DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Opera ve Bale
Anasayfa Kayıt ol

Opera ve Bale Opera ve Bale hakkındaki paylaşımlar burada.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-02-2008, 10:13 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 622
Üye No: 9
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 0
Rep Derecesi
ßotan is an unknown quantity at this point


Standart Dünyaca ünlü Kürt balet Acemov: Dansçılık bir kürek cezasıdır

“Uçan Adam” olarak bilinen dünyaca ünlü Kürt balet Vladimir Acemov Kürtlerden binlerce kilometre uzakta Rusya’da Sankt Petersburg Devlet Akademik Bale Tiyatrosu’nda sanatını icra ediyor. Aynı zamanda bir yandan Sankt Petersburg Devlet Kültür Sanat Merkezi’nde eğitmenlik yapan Acemov diğer yandan Kürt müziği ve danslarını esas alan eserler yazıyor.

Dünyanın tanıdığı ama Kürtlerin pek tanımadığı Acemov’la eski Sovyetler Birliği döneminde Leningrad adı ile tanınan ve şimdi de Rusya’nın ikinci başkenti sayılan kültür sanat merkezi Sankt Petersburg’da bir Ezidi Kürdü olan Aslan’ın mekanında buluştuk.

Upuzun ve ince boyu ile baştan ayağa siyahlar giyinmiş, omuzlarına kadar inen hafif dalgalı saçları, siyah renkler arasında belirgin koyu esmer yüzündeki gülüşün sıcaklığı ile selamlaşıyoruz. Otuz yılı aşkın sanat hayatında büşük başarılar kazanan Acemov sakin, güleç ve sanaçtı inceliği ile cevaplıyor sorularımızı.

“Kürtlerin, tüm gücünü ve ruhunu sadece ve sadece özgürlükleri için sarf etmesini bekliyorum” diyen Acemov “Kürt seyirciye anne ve babamın anılarına atfen hazırladığım oyunu sergilerdim. Ayrıca, bir koreograf olarak tasarladığım bir çalışmam var. Bu çalışmada, doğup büyüdüğüm çevreyi, o küçük dünyayı Kürt düğünlerini, geleneklerimizi, kısaca, bizi yaşama bağlayan o hep vermeye çalıştığım ısıyı sergilemek isterdim. Aileme atfen yaptığım çalışmada ağırlıkta Kürt müziğini esas aldım”şeklinde konuşuyor.

- Kürtlerin henüz az ilgi gösterdiği bale sanatını neden ve nasıl seçtiniz?

- Beni dansa, yani baleye, genlerimizden gelen içgüdüsel bir duygunun götürdüğüne inanıyorum. Biz Kürtlerde, nasıl anlatsam, kendimize ait çok özgün bir doğamız var. İçimizde eski bir dünya var. Bu dünya bize, içimizde birikmiş o derin duyguları bir biçimde açmayı sağlıyor. Herhalde, atlarımızdan bize miras kalan bir dünyadır bu. Bu iç miras dansla birlikte yeniden biçimleniyor. Çünkü doğamızda müthiş bir enerji veren birşey var. Bu tam anlamıyla gerçek bir duygudur. Öyle bir duygu ki hissettiğini aynı zamanda yaşıyorsun. İşte bu danstır. Her bir Kürdün coşkusunun, duygularının dışa vurması olan dans, govend vs. budur.

Gürcistanlı sinemacılar benim hakkımda bir film çekiyordu. Ben dans ediyordum, kameraman çekiyordu. Rejisör ilginç bir belirlemede bulundu o zaman. Ne dedi biliyor musunuz? Dedi ki; “gerçekten de yalnız bir Kürt, hareketteki anlamı bu kadar güzel yansıtabilir.” Bunu o rejisöre söyletenin, o iç kültürel birikimimiz olduğuna inanıyorum işte.

- Biraz ailenizden bahseder misiniz?

- Ailede 5 çocuktuk. Büyüklerimizin en büyük çabası, iyi bir eğitim almamız ve mutlu olmamızı sağlamaktı. Tabi bu arada, doğduğum Gürcistan’da, yani Tiflis’te özellikle Kürtlerin iyi bir eğitim almaları ve istedikleri yönde gelişim göstermelerinin çok zor olduğunu da belirtmem gerekiyor. Bu anlamda ben ve kardeşlerim okumamızı, daha çok anne ve babamın yoğun çabalarına borçluyuz.

Ailemizin, her yönüyle Kürt geleneklerini yaşatan bir aile olduğunu söyleyebilirim. Sıcak, sevgi dolu bir aileydik. Büyüklerimiz bu ortamı bizden esirgememeye hep özen gösteriyorlardı. Evde hep bolluk içinde yaşadığımızı söyleyemem. Bolluk günlerinin yanında, muhtaç olduğumuz günler de oldu. Ama aile içindeki sevgi, birlik duygusu bize hep yaşam kaynağı oldu. Babam bizimle çok ilgilenirdi. Mesela, mesleki eğitimimin dışında, yaşamda karşılaşabileceğim gereksinimlere de beni hep hazırladı. Çivi çakmayı, odun yarmayı, hatta duvar örme vb. işleri de bana öğretirdi. Ayrıca, öyle bir gün hatırlamıyorum ki babam eve geldiğinde yeni bir kitap getirmesin. Bu evimizde büyük bir kütüphanenin oluşmasını sağladı.

Annem yaşam dolu bir kadındı. Evde hep beraber piyano çalıp şarkı söylerdik, hatta ev tiyatrosu yapardık. Kendimiz kostümler diker, oyunlar düzenlerdik. Ben, dışarıda çok yaramaz bir çocuktum. Hep şortla, atletle dolaşırdım. Ayakkabı giymeyi sevmezdim. Sanki bana ağırlık ederlerdi. Böyle bir atmosferde şekillendik.

- Bir ara boks ile uğraşmışsınız...

Evet, boksla uğraşıyordum, yüzmeye de gidiyordum. Baleye meraklı falan değildim. Belki inanmayacaksınız, ama bu babamın, hatta daha çok annemin fikriydi. Biz ailece Tiflis’te oturuyorduk. Ablam Tiflis’te bale okuluna gidiyordu. Onu okula ben götürüp-getiriyordum. Bu dönemde hiç ilgi bile duymadığım bale okuluna, annem benim de gitmemi istedi. Ben, ailesine saygı duyan ve seven birisiyim. Anneme, senin için bu okula gideceğim dedim. Bale okuluna gittim. Evet, gittim gitmesine, ama inanın, ciddi bir şekilde baleyi öğrenmiyordum. Dediğim gibi daha çok boksla uğraşıyordum, yüzmeye gidiyordum, koşu yapıyordum. Hani derler ya, aslında biraz Tiflis’in yaramaz bir sokak çocuğuydum. Baleyle ciddi uğraşmamda başka bir olay etkili oldu..

Boksta bayağı başarılıydım. Bir gün boks öğretmenim bana çok yetenekli olduğumu söyledi. Fakat bu yönde yükselebilmem için soyadımı değiştirip Gürcü soy ismi almam gerektiğini söyledi. Bu çok zoruma gitti. Ve o zaman seçim yapmak zorunda olduğumu anladım ve boksu bıraktım…

- Ve bale serüveni başladı …

Annemle konuşmaya karar verdim. Babam çok çalışıyordu. Eve geç gelirdi. Daha çok annemle ilişkilerim vardı. Annemin, beni anlayacağından emindim. O zaman anneme: “Eğer okuyup adam olmamı istiyorsanız, Leningrad’a, bale okuluna gitmeme izin vermeniz gerekir” dedim. Çünkü en büyük bale okulunun Leningrad’da olduğunu duymuştum ve eğer okuyacaksam, orada okumam gerektiğine kendimi inandırmıştım. Annemle babam bu istemimi kendi aralarında tartıştıktan sonra, bana şunu söylediler: “Seçim yapmakta özgürsün oğlum. Leningrad’a gitmene karşı değiliz. Ama şunu bil ki ya gidip orada okuyup adam olursun, ya da bir avare olup sokaklara düşersin.” İşte böylece Leningrad’a gelip, bale okuluna kaydoldum. Okulu bitirdikten sonra burada kaldım ve çalışmaya başladım. Tabi büyüklerimin o kısa sözlerini hiçbir zaman unutmadım, hep hatırladım. Büyüklerime bağlı kalma ilkesi beni buraya kadar getirdi.

- Tam olarak kaç yaşında başladınız baleye?

- On yaşımda Tiflis’te, 14- 18 yaş arsı ise Leningrad’da bale okulunda eğitim gördüm. 18 yaşıma geldiğimde artık profesyonel olarak sahneye çıktım.

- Otuz yılı aşkındır bu sanatla uğraşıyorsunuz, bu bağlılığın nedenini merak etmemek elde değil…

- Tabi ki aşk. Başta anne babama olan sevgim, birde öğretmenlerimin bana öğrettiği meslek sevgisi. Leningrad’a geldiğimde henüz küçüktüm, daha 14 yaşlarındaydım. Kavgacıydım, aşık olurdum, yurda geç geliyordum, yani çok özgürdüm. Ama yetenekli bir çocuktum. O zaman bir öğretmenim vardı. Yuri Litvinenko, bana çok şey verdi. Bir gün bana şunu söyledi: “Volodya, balede kendini sevmek değil, bale sanatını sevmen gerekiyor. İşte ancak o zaman bir şeyler yapabilirsin”. O, bana bu mesleğe, bu sanata değer vermeyi öğretti. Bu sanatta aşkı öğrendim. Ve ben mesleğimi sevdikçe, o da bana gelmeye başladı. Ama içimde bir birikim de vardı. Bu birikim bu aşkla birlikte uyandı. Bu da insanlara ve mesleğime açılım göstermemi sağladı.

- Sanat hayatınızda sizi en çok etkileyenler kimler oldu?

- Sanat yaşamında şanslı olduğumu söyleyebilirim. Sovyetler Birliğinin en ünlü koreografları ile çalışmak bana nasip oldu. Bu ustaların her birisi beni hep yeniden keşfediyorlardı. Ben, onların elinde her seferinde yeniden ve yeniden istedikleri biçimde şekil verdikleri, deyim yerindeyse, heykel çamuru gibiydim. Onların her birisi de benim için yepyeni bir dünyaydı.

- Senaryo dışında, dansla neyi ifade etmeye çalışıyorsunuz?

Biz küçükken hep dedemlerde toplanırdık. Dedem bir halk dengbejiydi. Bize hep o güzel sesiyle ezgiler eşliğinde masallar anlatırdı. Dedem ailesiyle birlikte Kars’tan kaçmış. Ailesinin çoğunu Türkler katletmiş. Ninemle Tiflis’te tanışmış evlenmişler. O bizlere hep erdemli yaşamayı öğretmeye çalışırdı. Okuma yazması yoktu, ama tam anlamıyla bir halk bilgesiydi. Ben balede, hep o kökten aldıklarımı ifade etmeye, vermeye çalıştım. Yani benim özüm, cevherim kökümdür. Öz dediğim ise Kürtlüktür, yani dedem, ninem, annem ve babam. Onlar bir ulusu, Kürtlüğü temsil ettiler. Ben de bugün yaptığım her işte ve her hareketimde o köke aykırılık olup olmadığını arıyorum ve köklerimden aldıklarımı kıstas alıyorum. Aynısını da çocuğuma vermeye çalışıyorum.

DANSÇILIK BİR KÜREK CEZASIDIR

- Kürtlerde baleye ilgi yok denecek kadar az. Bize biraz sanatı anlatır mısınız?

- Bale çok ince, ama bir o kadar da zahmetli bir sanattır. Hem fiziki, hem de manevi güç ister. Eğer hastaysan, hantalsan, iddialı değilsen, o zaman balede üretken olamazsın. Her gün aynı saatte, sabah erken kalkman gerekiyor. Sürekli çalışman, çalışman, gerekiyor. Yemek yemeye ve dinlenmeye zamanın çok az oluyor. Bu sanatta bir şeyler yapabilmen için çok derli toplu ve disiplinli bir yaşam tarzı gerekiyor.

Kısacası, dansçılık bir kürek cezasıdır. Okulda seni doğallığın dışında bir pozisyona mecbur ediyorlar. Acı barajını geçebilir misin geçemez misin? Eğer mesleğini seviyorsan, bu barajı geçeceksin. Her zaman, her gün çalışmaya hazır olman gerekiyor. Sabah jimnastiği ile tüm vücudunun kirişlerini hazırlaman gerekiyor. Bacak, kol, bel vs. Sonra ders ve sahneye çıkış, tüm yaşamın boyunca hep bunu yapmalısın.

- Peki, balede iyi bir performans edinebilmek için teknik yöntemlerle çalışmak yetiyor mu?

- Hayır. Bir kere bu çalışma iki yönlüdür. Ne sadece teknik, ne de tek başına ruhla olan bir şeydir. Ruh ve fiziğin de bir arada iyi dengelenmesi gerekiyor. Oyun provalarını yaptığın zaman ve sahne ile uyum sağladığında teknik ortadan kalkıyor, sahnede artık kendi ruhunda var olanları oyununla dışarıya, seyirciye sunabiliyorsun. Bu şekilde çalıştıkça düzenli hareketlerle ruhunuzdakileri açığa çıkarıyorsunuz. Dans ederken, işin teknik boyutunu kapatmaya, göstermemeye çalışıyorsun. Bu doğal olarak gelişiyor. Çünkü artık seyircilerle, ruhunun aracılığıyla konuşuyorsun. O zaman seyirciler yapılan hareketten, onlara söylemek isteneni anlıyor. Kendi duygularını, ruhunun biçimiyle izleyiciye vermek dans eden her artistin esas görevidir.

İşin teknik boyutuna gelirsek, dansa ne kadar erken yaşta başlanırsa o kadar iyidir. Sürekli jimnastik yapmak gerekiyor. Vücuda belli bir uyum kazandırmak gerekiyor. Koreografi kursu, genelde vücuda hareketliliği, estetiği kazandırıyor. On yaşına kadar eğer çocuk vücudun sürekli hareketliliğinden bıkıp yorulmuyorsa, ve birde dansı seviyorsa, o zaman Bale okuluna devam etmesi gerekiyor.

- 30 yıl içerisinde oynadığınız rollerin sayısını hatırlıyor musunuz, ya da önemli bulduklarınız neler?

Oynadığım rollerin sayısını tam söyleyemeyeceğim şu an. Ama klasik bale oyunlarından: “Jezel”, “Kuğu Gölü”, “Uyuyan Güzel”, “Romeo ve Julyetta”, “Zoluşka” vb. gibi oyunlarda baş rolde oynadım. Bugün, daha çok üzerinde yoğunlaştığım müzikallerdir. Salt benim oynamam için farklı koreografların sahneye uyarladığı 40’tan fazla rol sayabilirim.

- Rusya dışında hangi ülkelerde sahneye çıktınız?

- 1976 yılından bu yana düzenli olarak hemen hemen dünyanın her tarafına gittim. Başta Avrupa’nın bir çok ülkesi olmak üzere, Avustralya, Japonya, Amerika vb. yerlere turnelere çıktım. Bunlar klasik bale oyunları olarak yurt dışında sergilediklerimi kapsıyor. Fakat bugün klasik çalışmalar dışında yeni çağdaş çalışmalar yapmaktayız ve sözkonusu yurtdışı turnelerinin dışında çok sayıda festivallere katılıyorum. Son yıllarda daha çok Rusya içerisinde ayrı ayrı bölgelere turneler düzenliyoruz. Avrupa’dan çok, Rusya içerisinde yoğunluk yaşıyoruz şimdi.

- Şu anda sadece dansla mı ilgileniyorsunuz?

- Sadece dans yapmıyorum. Bu gün daha çok çağdaş dans, drama ve tiyatrodan oluşan bir birliğin sanat yönetmenliğini yapıyorum. Ayrıca genç yeteneklere sahne yönetmenliğini, kendi eserlerini nasıl sergilemeleri gerektiğini öğretiyorum. Bunlar, profesyonel olarak dans yapmamın dışındaki faaliyetlerimdir.

- Şimdi sanat hayatınızın zirvesindesiniz. Balede sizin için ideal olan sanatçı kimdir?

- Benim erkek sanatçılardan ideal olarak kabul ettiğim iki kişi vardır. Vasilyév ve Dolguşın. Her ikisi de bale sanatına çok büyük katkılarda bulunan insanlardır. Tabi Batıda da tanınmış ünlü sanatçılar var. Onlardan bahsetmiyorum. Burada, Rusya’da bana göre bu iki kişi benim için en zirvede olanlardı. Kadın sanatçılardan Maya Plesetskaya ve Maksimova en sevdiğim sanatçılardır.

- Yakınlarınız içinde Baleye ile ilgilenen var mı?

- Büyük oğlum şu anda “Mariysk” tiyatrosunda oynuyor. Yeğenim bu sene dans akademisini bitirecek.

- Siz mi onları teşvik ettiniz?

- Hayır, kendileri seçtiler. Dans, zoru sevmez. Bu içten gelen bir duygudur, istemdir.

- Bir gün oralara giderseniz, Kürt izleyicilere hangi oyununu sergilemeyi isterdiniz?

- Kürt seyirciye anne ve babamın anılarına atfen hazırladığım oyunu sergilerdim. Ayrıca, bir koreograf olarak tasarladığım bir çalışmam var. Bu çalışmada, doğup büyüdüğüm çevreyi, o küçük dünyayı Kürt düğünlerini, geleneklerimizi, kısaca, bizi yaşama bağlayan o hep vermeye çalıştığım ısıyı sergilemek isterdim. Aileme atfen yaptığım çalışmada ağırlıkta Kürt müziğini esas aldım. Kullandığım motifler aile ilişkilerinin ve ev ortamının oluşturduğu, doğa ve bu toprak üzerinde yürüyebilmemizi sağlayan o ısıyı yansıtmaya çalışıyorum. Evet, Kürt müziği ile hazırladığım oyunları oynardım.

ARJİN AMED



Alıntı ..

Konu ßotan tarafından (05-07-2008 Saat 09:51 AM ) değiştirilmiştir..
ßotan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:46 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved