dünyamda beni en derinden sarsan duygularımı kendi anlatım ve dile getiriliş biçimi ile birinci elden ve bakir duygularla estetize edip sanatsal bir olgunluk içinde sunmalıyım, çünkü benim dile getiriş biçimim beni dinleyenlerin algılama biçimi ile paralellik arz etmelidir. Bu yüreklere sesleniştir. Bir başkasının yüreğinin burukluğunu, hıçkırığını isyanını, ağlamasını anlatabilmek için, önce bu duyguları yasamak gerekir. Bana göre bunun tersi sanatçıyı, üretenle dinleyen arasında taşıyıcı konumuna getirir ve sanatçı bu durumda kendini olay ve olguların dışına çıkararak soyutlamış olur. Buda duyguda olumu ve teknikte gelişimi egemen kılar.


--Bir sanatçının birçok kültür nüvelerinden alarak çok renkli olmaya çalışması onu ne kadar tek renkli ve zengin, halkının kültürüyle kaynaştırarak cevap verecek tarza oturtmuş. Değişik kültür topluluklarına seslenmek için neler yapılmalı, sanatçılar buna yanıt olmayı kendilerinde misyona dönüştürmüşler midir?

Tabi ki çok kültürlülük, mensup olduğu toplumun kültürüne yabancılaşmak anlamına gelmez. Önemli olan bu zenginlikten ve farklılıklardan gerçek olanı özüne ve ruhuna uygun şekilde yaşatmaktır. Ait olduğu kültürün zenginliğini ve özünü derinliğine kavrayabilmek ancak diğer kültürleri iyi tanımaktan geçer. Esasında böyle şekillenmesi gereken bu durum, Kürt sanatı ve sanatçısı noktasında tersi bir seyir izlemiştir. Nedeni ise buradaki çok kültürlülük kendi kültürüne yabancılaşmayı ve diğer kültürler içinde erimeyi getirmiştir. Tabi istisnai durumlar ve kişiler bu genellemenin içinde yer almamaktadır. Onların çabaları ve emekleri kuşku götürmez bir bir değere sahiptir. Böyle olması durumunda evrensel bir sanatsal derinliği yakalamak mümkün değildir. Tabi ki bu tersi gidişatın sosyal siyasal tarihsel vb. nedenleri de vardır. Bir dilin ve kültürün, gelişip hayat bulabilmesi için özgür bir ortamın var olması gerekir. Çok acıdır ki bu kadim halkın tarihi hep yasaklar ve inkârlara karşı direnerek bu güne kadar ancak kendi varlığını koruyabilmiştir. İste tam bu noktada, bu gelişime hız verecek ve Kürt sanatını dünya standartlarına taşıyabilecek sanatçı ve aydınlara ihtiyaç vardır. buda ancak kendisini ucuz popülist sanatın güncel kazanımlarına yem ettirmeyen ve tarihsel anlamda misyon üstlenebilecek ve bunun derin bilinci ile donanmış sanatçıların yetişmesi ile mümkündür. İçinde bulunduğumuz durum itibari ile henüz çok ciddi bir gelişimin var olduğundan söz etmemiz maalesef mümkün gözükmemektedir.


--Kürt Müziği bedellerin mayasından dirilip akacını keşfetti. Ama bedellerin dilleniminde ve sahiplenilmesine dair etkileyici iletilerin bildirisine dönüşebildi mi?

Daha önceki söyleşilerimizde de dile getirmeye çalıştığımız gibi, Kürt müziği çok zor koşullarda ve bu imkânsızlıklar içinde kendini katarak ve karşılık gözetmeksizin müthiş bir emek sahibi olan birçok değerli sanatçının çabaları ile ve aynı süreç içinde gelişen siyasal mücadelenin desteği sonucu kendi doğumunu gerçekleştirmiştir. Ancak her doğum sonrası gelişim beklentisi, Kürt müziğinde beklenilen şekilde hayat bulmamıştır. Çünkü bu değişim ve dönüşüme hazırlıksız yakalanan kurt sanatçıları, var olanı değerlendirirken, üretim ve akademik bir gelişimi tali plana almışlardır. Bu durum Kürt müziğine aç olan kocaman bir halkı belli bir süre tatmin etmiş olsa da, her şeyde olduğu gibi değişim sancıları Kürt halkını değişime zorladığı gibi, sanatçılarını da değişime zorlamıştır. Ancak bu değişime direnen bazı sanatçılar kendi statik ve değişime kapalı duruşlarının sonucu olarak kendilerini bir anda bu oluşumun dışında bulmuşlardır. Bu durum kendilerini psikolojik olarak koruma ve ayakta kalma seklinde ve yeni gelişimleri de kabullenmeme seklinde açığa çıkarmıştır. Bu durum kendi içinde farklı çekişme ve kutuplaşmaları da getirmiştir. Özellikle böyle bir dönemde moral değerlere ihtiyaç duyan bu halk yığınlarına cevap olunamamıştır. Bu yetmezlikler hem istenilen iletilerin bildirisi olamamış hem de zaman kaybına ve nitel gelişimlere zarar vermiştir.


--Her uğraş içinde olan topluluğa ait bireylerin kendisini aşarak kendisine ait kılması gereken özelliklerin yanında köklü birikim yoğunluğuna sahip bir tarzda işe sarılması gerekir. Çoğullaşan, kalabalıklaşan ve neredeyse nicel bakımdan ordulaşan sanatçıların günümüzde bu bilinçle hareket ettiğine inanıyor musunuz?

Öncelikle nitelikli sanatçılar, gelişime açık, belli bir dinamizme sahip olan ve sağlam bir ideolojik yapı ile desteklenen toplumlarda daha etkin ve daha hızlı bir gelişim gösterirler. Çünkü sanatçı içinde yasadığı toplumun sosyolojik özelliklerinin ya pozitif ya da negatif yanlarından etkilenir ve bunu kendi sanatsal derinlikleri ile kimlikleştirirler. Kürt müziğinde yaklaşık 5000 kişinin müzikle uğraştığı varsayımı üzerinden hareketle yola çıkarsak, eğer doğru ve sağlıklı bir çalışma ve sanatsal derinlik yakalanırsa bu kırk milyonluk bir halkın gelişimine muazzam bir katkı sunar. Tabi ki her sanatçının bu öngörülen özellikleri taşımasını beklemek çokta gerçekçi olmaz eğer bu mümkün olsaydı, simdi kurt müziği ve sanatı dünyada örnek olabilecek bir potansiyele sahip olurdu. Çünkü en gelişmiş toplumlar kültürel olarak en etkin toplumlardır. Zaten gerçek savaşımların esas ayağı da kültürel savaşımlardır. Yani hâkim kültür savaşımıdır.



--İlk dönemlerde yaratımın emekleme sürecinde sanatçıların siyasetin çığlığı ve sözcülüğünü sanatsal olarak o süreçte yapmaları çok belirgindi. Şimdi bir uzaklaşmanın olduğuna inanıyorum. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz bir sanatçı gözüyle...

Tabi ki savaşların en yoğun yaşandığı süreçler, sanatçıların kitlelere en kolay ulaşabildikleri süreçlerdir. Çünkü kullanılan dil, edebi olarak anlaşılır ve sözcüklerin imgelerden arındırılmış ve edebi yani en çok törpülenmiş olanlardır. Yalnız bu bütün sanatçılar için geçerli bir kıstas değil elbette, bu süreçlerde de üretilmiş çok değerli eserler vardır. Ancak genel olarak böyledir. ve bu surecin yakıcılığı her sanatçıyı, içerik ne olursa olsun, şu veya bu şekli ile kendisini hissettirmek için acının en derinini baz alarak bir üretime yönelmiştir. Ama bu üretim sanatsal derinlikten ziyade kısa yoldan kitleleri etkilemeyi ve duyguyu karikatürize etmeyi hedef ediniştir. Ancak esas sancı sıcak savasın yerini siyasal mücadeleye bıraktığı dönem etkisini hissettirmiştir. Çünkü bu süreçler gerçek sanatçıların ayni duyguları sanatla bütünleştirmesi gereken süreçlerdir. İşte bu sürece çok sığ yaklaşan ve hazırlıksız yakalanan sanatçılar, bu sürecin girdabında boğulmuşlardır. Ve kendilerine tekrar yaşam alanı açmak için, mevcut sistemin hazır duygu şablonundan kendisini yaşatabilecek az da olsa bir karelik alan bulabilmek için tüm. geçmişini ve misyonunu bir kenara bırakıp, popülist sanatın rüzgarına kendilerini bırakmışlardır.


--Biraz sanatçı Dino ya dönelim, yumruklarını sıkan bir hüzün var Sanatçı Dino’nun şarkılarında. Mülteciliğe bulanmış hüznün anlattığı "gidişler" ve özlemleriniz ne kadar anlaşıldı. Bu gidişler de özlemle ülkesine kavuşmaya çalışan Dino'yu anlatır mısınız?

Bence çok erken anlaşılan çok çabuk unutulandır. Yani bir eseri yarattığınızda bunun anlaşılıp anlaşılmayacağından ziyade, doğruyu dile getirip getiremediğiniz ve duygu yelpazenizin genişliğidir. Önemli olan budur. Ben eserlerimde hem kullandığım imgeler hem de kullandığım yeni kelimeler ile aslında bir risk alıyorum. Ancak bunu yaparken içinde yaşadığım süreçten ziyade geleceğe daha edebi bir Kürtçe ile yeni eserler bırakabilmek amacındayım. O nedenle Kürtçemin her ne kadar iyi olsa da yinede bir başkasına yedekte ettirmeyi ihmal etmiyorum. Çünkü bu tür çalışmalar dönüşü olmayan veya düzeltilmesi mümkün olmayan çalışmalardır. Ayrıca büyük bir sorumluluktur. Yani dilini yeni öğrenen biri senin kullanış biçimini örnek alacaktır. O nedenle de mümkün olduğunca yöresel söylemlerden uzak kaçıyorum. Ve standart bir Kürtçeyi kullanmayı esas alıyorum.
Çok doğaldır ki, bir sanatçının en büyük düşmanı aynı anda düşmanı onun yaratıcılığında en büyük esin kaynağıdır. Yani özlem, gidişler, yaşanmamış aşklar, bir sanatçıyı en derinden vuran olgulardır. Bu nedenle bazen hüzün, bazen isyan ve bazen de umutlar onun yaratıcılığının kaynağını oluşturur. İşte o an ki ruh halin seni bu hüznün bilinmez girdabına sürükler ve oradaki mücadelen ve isyanın senin eserindir artik. Bunlar yüreğin taşıyamayıp dışarı atmak zorunda kaldığı duygulardır. Benimde yaptığım, yüreğimde tutamadığım bu duygularımı dışarı vururken onlara ruh ve şekil vererek ve onları başka yüreklerle paylaşmaktır.

--Dino heval... Bütün sanatçıların, edebiyatçıların uğradığı bir karanlık süreç vardır. Bu süreç hem onlarda, hem de sanatlarına dolaylı olarak yansımakla bir derinleşmeyi yaratır. Mülteciliğin sanatınıza pozitif ya da negatif yansıması ne?

İnsanın düşünebilmesi ve düşündüklerini yaşama geçirme çabası onu her zaman bedelini çok ağır ödemek zorunda kaldığı durumlara sürüklemiştir. Toplumların vicdani ve sözcüleri olan sanatçı ve edebiyatçılar her zaman en önde olmuşlardır. Bu konumları ve sivrilikleri her zaman sistemleri rahatsız etmiş ve sanatçılar yönelimlere, ölümlere, sürgünlere maruz kalmışlardır. Bu durum pozitif olarak her ne kadar sanatçının üretimini tetiklemişse de. Bu üretim ancak psikolojik olarak kendisini baskı altında hissettiği tek yönlü bir üretim noktasında açığa çıkarmıştır. Negatif olarak kendi toprakları üzerinde yasadığı ve kişiliğinin şekillenmesine katkıda bulunan o süreçlerde ki kazanımları ve ruhsal şekillenişi, tamiri mümkün olmayan duygu sığlığına ve düşünsel kayıpları da beraberinde getirmiştir. Yani bu durum kendisindeki çok renkliliği ve zenginliği zayıflatmıştır.

--Son kasetinizde neler anlattınız? Bir düşünüş içine sürükleme serüveni var aşk gibi ve yine aşkınızın içinde ülkenin de aşkı. “ Namus” adını verdiniz kasete. Bunun öyküsü ve özellikle(kaset kapağında) bu ismin ardındaki ters soru işaretiyle vermek istediğiniz ileti ne? Işık tuttuğunuz, anlatmak istediğiniz ağırlıklı muhtevayı biraz anlatır mısınız, kasetinizin çıkışını heyecanla bekleyenler umduklarını bulacaklar mı?

Evet, yine gücümün yettiği oranda, aşkı ve daha birçok sosyolojik kavramı dinleyicilerim ve sevenlerimle tekrardan paylaşarak yeniden bir tartışmaya sürüklemek ve gerçek anlamlarına kavuşturma ve bütünselliği yakalama çabasına girdim. Çünkü yasamış olduğumuz süreçte hâkim sistemler birçok olgunun içini boşaltmışlardır. Artık insanlara heyecan veren o olguların yerini ucuz ve değersiz yaklaşımlar almıştır. Buda insana dair olan her şeyi içeriksizleştirmiş ve mutluluk kaynağı olan bu temel değerleri artık kimsenin sahiplenmediği bir hale sokmuştur. Bunlardan bir tanesi de NAMUS kavramıdır. Anlamı daraltılarak sadece kadın ve erkek arasındaki ilişkiye SIKISTIRILAN bu olgudaki bulanıklığı irdelemek ve namus kavramını tartışmaya açmaktır gerçek amacım. Özellikle düşünsel ihaneti, özgürlüğü, insanlık değerlerini de bu kavram içinde görmek gerektiğini vurgulamaya çalıştım. O nedenle çalışmama adını verdim. Özellikle de genelde ortadoğuda ve özellikle de Kürdistan’ da baş gösteren kadın intiharları ve namus cinayetlerindeki bu artış, beni bu konuda duyarlı olmaya ve bunu dile getirmeye yöneltti. Bu çalışmamdaki amacım küçükte olsa düşünebilen beyinlerde bir soru işareti bırakmaktır. En küçük bir değişime bile katkıda bulunmak benim için paha biçilemez bir değerdir. O nedenle bu çalışmamı intiharlara sürükletilen ve namus cinayetlerine kurban edilen tüm kadınlara armağan ediyorum.


--Rojaciwan ailesi hakkındaki düşünceleriniz alabilir miyiz?

Hem ulaştığı genç kitle olarak hemde günceli müthiş bir dinamizimle takip eden ve bir çok siteye kaynaklık eden dinamik bir calışma temposu olan kaliteli, zengin ve birikimli kadroları olan nitelikli bir site. Gerek avrupa da gerek Türkiye gerekse de Kürdistan da gelecekleri karartılmaya çalışılan gençligin,sanal okulu diyebiliriz. Kendilerini bu kaliteli ve kararlı çalışalarından dolayı kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Ayrıca çalışmalarınızı ve etkinliklerimizi anında ve müthiş bir titizlikle halkımıza taşıdıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.


--Sanatçı Dino'nun anlaşılması ve halkındaki sevgisini yaratıcılığı ile büyütmesi dileğiyle... Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Bende, bana düşüncelerimi ve çalışmalarımı halkımızla paylaşabilme imkânı verdiğiniz için size çok teşekkür ederim. Başarılar...

Bu Röportaji hazirlanmasinda bize yardimci olan Firat Penaber üye Hevala teşekkür ederiz.

kaynak ciwano



Hozan Dîno
http://www.ozandino.net
__________________
baco isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Oy Yarê Hozan Dino CovBoy Kürtçe Şarkı Sözleri [Lyrics] 2 05-10-2008 04:27 PM
gule delale-hozan dino CovBoy Kürtçe Şarkı Sözleri [Lyrics] 2 05-09-2008 07:51 PM
hozan dîno-namûs No Mercy Kürtçe Şarkı Sözleri [Lyrics] 3 05-08-2008 07:05 PM
Oy Yarê Hozan Dino Serhad Kürtçe Şarkı Sözleri [Lyrics] 0 05-06-2008 01:32 PM
Hozan Dîno - Gûla dilêmin notaları Mirza Notalar ve Akorlar 0 05-02-2008 03:08 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:46 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved