DigiSörf  

Geri git   DigiSörf > Şarkı Sözleri ve Sanatçı Tanıtımları > Şarkı Sözleri [Lyrics] > Türkçe Şarkı Sözleri [Lyrics]
Anasayfa Kayıt ol

Türkçe Şarkı Sözleri [Lyrics] Türkçe şarkı sözleri burada sunulmaktadır.



 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-30-2008, 09:35 PM   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute


Standart Ahmet Kaya Tüm şarkı sözleri

Acı Ninni


Uyusun ha iyi büyüsün
Camlar buğulanmasın
Sen uyu uyusun
Bulutlar uyanmasın
Işıklar uyanmasın
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu, uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün.
Sen uyu, uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın


Acılara Tutunmak


Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimizde
Elleri çığlık çığlık yan yana iki dunya
İkimiz iki daldan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik
Buluşmuştuk bir kavşakta
Unutmustuk ayrılığı yok saymıştık özlemeyi
Şarkımıza dalmıştık
Mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizeler.
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncagi.
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım bir kaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerinde
Gün batımı bulutlarmış.



Ada Sahilleri



Ada sahillerinde bekliyorum
Her zaman yollarını gözlüyorum
Seni senden güzelim istiyorum
Beni şad et şadiye başın için
Her zaman sen yalancı ben kani
Her zaman orta yerde bir mani
Her zaman sen uzakta ben müştak
Her tellakide bir hayalin berrak
Nerede o mis gibi leylaklar
Sararıp solmak üzere yapraklar
Bana mesken olunca topraklar
Beni yad et güzelim başın için




Adı Bahtiyar (Gökyüzü)





Geçiyor önümden sirenler içinde

Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken.
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona; ölmedin, diyordu
Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.
Diyarbakırlıymış adı/kod adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.





Adı Yılmaz






Dalyan gibi bir çocuktu


Benim gözümde küçüktü
Küstüde dağlara cıktı
İner mi inmez mi bilmem
Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Halen kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dömez mi bilmem
Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem
Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi Yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz

Dağlara soru sorulmaz


Döner mi dömez mi bilmem






Ağladıkça



Dağlarda öfkeli başım Serhat’ta hep akşam oluyor

Nasipsiz kıştan mı, yamurdan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça,
Ağladıkça dağlarımız yeşerecek
Görecek, göreceksin
Ağladıkça,
Ağladıkça
Geceği tutacağız göreceksin
İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz kırstan mı
Bahardan mı yoksa aşktan mı
Ağladıkça,
Ağladıkça bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin
Ağladıkça,
Ağladıkça

Güneşi tutacağız göreceksin





Ağlama Bebek




Ağlama bebek, ağlama sende

Umut sende herşey sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye
Bu kırgınlık bu dargınlık sıkıntın niye.
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Bölüşülmeye hazır
Bir hayat var.
Ağlama bebeğim ağlama sende
Yarın sende herşey sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye

Bu suskunluk bu durgunluk kızgınlık niye.






Ah



Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı

bulutlu siyah ah bulutları eflatun
o boy aynasından çıktı fransızın malı
vişne asidi vardı tadında rujunun
ah sinema yıldızı filan olmalı
ağızlığı kristal son derece uzun
bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
saçlarından incecik su tozu dökülüyor
sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
karartma başlamış ışıklar örtülüyor
ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
çok vapurun battığı bir liman orospusu
bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
ay ışığında deniz akordeon solosu
pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
görkemli çadırında italyan lunaparkın
sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
kim görse şaşırır sakalının süslerini
tavana asılmış sosyalist saçlarından
ah sabah sabah omuzları kan içinde
işkence sonrası genç bir kadın militan
yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
adı bile çıkmamış dudaklarından

doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde ...

Konu Mirza tarafından (04-30-2008 Saat 09:40 PM ) değiştirilmiştir..
Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla


Alt 05-01-2008, 12:24 PM   #2 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute
Standart

Ah Ulan Rıza

Neden hâlâ gelmedi?
Yoksa saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama
En azından birisine sorar.
Cebimde bir lira desen yok
Madara olduk meyhaneye
Ahh eşşek kafam benim
Nasıl da güvendim bu hergeleye
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp
Bir büyük rakıyla yutacaktık
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp
Enteresan hayallere dalacaktık
Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti, biz de
'İyi olur, bize uyar' diye düşündük
Saat sekizde gelecekti
Bana beş milyon borç verecekti
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık!
Gudubet yaptı yine yapacağını!
Geçen senede merdivenden itip
Kırmıştı Rıza'nın bacağını
Kadında boy şu kadar
Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak
Ya horlarken Rıza'yı boğacak
Bak şimdi acıdım
Aşk olsun adama
Ben olsam vallahi baş edemem
Hele beş tane velet var ki boy boy
Allah'tan düşmanıma dilemem.


Aslında iyi çocuktur Rıza,
Efendi huyludur,
Herkezin suyuna gider
Erken yıprandı garibim
Yoksa tek başına on tane adam eder
Bir keresinde hiç unutamam
Üç beş zibidi haraca dadandı
Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı.
Aynı mahallede büyüdük,
Aynı kızları sevdik
Aynı kafadaydık, orta ikiden bıraktık
Matematik ağır geliyordu
Bir başka havadaydık
Aynı gömleği giyer
Aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fenerin maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!
Bir tek askerde ayrıldık
Ona Bornova düştü, bana Gelibolu
Döner dönmez evlendirdiler
En büyük salaklığı da bu oldu
Bense hiç düşünmedim
Zaten param yoktu
Hep tek tabanca gezdim
benim istediğimi annem istemedi
Onun gösterdiğini ben sevmedim.


Neyse,
Bunlar derin mevzu
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek
Ufaktan yol alayım,
Annem evde yanız
Şimdi meraktan ölecek
Gittim, vurup kafayı yattım
Rüyamda gördüm
Gülümseyerek geldiğini
Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp da
Hastaneye kavuşamadan can verdiğini...
Vay be Rıza!
Sonunda sende düşüp gittin Azrail'in peşine
Dün boşuna günahını almışım
Ne olur kızma bu kardeşine
Öğlen kahvede söylediler
Rıza öldü dediler, ne kolay söylediler
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler
Ah dostum!
O kocaman gövdene o beyaz kefeni
Nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne böyle nasıl çivilediler?
Yani sen şimdi tamamen gittin de
Bir daha olmayacakmısın?
Yani bir daha borç vermeyecek misin?
Bir daha rakı ısmarlamayacak mısın?
Peki beni kim kızdıracak?
Kim zar tutacak?
Kim ağzını şapırtadacak?
Peki beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?
Ulan Rıza!

Ne hayallerimiz vardı oysa
Ne acayip şeyler yapacaktık
Lotoyu vurunca dükkan açacak
Adını 'Dostlar Meyhanesi' koyacaktık
Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda
O biçim fiyaka atacaktık
Ah ulan Rıza!
Bu mahallenin nesini beğenmedin de
Öte yana taşındın?
Ara sıra gıcıklaşırdın ama
İnan ki benim en kral arkadaşımdın
Ah ulan Rıza!
Ben şimdi bu koca denizde
Tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz Ben de gelirim! ...


Al Öfkemi



Her sürgün'ün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen
Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen
Mapushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Hergün seni düşünüp
Yok olacağım
Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen


Ben Beni


Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum, kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
Kırk yıl yandım, daha çiğdir dediler
Ölçeğimi gram, gram yediler
Bir kantara da tartamadım, ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım, çok çicekler rengine
Bir Mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendi mi, canımı, özümü


Beni Bul


Beni Bul Anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandımı anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne


Beni Tarihle Yargila


Titrek bir mum alevinin
havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz...
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla...
Bal değildir ölüm bana,
idam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...
Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz toprağıma...
Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana
Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tadlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın ...
Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmışyedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla


Beni Vur


Bir ince pusudayım
Yolumun üstü engerek
Bir garip akşamdayım
Sırtımı gözler tüfek
Ben senin sokağına
Ulaşamam,dardayım
O mazlum gözlerine
Bakamam,firardayım
Oysa ben bu gece,yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söyleyecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni alıp götürecektim
Beni vur.... beni onlara verme
Külümü al uzak yollara savur
Dağılsın dağlara dağılsın, bu sevdamız
Ama sen ağlama dur
Bir ince pusudayım
Bu gece zehir zemberek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ah, senin ellerine
Uzanamam,yerdeğim
O masum hayallere
Varamam ölmekteğim


Bırak Beni


Bırak beni gayri uçam
Uçamda yollara göcem
Ben uçmasam bil ki içem
Uçsuz yollara yollara.
Kuş ehline durak olmaz
Durur ise yüzüm gülmez
Ben uçmasam bahar gelmez
Gonca güllere güllere.
Bir gün gelir ben giderim
Yedi iklim, yurdum yerim
Bellenmeyen türkülerim
Düşer dillere dillere.

Bırak Döneyim - Öyle Bir Yerdeyim ki

Edirne kapısı zordur geçilmez
Uzaktır memleket kolay gidilmez
Dağda açan çiçek şehirde büyümez
Koyma beni buralarda gözünü seveyim
Zincir vurma yüreğime bırak döneyim -
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah
Dölüm düşmüş sokağa.

Bir Acayip Adam

suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
fırtınadan arta kalmış bir teknede
tevekkül içinde görkemli sakalı
ve iğleti paltasıyla
gizlediği macerasıyla
bir acayip adam yaşardı
akşamları susardı ben konuşsam kızardı
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
küçücük bir koydu sığdı
burayı keşfeden belki oydu
uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
içim anneyle dolardı ağlardım
suphi şöyle bir göz atardı
gizli bir cigara sarardı ağlardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
cigara sönerdi ağlardık
nerden geldiğini bilmezdim
kimsesizdi belki kimliksizdi
onun macerası onu ilgilendirirdi
kimseye ilişmezdi
birşeylere küfrederdi hep
tedirgin bir balık gibi uyurdu
bazen kaybolurdu arardım
yağmurun altında dururdu
bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu
hergün okurdu ben birşey anlamazdım
kapağını seyreder duymazdım
sakallı bir resimdi kimdi
nekadar mütebessimdi
sordum birgün suphiye
söylediklerini niye anlamıyorum diye
bildiklerini dedi yüzleştir hayatla
ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı ozaman anlayabilirsin
ve onu anlıyabilirsin sonra gülerdi
günlerim yüzlerce ayrıtıyı merak etmekle geçerdi
sonra yine akşam olurdu suphi susardı
ben konuşsam kızardı tekneye martılar konardı
yüreğim suphiye yanardı ağlardım
suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağ
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
bir gün aksilik oldu annem beni buldu
suphi kaçıp kayboldu
kasaba çalkalandı olay oldu
ben sustum kanım dondulardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
yıldız kayardı ağlardık
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
polisler onu bulduğunda tekti felaketti
herkes meydanda birikti
karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
ansızın dönüp bana baktı anladın mı dedi
anladım dedim anladım
ve o günden sonra hiç bir zaman hiç bir yerde hiç ağlamadım




Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-01-2008, 12:31 PM   #3 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute
Standart

Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi
Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular önüne
"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım"
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"
Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler taıir beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi
"Prometheus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu ?
"Tanrılardan ateş çaldım,"
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"


Bir Minik Kız Çocuğu


Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri


Bir Veda Havası


Vakit tamam, seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan, kanmadım sevgiye.
Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sabitti gülse hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık İncinen bir hayatın yarasıdır.
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal. -
Bir Veda Havası
Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye...
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doymadım inan, kanmadım sevgine.
Korkulu geceleri sayar gibi,
Birden bire bir yıldız kayar gibi,
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sabittir gülse hiç dermedik
Bul kendini kuytularda hadi dal
Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.


Biz Üç Kişiydik


Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...
El tetikte kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında,
Uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,
Tüterdi buram buram.
Gizlice ona bakardık,
Yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı...
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda...
Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular...
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları...
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi...
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı...
Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası...
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan...
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...


Bize Kalan


Bize kalan
İnsanlığa bırakmak istedidiğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya
Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaslandık
Sonra yanılmak girdi araya
Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı
Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya
Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı


Bizim Hikayemiz


Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor
Işte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
Işte bizim hikayemiz burda biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider


Böyle Bir Sevmek


Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı, belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir


Bu Dert Beni Adam Eder


Eğri büğrü bakar oldun
Şaşkın oldum,sakar oldum
İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
Şunca yıldır karanlıkta
göz kırpmaktan bıkar oldum
Benim annem şeker annem
gençlik elden gitti gider
Gece gündüz dolaşırım
tenhalarda menhalarda
Benim annem güzel annem
beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var
sol yanımda dağlar duman
Altı patlar, altı patlar
bu dert beni, bu dert beni verem eder
Dama çıktımm damdan düştüm
Kılıç kestim rakı içtim
Şahin oldum ,
keloğlanın küllahını kaptım kaçtım
Yare ağlar, güler uçtum
Yarı yolda yorgun düştüm
Benim annem kadın annem
bu nasıl iş bana de hele
Gece gündüz düşünürüm
tenhalarda menhalarda
Aman annem guzel annem
beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var
sol yanımda yandım allah
Altı patlar, altı patlar
bu dert, beni bu dert beni adam eder


Bu Gala Daşlı Gala


Dağlara acem düşünde
Bülbüle gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yadıma sen düşende
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala
Kızıl gül olmayaydı
sararıp solmayaydı
Bir ayrılık bir ölüm
Heç biri olmayaydı
Bu gala daşlı gala
Her yanı daşlı gala
Korkaram yar geç gele
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala


Bu Yalnızlık Benim


Sana birgün bu mektubum ulaşır
Açarsın ha eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyele taşınır kan çiçekleri
Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim,şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
Beni birgün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı
Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin


Büyüdün Bebeğim


Aklın ermez mapusluğa
Bahçede sarı ışığa
On üç tane yaş döküldü
Ranzadaki yastiğina
Büyüdün sende
Hasret sende sevgi bende
Akşamlar döner geceye
Geceler gebe gündüze
Karanliğa bakip durma
Beni orada arama
Ben güneşin içindeyim
Beni sabahlarda ara
Geleceğim bir gün bende
Sevgi büyüt ellerinde
Akşamlar döner geceye
Geceler gebe gündüze


Can Yoldaşım


Yağmur yağar sel olurum
Toprak döner sel olurum hey
Seni sevdim gam çekmeden
Gün ortasında ölürüm hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey
Gün doğarken meyhanede
Bardağım da rakım benim hey hey
Çorbam da tuzum közde biberim
Belim de silahım benim hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey


Cinayet Saati


Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak vurdular dört kişi.
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım
Allahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, Ismail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.


Çek Mustafa Çek


Genc kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
Vesta kızlarına, rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan, bulutları gömdükten sonra
Elimize ne geçti, elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle ahkam kesmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
Müzeleri havaya uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup
O kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye
Adımız yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti, elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin omrun hep böyle çekmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin omrun hep böyle ahkam kesmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Çek mustafa çek bir de benim için akademik rakı çek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çek kesmekle mi geçecek


Çiğdem Çiçek


Aylar oldu yillar oldu
Ben yuzunu gormedim
Yuzune hasret kaldim giz
Yuzumu yuzune surmedim
Gulen aya sordum seni
Kustu yuzunu sakladi
Yildizlara sordum seni
Yuzume bakamadi
Yildizlara sordum seni
Yildizlar kan agladi
Aksam olur ay gecede
Cigdem cicek senlenir
Vallah/ Billah dusunmesem seni
Derdime dert eklenir
Bicak sapladim sineme
Eskidi yaralarim
Sabah olsun gelmeye gel
Kendimi yaralarim

Dardayım

Daradayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece...
Örtselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...
Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...
Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.
Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugünde ölmedim anne.
Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar beline dolandığımda bir dal
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugünde ölmedim anne.
Bana böylesi garip duygular
Bilmem neye gelir nereye gider
Döndüm işte
Acı yüreğimden beynime sızar
Bugünde ölmedim anne


Demedim Mi Haydar


Biz dağlarda keklik idik
Şimdi bu çöplükte bir karga olduk
Bizim de boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk
Demedim mi haydar demedim mi sana
Bu istanbul yutar adamı
Demedim mi haydar demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı
Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında meze olduk
Bizim de harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk


Denizin Ardı Özgürlük


Ne demeli şimdi
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı ucuna mı körpe filizin
Öylese karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış, parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin
Oynaşmak değil mi içindeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim karamışsa kirden,rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişler ağlayışlarda
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hülyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli şimdi
Ey serçelerin sabahlarla bölüştüğü cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkati çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneği
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırını yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerin...


Derin Bir Ah Çektim


Derin bir ah çektin içim yandı
Kıyamaz gözüm gözlerine
Rüyalarımdan gelip geçersin
Varamaz elim ellerine
Tren yolunda raylar uzar
Uzarda nereye gider
Ay'a gider, suya gider ,yola gider, yar gider
Benim de başıma gelenler adamı kanser eder
Benim de başıma gelenler insanı kanser eder
Derin bir ah çektin içim yandı
Dayanmaz gönlüm hasretine
Arzularımdan gelip geçersin
Yaslanmaz başım dizlerine
Gurbet olunca yollar uzar
Uzarda nere gider
Dağa gider ,taşa gider, aşka gider ,yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder
Derin bir ah çektin içim yandı
Yetişmez ömrüm gençliğine
Son nefesimden gelip geçersin
Yağmaz gözüm ellerine
Darağacında ipler uzar
Uzarda nere gider
Cana gider, kana gider, sona gider, yar gider
Benim de başıma gelenler adamı kanser eder
Benim de başıma gelenler insanı kanser eder



Diyarbakır Hasreti


Sevince ölesiye sevilir kalınırdı
Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
Sonra
Şehirler uyur kalbim örselenirdi
Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Gidince upuzun kırılmış dallar gibi
Üşürdü ömrümüz saçakta kuşlar gibi
Kederden geberten hasret ezberlenirdi
Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
Geliyorum hasretinin gözlerinden öperek

Doğumgünü

İnsanların yüzlerini, göremiyorum
Boğazım düğüm düğüm, çözemiyorum
İstesemde yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsamda yırtsam
Ah elim tutuşmasa elini tutsam
Susmasan konuşsan, sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü
bağrıma bassam
Doğum günüm bugünüm
Doğum günüm gülüm
Doğum günüm diyorsun
Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır
sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem
gelemem senelerce




Dokunma Yanarsın

Çocukluğum çıraklıkta geçti, kir pas içinde
Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
Küçük voltalardan bıktım, usandım
Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
Usanmadan, bıkmadan
Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
Beni kendi halime bırak yavrucuğum
Ben yolumu nasıl olsa bulurum...
Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vuruşsun istiyorum! Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
Dönemezsem affet...
Firari gecelerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile bulur!
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana sende ellerin tutuşur!
Koşmak istiyorum
Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!
Koşmak istiyorum
Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!
Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket! Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet
Firari acıların uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir korkak bile vurur!
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana, sende yanarsın


Doruklara Sevdalandım

Filiz filiz parelendim dağlara uymak için
Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
'Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum
Çünkü yorgunluğumun
yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duydugum mutlulugun tadına
düşmanlarim ulaşamazlar'
Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
Denizlerda dalgalandım taşları oymak için
Dorulara sevdalandım ışığa doymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için
Irmaklarda durulandım dağlari duymak için
'Bir kus ciz yavrum yuzume gozyasinla
Bir kus tel tel kirpiklerim kanat olsun
Bir kus cirpinan kalbi dudagimda
Bir kus sicakligin beni bulsun
Bahar gelmis balam benim
Bahar gelmis dayanmis
Dalda yaprak bebecigim
Suda kopuk uyanmis
Kuzulara ozenmis kizim benim
Korpe sesler dinlenmis
Ay isiginda yanmis yavrucugum
Onun icin beyazmis'
Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-01-2008, 12:38 PM   #4 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute
Standart

Dost

Benim sevdalarım yeni filizlenir
Doymasada toprak can, can içinde
Şu kara günlerim yeni beyazlanır
Doymasada yürek can, can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost
Filizlerim kokar gül deste gibi
Bülbül figan eder sanki yasta gibi
Benim deli gönlüm yine hasta gib i
Artar eksilmiyor can can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost

Dosta Düşmana Karşı

Zindanlardan taşa taşa kar beni Mamak’lardan metris’lerden sor beni Diyarbekre kanla bastım mührümü Ceset ceset kefen kefen sar beni Bu türkü mor dağların emanetidir Firari mahpuslara bir avuç su Bir türkü dilimi içerdekine Çeyiz sandıgına oyalı yazma Memeye süt Ve baharın toprağa bereketidir Sığmaz dört duvarın yanına, dikenli tele Cesur mermidir, mavzer yatağında bu Önü kıtlık kıran, zemheri Ardı ateş külü, kızılcık Ve menekşedir Bir teli asuri vurur, bir keldani Ve yeşile çalar her mevsim Petrol mavisini Kan kızılını Kavruk dudakların tuzunda tadı Fırat’ı Dijle’yi vurur Heyy bre Şahin gagasında Can suretidir Kara saçlım Gül benizlim Sevdiğim Bu türkü Mor dağların emanetidir Gün kar yanığı yüze vuranda Debreşir gökçe yürek Kasketi keder gömleği kan Sevdası bir uçurumdur Gözleri kor tanesi gözleri hançer Gözleri cesarettir Krizantem çiçegidir emegi gülüm Elleri cesur vede hünerli Mor dağların ardında Üç koca destan üç koca dünya Üç denklem Üç şifre üç atom çekirdeği ve Bir çakmak bir kıvılcım birde dinamit Gün kar yanığı yüze vuranda Mor dağların türküsü gelir Onlar güneşin bağrında ateş Yer yüzünde bir taze çiçektiler Namluda namusun fişengi İsyanda yürek kara düşte Bembeyaz gerçektiler Ben yılların sevdası Nazlım Sabır kıyısında Kin köpüğü Al almada Başaklarda Gül dudaklarda hasret Söyle türkünü sen Erinme nazlı bacım Ağlamadan Karalara bağlamadan Kına gecelerinin sevincinde Lurke’de Goven’de Temirağa’da

Elektro Şok

Çocuksu korkuları senle bastırdım
Yanında sofra kurdum kaşık salladım
Kana kana içtim seni ağustosta
Rakımda buz oldun şişemde buğu
Karanlık sokakları sahipsiz mezarları
Seninle geçtim sensiz bir hiçtim
Üşüdüm sobamda senle kavruldum
Acıktim aşımı senle pişirdim
Elektrik elektrik bir acayip şoktayım yüreğim bitik
Elektrik elektrik yay gibi gerinmişim sigortam atık
Geçit vermez dağları seninle aştım
Uzaktaki dostlara senle ulaştım
Tak fişi bitir işi dedikleri bu
Hep rahat yaşamaya senle alıştım
Şimdi loş odalarda tutsağın oldum
Yasal koridorlarda damgalı puldum
El kelepçe kol kırık gönül çaresiz
Her bir dokunuşunda titredim durdum
Elektrik elektrik bir acayip şoktayım yüreğim bitik
Elektrik elektrik yay gibi gerinmişim sigortam atık
Elektrik elektrik bir acayip şoktayım yüreğim bitik
Elektrik elektrik yay gibi gerinmişim sigortam atık

Entel Maganda

Piposu agız kenarında
Bodrum'un entel barında
Herkesin yarğılamaktan
Kimse kalmamış yanında
Sakalları şarap tasında
Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor
Sanırsın dev aynasında
Bir eli televizyonda
Öteki eli basında
Birşeylerin tadı kalmış
Dişlerinin arasında
Başkalarına hümanist
Karısına karşı dayı
Nasil beceriyor bilmem
Ikisi birden olmayı
Konuşurken solcusun
Yaşarken karambolcusun
Oportunizme bulaşmış
Tipik bir orta yolcusun
Bir Allahcı bir kulcusun
Bir davulcu bir pulcusun
Ne kadar inkar etsen de
Hem jigolo hem dulcusun
O yandasın bu yandasın
Hovardasın hep bardasın
Artık rol yapmayı bırak
Sen bir entel magandasın
Behey sanat hırsızı

Evlerinin Önü

Evlerinin önü mersin
Ah sular akar gadınım
Mersin tersin
Allah seni bana versin
Al hançeri gadınım
Vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of
Evlerinin önü susam
Ah su bulsamda gadınım
Çevremi bulsam
Açsan yüzünü
Baksam doysam
Al hançeri gadınım
Vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayim
Hayda efeler of

Eylül'e İsyan

Sen betonlar içinde ben senin özleminde
Sen yanginlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydinliği aradik karanliklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarinlarin derdinde
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsekte çözülsekte başkaldırdık zamana
Güneşte kavruluruz kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yanlızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız her Eylül'e isyan gibi

Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol
Birak elinden şu sazı

Öfkemi Al Yanına
Her sürgünün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen

Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen

Mahpushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Her gün seni düşünüp
Yok olacağım

Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi, dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen


Arka Mahalle

Ağladım göz yaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahlede
Düştüm de yerlere bir of demedim

Başıma neler geldi sana diyemedim
Beni kaç kere dövdüler
Adını söylemedim of of of of
Yıkılsın evin

Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
Yine de bu yangını söndüremedim
Bağıra bağıra yazdım seni içime
Bir kez olsun yüzünü güldüremedim


Bir Anka Kuşu

Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi

Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi

Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime

Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular dövdüler

Şiir
Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım

Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
Geceler tanır beni, kan damlar içerimden

Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben

Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi

Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi

Şiir
Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım


Bize Ne Oldu

Gece düştüm sokaklara
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım
Yine nekadar iyiydin
Yine nekadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık, diye bilmem imkansız

Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu

Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım
Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece


Gayrı Gider Oldum

Gayrı gider oldum gardaşlar
Ve de kızkardaşlar
Gayrı haram bu can bana
Bu toprak damlar bu yollar bana
Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
Oğul uşak bir de karım
Kurt bana hastır çeker
Yılan bana çıyan bana

Hastır çeker yılan bana
Lan gardaş bu nasıl yara
Lan gardaş bu nasıl yara
Kanar her yerinden
Dövülmüşüm sövülmüşüm kovulmuşum ben
Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
Çeker giderim.


Gel Haydi Gel

Güller solmadan önce gel
Gecenin yarısında gel
Gizli gizli gel sessiz gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Bak ben gelmeden önce gel
Ben sana gel demeden gel
İşte şimdi gel hadi gel

Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel

Ateş sönmeden önce gel
Sabahın serininde gel
Islak ıslak gel titre gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Şarkım bitmeden önce gel
Söyleyince gel çabuk gel
Hadi hadi gel şimdi gel

Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel


Hep Sonradan

Ne sen leyla' sın ne de ben mecnun
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu

Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan

Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu

Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep son


Koçero

Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
Bir belirsiz karanlıktan
Bir belirsiz karanlığa
İrkilip uçmasıdır
Bir dağ çekirgesinin
Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
Yamaçtan bir taşın yuvarlanması
Bir pınarın durup durup akması
Bir çift gözün karanlığa bakması
Şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
Bir geyiktir koçero
Sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
Tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
Tırnakları rüzgarlı
Suçsuz bir geyik
Avcılar yakalarsa mezedir eti
Köpekler kovalarsa diş kırasıdır
Bir okul piyesidir koçero
Açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
Müsamere derler adına oralarda
Kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
Biletlidir ve yoksullar yararınadır

Muhtara sorarsanız
Bizim serseri veli
Marabaya sorarsanız
İşini bilmemiş deli
Köylüye sorarsanız
Ekmeksiz garibin teki
Çocuklara sorarsanız
Yüce dağlar aslanı aslan koçero
Kimsesize sorarsanız
Hükümet bilir onu
Candarmaya sorarsanız
Devletin dağlarda silah çatması
Vurguncuya sorarsanız
Yolkesici yağmacı
Soyguncuya sorarsanız
Devletin acizliği
Sağcıya sorarsanız
Siktiret pezevengi
Solcuya sorarsanız
"ferman padişahın dağlar bizimdir"
Erzurum'da kol başıdır
Erzincan'da deli daylak
Pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
Bir "kılıcı kanlı" van'da
Mardin'de bir
Gözükanlı kaçakçı

Diplomata sorarsanız
Turistik bir serüven
Kaymakama sorarsanız
"ahval-i adiye"den
Sosyeteye sorarsanız
Eğlenceli bir briç
Sorarsanız bezirgan filimciye
Gişelik bir senaryo
Sorarsanız bürokrata
Atatürk'ün gardrobuna
Tükürmüş biri
Hümaniste sorarsanız
Fransızca bilmeyen
Montenyi'den anlamıyan
Mitologya tragedya
Hümanizma helenizma
Hiçbirinden çakmayan
Bir yörüktür koçero
Ne anlar rönesanstan
Ne anlar restorasyondan


Başım Belada
Bugün düşünemiycen kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler tutar yanı yok,iler tutar yanı yok
Fişlenmişim,adım eşgalim bilinmekte
Üstelik göğsümde,yani yam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkıya gezinmekte

Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta,
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık,nerden baksan tutarsızlık,
Nerden baksan ahmakça
Başım belada
Üzerime kan sıçramış doğarken
Uykularım yarıda kalmış
Başım belada
Senelerce kuralsız yaşamışam
Nere gitsem çaresi yok,nere gitsem çaresi yok
Nere gitsem çaresi yok yanmışım

Sevdim inanamiycan kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok,ihanetin adı yok
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakya

Başım belada...





Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-01-2008, 12:50 PM   #5 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 388
Üye No: 4
Tecrübe Puanı: 50000
Rep Puanı : 100525
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute
Standart

Kadınlar
Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara dogru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi

Yorgun Demokrat
Karanlık yollardan geçtik
Zehir gibi sular içtik
Bir yanımızda ölüm
Bir yanımızda yar sevdik
Bir değil bin bir kere
Sırat köprüsünden geçtik
Cehennem denen illetin
Ta göğsünü deldik geçtik

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma yorgun demokrat

Şarkılar küsmüş dudağa
Ömründe gecikmiş hasat
Karışmış çoluk çocuğa
Geçim derdinde demokrat
İçlenir hatırladıkça
İzlerini o günlerin
Düşe kalka bata çıka
Yaşadığı o depremin

Bu yolda dönenler oldu
Mum gibi sönenler oldu
Yar göğsüne baş koymadan
Vurulup düşenler oldu

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni
Artık susma yorgun demokrat
Bir Minik Kız Çocuğu
Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri


Katlime Ferman
Bir yuruyus eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
Bir yürüyüş eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
Dayan dizlerim dayan
Ağla gözlerim ağla
Namlu puşt olmuş at ayağı puşt
Vay anam vay vay bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
Ya katlime ferman
Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
Ya katlime ferman
Ay bu nasıl devran, ay bu nasıl devran
28 nisandı yavru hey
Ham meyvayı kopardılar dalıdan
Vay anam vay vay bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
Ya katlime ferman
Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
Ya katlime ferman


Kimdir BunlarNe çıramız ne lambamız
Karanlık yollarda kaldık
Kor kor ateşlerde yandık
Çok uslandık, usanmadık

Bir rüzgar gibi tarihten geçtiler
Neler görüp neleri geçirdiler
Aç kaldılar yine dilenmediler
Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi

Kara perçemleri türkü türküdür
Hiç değiller onlar insan gülüdür
Dediler ki düşünmenin günüdür
Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi


Ayrılığın hediyesi

Şimdi saat sensizin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Tenhasında gecenin avutulmamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan
Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
Arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
Yargılayıp asıyorum
Bu son olsun bu son olsun

Şimdi saat yokluğun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gittiler
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Voltasında gecenin hiç uyumamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
anlık
Tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun


An Gelir
Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski, o eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Şarkılar susar heves kalmaz
Şataraban ölür

Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar / tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür

An gelir
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada pir sultan ölür
Son umut kırılmıştır
Kaf dağı' nın ardındaki
Ne selam artık ne sabah
Kimseler bilmez nerdeler
Namlı masal sevdalıları
Evvel zaman içinde
Kalbur saman ölür
Kubbelerde uğuldar baki
Çeşmelerden akar sinan
An gelir
-la ilahe illallah-
Kanuni süleyman ölür
Görünmez bir mezarlıktır zaman
Şairler dolaşır saf saf
Tenhalarında şiir söyleyerek
Kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
Saatli bir bombadır patlar
An gelir
Attila ilhan ölür


Aynı Daldaydık

Saat 21'i vuranda
Burada kan panalar çalardı
Burada.
Burada hasret ve dert
Sen nerdeydin?

Bugün
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?

Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık

Tam yüzyıl
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık


Şahin Gibi
Sabahtan uğradım ben bir güzele
Güzel ağlatmadı güldürdü beni
Ben güzelden böyle vefa ummazdım
Ak göğsün üstüne kondurdu beni

Ahu gelin kınalı gelin
Şahin gibi yükseklerden uçarken
Keklik ininden geçerken
Ahu bu kevser ırmağından içerken

Susuz çöllerden kandırdı beni
Ahu gelin kınalı gelin
Susuz pınarlardan kandırdı beni
Ahu gelin kınalı gelin

Oy Benim CanımAy ışığı vurmuş
Toprak yanıyor
Toprağın üzerine
Kimler düşüyor
Kimse bu yangını
Görmüyor duymuyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Oy benim canım
Yaralı ceylanım
Henüz yolun başında
Solup giden baharım

Ay ışığı vurmuş
Toprak kanıyor
Dudağının kıvrımından
Gözüm nereye sızıyor
Bu kaçıncı baharım
Başlamadan bitiyor
Onun için mi dağlar
Yıldızlar ağlıyor

Jilet Yiyen Kız
O kızı nerede nasıl görsem
Aklımı başımdan alır ağzı
Saçları şıra köpüğü desem
Kaşları bıçak izi kırmızı

Yakut pulları mı/bu ne görkem
Kanlı gözbebeklerindeki yazı
Beni nasıl büyüledi bilmem
Kirpikleri örümcek kırmızı

Kızıl demirden bir ünlem
Salınması yangın yalnızı
Korkmasam öpmeye eğilsem
Dişleri elektrik kırmızı

Çarpılmışım başım sersem
Sevdim jilet yiyen kızı
Göğsündeki kumrulara değsem
Gagaları zehirli kırmızı

Gece gündüz tek düşüncem
Kasıklarımdaki ince sızı
Artık kimseyle sevişemem
Anladım sevişmek kırmızı

Jilet yiyen kız merih'li gecem
Birlikte bulacağız belâmızı
Sonumuz kuşkusuz cehennem
Kırmızı kırmızı kırmızı


Çek Mustafa
Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
Rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan bulutları gödükten sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?

Müzeleri havalara uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Çek birde benim için akedemik rakı çek
Çek çek çek çek
Senin ömrün hep böyle çek kesmeklemi geçicek???

Tutuşur DizlerimYiğidim yiğit olmasın aya
Yanık türkülere vurmayın beni

Tutuşur dizelerim dizelerim sonra ) 2
Her biri yıldız kendi halinde )

Geceleri inen inen sessizlik
Umarsız açan eski yaradır

İşte gene yükseldi duvarlar ) 2
Etme gözlerim koru kendini )

Ayıklasam dize dizelerimden
Acıyı dönüş duvar nemini

Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın şiirimi sıcak bir ekmek gibi

Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın türkümü sıcak bir ekmek gibi

Birazdan Kudurur Deniz
Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından
Üst üste fışkıran rüzgarlar
Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.

"Artık sazın bağrı mı olur
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir bu sokaklar
Seni alır kullanır seni alır kullanır
Santim santim çürürsün."

Bazen bir uçurum kalır
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır
Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.

"Şimdi bir yeni sevda mı olur
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
Dirhem dirhem azalırsın."

Bir Anka Kuşu
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi

Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi

Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime

Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular dövdüler

Şiir
Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım

Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
Geceler tanır beni, kan damlar içerimden

Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben

Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi

Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi

Şiir
Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yara


Suskun

Rüya, bütün çektiğimiz
Rüya kahrım, rüya zindan
Nasıl da yılları buldu
Bir mısra boyu maceram

Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürüm ha
Aymışım yarı gece de
Seni bulmuşam sonra
Yağar bir yağmur sonra

Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
Bilmezler nasıl sevdik birbirimizi
İki yitik hasret
İki parça can
Sus, kimseler duymasın
Duymasın ölürem ha
Aymışam yarı gecede
Seni bulmuşam sonra
Yağar bir yağmur sonra
Yağıyor yeşil yeşil



Nereden BileceksinizÜstüm başım toz içinde
Önüm arkam pus içinde
Sakallarım pas içinde
Siz benim nasıl yandığımı
Nereden bileceksiniz

Bir fidandım devrildim
Fırtınaydım duruldum
Yoruldum çok yoruldum
Siz benim neler çektiğimi
Nereden bileceksiniz

Taş duvarlar yıkıp geldim
Demirleri söküp geldim
Hayatımı yakıp geldim heyy
Siz benim neden kaçtığımı
Nereden bileceksiniz

Gökte yıldız söner şimdi
Annem beni anar şimdi
Sevdiğim var kanar şimdi
Siz benim niye içtiğimi
Nereden bileceksiniz

Bir pınardım kan oldum
Yol kenarı han oldum
Yanıldım ah ziyan oldum
Siz benim neden sustuğumu
Nereden bileceksiniz

Ben ardımda yaş bıraktım
Ağlayan bir eş bıraktım
Sol yanımı boş bıraktım heyy
Siz benim kime küstüğümü
Nereden bileceksiniz?


Zeytin Karası
Gul diyorum
Yoksul acilarin golgesinde
Gullerin solsun istemiyorum
Ay diyorum sonra
Ay n'olur
Bir vaktinde gecenin
Yaralarin acsin istemiyorum
Hangi sevda vurmus seni
Hangi delikanli
Gonlune
Salvo bakislarla..
Soramam
Zeytin karasi gozlerini
Yoluma yatirma
Dayanamam


Yusuf Yusuf
Hey hey hey hey hey hey
Anamın karnında bir sancı var
Ta şu göğüslerinin alt yerinde
Doğ doğ doğ doğ doğ doğ
Doğ yusuf doğ yusuf doğ yusuf
Kan ile gel, revanla gel, sıkıntıyla gel
Barikatlar yıktı geçti peh
Şu dağları aştı geçti
Kim kim kim kim
Kim olacak yusuf yusuf

Hey hey hey hey hey hey
Anamın karnında bir sancı var
Ta şu göğüslerinin alt yerinde
Hey hey hey hey hey hey
Doğ yusuf doğ yusuf doğ yusuf
Kan ile gel revanla gel sıkıntıyla gel
Bendleride yıktı aştı peh
Şu dağları deldi geçti
Kim kim kim kim
Kim olacak yusuf yusuf

Zaman akar zaman geçer
Zaman zindan içinde
Biz mahpusta yatardık
Dosta düşman içinde
Zaman akar zaman geçer
Zaman zaman içinde
Getirdiler getirdiler bir yiğit
Ayak çıplak ak bir mintan içinde



Söz : enver gökçe
Müzik : ahmet kaya


Yakarım Geceleri
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Aslı bende kalacak
Bizi hasret saracak
Bulutlar çıldıracak
Ayrılık başımı döndürüyor
Kavuşmayı özlettin
İntiharlar kuşandım
Bu aşkı sen kirlettin
Geçtim borandan kardan
Yitirdim bahçeleri
Ellerini tutamazsam gülüm
Yatamam geceleri
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Kahrı bende kalacak
Sende ihanet gülüm
Bende matem kalacak
Bu aşkın efkarı şarkılarda
Yüzün bende solacak
Bizi zaman yenecek
Ve anılar kalacak
Geçtim borandan kardan
Yitirdim bahçeleri
Ellerini tutamazsam gülüm
Yakarım geceleri


YakamozYağmur yağar ıslanırsın vay aman ) 2
Güneş doğar kurumazsın vay aman )
Ay ışığı de durursun vay aman )
Yakamozsun sen )

Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman ) 2
Güneş doğdu gidecekmisin vay aman )
Bırak ay gitsin sen kal bu gece vay aman )
Umudumsun sen )


Yaşamadın SenSensiz geçmiyor bu günler biliyor musun
Yüreğine beni, beni soruyor musun
Öyle yalnız, yalnız kaldım biliyor musun
Türküler söyledim sana duyuyor musun
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun

Bir kuş oldun gökyüzünde, uçamadın sen
Nehir oldun ırmak oldun, taşamadın sen
Çocuk oldun sokaklarda, oynamadın sen
Doğdun da büyüdüN ama yaşamadın sen
Yıllar oldu oralardan çıkamıyorsun
Bağlanmış elin ayağın kaçamıyorsun


Yüreğim Kanıyor
Sakin göllerin kuğusuyduk , salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Gözüm yaşarıyor yüreğim kanıyor ) 2
Olmasaydı sonumuz böyle )

Biri saksımızı çiğneyip gitti , biri duvarları yıktı
Camları kırdı , fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri , her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı , biri şarabımızı döktü , soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu ciğerim yanıyor
Yüreğim kanıyor olmasaydı sonumuz böyle

Gözüm yaşarıyor yüreğim kanıyor ) 2
Olmasaydı sonumuz böyle )

Dağlarda çoban ateşiydik , dolanarak mavzer yatağında
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor , yüreğim kanıyor ) 2
Olmasaydı sonumuz böyle )

Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe. hep aynı yerde
Karşılaşırdık tesadüf bu , birer tomurcuktuk hayatın
Kollarında , birer çiğ damlasıydık bahar sabahında gül
Yaprağında , dedimya hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor , yüreğim kanıyor
Bitmeseydi bizim öğkümüz böyle

Gözüm yaşarıyor yüreğim kanıyor ) 2
Olmasaydı sonumuz böyle )


Uy HavarYangınlar
Kahpe fakları
Korku cığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay
Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın
Oy sevmişem ben seni
Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu
He canim
Çiçek dağı kıtlık kıran
Gül açmaz çağla dökmez
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Şahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim...
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız
Kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim
Ne kinsiz bir rüzgar
Mısra dökeyim
Oy sevmişem ben seni!
Ve sen daha demincek
Yıllarda geçse demincek
Bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm
Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır
Umut dağlarla
Düşün uzay cağında bir ayağımız
Ham carık kıl çorapta olsa da biri
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda
Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri için
Koymuş postasını
Görmüş restini
He canım
Sen getir üstünü
Oy Havar
Muhammed, İsa aşkına
Yattığım ranza aşkına
Deeey dağları un eder ferhadın gürzü
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde asi
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni!


Tutuşur Dizelerim
Yiğidim yiğit olmasın aya
Yanık türkülere vurmayın beni

Tutuşur dizelerim dizelerim sonra ) 2
Her biri yıldız kendi halinde )

Geceleri inen inen sessizlik
Umarsız açan eski yaradır

İşte gene yükseldi duvarlar ) 2
Etme gözlerim koru kendini )

Ayıklasam dize dizelerimden
Acıyı dönüş duvar nemini

Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın şiirimi sıcak bir ekmek gibi

Kirli gömleğimi koklarmış annem
Koklasın türkümü sıcak bir ekmek gibi


Tut ki Gecedir
Tut ki gecedir
Karanlik sivasir ellerine camlardan
Birden kırmızıya doner trafik ışıkları
Kükürtlü dumanlar yükselir
Korkuya batmış cam kırığı adamlardan
Tehlikeye büyür sakalları
Tut ki gecedir
İhbarlar birer sansar
Bir telefondan bir telefona atlar
Yeraltı örgütleri tetik üstünde
Adres değiştirmis silah kacakcilari
Fahişeler birbirinden kuşkulanıyor
"Tut ki gecedir
katiller huzursuz
hırsızlar sinirli"
Hainler ürkekçedir
Elleri telefona kendiliğinden uzanıyor
"ihanete gece muthis bir gerecedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar"
Ihanet bir bilmecedir


Turuncu Gemi
Gülüm gülüm, gülüm gülüm
Akşam oldu bugün yine
Gülüm gülüm, gülüm gülüm
Hava bozdu birden bire
Turuncu gemide yoldaşlar gidiyor
Tüfekleri ellerinde
Kalk gidelim evimize karlar yağacak
Bugünde böyle geçti sanma
Yarın neler olacak
Gülüm gülüm, gülüm gülüm
Hava bozdu birden bire
Gülüm gülüm, gülüm gülüm
Gözündeki yaş niye
Turuncu gemi dönmeyecek geri
Gözündeki yaşlar niye
Deniz kenarı soğuk
Hemde karanlık basıyor
Havada tam kar havası ha
Gidilmesi zor yer var gidilmesi gereken
Hadi gülüm toparlan gidiyoruz
Yaşamak için ölmek sırası bizde
Gitmeden yetişelim gemiye çabuk


Turna Semahı
Gitme turnam gitme, nerden gelirsen
Sen nazlı canana benzesin turnam
Her bakışta beni, mecnun edersin
Tabibe lokmana benzesin turnam
Has nenni nenni, dost nenni nenni
Pir abdal sultan'a benzesin turnam
Yürü turnam yürü canana yürü

Havayı hey deli gönül havayı
Bir kız katarlamış da atı deveyi
Ay doğmandan şavkı tuttu
Yürüyelim, yürüyelim bundan sonra dost nenni
Hey dost, hey dost

Yedi kardeş idik biz bu ovada
Kimi saz çalardı kimi dönende
Bakmaz mısın gözlerimin yaşına
Bakmaz mısın mezarımın taşına
Hey dost, hey dost

Eğlen dur, eğlen dur, sarı/telli turnam eğlen dur
Sallan dur, sallan dur, sarı turnam sallan dur

Tezgahtar Nebahat
Tezgahtar bir kızdı o permalı saçlarıyla
Herkese gülümserdi süzgün bakışlarıyla
Anasının elinden kaçırıp birkaç kuruş
Konserlere giderdi çılgın gözyaşlarıyla

Kırmızı hırkasıyla resimler çektirirdi
Keşfedilmek için hep Beyoğlu'nda gezerdi
Her akşam o şarkıcı duvardaki posterden
Uzanıp rüya gibi dudağından öperdi

Ahh Nebahat Nebahat bir gün görmedi rahat
Düşünür bulamazdı kimdeydi bu kabahat

Tezgahtar bir kızdı o evi Salmaclarda
Altı kardeş bir ana birde kötürüm baba
İçki kumar peşinde boşvermiş bir abisi
Devlete karşı gelmiş bir ablası mapusta

Kırmızı hırkasıyla ah seneler eskitti
Sonunda rüyasını sandığına kitledi
Mahalleden biriyle heveslendi sevmeye
Hayırsız çıktı oğlan zengin bir dula gitti

Ahh Nebahat Nebahat ona gülmedi hayat
Sonunda anladı ki kendindeydi kabahat


Telgrafçı Akif
Hüseynik"ten çiktim seher yoluna
Can agrisi tesir etti koluma
Yaradanim merhamet et kuluna
Yazik oldu yazik su genç ömrüme
Bilmem su felegin bana cevri ne
Telgrafin direkleri sayilmaz
Atik hanim baygin düstü ayilmaz
Böyle canlar tenesire koyulmaz
Yazik oldu yazik su genç ömrüme
Bilmem su felegin bana cevri ne
Lütfü gelsin telgrafin basina
Bir tel vursun Musul"da gardasima
Yazik oldu yazik su genç ömrüme
Bilmem su felegin bana cevri ne
Yazik oldu yazik su genç ömrüme
Bilmem su felegin bana cevri ne

Mirza isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
 


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:56 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2008 DigiSorf Forum ®, All Rights Reserved